Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan ile Fintechtime Mart 2026 sayısı için gerçekleştirdiğimiz kapak röportajı yayında.
“Bankacılık sektörü tarihinin en hızlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşarken yatırım bankacılığı kavramını fintek ekosistemiyle yeniden tanımlayan Aktif Bank, çeyrek asırlık deneyimiyle yeni yüzyılına çok daha güçlü adımlarla ilerliyor. Geride bıraktığımız yılı yüzde 30’luk bilanço büyümesi ve uluslararası inovasyon ödülleriyle taçlandıran kurum, mevcut yapısıyla geleneksel bir banka sınırlarını aşarak dev bir teknoloji sağlayıcısı kimliği kazanıyor. Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankasının Genel Müdürü Ayşegül Adaca Oğan ile bir araya gelerek N Kolay’ın 9 milyon kullanıcıya ulaşan sadakat yolculuğundan Passo’nun e-ticaret açılımına, yapay zekanın operasyonel süreçlerdeki rolünden kadın liderliğine uzanan kapsamlı bir ufuk turu yaptık.”
2025 yılı kurumsal hafızanızda nasıl bir yer edindi? Yılı nasıl tamamladınız? Çeyrek asrı aşkın deneyimle 2026 ve sonrası için bankanın pusulasında hangi ana stratejik yönelimler var?

2025’i sadece finansal göstergelerle tanımlanan bir dönem olmanın ötesinde, piyasalar adına stratejik olgunluğun ve denge yönetiminin test edildiği bir yıl olarak hatırlıyoruz. Küresel ölçekte para politikalarının temkinli seyrettiği, merkez bankalarının beklentilerin gerisinde kalan faiz indirimleriyle piyasaları yönlendirmeye çalıştığı; jeopolitik risklerin ve ticaret savaşlarının ekonomik görünümü belirgin şekilde etkilediği bir iklimi geride bıraktık. Bu ortamda bankacılık sektörü açısından büyümenin niteliği, büyüklüğünden daha fazla önem kazandı.
Aktif Bank adına 2025; riskleri erken okuma, bilanço yönetiminde disiplin ve yıllar içinde inşa ettiğimiz ekosistem yaklaşımının dayanıklılığını görme yılı oldu. Çeyrek asrı aşan yatırım bankacılığı deneyimimiz, belirsizlik dönemlerinde hızlı refleks üretme ve doğru önceliklendirme yapabilme kabiliyetimizi güçlendirdi. Kontrollü büyümeyi tercih ettiğimiz bu dönemde bankamız, finansal kurum olmanın ötesine geçen; teknoloji, ödeme sistemleri ve dijital çözümlerle bütünleşmiş bir yapı kimliğiyle öne çıktı. 2025’i aynı zamanda “denge ve sabır” yılı olarak tanımlayabiliriz. Çünkü kısa vadeli ivmeler yerine, uzun vadeli değer yaratmayı ve risk-getiri dengesini önceleyen bir yaklaşımı bilinçli olarak benimsedik.
2025’i bizim için ayrıca önemli kılan bir başka başlık da şu oldu: Finansal teknolojiler ekosistemimizi ölçeklendirdiğimiz ve uluslararasılaşma adımlarımızı hızlandırdığımız bir yıl yaşadık. Teknoloji yatırımlarımız, API tabanlı çözümlerimiz ve dijital müşteri edinimindeki ivmemiz; bankacılık faaliyetlerimizi destekleyen önemli kaldıraçlar haline geldi.
2026 ve sonrası için pusulamız net: Sürdürülebilir ve nitelikli büyüme. Yatırım bankacılığı kaslarımızı güçlendirirken, reel sektöre yakın duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Teknolojiyi destekleyici bir unsur değil, iş modelimizin merkezinde belirleyici bir yapı taşı olarak konumlandırıyoruz. Bankacılığı tekil ürünler üzerinden değil; fintech iştirakleriyle birlikte çalışan, uçtan uca değer üreten bir finansal ekosistem olarak ele alma yaklaşımımız, önümüzdeki dönemin stratejik çerçevesini oluşturuyor. Bu bakış açısını bir dönüşüm projesi olarak değil, kuruluşumuzdan bu yana süreklilik arz eden bilinçli bir stratejik yolculuk olarak değerlendiriyoruz.
