Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar ile “Fintek’te Yeni Dönemin Kazananları Kimler Olacak?” dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Büyümenin Yeni Kodu: Kârlı mı, Esnek mi?”
Yatırımcı davranışları değişiyor; hızlı büyüme anlatıları yerini sürdürülebilir, ölçeklenebilir iş modellerine bırakıyor.
2025’e girilirken fintek ekosisteminde başarıyı tanımlayan kriterler yeniden şekilleniyor: verimlilik, uzmanlık ve doğru ortaklıklar artık büyümenin ön koşulu.
Insha Ventures Genel Müdürü Hasan Sami Bayansar, bu dönüşümü yatırımcı perspektifi ve kurumsal inovasyon bakışıyla değerlendirdi; finteklerin rekabetten çok birlikte büyüme stratejileri üzerinden nasıl konumlandığını anlattı.
Röportajdan öne çıkan başlıklar
Yatırımcılar artık hızlı büyüme hikâyelerini değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir iş modellerini dinlemek istiyor.
Büyüme hâlâ önemli ama artık tek başına başarı göstergesi değil.
Kalıcı değer yaratmanın yolu, teknolojiyle finansın kesiştiği alanlarda özgün bir uzmanlık geliştirmekten geçiyor.
Başarılı fintekler, artık tek başına rekabet yerine birlikte büyüme modelini benimsiyor.
Finteklerin geleceğini şekillendirecek olan şey, sermayenin miktarı değil, doğru ortaklıkların niteliği olacak.
2025 itibarıyla yatırımcıların fintek hikâyelerinden beklentileri hangi yönde evriliyor?
2025 itibarıyla yatırımcılar artık yalnızca hızlı büyüme hikâyelerini değil, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir iş modellerini dinlemek istiyor. Finteklerin, pazara ilk giren olma avantajını kaybetmeden, operasyonel verimliliklerini ispat etmeleri bekleniyor. Yatırımcıların önceliği artık “bir sonraki unicorn’u aramaktan çok, pozitif nakit akışı yaratan, regülasyonlara uyumlu, stratejik ortaklıklara açık yapılara kaymış durumda. Özellikle açık bankacılık, dijital cüzdan, KOBİ odaklı finansal çözümler ve yapay zekâ destekli güvenlik teknolojileri gibi alanlarda yatırımcı ilgisi artarak devam ediyor. Yani “hikâye” artık büyümeden çok, gerçek etki ve uzun vadeli sürdürülebilirlik üzerine kurulu.
Büyüme hâlâ başarıyı tanımlayan temel kriter mi; yoksa verimlilik ve dayanıklılık öncelikli mi?
Bugünün yatırım ortamında büyüme hâlâ önemli; ancak tek başına başarı göstergesi olmaktan çıktı. Özellikle küresel belirsizlikler, artan regülasyon baskısı ve yüksek sermaye maliyetleri, fintekleri daha temkinli ve stratejik olmaya zorluyor. Bu nedenle yatırımcılar artık “kontrollü büyüme” kavramını benimsiyor.
Verimlilik, dayanıklılık ve risk yönetimi, başarıyı tanımlayan yeni parametreler haline geldi. Fintekler yalnızca müşteri tabanını genişletmekle değil, aynı zamanda müşteri başına kârlılık, işlem maliyeti optimizasyonu ve operasyonel dayanıklılık gibi metriklerle değerlendiriliyor. Bu dönüşüm, ekosistemde daha sağlam temeller üzerine kurulu bir büyüme dönemine işaret ediyor.
Fonlama ortamının yeniden şekillendiği bu dönemde, fintek ekosisteminde kalıcı değer yaratmanın formülü ne olmalı?
Kalıcı değer yaratmanın yolu, teknolojiyle finansın kesiştiği alanlarda özgün bir uzmanlık geliştirmekten geçiyor. Finteklerin artık yalnızca inovatif fikirlerle değil, veriye dayalı karar alma kabiliyetleriyle öne çıkması gerekiyor.
