ON Dijital Bankacılık Bölüm Başkanı Ergin Ay ile “Güç Dengesi Yeniden Kuruluyor: Ortaklık mı, Rekabet mi?” dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
Açık bankacılık, API ekonomisi ve dijital kanal stratejileri finansal sektörün sınırlarını yeniden çiziyor.
Bankalarla fintek’ler arasındaki ilişki artık geleneksel rekabet anlayışının ötesine geçiyor; ölçek, teknoloji ve uzmanlığın birleştiği iş birliği ekseninde şekilleniyor.
ON Dijital Bankacılık Bölüm Başkanı Ergin Ay, bu dönüşümü ortak değer yaratımı, ekosistem temelli büyüme ve iş birliğinin finansal inovasyon üzerindeki etkileri açısından değerlendirdi.
Röportajdan öne çıkan başlıklar
Bankalar ile fintekler arasındaki ilişki artık rekabetten çok iş birliği ekseninde şekilleniyor.
Bankaların ölçeği, finteklerin teknolojisiyle birleştiğinde güçlü bir ortaklık zemini oluşuyor.
Ortak değer yaratımı, finansal inovasyonun sürdürülebilirliğinde kilit bir faktör.
Ekosistem yaklaşımı, finans sektöründe büyümenin yeni anahtarı olarak konumlanıyor.
Geleceğin finans dünyası, rekabetin değil; ortak aklın ve iş birliğinin ürünü olacak.
Bankalar ile fintekler arasındaki iş birliği modeli, son dönemde hangi eksende şekilleniyor?
Dijital dönüşümün hızlandığı bir dönemde, finans dünyası artık yalnız değil; bankalar, fintekler ve teknoloji şirketleri yeni bir iş birliği ekosistemi inşa ediyor.
Son dönemde bankalar ve fintekler arasındaki ilişki modeli, rekabetten çok iş birliği ekseninde şekilleniyor. Bu dönüşümle birlikte, dijital inovasyonun hız kazandığı günümüzde söz konusu ilişki, bankalar ve finteklerin birbirlerini güçlü yanlarıyla tamamladığı bir ortaklığa dönüşüyor. Bankalar geniş müşteri tabanı, sermaye gücü ve güvenilirlikleri ile öne çıkarken; fintekler çevik yapıları ve teknoloji odaklı yaklaşımlarıyla özel sorunlara hızlı çözümler üretebiliyor.
Müşteri odaklı değer yaratma ekseninde gelişen iş birlikleri şeffaflık ve ortak hedefler üzerine kuruluyor. Her iki taraf da inovasyonu hızlandırma, müşteri deneyimini iyileştirme ve finansal hizmetlerin geleceğini birlikte şekillendirme yolunda ilerliyor. Büyük bankalar, inovasyon stratejilerini artık fintek ekosisteminden ayrı düşünmüyor; benzer şekilde fintekler de ölçeklenme planlarını bankalarla ortak projeler üzerine kurmaya başladı. Kısacası, ‘kazan-kazan’ anlayışıyla bankaların geleneksel uzmanlığı, finteklerin yenilikçi teknolojisiyle buluşarak güçlü bir ortaklık zemini oluşturuyor.
Finans ve teknoloji arasında güç dengesi nasıl kuruluyor? Hangi taraf ölçeğini, hangisi teknoloji kasını büyütüyor?
Finans ve teknoloji dünyasının güç dengesi, her bir tarafın kendi güçlü yönünü büyütüp diğerini desteklemesiyle kuruluyor. Bankalar ölçek ve müşteri güveni avantajını büyütürken, fintekler teknoloji kaslarını geliştiriyor. Örneğin, yapay zekâ gibi alanlarda öncü teknolojik çözümleri fintekler geliştirirken, bankalar bunları geniş kitlelere ölçeklemek ve sorumlu bir şekilde entegre etmek için kritik bir ortak rol üstleniyor.
Bankalar ölçek avantajlarını, düzenleyici uyumlulukları ve müşteri tabanlarını masaya koyarken fintekler çevik inovasyon kültürüyle hızlı geliştirmeler yapıp niş müşteri ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Bu dinamik, bankaların istikrar ve sermaye gücünü finteklerin teknoloji uzmanlığıyla birleştiriyor. Ayrıca, tarafların birbirinin alanını büyütme stratejisine dayanarak ortak ekosistemin gelişimine katkı sağlıyor.
Ortak değer yaratımı, finansal inovasyonun sürdürülebilirliği açısından nasıl bir rol üstleniyor?