2025 yılı, küresel ve yerel ekonomide dengelenme çabalarının öne çıktığı bir yıldı. Söz konusu dönemde Aktif Bank’ın bilanço büyüklüğü, aktif kalitesi ve kârlılık rasyoları hedeflerinizle ne ölçüde örtüştü? Özellikle “Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası” unvanını korurken, büyümenin ana itici gücü hangi iş kollarından geldi?
Sizin de belirttiğiniz gibi 2025 denge yılıydı. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da gözler merkez bankalarının üzerindeydi. Piyasaların beklediği faiz indirimleri daha gecikmeli ve daha sınırlı ölçekte geldi; küresel büyüme temposu yavaşladı. Jeopolitik risklerin tırmanması, küresel ticaretin daha bölgesel bir yapıya evrilmesi ve lojistik maliyetlerin artması da hem risk iştahını hem finansmana erişim koşullarını etkiledi. Bu tabloyu biz, hem finansal sistemde hem de reel ekonomide denge arayışının belirginleştiği bir dönem olarak okuyoruz.
Türkiye’de ise sıkı para politikası ve dezenflasyon programı çerçevesinde bankacılık sektörü kontrollü büyüme yaklaşımıyla ilerledi. Faiz marjlarının baskılandığı, seçici kredi politikasının öne çıktığı, TL varlıklara talebin arttığı bir yıl yaşadık. Sektörün bilanço büyümesi ve kredi büyümesi nominal olarak güçlü görünse de kârlılık tarafında marjların sınırlı kaldığı bir dönemdi.
Aktif Bank olarak 2025’te emin adımlarla, güvenli ve verimli bir büyüme sağladık. Küresel ve yerel ölçekte faiz marjlarının baskılandığı, aktif kalitesinin bankacılık sektöründe temel ayrışma noktası haline geldiği bu ortamda bilançomuzu yaklaşık yüzde 30 seviyesinde büyütmeyi başardık. Bu büyüme, yalnızca hacimsel bir genişleme değil; risk yönetimi ve kârlılık disiplininin birlikte ele alındığı bir yaklaşımın sonucu olarak gerçekleşti.
Özellikle kurumsal krediler tarafında yüzde 50’nin üzerinde sağladığımız büyüme, bankamızın reel sektörle kurduğu yakın ilişkinin ve odaklı kredi politikasının somut bir yansıması oldu. Enerji finansmanı, ihracat ve dış ticaret odaklı işlemler, büyümenin ana itici gücü olarak öne çıktı. Bireysel krediler ve dijital bankacılık tarafındaki genişleme ise bu yapıyı tamamlayan unsurlar oldu.
Burada özellikle altını çizmek isterim: 2025 yılında büyümeyi fiyatlama avantajlarıyla değil; aktif kalitesini koruyarak, seçici ve sürdürülebilir bir kredi yaklaşımıyla gerçekleştirdik. Kârlılık tarafında öz kaynak kârlılığının yüzde 40’lar seviyesinde, aktif kârlılığının yüzde 4,5’in üzerinde gerçekleşmesi; maliyet/gelir oranının yüzde 40’ın altında tutulması, bu yaklaşımın somut çıktıları oldu.
Bu performans, “Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası” unvanımızı korurken; geleneksel yatırım bankacılığı ile dijital ve fintech tabanlı iş kollarının dengeli birlikteliğinin ne kadar doğru bir strateji olduğunu da teyit etti.
Aktif Bank olarak 2025 yılını finansal verilerle değil, uluslararası başarılarla da kutladınız. Nisan 2025’te Global Finance tarafından verilen “En İnovatif Banka” ödülü, aslında kurduğunuz ekosistemin global ölçekte de tescili niteliğinde. Söz konusu ödülü getiren temel kriterler neydi? Türk bankacılık sektörünü temsilen aldığınız bu unvan, 2026’daki yurtdışı açılımı veya iş birlikleri için size yeni kapılar aralayacak mı?
