Mevzuat Uyum Derneği Başkanı Burak Şenol, Fintechtime Şubat 2026 sayısı için yazdı “2025’te Deneyimlenen, 2026’da Yönetilecek Bir Güç: Finans Dünyasında Yapay Zekânın Yeni Dönemi”.

“2025’te finans dünyasında yapay zekâ, deneme alanından çıkıp günlük iş yapış biçimlerinin merkezine yerleşiyor. 2026’da ise tartışma ekseni teknolojinin kendisinden çok, onu nasıl yönettiğimiz noktasına kayıyor. Bankalar ve fintekler için verimlilik, risk yönetimi ve karar destek süreçlerinde hızlanan dönüşüm, düzenleyici çerçevenin netleşmesiyle birlikte daha fazla sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Veri güvenliği, mahremiyet ve KVKK uyumu, kontrolsüz kullanımın yarattığı riskler nedeniyle artık stratejik başlıklar arasında konumlanıyor. Yerel yapay zekâ altyapıları, güvenli ve sürdürülebilir bir yönetişim modeli sunarken, kamuda merkezileşen yapı bu yaklaşımı daha da güçlendiriyor. 2026, yapay zekâyı cesaretle benimseyen fakat akıl, etik ve sorumlulukla yöneten kurumların ayrıştığı bir yıl olacak.”

 

2025’te Deneyimlenen, 2026’da Yönetilecek Bir Güç: Finans Dünyasında Yapay Zekânın Yeni Dönemi

2025 yılı, finansal sektör açısından yapay zekânın “denenen” değil, fiilen kullanılan bir teknolojiye dönüştüğü yıl olarak kayda geçti. Bankalar, fintech şirketleri ve düzenleyici otoriteler için yapay zekâ artık geleceğe ilişkin bir vizyon başlığı değil; müşteri etkileşiminden kredi süreçlerine, dolandırıcılık tespitinden iç operasyonlara kadar pek çok alanda günlük iş pratiğinin bir parçası haline geldi.

2026 ise bu hızın doğal bir sonucu olarak, “kullanım” döneminden “yönetim” dönemine geçişi temsil ediyor. Önümüzdeki yıl, yapay zekânın ne kadar yaygın kullanıldığı değil; nasıl yönetildiği, hangi etik ve hukuki sınırlar içinde konumlandığı ve kurumsal güven mimarisiyle nasıl uyumlandığı belirleyici olacak.

2025: Finans Dünyası Yapay Zekâyı Nasıl Kullandı?

2025 boyunca finansal sektörde yapay zekâ kullanımı üç ana eksende yoğunlaştı:

  1. Operasyonel Verimlilik: Doküman analizi, müşteri taleplerinin sınıflandırılması, iç yazışmaların özetlenmesi ve çağrı merkezi destekleri gibi alanlarda üretken yapay zekâ çözümleri yaygınlaştı.
  2. Risk ve Suistimal Tespiti: Anomali tespiti, dolandırıcılık senaryoları ve işlem izleme modellerinde makine öğrenmesi daha sofistike biçimde kullanılmaya başlandı.
  3. Karar Destek Mekanizmaları: Kredi ön değerlendirme, portföy analizi ve stres testlerine yönelik senaryo üretiminde yapay zekâ destekli araçlar öne çıktı.

Bu hızlı adaptasyon, sektörde teknoloji olgunluğu ve risk iştahına bağlı olarak farklılaşan yaklaşımları da beraberinde getirdi. Sektörde, bazı kurumlar yapay zekâyı kontrollü ve sınırlı senaryolarla ilerletirken; bazıları ise daha bütüncül ve altyapı odaklı yaklaşımlarla kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi tercih etmektedir. Bu tablo, 2026’da yönetişim ihtiyacının neden bu kadar kritik hale geldiğini açık biçimde göstermektedir.

2026: Kullanımdan Yönetişime Geçiş ve Düzenleyici Netleşme

2026 yılı, yapay zekâ açısından “daha fazla kullanım” değil, daha fazla yönetişim ve etik sorumluluk yılı olacak.

BDDK’nın Kasım 2025’te yayımladığı 2025-2028 Stratejik Planı, yapay zekânın finansal ekosistemde artık stratejik bir düzenleme başlığı haline geldiğini açık biçimde ortaya koydu. Plan kapsamında;

  • Yapay zekâ kullanımına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi,
  • Dijital bankacılık ve fintek ekosisteminin regülasyonla uyumlu biçimde büyütülmesi

açık hedefler olarak tanımlandı. Bu yaklaşım, teknolojik gelişmenin etik, şeffaf ve hesap verebilir biçimde yönetilmesini esas alan yeni bir regülasyon anlayışına işaret etmektedir.

