Mevzuat Uyum Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Burak Şenol ile “Güç Dengesi Yeniden Kuruluyor: Ortaklık mı, Rekabet mi?” dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.

Fintek’lerin ölçeklenmesiyle birlikte regülasyonun kapsadığı alan genişliyor. Artık her yeni ürün, yalnızca teknolojiyle değil, mevzuatla da tasarlanıyor. Mevzuat Uyum Derneği Başkanı Burak Şenol, bu dönüşümü “finansal teknolojilerin büyüme yol haritasında yeni bir sayfa” olarak tanımlıyor:

 

Röportajdan öne çıkan başlıklar

  • Fintek’ler artık yalnızca teknolojiyle değil; uyum, veri bütünlüğü ve sürdürülebilirlik temelleriyle rekabet edecek.
  • Uyum, inovasyonun önünde bir engel değil; güven altyapısının ayrılmaz bir parçası.
  • Bugün finansal güven, teknolojiyle etik değerlerin kesişim noktasında yeniden tanımlanıyor.
  • Siber dayanıklılık artık operasyonel bir gereklilikten öte, kurumsal itibarın temeli.
  • Yeni dönemde güvenli ve yeşil inovasyon, fintek ekosisteminin temel taşı olacak.

 

Yeni regülasyonlar (MASAK, Dijital TL, MiCA vb.) fintek ekosisteminin büyüme stratejilerini hangi yönlerde şekillendiriyor?

Yeni regülasyonlar, fintek ekosisteminin yönünü belirleyen en önemli dinamiklerden biri haline geldi. MASAK düzenlemeleri, finansal suçlarla mücadelede standartları güçlendirirken; Dijital Türk lirası projesi, ödeme sistemlerinde verimlilik, hız ve güveni artırma potansiyeli taşıyor. MiCA benzeri uluslararası düzenlemeler ise kripto varlık piyasalarında istikrar, yatırımcı koruması ve uluslararası entegrasyon açısından yeni bir dönemi başlatıyor.

Bu çerçevede, MASAK tarafından hazırlanan ve nakit ile transfer işlemlerinde kademeli beyan yükümlülükleri öngören yeni Tebliğ Taslağı, finansal şeffaflıkta önemli bir eşiğe işaret ediyor. Amaç, finansal sistemi daha izlenebilir, güvenilir ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirmek.

Orta Vadeli Program (2026–2028)’da da finansal teknolojilerin yaygınlaştırılması ve dijital güvenlik kapasitesinin artırılması, önümüzdeki dönemin temel politika öncelikleri arasında yer alıyor. Fintek’ler artık yalnızca teknolojiyle değil; uyum, veri bütünlüğü ve sürdürülebilirlik temelleriyle rekabet edecek.

 

Regülasyonla uyumu korurken inovasyonu sürdürmek, fintek’ler için nasıl bir denge gerektiriyor?

Bu denge, fintek dünyasında başarının en kritik unsurlarından biri. Uyumun, inovasyonun önünde bir engel değil; güven altyapısının ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerekiyor. Fintek’lerin düzenleyici kurumlarla proaktif ve açık iletişim içinde olması ve inovasyonu destekleyen RegTech çözümlerinden yararlanması bu dengenin anahtarı.

Yapay zekâ ve veri analitiği tabanlı sistemler sayesinde uyum süreçleri artık daha hızlı, izlenebilir ve düşük maliyetli hale geliyor. Sandbox benzeri kontrollü test ortamları ise yeni ürünlerin güvenli biçimde geliştirilmesine imkan tanıyor. Artık sürdürülebilir inovasyon, güçlü bir uyum kültürüyle birlikte yürümek zorunda.

 

Yeni düzenlemelerle birlikte ortaya çıkan fırsatlar ve zorluklar neler olacak?

Yeni düzenlemeler, fintek ekosistemine hem yeni fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken sorumluluklar getiriyor. Fırsatlar arasında, regülasyonların sağladığı güven ortamı sayesinde artan yatırımcı ilgisi, uluslararası fon akışları ve dijital hizmetlerin yaygınlaşması öne çıkıyor. Zorluklar ise artan uyum maliyetleri, teknik gereklilikler ve mevzuat değişikliklerine sürekli adaptasyon ihtiyacı. Özellikle küçük ölçekli fintek’lerin bu süreçte RegTech çözümleriyle maliyet ve verimlilik avantajı yaratması önemli.

