Abonesepeti Kurucu Ortağı ve COO’su Müjgan Aydın ile Fintechtime Mart 2026 sayısı “Fintek Dünyasının Mimarları” dosya konusu için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.

“Müjgan Aydın, telekomünikasyon ve bankacılık sektörlerindeki derin saha tecrübesini Abonesepeti’nin kurucu vizyonuyla birleştirerek, abonelik ekonomisini kullanıcılar için bir “zaman ve para kazanma” alanına dönüştürüyor. Liderliği bir güç gösterisi değil, ekibin önündeki engelleri kaldıran bir “takımdaşlık” rolü olarak gören Aydın, koçluk disipliniyle harmanladığı yönetim anlayışında psikolojik güvenliği ve hata yapma özgürlüğünü merkeze alıyor. 2026 perspektifinde kadınların empatik ve sezgisel yaklaşımlarını stratejik birer güç olarak konumlandıran tecrübeli lider; açık bankacılık ve bütçe yönetimiyle şekillenen gelecekte, teknolojiyi insanileştiren asıl mimarların kadınlar olacağına inanıyor.”

 

 

Abonesepeti’nin Kurucu Ortağı ve COO’su olarak, Fintechtime dergisinin Dünya Kadınlar Günü’ne özel hazırladığı “Fintek Dünyasının Mimarları: Kadın Liderler Cam Tavanları Geçmişte Bırakıyor” dosyasında yer almaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Sektörümüzdeki kadın liderlerin vizyonunu ve başarılarını mercek altına alan bu değerli çalışmanın, gelecek nesil kadın girişimcilere cesaret vereceğine yürekten inanıyorum. Finansal teknoloji’nin medya ayağında önemli bir role sahip olan Fintechtime ve değerli yazı işleri müdürü Funda Güleç Yalçın’a teşekkür ediyorum.

 

Fintek dünyasına adım attığınız o ilk günden bugüne, sizi ilgili dinamik yapının içinde tutan ve her gün yeni bir motivasyonla işe başlamanızı sağlayan temel tutku nedir? Söz konusu kariyer öyküsünün, bugün geldiğiniz noktadaki yönetim anlayışınızı nasıl şekillendirdiğini merak ediyoruz.

Fintek dünyasının içinde beni her gün yeniden heyecanlandıran temel tutku, teknoloji aracılığıyla somut problemlere dokunabilir ve milyonlarca insanın hayatını kolaylaştırabilir çözümler üretme potansiyelidir. Kurumsal kariyerimde Telekomünikasyon ve bankacılık sektörlerinde edindiğim son kullanıcı ile direkt teması yöneten müşteri deneyimi, satış ve operasyon tecrübelerinden sonra, 2017’de Abonesepeti’ne kurucu ortak olarak katılmam, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürme arzumun bir sonucuydu. Abonelik ekonomisinin karmaşıklığı içinde kullanıcıların yaşadığı zorlukları ilk elden gözlemlemiş biri olarak, bu dağınıklığı bir düzene sokma ve insanlara zamanlarını ve paralarını geri kazandırma fikri, benim için en büyük motivasyon kaynağı oldu. Kariyer öyküm, bana özellikle “darboğazlarda” çözüm üretme ve direnç gösterme yetkinliği kazandırdı. Bu deneyim, yönetim anlayışımı şekillendiren temel taş oldu: Ekipte yer alan çalışma arkadaşlarıma zorlukları birer engel olarak değil, çözüm için birer fırsat olarak görmeleri gerektiğini aşılıyorum. Bir ekibe liderlik benim için, sadece yolu göstermek değil, aynı zamanda ekibin önündeki engelleri kaldıran ve onların potansiyelini en üst seviyede kullanabileceği bir ortam yaratan bir takımdaşlık rolüdür.

 

Kurumunuzdaki resmî yetki ve sorumluluklarınızın ötesinde; ekosistemi dönüştüren bir kadın lider olarak kendinize biçtiğiniz “görünmez” misyonu nasıl tanımlarsınız? Masada oturan bir yönetici olmanın ötesinde, sektöre nasıl bir imza bırakmayı hedefliyorsunuz?

