KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk ile “Fintek’te Yeni Dönemin Kazananları Kimler Olacak?” dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Büyümenin Yeni Kodu: Kârlı mı, Esnek mi?”
Yatırımcıların beklentileri hızdan kârlılığa, vizyondan kanıtlanmış iş modellerine doğru kayıyor.
Fintek dünyası 2025 itibarıyla büyüme merkezli stratejilerden çıkarak verimlilik, dayanıklılık ve sürdürülebilir değer yaratma dönemine adım atıyor.
KPMG Türkiye Fintech ve Dijital Finans Lideri Sinem Cantürk, bu dönüşümün hem yatırımcı davranışına hem de fintek iş modellerine nasıl yansıdığını anlattı; altyapıdan dikey uzmanlığa, gömülü finanstan sektörler arası sinerjiye uzanan yeni rekabet kodlarını değerlendirdi.
Röportajdan öne çıkan başlıklar
Yatırımcılar artık sadece vizyon değil, kanıtlanmış bir iş modeli görmek istiyor.
Fintek’te artık ölçü büyüme değil; büyürken kaynak verimliliği ve sürdürülebilir değer yaratma becerisi.
Kalıcı değer yaratmanın yeni formülü altyapı, dikey odak ve güven üzerine kurulu.
Gömülü finans, finansal hizmetleri bağımsız bir sektör olmaktan çıkarıp dijital yaşamın doğal parçası haline getiriyor.
Artık amaç yalnızca yatırım getirisi değil; sektörler arası sinerji yaratmak.
2025 itibarıyla yatırımcıların fintek hikâyelerinden beklentileri hangi yönde evriliyor?
Yatırımcılar artık sadece vizyon değil, kanıtlanmış bir iş modeli görmek istiyor. Yalnızca fikir düzeyinde kalan ya da potansiyel vaat eden girişimler yerini, sahada başarısını göstermiş, sürdürülebilir gelir üretme kabiliyeti yüksek şirketlere bırakıyor. 2025 itibarıyla yatırımcı ilgisi, hızlı büyüme hikâyelerinden ziyade sağlam temellere oturan ölçeklenebilir yapılara yönelmiş durumda. Büyük yatırımcılar artık -az ama öz işlem- stratejisiyle hareket ediyor; çok sayıda erken aşama yatırıma dağılmak yerine, uzun vadede kalıcı değer yaratabilecek girişimlerle ortaklık kurmayı tercih ediyor. Kısa vadeli kazançlardan çok, istikrarlı büyüme ve marka güveni vadeden şirketler öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli kimlik doğrulama, dolandırıcılık tespiti ve regülasyon uyumu çözümleri ve blok zincir, fintek yatırımlarında yeni bir çekim merkezi oluşturuyor.
Büyüme hâlâ başarıyı tanımlayan temel kriter mi, yoksa verimlilik ve dayanıklılık öncelikli mi?
Bugün artık büyüme tek başına başarıyı tanımlamıyor. Pandemi döneminde öne çıkan “ne pahasına olursa olsun büyüme” anlayışı yerini, dengeli büyüme ve kaynak verimliliğine bıraktı. Şirketler artık yalnızca ölçeklerini genişletmeye değil, büyürken yakıtı dikkatli harcamaya, yani birim maliyet başına değer yaratmaya odaklanıyor. KPMG Pulse of Fintech araştırmamıza göre 2025’in ilk yarısında küresel fintek yatırımları 44,7 milyar dolar seviyesinde kalarak, son beş yılın en düşük hacmine ulaştı. Bu düşüş, ekosistemde “seçici büyüme” anlayışının yerleştiğini gösteriyor. Türkiye’de de tablo benzer: Girişimler teknolojiyi hızla benimsemeye hazır olsa da ekonomik belirsizlikler, yüksek faiz oranları ve regülasyon dinamikleri temkinli bir büyüme stratejisini zorunlu kılıyor.
Fonlama ortamının yeniden şekillendiği bu dönemde, fintek ekosisteminde kalıcı değer yaratmanın formülü ne olmalı?
Kalıcı değer yaratmanın yeni formülü üç temel unsur üzerine kurulu: altyapı, dikey odak ve güven. Artık pazara yeni bir ürün çıkarmak tek başına yeterli değil, önemli olan bu ürünün ölçeklenebilir, güvenilir ve kullanıcı deneyimiyle entegre bir sistem oluşturması. Bu yeni dönemin en çarpıcı trendlerinden biri ise gömülü finans (embedded finance) yaklaşımı. Finansal hizmetlerin artık bağımsız bir sektör olmaktan çıkarak diğer dijital platformların doğal bir bileşeni haline gelmesi hem kullanıcı deneyimini sadeleştiriyor hem de şirketlere yeni gelir kanalları açıyor. Türkiye’de öne çıkan girişimler; ödemeler, kredi ve dijital cüzdan alanlarında kişiselleştirilmiş çözümler geliştirerek fark yaratıyor.
Sermaye maliyetleri yükseliyor, fintek şirketleri gelir modelini nasıl çeşitlendiriyor?
Yükselen faiz oranları, azalan risk iştahı ve sıkılaşan finansman koşulları, fintek şirketlerini gelir modellerinde yaratıcılığa ve çok katmanlı yapılara yöneltiyor. Artık yalnızca işlem bazlı gelir elde etmek yeterli değil; şirketler istikrarlı bir nakit akışı yaratmak için farklı gelir kaynaklarını bir araya getiriyor. Öne çıkan modeller arasında abonelik tabanlı gelirler, kullanım başına ücretlendirme, API servisleri, veri analitiği, hatta beyaz etiket (white-label) çözümler yer alıyor. Bu yaklaşım hem müşteri sadakatini artırıyor hem de yatırımcılara “biz buradayız ve uzun süre kalacağız” mesajı veriyor.
Bankaların fintek ekosistemine yönelik yatırım ve satın alma stratejileri hangi yönde şekilleniyor?
Bankalar son birkaç yılda startup satın almalarında frene basmış durumda. Artık doğrudan sahiplenme yerine, stratejik ortaklıklar ve lisans bazlı iş birlikleri ön plana çıkıyor. Bu sayede hem inovasyon dışarıdan besleniyor hem de risk daha kontrollü yönetiliyor. Ödemeler, risk yönetimi, açık bankacılık ve veri analitiği gibi alanlarda bankalar “beraber kazanma” stratejisini benimsiyor. Finteklerle kurulan API tabanlı iş birlikleri sayesinde kurumlar, kendi hizmetlerini yenilemeden, çevik girişimlerin çözümlerini iç ekosistemlerine dahil edebiliyor.
Banka dışı yatırımcıların (holdingler, teknoloji şirketleri, fonlar) fintek alanına ilgisi nasıl bir sermaye yapısı doğuruyor?
Banka dışı yatırımcılar, özellikle holdingler, teknoloji şirketleri ve kurumsal fonlar, fintek ekosistemine yeni bir sermaye anlayışı kazandırıyor. Artık yatırımlar hisse almak dışında ortak ürün geliştirme, gelir paylaşımı, teknoloji entegrasyonu ve uzun vadeli stratejik ortaklıklar üzerinden şekilleniyor. Böylece fintek ekosisteminde, uzun soluklu, stratejik ve katma değer odaklı yeni bir sermaye kültürü doğuyor. Artık amaç yalnızca yatırım getirisi değil, sektörler arası sinerji yaratmak. Bu sayede fintek şirketleri finans dünyasının yanı sıra teknolojinin ve endüstrinin de dönüşüm aktörleri haline geliyor.