Örneğin, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın fiziki ve sanal ödemelere dair yayımladığı Tebliğ Taslağı, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmek ve vergi güvenliğini artırmak amacıyla ödeme altyapılarına yeni yükümlülükler getiriyor. Kısa vadede operasyonel uyum maliyetleri artsa da uzun vadede daha şeffaf, güvenilir ve sürdürülebilir bir finansal ekosistem oluşacak.

Uyum kültürünü stratejik avantaja dönüştürebilen kuruluşlar, bu yeni dönemde hem regülasyon hem de inovasyon alanında daha güçlü bir konuma gelecek.

 

Finansal güven kavramı artık nasıl tanımlanıyor? Müşteri güveni, veri yönetimi ve uyum süreçleri arasında nasıl bir bağ kuruluyor?

Finansal güvenin tanımı artık köklü biçimde değişti. Geleneksel olarak fonların korunmasıyla sınırlı olan güven anlayışı, günümüzde veri gizliliği, etik sorumluluk ve dijital güvenlik unsurlarını da kapsıyor. Müşteri güveni yalnızca sağlam teknolojik altyapıya değil; aynı zamanda verilerin etik ve yasalara uygun biçimde işlenmesine, şeffaf süreçlerin işletilmesine dayanıyor. Bu bağlamda veri yönetimi ve uyum süreçleri, finansal güvenin kurumsal teminatı haline gelmiştir.

Etkin veri yönetimi, güçlü iç kontrol mekanizmaları ve proaktif risk değerlendirmeleri, sadece yasal gereklilikleri karşılamakla kalmaz; aynı zamanda müşteri nezdinde güven duygusunu da pekiştirir. Bugün finansal güven, teknolojiyle etik değerlerin kesişim noktasında yeniden tanımlanıyor ve markanın itibarıyla doğrudan ilişkilendirilen kritik bir değer haline geliyor.

 

Veri koruma, kimlik doğrulama ve siber güvenlik teknolojileri fintek markalarının itibarında nasıl bir rol oynuyor?

Fintek markalarının itibarı artık büyük ölçüde güvenlik performanslarına bağlı. Müşteriler, yalnızca hızlı hizmet değil; aynı zamanda güvenli ve şeffaf bir dijital deneyim bekliyor.

Güçlü veri koruma politikaları, markanın müşteri gizliliğine verdiği önemi yansıtırken; gelişmiş kimlik doğrulama sistemleri sahtekârlığı önleyerek kullanıcı güvenini pekiştiriyor. Ayrıca, OVP’de öncelikli alan olarak belirtilen siber güvenlik dayanıklılığı, tüm finansal kuruluşlar için stratejik bir gereklilik haline geldi.

Siber güvenlik teknolojileri artık yalnızca operasyonel bir zorunluluk değil, aynı zamanda kurumsal itibarın ayrılmaz bir parçası. Olası ihlallere hızlı tepki verme, tehditleri öngörme ve önleyici adımlar atma yeteneği, markanın güvenilirlik algısını doğrudan şekillendiriyor.

Sonuç olarak, güvenlik teknolojilerindeki zafiyet sadece teknik bir sorun değil; itibar riski anlamına geliyor. Güçlü siber dayanıklılık, fintek markaları için yeni çağın en önemli rekabet avantajıdır.

 

2026 ve sonrasında güven–regülasyon ilişkisinin hangi yöne evrilmesini öngörüyorsunuz?

2026 sonrasında güven – regülasyon ilişkisinin daha entegre, veri odaklı ve teknolojiyle iç içe bir yapıya evrilmesini bekliyorum. Düzenleyici kurumlar, hızlı teknolojik gelişmelere uyum sağlamak için daha esnek, ilke bazlı ve iş birliğine açık yaklaşımlar benimseyecek.

Bu dönüşüm yalnızca finansal şeffaflıkla sınırlı değil. Temmuz 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu ve ilişkili düzenlemeler, finans sektöründe “yeşil uyum” dönemini başlatıyor. Artık regülasyonun odağında yalnızca güvenlik değil; sürdürülebilirlik, çevresel etki ve etik yapay zekâ gibi kavramlar da yer alıyor.

RegTech ve SupTech çözümleri, uyum süreçlerini dijitalleştirirken düzenleyicilere gerçek zamanlı izleme ve değerlendirme kabiliyeti kazandıracak. Güven kavramı ise yalnızca mevzuata uyumla değil; veri güvenliği, etik değerler ve sürdürülebilir finans ilkeleriyle tanımlanacak.

Bu yeni dönemde, “güvenli ve yeşil inovasyon” yaklaşımı fintek ekosisteminin temel taşı olacak.