Moka United Kıdemli Pazarlama Direktörü Bahar Örücü Atay ile Fintechtime Mart 2026 sayısı “Fintek Dünyasının Mimarları” dosya konusu için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Bahar Örücü Atay, bankacılık geleneklerinden gelen çok katmanlı deneyimini fintek ekosisteminin girişimci ruhuyla harmanlayan, finansın dilini insan odaklı bir yaklaşımla sadeleştiren vizyoner bir pazarlama ve iletişim lideri. Liderliği “birlikte öğrenen ve büyüyen bir yapı kurmak” olarak tanımlayan Atay, teknolojinin hızı kadar deneyimi ve finans dilinin anlaşılırlığını da merkeze alıyor. Cam tavanların büyük ölçüde kişisel algılarla bağlantılı olduğuna inanan ve kadınların değişimle baş etme kabiliyetini sektör için en büyük avantaj olarak gören tecrübeli yönetici; fintekin geleceğinin sadece teknolojiyle değil, kadınların inşa edeceği “güven ve kapsayıcılık” mimarisiyle şekillendireceğine inanıyor.”
Fintek dünyasına adım attığınız o ilk günden bugüne, sizi ilgili dinamik yapının içinde tutan ve her gün yeni bir motivasyonla işe başlamanızı sağlayan temel tutku nedir? Söz konusu kariyer öyküsünün, bugün geldiğiniz noktadaki yönetim anlayışınızı nasıl şekillendirdiğini merak ediyoruz.
İş hayatına İş Bankası’nda adım attım ve farklı dikeylerde sorumluluklar aldığım, ailem dediğim kurumumun dijital dönüşüm yolculuğunda, işin merkezinde görev alma şansı buldum. Dijital bankacılık, ödeme sistemleri ve müşteri deneyimi gibi alanlarda, müşteri beklentilerinin ve iş yapış biçimlerinin nasıl hızla evrildiğini birebir deneyimledim. Aynı zamanda İş Bankası’nın girişimcilik ekosistemine sağladığı katkıyı, sadece dışarıdan izleyen değil, işin içinde olan bir yönetici olarak gözlemledim.
Moka United’a Eylül 2025’te katıldığımda beni en çok heyecanlandıran şey, yıllar içinde edindiğim bu çok katmanlı deneyimin burada bir “devam hikâyesi” bulmasıydı. Fintek; finans kadar regülatif ve ciddi, ama aynı zamanda girişimci bir zihin yapısı gerektiren bir alan. Durağan olamaması sürekli dönüşmesi ve taşıdığı potansiyel beni zinde tutan temel unsur.
Kariyer yolculuğum, bana en çok farklı disiplinlerde sorumluluklar alabilmeyi, sürekli öğrenmeyi ve değişimi sahiplenmeyi öğretti. Bilgi ve deneyimi saklayan değil, paylaşan bir yönetim anlayışını benimsiyorum. Pazarlama ve kurumsal iletişimden sorumlu bir yönetici olarak, edindiğim tüm birikimi yaptığım işin her adımına ve ekibime aktarmayı; birlikte öğrenen, birlikte büyüyen bir yapı kurmayı önemsiyorum.
Kurumunuzdaki resmî yetki ve sorumluluklarınızın ötesinde; ekosistemi dönüştüren bir kadın lider olarak kendinize biçtiğiniz “görünmez” misyonu nasıl tanımlarsınız? Masada oturan bir yönetici olmanın ötesinde, sektöre nasıl bir imza bırakmayı hedefliyorsunuz?

Fintek ekosisteminin en büyük vaadi, finansı basitleştirmek ve gerçek bir çözüm ortağı olmak. Finansal çözümler sunan kurumların birer “love mark”a dönüşebilmeleri, müşterilerine sadece ürün ve hizmet sunmalarından değil, gerçek anlamda müşterilerinin yol arkadaşı olabilmelerinden geçiyor.
Benim görünmez misyonum tam da burada başlıyor. Teknoloji ve hız kadar; kolaylık, anlaşılırlık ve deneyim odağını güçlendirmek. Özellikle gençler ve teknolojiyle iç içe yaşayan kullanıcılar için finans zor bir alan olmamalı; doğal akışta olmalı ve hayatı kolaylaştırmalı.
Pazarlama ve iletişimin dönüştürücü gücünü kullanarak hem anlatmayı, yani bilinçlendirmeyi; hem de deneyim odaklı çözümleri görünür kılmayı önemsiyorum. Masada oturan bir yönetici olmanın ötesinde, kullanıcıyı gerçekten anlayan ve onun hayatına dokunan bir finans dili inşa etmeyi hedefliyorum.
Liderlik yolculuğunuzda “ilgili an benim için bir dönüm noktasıydı” dediğiniz, size liyakat ve direnç konusunda en büyük dersi veren özel bir tecrübe var mı?
Tek bir anı işaret edebilmem zor; çünkü liderlik yolculuğu, özellikle kadın liderler için, liyakat ve direnç sınavlarının arka arkaya geldiği bir süreç. Bankacılık ve fintek sektörü; hem kendi dinamikleri hem de ülkemizin gerçekleri nedeniyle sürekli dönüşüm yaşayan bir alan.
Bu yolculukta dönüm noktası diyebileceğim anların ortak noktası şu oldu: Değişime uyum sağlama ve birlikte yol aldığımız ekipleri bu değişime inandırma becerisi. Dirençle karşılaşıldığında, önce kendi içinizde o direnci aşmanız ve yaptığınız işe gerçekten inanmanız gerekiyor. Liderlik, tam da bu anlarda sınanıyor.