Ar-Ge alanındaki müşteri ve çalışan deneyimini iyileştirmeye odaklanan yapay zekâ destekli Psikometrik Test, Smile Detection, Digiview ve Chatbot projelerimiz ile layık görüldüğümüz; dijital ve basılı yayınlarıyla 163 ülkeye ulaşan Global Finance tarafından verilen “En İnovatif Banka” ödülü, Aktif Bank finansal teknolojiler ekosisteminin uluslararası ölçekteki karşılığını ortaya koyması açısından son derece kıymetliydi.
Ödülün arkasındaki temel kriterler arasında, teknolojinin iş modelinin merkezine yerleştirilmesi ve gelişen teknolojilere adaptasyon gücü öne çıkıyor. Güçlü teknoloji kasımızla donattığımız ödeme sistemlerinden dijital bankacılığa, uluslararası para transferinden e-ticarete uzanan çok katmanlı yapı, bu inovasyon yaklaşımının ayırt edici unsurlarından biri olarak ön plana çıktı.
Bu ödülü yalnızca geriye dönük bir başarı olarak değil; 2026 ve sonrası için bir referans noktası olarak görüyoruz. Global adımlar, uluslararası iş birlikleri, teknoloji ihracı ve servis modeli bankacılığı alanlarında yürüttüğümüz ve planladığımız temaslarda, bu tür küresel unvanların güven artırıcı ve kapı açıcı bir rol oynadığını net biçimde gözlemliyoruz.
Önceki yıllarda N Kolay’ın hızla büyüyen bir oyuncu olduğunu konuşmuştuk. Geldiğimiz noktada N Kolay, müşteri edinimi aşamasını geçip ‘derinleşme ve sadakat’ fazına evrildi mi? 2026 yılında platformun kullanıcılarına sunacağı, özellikle yaşam döngüsü bankacılığına dokunan yeni değer önerileri olacak mı?

Türkiye’nin en sevilen dijital bankacılık uygulamalarından biri olan N Kolay, adının da işaret ettiği gibi “kolay” yaklaşımıyla büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Bugün itibarıyla N Kolay, 9 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla, hızlı müşteri edinimi dönemini büyük ölçüde geride bırakmış; kullanıcıyla kurulan ilişkinin derinleştiği ve sadakat odaklı bir faza geçmiş durumda. Elde ettiğimiz bu ölçek, yalnızca erişim veya kullanıcı sayısıyla açıklanabilecek bir tablo değil. Ücretsiz bankacılık yaklaşımımız, yüksek müşteri memnuniyeti ve güçlü NPS skorlarımız, bu geçişin sağlam temellere dayandığını gösteriyor. Kullanıcılarımızın N Kolay’ı yalnızca bir işlem kanalı olarak değil, günlük finansal ihtiyaçlarını güvenle yönettikleri bir platform olarak konumlandırmaları bizim için çok kıymetli.
N Kolay’da ana yaklaşımımız çok net: İyi niyetli, zahmetsiz ve ücretsiz bankacılık. Para transferleri, hesap işlemleri ve ATM kullanımı gibi günlük bankacılığın temel ihtiyaçlarını ücretsiz sunuyoruz. Müşterilerimizi “hangi ATM, hangi kanal” gibi sorularla meşgul etmeyen, 7/24 erişilebilir bir deneyim tasarlıyoruz. Biz bu ücretsiz bankacılık anlayışını geçici kampanyalarla değil, sürdürülebilir bir iş modeli olarak konumlandırıyoruz. Rekabetin arttığı bir ortamda bile bu duruştan geri adım atmıyoruz. Uzaktan müşteri edinimi tarafında oldukça güçlü bir noktadayız. Bugün bireysel müşterilerimizin yüzde 90’dan fazlası tamamen dijital kanallar aracılığıyla bankamıza katılıyor. Kolay Nakit, ihtiyaç kredisi, bono gibi ürünlerle hızlı ve erişilebilir finansman çözümleri sunuyoruz.