Resmî unvanım COO olsa da, kendime biçtiğim “görünmez” misyon, empatiyi ve kullanıcı odaklılığı fintek gibi geleneksel olarak rakamların ve teknolojinin hüküm sürdüğü bir sektörün DNA’sına işlemektir. Masada sadece bir yönetici olarak değil, aynı zamanda Abonesepeti’nin her bir kullanıcısının sesi olarak oturuyorum. Hedefim, Abonesepeti’ni sadece finansal bir araç olmaktan çıkarıp, insanların hayatında güvenilir bir yol arkadaşına dönüştürmektir. Sektöre bırakmak istediğim imza, finansal teknolojinin soğuk ve mesafeli yüzünü, insan sıcaklığı ve anlayışıyla birleştiren bir iş kültürüdür. Bu, ürünlerimizin tasarımından müşteri hizmetlerimize, pazarlama dilimizden iş ortaklıklarımıza kadar her alana yansımalıdır. Başarının sadece bilanço rakamlarıyla değil, yarattığımız pozitif etki ve müşteri sadakatiyle ölçüldüğü bir anlayışı kalıcı kılmak istiyorum.

 

Liderlik yolculuğunuzda “ilgili an benim için bir dönüm noktasıydı” dediğiniz, size liyakat ve direnç konusunda en büyük dersi veren özel bir tecrübe var mı?

Liderlik yolculuğumdaki en önemli dönüm noktalarından biri, 2021 yılında aldığımız stratejik bir kararla Abonesepeti’ni bir karşılaştırma platformundan, kapsamlı bir abonelik yönetim uygulamasına dönüştürme (pivot) sürecimizdi. O dönemde, pazarın dinamikleri ve kullanıcı beklentileri hızla değişiyordu. Mevcut iş modelimizle büyümeye devam edebilirdik, ancak bu bizi uzun vadede arzu ettiğimiz noktaya taşımayacaktı. Tüm ekiple birlikte, büyük bir cesaret ve inançla bu dönüşüme adım attık. Bu süreç, belirsizliklerle doluydu ve ciddi bir direnç gerektiriyordu. Hem teknolojik altyapıyı yeniden inşa etmek hem de ekibi ve yatırımcıları bu yeni vizyona inandırmak zorundaydık. Bu tecrübe bana, liyakatin sadece mevcut durumu iyi yönetmek değil, aynı zamanda geleceği öngörerek cesur adımlar atabilmek olduğunu öğretti. Direnç ise, vizyonunuza olan inancınız sarsılmaz olduğunda ve ekibinizle tek bir vücut gibi hareket ettiğinizde ortaya çıkan doğal bir güçtür. O zorlu süreci başarıyla tamamlayıp yeni yatırım almamız, İş Bankası ve Visa’nın desteğini almamız bu kararın ne kadar doğru olduğunun bir kanıtı bence.

 

2026 perspektifinden baktığımızda, “Cam Tavan” kavramının artık fiziksel engellerden ziyade algısal bariyerlere evrildiğini görüyoruz. Kariyer basamaklarını tırmanan bir kadın lider olarak, söz konusu görünmez bariyerlerin fintek özelinde nasıl bir değişim geçirdiğini gözlemliyorsunuz? 

Kesinlikle katılıyorum. 2026 itibarıyla “cam tavan”, artık yasal veya kurumsal bir engel olmaktan çok, zihinlerdeki ön yargılar ve yerleşik algılar olarak karşımıza çıkıyor. Fintek gibi tarihsel olarak eril bir alanda bu algısal bariyerler daha da keskinleşebiliyor. Gözlemlediğim en büyük değişim, bariyerin kendisinin değil, onu aşma yöntemlerimizin evrilmesi. Eskiden kadınlar, bu eril dünyaya adapte olmak için kendilerini değiştirmek zorunda hissedebiliyorlardı. Bugün ise, kadın liderler olarak kendi özgün liderlik tarzlarımızı, yani daha empatik, iş birlikçi ve sezgisel yaklaşımlarımızı birer zayıflık değil, stratejik bir güç olarak ortaya koyuyoruz. Fintek özelinde bu, sadece risk ve getiri analizlerine dayalı kararlar yerine, kullanıcı deneyimini, finansal kapsayıcılığı ve toplumsal etkiyi de denkleme katan daha bütünsel bir bakış açısı anlamına geliyor. Bu “görünmez” bariyerleri, onları görmezden gelerek değil, tam tersine kendi renklerimizle boyayarak ve dönüştürerek aşıyoruz.

 

Masada daha fazla kadının yer alması, sadece bir “sayısal veri” olmanın ötesinde, kurumunuzun ürün stratejilerine ve finansal kapsayıcılık vizyonuna nasıl bir boyut katıyor?

