Medya sponsoru olduğumuz WORLDEF Istanbul son gününe girdi. Etkinlik kapsamında ARC Law Firm Kurucusu Avukat Cemal Araalan ve ARC Law Firm Ortağı Avukat Alp Mete Şirin ile bir araya geldik.
Worldef Istanbul 2025 kapsamında, kripto varlıklar ve finansal teknolojiler alanında uzman iki önemli hukukçuyla bir araya geldik. ARC Law Firm Kurucusu Avukat Cemal Araalan ve ARC Law Firm Ortağı Avukat Alp Mete Şirin, yalnızca regülasyon gündemini yakından izlemekle kalmıyor, aynı zamanda Fintechtime’da yayımladıkları makalelerle sektöre yön veriyor. Blokzincir teknolojisinden kripto varlık regülasyonlarına, DeFi’dan RWA projelerine kadar pek çok güncel başlığı ele aldığımız bu söyleşide; Türkiye’deki yasal çerçevenin gelişimini, 2026 beklentilerini ve yeni nesil hukuk yaklaşımlarını detaylarıyla konuştuk.
Kripto regülasyonlarının hem Türkiye hem dünya genelinde hız kazandığı bir dönemdeyiz. 2025 yılı kripto varlık dünyası için nasıl başladı? Sektörde hukuki anlamda öne çıkan gelişmeleri nasıl özetlersiniz?
2025 yılı bizim açımızdan oldukça hızlı başladı. Bildiğiniz üzere 2024’ün Temmuz ayında uzun zamandır beklenen önemli bir regülasyon yürürlüğe girdi. Yaklaşık 11-12 yıldır regülasyonsuz ilerleyen bir sektörde, kripto varlık hizmet sağlayıcıları ilk kez gerçek anlamda düzenlenmiş oldu.
Türkiye hem Avrupa hem Asya için bu anlamda önemli bir merkez konumunda. Kullanıcı sayısı çok fazla, ekosistem oldukça aktif. Regülasyonun ardından uyum süreci de çok hızlı başladı. Bizler de bu süreçte birçok müvekkilimiz adına lisans başvuruları gerçekleştirdik. Gerçekten çok yoğun bir dönem oldu.
2025 yılıyla birlikte ilk regülasyonların ardından ilke kararları ve tebliğ gibi ikincil düzenlemeler de geldi. Artık elimizde bir mevzuat var, bir rehber var. Öncesinde biz çoğu zaman Avrupa’daki regülasyonlara göre yönlendirme yapmaya çalışıyorduk. Ancak artık Türkiye’deki yasal çerçeve sayesinde çok daha rahat ilerleyebiliyoruz.
Bu regülasyonlar ilk etapta bazıları için zorlayıcı olsa da kısa vadede Türkiye kripto varlık ekosistemine büyük bir ivme kazandıracağını düşünüyoruz.
Türkiye özelinde regülasyon gündeminde neler ön plana çıktı? Sektörde belirsizliği azaltan ya da yeni soru işaretleri doğuran düzenlemeler var mı? Avrupa Birliği’nin izinden gidiyoruz ama siz ne dersiniz bu konuda?
Bence en dikkat çeken gelişme, kripto varlık hizmet sağlayıcılarına yönelik düzenlemelerin netleşmesi oldu. Lisans süreçlerinin kapsamı ikincil düzenlemelerle belirginleşti. Ancak hâlâ belirsiz kalan noktalar var. Özellikle merkeziyetsiz finans (DeFi) tarafı hâlâ regülasyon açısından gri alanda kalıyor. Oranın nasıl düzenleneceği şu an için net değil.
Bir diğer önemli başlık ise 30 Haziran 2025’e kadar faaliyet izni başvurusu yapması gereken platformlar konusu. Şu anda Türkiye’de yaklaşık 88-89 platform bulunuyor ama bu sayının ciddi şekilde azalması bekleniyor. Bu, adeta bir ‘engelli koşu’ gibi.