2026 perspektifinde N Kolay’ın odağı, kullanıcıların finansal yaşam döngüsünün daha fazla noktasına dokunmak olacak. Günlük bankacılık işlemlerinin ötesine geçen; ihtiyaç duyulan anda devreye giren, kullanıcıyı yormayan ve sezgisel çözümler sunan bir platform yaklaşımı üzerinde çalışıyoruz. Bu kapsamda bireysel bankacılıkta elde ettiğimiz deneyimi farklı ihtiyaç alanlarına taşımayı, mobil bankacılık ürünlerini çeşitlendirmeyi ve ekosistem iştiraklerimizle daha bütünleşik çözümler sunmayı hedefliyoruz.
Aktif Bank ekosisteminin en görünür yüzlerinden biri olan Passo, Kasım 2025’teki yenilenme süreciyle birlikte bir biletleme uygulamasından çok daha fazlasına, e-ticaret odaklı bir deneyim platformuna dönüştü. Passo’nun üstlendiği söz konusu yeni kimlik, bankanın ödeme sistemleri ve finansman çözümleriyle (kredili alışveriş vb.) nasıl entegre çalışıyor? 2026’da Passo’yu, finansal hizmetlerin içine gömüldüğü bir ‘pazaryeri’ olarak daha agresif bir konumda görecek miyiz?
Passo tarafında oldukça heyecanlı ve yenilik dolu bir yılı geride bıraktık. 2025’te Passo’yu bir biletleme uygulamasından, etkinlik–spor–eğlence ekseninde uçtan uca bir deneyim platformuna dönüştürdük; bu dönüşüm yalnızca arayüz değişimi değil, ekosistem içindeki rolünün yeniden tanımlanmasıydı. Aktif Bank ekosisteminin teknoloji, biletleme, ödeme sistemleri ve veri analitiği gücünden beslenen ayrı bir şirket yapısına kavuşturduğumuz Passo’yu, finansal servislerin kullanıcıların günlük yaşam akışına en doğal şekilde temas ettiği platformlardan biri olarak konumlandırıyoruz.
Yenilenen Passo uygulamamız bugün 4.3 milyon kullanıcı sayısına ulaşmış durumda. Futboldaki güçlü köklerimizi korurken son üç yılda konser, tiyatro ve festival tarafında belirgin bir ivme yakaladık; kullanıcılarımızın yaklaşık üçte biri artık aktif etkinlik takipçisi. 2025 boyunca 4 milyonun üzerinde futbol, 1,5 milyonun üzerinde etkinlik bileti satışı gerçekleştirdik ve Passo Taraftar markasıyla 26 kulüple yolumuza devam ettik. Aynı yıl Passo Dükkan’ı devreye alarak biletlemeyi e-ticaretle genişlettik; Keyfe Keder Bilet İade Güvencesi ve NFT bilet gibi yeniliklerle kullanıcıya esneklik, güven ve dijital hatıra değeri sunduk.
Ödeme ve finansman çözümleriyle kurduğumuz entegrasyon bu dönüşümün kritik ayağı. Kullanıcının ihtiyaç duyduğu anda devreye giren, deneyimi bölmeyen çözümlerle ödeme, taksitlendirme ve farklı finansman seçeneklerini Passo’nun içine doğal biçimde entegre ediyoruz; önceliğimiz finansı görünmez ama erişilebilir kılmak. Almanya’da açtığımız ofisimizle de küreselleşme yolunda önemli bir adım attık.
2026’da Passo’yu agresif bir “pazaryeri”nden ziyade, deneyim odaklı ve finansal servislerle zenginleşen bir platform olarak büyütmeyi hedefliyoruz. Amaç yalnızca daha çok ürün satmaktan çok; kişiselleştirilmiş, güven veren ve anlamlı bir kullanıcı deneyimi yaratmak. Bu yaklaşım, Passo’nun ekosistem içindeki stratejik değerini güçlendirirken, Aktif Bank’ın “finansı hayatın doğal akışına entegre etme” vizyonunu da en görünür biçimde yansıtıyor.