Masada daha fazla kadının olması, bizim için bir kota meselesi değil, bir inovasyon ve rekabet avantajı meselesidir. Yine de pozitif ayrımcılık yaparak kadın çalışan sayımızı hiçbir zaman %50 ‘nin altına düşürmedik. Kadınların varlığı, ürün stratejilerimize doğrudan etki ediyor. Örneğin, aile bütçesi yönetiminde kadınların genellikle daha merkezi bir rol oynadığı gerçeğinden yola çıkarak, Abonesepeti’nde sadece bireysel değil, aynı zamanda aile üyelerinin aboneliklerinin de tek bir ekrandan yönetilebildiği özellikler geliştirdik. İş Bankası’nda Evim Menüsü çatısında yer aldık. Bu, farklı yaşam senaryolarını ve kullanıcı ihtiyaçlarını anlayan çeşitli bir ekibin ürünüdür. Finansal kapsayıcılık vizyonumuza ise bambaşka bir boyut katıyor. Kadınlar, genellikle finansal ürün ve hizmetlere erişimde daha fazla zorlukla karşılaşabiliyor. Biz, Abonesepeti olarak, kredi kartı puanlarıyla fatura ödeme gibi yenilikçi çözümlerle veya karmaşık abonelik iptal süreçlerini basitleştirerek, finansal sistemi herkes için daha erişilebilir ve anlaşılır kılmayı hedefliyoruz. Kadınların masadaki varlığı, bu hedefe ulaşmamızda bize yol gösteren en önemli pusulalardan biridir.

 

Finans ve teknoloji gibi eril dilin yoğun olduğu bir alanda, yönetim kültürünü daha kapsayıcı ve empatik bir çizgiye çekmek için bugüne kadar attığınız en cesur adım neydi?

Bu alanda attığım en cesur adım, liderliği bir güç ve kontrol mekanizması olarak değil, bir hizmet ve destek mekanizması olarak yeniden tanımlamak ve bunu kurum kültürünün merkezine yerleştirmek oldu. Özellikle 2025 yılında aldığım koçluk sertifikası, bu yaklaşımımı daha da pekiştirdi. Ekip içerisindeki hiyerarşik yapıları en aza indirerek, her fikrin değerli olduğu, psikolojik güvenliğin sağlandığı bir ortam yarattık. Performans değerlendirmelerini tek taraflı bir yargılama sürecinden çıkarıp, karşılıklı geri bildirime ve gelişim odaklı diyaloglara dönüştürdük. En önemlisi, “hata yapma” kültürünü bir tabu olmaktan çıkarıp, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak kabul ettik. Bu, özellikle finans gibi hatanın tolere edilmediği bir sektörde oldukça radikal bir yaklaşımdı. Ancak bu sayede ekibimiz daha yaratıcı, daha cesur ve daha yenilikçi çözümler üretmeye başladı. Eril dilin rekabet ve zafer odaklı söylemlerine karşı, biz iş birliği ve ortak başarıyı öne çıkaran bir dil inşa ettik. Abonesepeti Türkiye’de bir ekosistemi inşaa ediyor. Biz ekiple özgür alanlarda kısıtlayıcı çerçeveler olmadan kendilerini de geliştirebilecekleri ve uygulayabilecekleri alan açıyoruz. Ekipçe pratikte öğrenerek, hatalar yaparak hatayı, telafi ederek çözümü bularak müthiş bir kurumsal hafıza oluşturuyoruz

 

Kadın liderler arasındaki dayanışmanın sadece bir “temenni” olmaktan çıkıp, somut bir iş birliği ağına dönüşmesi, fintek yatırımlarının geleceğini nasıl etkileyebilir?