Ortak değer yaratımı, finansal inovasyonun sürdürülebilirliğinde kilit bir faktör. Banka ve fintek iş birliklerinde her iki tarafın da kazanım elde etmesi ve nihayetinde müşteriye daha fazla değer sunulması inovasyon çabalarının devamlılığını sağlıyor. Örneğin, fintekler bankalarla ortaklık kurarak onların uyum ve risk yönetimi uzmanlığından, geniş müşteri kitlesinden faydalanıyor. Bu da finteklere yatırımcı nezdinde güvenilirlik kazandırıyor. Karşılığında bankalar, finteklerin sunduğu son teknolojileri kendi hizmetlerine entegre ederek yenilikçi yapılarını sürdürüyor. Bu sinerji, finteklerin sorumlu biçimde büyümesini sağlarken, bankaların da hızla evrilen sektörde rekabetçiliğini güçlendiriyor.
Ortak değer yaratımı aynı zamanda finansal kapsayıcılığı artırma potansiyeline de sahip. İki taraf da, stratejik hedefleri örtüşüp müşteriye yönelik katma değer odağında birleştiğinde, aradaki iş birliği çok farklı alanlardaki hatta gelişmekte olan pazarlardaki finansal hizmetlerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını sağlayabiliyor.
Bankalar, telekomlar ve fintekler hangi alanlarda kesişiyor, hangi başlıklarda doğrudan rekabet içine giriyor?
Bankalar, telekomlar ve fintekler arasındaki kesişim noktaları, dijital ödeme sistemleri, veri analitiği ve müşteri deneyimi gibi alanlarda yoğunlaşmış durumda. Örneğin, telekom şirketleri, mobil ödeme çözümleri geliştirmek için finteklerle iş birliği yaparken, bankalar da bu tür çözümleri kendi hizmet portföylerine dahil edebiliyor.
Özellikle mobil ödeme ve mikro kredi gibi alanlarda doğrudan rekabet gözlemleniyor. Telekom şirketleri, geniş müşteri ağlarını ve altyapılarını kullanarak bu pazarlarda pay sahibi olmaya çalışırken, bankalar ve fintekler de bu alanda yenilikçi çözümler geliştiriyorlar. Bu tablo, müşteri kazanımı ve sadakat stratejilerinde yeni yaklaşımları kaçınılmaz kılıyor.
Ekosistem yaklaşımı, büyüme stratejilerinde nasıl bir konum kazanıyor?
Ekosistem yaklaşımı, finans sektöründe büyümenin yeni anahtarı olarak konumlanıyor. Gerek bankalar gerekse fintekler, tek başlarına sunabilecekleri hizmetlerin ötesine geçmek ve müşteri ihtiyaçlarını uçtan uca karşılamak için geniş ortaklık ağları kurmaya başladı. Artık bir finans kuruluşunun değeri sadece kendi sunduğu ürünlerle değil, içinde yer aldığı ekosisteme entegre ettiği hizmetlerle ölçülüyor. 2030’a giderken “finansal hizmetler ekosistemi” içerisinde düzenleyiciler, fintekler, büyük teknoloji şirketleri, bankalar ve diğer oyuncular birlikte çalışmak zorunda kalacak. Herkes, diğerinin ihtiyaç duyduğu bir uzmanlığı veya hizmeti ekosisteme katacak ve bilinçli bir ekosistem stratejisi ile etkin koordinasyon becerisi kritik hale gelecek.
Şirketler bu yaklaşım sayesinde kendi sınırlarını aşarak ortak büyüme yakalayabiliyor. Örneğin bir banka, açık API’lar yayınlayarak finteklerin kendi platformuna entegre olmasını sağladığında, hem müşteri tabanını genişletiyor hem de mevcut müşterilerine, ortağı sayesinde sunamadığı ek bir hizmet sunuyor. Diğer yandan, bir fintek de bir bankayla veya bir e-ticaret platformuyla iş birliği yaparak onların müşterilerine ulaştığında büyümesini hızlandırıyor. Ekosistem stratejisi izleyen kurumlar, daha az sermaye harcayarak veya daha az risk alarak hizmet yelpazelerini genişletebildikleri için, klasik büyüme modellerine kıyasla daha hızlı yol alabiliyorlar. Ekosistem yaklaşımı, bir kurumun kendi başına elde edeceği büyümeyi katlayarak artıran bir çarpan etkisi yaratıyor. Finans sektöründe yalnız kazanmaktan ziyade birlikte büyümeyi hedefleyen ekosistem yaklaşımının, önümüzdeki dönemde giderek yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Geleceğin finans dünyası, rekabetin değil, ortak aklın ve iş birliğinin ürünü olacak.