Geçmiş röportajlarımızda Aktif Tech’in API portalı ve teknoloji ihracı potansiyeli üzerinde durmuştuk. Aradan geçen zamanda, Aktif Bank’ın servis modeli bankacılığı (BaaS) alanındaki pazar payı nasıl şekillendi? Teknoloji iştirakinizin geliştirdiği çözümler, banka dışı sektörlerde beklediğiniz entegrasyon seviyesine ulaştı mı?
Aktif Bank olarak servis modeli bankacılığı yaklaşımımız, Aktif Tech ve Atlas altyapısı üzerinden somutlaşıyor. Issuing ve acquiring süreçlerini uçtan uca yönetebilen bu mimari, bankamızın yalnızca kendi operasyonlarını değil; banka dışı kurumların da finansal servis ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ölçeğe ulaşmasını sağladı. Ödeme sistemleri, açık bankacılık ve API tabanlı entegrasyonlar bu yaklaşımın temel yapı taşlarını oluşturuyor.
Bugün geldiğimiz noktada, servis modeli bankacılığı bizim için bankacılık vizyonumuzun doğal bir uzantısı haline gelmiş durumda. Aktif Tech’in geliştirdiği altyapı sayesinde bankacılık servislerini farklı sektörlerin kendi kullanıcı deneyimlerinin içine gömebilen bir yapı kurduk. Bu da bankacılığı, klasik kanal ve ürün sınırlarının ötesine taşıyan bir yaklaşımı mümkün kılıyor.
Geliştirilen çözümlerin fintech’lerden e-ticaret platformlarına, ödeme çözümlerinden farklı dijital servis sağlayıcılarına kadar geniş bir yelpazede karşılık bulması, servis modeli bankacılığının beklediğimiz entegrasyon seviyesine ulaştığını gösteriyor. Buradaki temel hedefimiz, finansal servisleri görünür kılmak değil; iş ortaklarımızın sunduğu deneyimin doğal ve sorunsuz bir parçası haline getirmek.
Önümüzdeki dönemde BaaS tarafında odağımız, entegrasyon sayısını artırmaktan ziyade; entegrasyonların derinliğini ve katma değerini yükseltmek olacak. Ölçeklenebilirlik, güvenlik ve regülasyon uyumu bizim için vazgeçilmez kriterler. Bu yaklaşım sayesinde Aktif Bank, klasik bankacılık rolünün ötesine geçerek; farklı sektörlerde finansal altyapı sağlayıcısı kimliğiyle konumlanmaya devam ediyor.
Passo ile Aktif Tech’ten bahsettiniz. Peki Aktif Bank ekosistemini oluşturan diğer oyuncularınızın 2025 performansı ve 2026 çalışmalarını paylaşır mısınız?

Aktif Bank ekosisteminin oyuncularını birbirini besleyen ve ölçekleyen bir bütünün parçaları olarak ele alıyoruz. 2025 yılı, bu ekosistemin olgunlaştığı, operasyonel ve teknolojik sinerjinin sahada somut karşılık bulduğu bir dönem oldu.
Bu oyunculardan bahsetmek gerekirse; UPT, e-para ve sınır ötesi para transferi alanında ekosistemimizin uluslararası yüzünü güçlendiren en önemli yapılardan biri olmaya devam etti. 2025 itibarıyla 1 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaşan UPT, 80’den fazla farklı pasaporta sahip müşteri profiliyle yüksek bir kapsayıcılık sağladı. Para transferi şirketinden e-para şirketine evrilen bu yapı, UPTION uygulamasıyla dijital deneyimini güçlendirirken; Dubai’de serbest finans bölgesinden alınan lisansla yurt dışı büyüme stratejisinde kritik bir eşiği geride bıraktı. 2026’da önceliğimiz, UPT’nin API tabanlı kabiliyetlerini daha fazla iş ortağıyla entegre etmek ve sınır ötesi finansal akışlarda ölçeklenebilir bir altyapı sunmak olacak.