2026 perspektifinden baktığımızda, “Cam Tavan” kavramının artık fiziksel engellerden ziyade algısal bariyerlere evrildiğini görüyoruz. Kariyer basamaklarını tırmanan bir kadın lider olarak, söz konusu görünmez bariyerlerin fintek özelinde nasıl bir değişim geçirdiğini gözlemliyorsunuz?
Fintek sektörü de diğer tüm sektörler gibi kaçınılmaz bir dönüşüm içinde. Bugün kadınların kariyer yolculuğunda engel gibi görünen birçok bariyerin, büyük ölçüde kişisel algılarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum.
Kadınların önce kendi algılarını dönüştürmeleri, kendilerine ve hemcinslerine inanmaları çok kritik. Bu inançla çalıştığınızda, ve kariyerinizi bilgi ve tecrübeyle desteklediğinizde, algısal bariyerler er ya da geç kırılıyor. Fintek, yetkinliğe ve üretime çok hızlı karşılık veren bir alan.
Masada daha fazla kadının yer alması, sadece bir “sayısal veri” olmanın ötesinde, kurumunuzun ürün stratejilerine ve finansal kapsayıcılık vizyonuna nasıl bir boyut katıyor?
Kadınların doğasında değişimle baş edebilmek, uyum sağlamak ve empati kurabilmek var. Fintek gibi kullanıcı deneyiminin merkezde olduğu bir sektörde, ürün ve strateji tasarlarken en çok ihtiyaç duyulan şey de tam olarak bu: müşteriyle empati kurabilmek ve kapsayıcı olabilmek.
Kadın bakış açısı, ürünlere sadece fonksiyon değil, anlam da katıyor. Deneyim ve insan odaklılık, finansal kapsayıcılığın en güçlü yapı taşları.
Finans ve teknoloji gibi eril dilin yoğun olduğu bir alanda, yönetim kültürünü daha kapsayıcı ve empatik bir çizgiye çekmek için bugüne kadar attığınız en cesur adım neydi?
Benim için empati kurabilmek ve kapsayıcılık tek seferlik cesur bir adım değil; her gün bilinçli olarak atılan küçük ama istikrarlı kararların bütünü. İç ve dış müşteriyi her zaman odağa koymak, empatiyi yönetim kültürünün parçası haline getirmek bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.
Ekip yönetiminde de aynı hassasiyeti taşıyorum. Kadın liderlerin işin içinde olması, “kadın elinin değmesi” bu sektör için gerçekten fark yaratıyor. Bu yaklaşımı hem iş yapış biçimlerine hem de iletişim diline yansıtmak benim için vazgeçilmez.
Kadın liderler arasındaki dayanışmanın sadece bir “temenni” olmaktan çıkıp, somut bir iş birliği ağına dönüşmesi, fintek yatırımlarının geleceğini nasıl etkileyebilir?
Fintek sektörünün, kadın girişimciler için sunduğu çözümler son derece kritik. Ancak bunun bir adım ötesine geçip, girişimcilik ekosisteminde pozitif ayrımcılığı daha görünür ve sistematik hale getirmemiz gerekiyor.
Kadın olmak, beyaz yakalı olmak ve yönetici olmak zaten zorluklar barındırırken; girişimci olduğunuzda bu bariyerler katlanıyor. Somut iş birlikleri ve dayanışma ağları, kadın liderlerin öncülük ettiği fintek girişimlerinin daha fazla ortaya çıkmasını ve yatırımcılarla daha güçlü buluşmasını sağlayacaktır.
Bugünden geriye dönüp baktığınızda; finansal teknolojiler alanında kariyer yapmak isteyen ancak “cam tavanlar”dan çekinen genç kadınlara, klişe tavsiyelerin ötesinde, gerçekçi bir rehberlik için neler söylemek istersiniz?
Cam tavan büyük ölçüde bir algıdır. Fintek sektörü, her dikeyde kadın çalışanlara ve yöneticilere gerçek anlamda ihtiyaç duyuyor. Kendine inanan, donanımlı ve çalışkan kadınların bu sektöre katkısı, çoğu zaman hayal edilenden çok daha büyük.
Öncelikli olarak, kendi değişim ve dönüşümü yönetme kabiliyetlerine inansınlar. Bu güç, kadınların doğasında var.
2026 ve sonrasına dair ajandanızdaki en heyecan verici projeyi düşündüğünüzde; kadınların söz konusu geleceği inşa ederken üstleneceği en kritik rolü hangi kelimelerle tanımlarsınız?
Geleceği inşa edecek kadınların üstleneceği en kritik rolü üç kavramla tanımlıyorum; empati, kapsayıcılık ve cesur dönüşüm. Ancak bunu birer kişisel özellikten öte, sistem kurma refleksi olarak görüyorum. Fintek sektörünün geleceği yalnızca daha hızlı ya da daha teknolojik olmakla şekillenmeyecek; daha insani, daha anlaşılır ve daha güvenilir olmakla şekillenecek. Kadın liderler bu dönüşümün mimarları olabilir. Çünkü empati ve kapsayıcı olabilmek bizim için bir duygu değil, stratejik bir yetkinliktir. Finansın dilini sadeleştirmek, teknolojiyi hayatın doğal akışına entegre etmek ve büyümeyi sadece pazar payıyla değil, güven ve kapsayıcılıkla tanımlamak… Bence geleceği inşa edenler ve fintek sektörünü dönüştürenler, tam da bu dengeyi cesurca kurabilenler olacak.