Kadın liderler arasındaki dayanışmanın somut bir iş birliği ağına dönüşmesi, fintek yatırımlarının geleceği için bir oyun değiştirici potansiyeline sahiptir. Bu, sadece bir temenni değil, stratejik bir zorunluluktur. Bu ağlar, üç temel alanda dönüştürücü bir etki yaratabilir: Birincisi, “Fırsat Akışı”. Kadın girişimcilerin, genellikle erkek egemen yatırım ağlarına erişimi daha kısıtlıdır. Kadın liderlerin oluşturduğu ağlar, potansiyeli yüksek kadın girişimcileri erkenden keşfedip yatırımcılarla buluşturarak bu dengesizliği ortadan kaldırabilir. İkincisi, “Risk Değerlemesi”. Kadın liderler, genellikle daha iş birlikçi ve daha az risk odaklı bir yatırım felsefesine sahiptir. Bu, sadece finansal getiriye değil, aynı zamanda projenin sosyal etkisine, sürdürülebilirliğine ve ekibin yetkinliğine odaklanan daha dengeli yatırım kararlarının alınmasını sağlayabilir. Üçüncüsü ise “Mentorluk ve Rol Modellik”. Başarılı kadın yatırımcılar ve girişimciler, kendilerinden sonra gelenlere yol göstererek, onların hatalardan kaçınmasını ve daha hızlı yol almasını sağlar. Türkiye’de ki 100 Kadın Girişimci Listesinde yer almak bu ağın ne kadar güçlü ve ilham verici olduğunu gösteriyor. Listede yer alan kadınlar ülkemizin geleceği için risk alan, konfor alanından çıkan müthiş başarılı örnekler. Dayanışma ağı güçlendikçe, fintek yatırımları daha çeşitli, daha kapsayıcı ve nihayetinde daha başarılı projelere yönelecektir.

 

Bugünden geriye dönüp baktığınızda; finansal teknolojiler alanında kariyer yapmak isteyen ancak “cam tavanlar”dan çekinen genç kadınlara, klişe tavsiyelerin ötesinde, gerçekçi bir rehberlik için neler söylemek istersiniz? 

Klişelerin ötesinde üç gerçekçi tavsiyem olurdu: Birincisi, “Mükemmeli beklemeyin, başlayın.” Kadınlar genellikle bir işe başvurmak veya bir projeye liderlik etmek için %100 hazır olmayı beklerler. Oysa kariyer, yolda öğrenilen bir süreçtir. Cesaret, korkusuzluk değil, korkuya rağmen adım atabilmektir. Deneyerek öğrendim. İkincisi, “Finansal okuryazarlığınızı kendinize kalkan yapın.” Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, işin temelinde finansal metrikler yatar. Bilanço okumayı, gelir tablosu analiz etmeyi, yatırım metriklerini anlamayı öğrenin. Rakamlara hakim olduğunuzda, masadaki yeriniz daha da sağlamlaşır. Üçüncüsü ve en önemlisi, “Kendi network’ünüzü örün ve birbirinize destek olun.” Başarı bireysel bir çaba gibi görünse de, aslında kolektif bir yolculuktur. Hem kadınlardan hem de erkeklerden oluşan bir mentor ve destek ağı kurun. Başarılarınızı paylaşmaktan çekinmeyin, ama daha da önemlisi, başarısızlıklarınızda size destek olacak insanları etrafınızda tutun.

Cam tavanlar ve cam duvarlar ancak kolektif bir güçle ve dayanışmayla aşılır.

 

2026 ve sonrasına dair ajandanızdaki en heyecan verici projeyi düşündüğünüzde; kadınların söz konusu geleceği inşa ederken üstleneceği en kritik rolü hangi kelimelerle tanımlarsınız?

2026 ve sonrası için ajandamızdaki en heyecan verici proje, Abonesepeti’ni açık bankacılık entegrasyonları ile kişisel bir bütçe yönetimi uygulamasına dönüştürerek, onu kullanıcılarımızın finansal sağlığının merkezi haline getirmektir. Bu vizyonumuzla, 1 trilyon dolarlık global fintek pazarında önemli bir oyuncu olmayı hedefliyoruz

Bu geleceği inşa ederken kadınların üstleneceği en kritik rolü üç kelimeyle tanımlardım: Empati, Sezgi ve Direnç.

  • Empati: Teknolojiyi insanileştiren ve gerçek kullanıcı ihtiyaçlarına odaklanan çözümler üretmek için.
  • Sezgi: Verilerin ve algoritmaların göremediği, pazarın ve kullanıcıların gelecekteki eğilimlerini öngörebilmek için.
  • Direnç: Girişimcilik yolculuğunun kaçınılmaz zorlukları ve belirsizlikleri karşısında yılmadan, inançla ve kararlılıkla yola devam edebilmek için.

Kadınlar, bu üç gücü birleştirdiklerinde sadece fintek sektörünü değil, tüm iş dünyasını daha adil, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir geleceğe taşıyacak olan asıl mimarlar olacaklardır.