Bir diğer kritik unsur da iş birliği kültürü. Bankalar, fintekler ve regülatörler arasında kurulan entegre inovasyon modelleri hem güven hem ölçek kazandırıyor.
Bununla birlikte, yatırımcı nezdinde uzun vadeli değer yaratmanın formülü; güçlü bir ekip yapısı, net bir gelir modeli ve çevik bir ürün stratejisiyle birleşiyor. Başarılı fintekler, artık “tek başına rekabet” yerine “birlikte büyüme” modelini benimsiyor. Insha Ventures olarak biz de bu yaklaşımı temel alıyor; hem kendi ürünlerimizi geliştiriyor hem de ekosistemdeki girişimleri büyütüyoruz.
Sermaye maliyetleri yükseliyor, fintek şirketleri gelir modelini nasıl çeşitlendiriyor?
Sermaye maliyetlerinin artmasıyla birlikte fintekler artık sadece işlem bazlı gelir modellerine bağlı kalmıyor. Abonelik tabanlı gelirler, API servis paketleri, veri analitiği hizmetleri ve “as-a-service” modelleri ön plana çıkıyor.
Bu çeşitlenme, hem gelir istikrarını artırıyor hem de yeni müşteri segmentlerine ulaşmayı kolaylaştırıyor. Özellikle B2B iş modelleri, finteklerin bankalar ve kurumlarla daha yakın çalışmasını sağlıyor.
Insha Ventures çatısı altındaki markalarımızda ve yatırımcısı olduğumuz markalarda da bu yaklaşımı uyguluyoruz.
Bankaların fintek ekosistemine yönelik yatırım ve satın alma stratejileri hangi yönde şekilleniyor?
Bankalar artık fintekleri yalnızca rekabet unsuru değil, stratejik iş ortağı olarak konumlandırıyor. Satın alma yerine stratejik yatırım, ortak ürün geliştirme ve teknoloji paylaşımı gibi modeller ön plana çıkıyor. Biliniyor ki Insha Ventures, bu modellemelerden birinin öncüsü olarak Albaraka Türk tarafından kuruldu.
Bankalar, dijital dönüşüm süreçlerinde finteklerle birlikte hareket ederek inovasyonu hızlandırıyor. Bu sayede hem kendi operasyonel yüklerini azaltıyor hem de müşterilerine daha çevik, kişiselleştirilmiş çözümler sunabiliyor.
Özellikle Türkiye’deki büyük bankalar, fintek ekosistemini destekleyen kuluçka merkezleri, yatırım fonları ve iş birliği platformlarıyla bu alanı sistematik biçimde büyütüyor. Bu dönüşüm, bankacılığın geleceğini “açık inovasyon” temeline oturtuyor.
Banka dışı yatırımcıların (holdingler, teknoloji şirketleri, fonlar) fintek alanına ilgisi nasıl bir sermaye yapısı doğuruyor?
Banka dışı yatırımcıların fintek ekosistemine ilgisi, çok katmanlı bir sermaye yapısını doğuruyor. Holdingler, uzun vadeli stratejik yatırımlarla sektöre kurumsal güven kazandırırken; teknoloji şirketleri know-how ve hız getiriyor. Fonlar ise erken aşama girişimlerin büyüme sermayesini sağlıyor.
Bu çeşitlilik, finteklerin yalnızca finansal değil, entelektüel sermaye açısından da güçlenmesine katkı sağlıyor. Sonuç olarak daha hibrit, esnek ve dayanıklı bir sermaye yapısı ortaya çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde bu eğilim, özellikle API, yapay zekâ, regtech ve veri güvenliği odaklı girişimlerde hız kazanacak. Finteklerin geleceğini şekillendirecek olan şey, sermayenin miktarı değil, doğru ortaklıkların niteliği olacak.