Sektördeki oyuncuların azalmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Kanun koyucunun da amacı sektörün konsolide olması bize göre. Büyük global oyuncuların Türkiye’de kalacağını, ancak sektörde sadeleşme yaşanacağını öngörüyoruz. Bu sadeleşme yeni iş modellerini de beraberinde getirebilir. 2026 yılı için de heyecanlıyız çünkü bu geçiş sürecinden sonra sektörün daha oturmuş ve istikrarlı bir zemine kavuşacağına inanıyoruz.
2026’ya hazırlanırken bizi neler bekliyor? Hangi başlıklar sıcak kalmaya devam eder?

Önce küresel tabloya bakalım. Amerika’da yaklaşan seçimler ve özellikle Trump’ın olası zaferi sektörde olumlu bir hava yarattı. Düzenleme açısından en öne çıkan başlık ise stablecoin’ler. Çünkü bu alanda gerçek varlıklara dayalı yapılar üzerinden daha sağlam regülasyonların geliştirilebileceği düşünülüyor. Ancak işin kalbinin DeFi olduğuna inanıyoruz. Asıl çözülmesi gereken alan orası.
Bunun dışında “RWA” yani “Real World Asset” tokenizasyonu konusunun çok hızlanacağını düşünüyoruz. Türkiye özellikle inşaat sektörü açısından zengin bir ülke ve bu sektörde tokenizasyona yönelik ciddi bir ilgi oluşmuş durumda. Menkul kıymet tokenlarının hukuki anlamda netleşmesiyle birlikte, inşaat projeleri ya da şirket hisseleri gibi varlıkların tokenize edilerek yeni bir pazar yapısına kavuşacağını öngörüyoruz.
Kripto varlıklar şu anda regülasyonun merkezinde yer alsa da blockchain teknolojisinin çok daha farklı alanlarda kullanılabileceğini biliyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde düzenleyicilerin, blockchain’in farklı uygulama alanlarına da yönelmesini bekliyoruz.
(Cemal Araalan):
Aynı fikirdeyim. Geçtiğimiz hafta Dubai’de Token2049 etkinliğine katıldım. Orada konuşulan en güncel konulardan biri, Dubai hükümetinin “regulatory sandbox” modeliyle gayrimenkulleri tokenize etmeyi planlamasıydı. Bu pilot uygulama, “bir gayrimenkul nasıl tokenize edilir, hangi platformlar kullanılır” gibi detayları kapsıyor. Bu örneği şu yüzden veriyorum: Türkiye’de Real World Asset tarafında ciddi potansiyel var. Şu an bu alan gri bölgede yer alıyor ama bu netleştiğinde çok farklı ve güçlü iş modelleri ortaya çıkabilir.
Bu alanın gelecekte blockchain uygulamalarının kalbi olacağına inanıyorum.
Finali Kripto Varlık Hukuku Sertifika Programı ile yapalım mı? Bu program kimler için hazırlandı? Katılımcılar hangi alanlarda bilgi sahibi olacak?
Finali harika bir noktaya taşıdınız. Bizim “Fintelogy” adlı bir topluluğumuz var. Başlangıçta bu topluluk, amacı sadece farkındalık yaratmak olan, içerik üreten, yazılar paylaşan bir yapıydı. Ancak kripto varlık sektörünün yoğun bir şekilde regüle edilmeye başlamasıyla birlikte somut bir ihtiyaç doğdu. Örneğin bir bankacı arkadaşımız, kripto sektöründe uyum görevlisi olmak istediğinde nereden başlayacağını bilmiyordu. Bu noktadan hareketle, “Kripto Varlık Hukuku ve Uyum Yöneticiliği” başlıklı bir eğitim programı hazırladık. Fintology çatısı altında geliştirdiğimiz bu program 26 hafta sürecek şekilde tasarlandı. İçeriğinde sadece hukuk ve uyum değil; pazarlamadan yazılıma, sektörel aktörlerden regülasyon uzmanlarına kadar birçok alana dair modül var.
Amacımız, bu alana sıfırdan ilgi duyan birinin bile bilgi sahibi olabileceği bütüncül ve nitelikli bir program sunmak. Aynı zamanda sektör profesyonellerinin de ihtiyaçlarına yönelik yapısıyla ciddi bir boşluğu dolduracağını düşünüyoruz.