Buna paralel şekilde, Cumhurbaşkanlığı 2026-2028 Orta Vadeli Program’da mevzuatın AB Yapay Zekâ Tüzüğü ile uyumlaştırılması çalışmalarının 2026 yılı içinde (Q3) tamamlanması öngörülmektedir. Bu gelişmeler, finansal kuruluşlar için artık “bekle-gör” yaklaşımının sürdürülebilir olmadığını göstermektedir.

Veri, Güvenlik ve Sorumluluk Ekseninde Yeni Risk Alanları

ChatGPT, Gemini ve benzeri platformların yaygınlaşması, finans sektöründe yalnızca verimlilik değil; etik, mahremiyet ve veri yönetişimi tartışmasını da beraberinde getirdi.

Mevzuat çerçevesinde doğrudan bir “yasak” bulunmamakla birlikte;

  • Bankaların birincil ve ikincil sistemlerini yurt içinde bulundurma zorunluluğu,
  • Sır niteliğindeki verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler,
  • KVKK kapsamında veri aktarımı ve şeffaflık ilkeleri

bir arada değerlendirildiğinde, bulut tabanlı ve yurt dışı sunuculu yapay zekâ çözümlerinin kontrolsüz kullanımının ciddi uyum riskleri doğurduğu görülmektedir.

Bu nedenle kuruluşlar, müşteri verisini filtreleyen ara yüzler, sınırlı kullanım senaryoları ve üst yönetim onayına dayalı yönetişim modelleri geliştirirken; yapay zekâyı etik ve regülasyonla uyumlu biçimde konumlandırma ihtiyacı daha da belirginleşmiştir.

Yerel (On-Premises) Yapay Zekâ: Güvenli Yönetişim Modeli

Kuruluşların risk profiline, regülasyon yükümlülüklerine ve veri hassasiyetine bağlı olarak farklı mimari tercihler mümkün olmakla birlikte, yerel sunuculu (on-premises) yapay zekâ altyapıları birçok kurum için güvenli ve uyumlu bir yönetişim modeli olarak öne çıkmaktadır.

Bu yaklaşım:

  • Verinin kurum içinde kalmasını sağlar,
  • Regülasyonlarla en uyumlu çözüm setini sunar,
  • Uzun vadede dışa bağımlılığı azaltır,
  • Kurumsal öğrenmeyi ve etik hesap verebilirliği güçlendirir.

Bu yönüyle yapay zekâ, bir “hazır ürün” değil; kurumsal değerlerle uyumlu bir altyapı yatırımı olarak ele alınmalıdır.

Kamuda Yapay Zekâ Yönetişimi: Merkezileşen Yetkiler

2025’in sonunda yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yapay zekâ alanında kamusal yetkilerin merkezileştiği yeni bir yönetişim mimarisi oluşturulmuştur.

  • Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde Millî Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü kurulmuş,
  • Siber Güvenlik Başkanlığı’nın yapay zekâya ilişkin veri yönetişimi ve kamu uygulamalarındaki rolü genişletilmiştir.

Bu yapı, Türkiye’de yapay zekânın artık dağınık değil; merkezî politika, standart ve denetim çerçevesi içinde, etik sorumluluk ve kamu yararı gözetilerek ele alınacağını göstermektedir. Orta Vadeli Program’da yer alan, kayıt dışılıkla mücadelede yapay zekâ ve büyük veri temelli risk analizlerinin sürekli kullanımı hedefi de bu yaklaşımı desteklemektedir.

Sonuç: 2026, Yapay Zekânın “Akıllı Cesaret” Yılı Olacak

2026’ya girerken finansal kuruluşlar için temel soru artık şudur:

“Yapay zekâyı kullanıyor muyuz?” değil,

“Yapay zekâyı doğru yönetişimle, güvenli ve sürdürülebilir biçimde kullanabiliyor muyuz?”

Önümüzdeki dönem, yapay zekâya mesafeli duranlarla; onu sorgusuz sualsiz benimseyenlerin değil, onu anlayan, sınırlarını çizen ve kurumsal değerlerle uyumlayanların dönemi olacaktır.

Mevzuat Uyum Derneği olarak, yapay zekânın finansal ekosistemde güveni zedeleyen değil, etik değerlerle uyumlu biçimde güveni büyüten bir araç haline gelmesi için rehberlik etmeye ve ortak aklı güçlendirmeye devam edeceğiz.