Ödeme sistemleri tarafında Pay N Kolay ve Pavo, 2025 boyunca sahadaki gücümüzü belirgin biçimde artırdı. Türkiye genelinde 600’e yakın işlem merkezi ve 15 binden fazla fatura ödeme noktasını kapsayan omni-channel hizmet yapısıyla kullanıcılarına hızlı ve güvenli çözümler sunan Pay N Kolay’ın hacmi 3 kat artış gösterdi. Pavo tarafında ise Android POS ve entegre çözümlerle 150 bini aşkın esnafın ödeme alma süreçlerine dokunduk. 2026’da bu çözümleri ticari segmentte daha derinleştirerek, bankacılık ürünleriyle entegrasyonu artırmayı hedefliyoruz.
Sigortayeri ise sigortacılık ürünlerini dijital ve erişilebilir bir yapıyla müşterilerle buluşturan önemli bir ekosistem oyuncusu olarak konumlanıyor. 2026 ajandamızda, Sigortayeri’nin ürün gamını hem bireysel hem ticari müşteriler için N Kolay üzerinden daha görünür ve erişilebilir hale getirmek önemli bir başlık olacak.
Tüm bu yapıların arkasındaki teknoloji ve processing gücü, ekosistemimizin sürdürülebilirliğini sağlayan en kritik unsurlardan biri. Aktif Bank olarak 2025’i, fintech ekosistemimizi ölçeklendirdiğimiz ve 2026’ya daha güçlü bir mimariyle hazırlandığımız bir geçiş yılı olarak görüyoruz.
Geçen yıl yapay zeka ve veri analitiğinin dönüşümdeki rolünü konuşmuştuk. 2026 itibarıyla, yapay zeka bankanızın operasyonel süreçlerine ne kadar nüfuz etti? Özellikle kredi tahsis süreçleri, risk yönetimi veya kişiselleştirilmiş müşteri tekliflerinde, yapay zeka kullanımının somut iş sonuçlarına yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hızla gelişen yenilikçi teknolojiler ve veri analitiği, tüm sektörlerde olduğu gibi Aktif Bank’ın da dijitalleşme yolculuğunda giderek daha merkezi bir rol üstleniyor. Dijital müşteri edinimi, kredi değerlendirme süreçleri ve kişiselleştirilmiş ürün önerileri, bu teknolojilerin somut iş sonuçları ürettiği alanlar arasında yer alıyor. Teknoloji destekli çözümler hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de müşteriye sunulan deneyimin daha isabetli ve hızlı olmasını sağlıyor.
2026 itibarıyla veri analitiği ve makine öğrenmesini yalnızca belirli projelerde kullanılan bir teknoloji olarak değil; karar alma süreçlerimizi destekleyen bir “altyapı katmanı” olarak konumlandırıyoruz. Özellikle kredi tahsis ve risk yönetimi alanlarında, veri odaklı modeller sayesinde daha hızlı, tutarlı ve öngörülebilir kararlar alınmasını mümkün kılan bir yapı oluşturduk. Bu yaklaşım, hem operasyonel yükü azaltıyor hem de risklerin daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlıyor. Kişiselleştirilmiş müşteri teklifleri tarafında ise veri analitiği, kullanıcı davranışlarını ve ihtiyaçlarını daha doğru analiz edebilmemizi sağlıyor. Böylece müşteriye sunulan ürün ve kampanyalar daha hedefli, zamanlaması daha doğru ve deneyimi bölmeyen bir yapıya kavuşuyor. Bu da hem müşteri memnuniyetine hem de ürün kullanım derinliğine doğrudan yansıyor.
Çalışma biçiminin kalbine teknolojiyi konumlandıran bir finansal teknoloji ekosistemi olarak, bu alandaki yatırımlarımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ ve veri analitiğini; sadece verimlilik ve hız başlıklarında değil, müşteri deneyimi, risk yönetimi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin tamamlayıcı bir unsuru olarak ele almayı sürdüreceğiz.
Sektördeki kadın lider temsilini artırma misyonunuzu her yıl konuşuyoruz ve takip ediyoruz. 2026 yılına geldiğimizde, finans ve teknoloji sektöründe ‘karar verici’ koltuklarında oturan kadın sayısında arzu edilen ivmeyi görüyor musunuz? Aktif Bank bünyesinde geliştirdiğiniz liderlik programları, söz konusu değişime nasıl bir katkı sunuyor?
Finans sektöründe kadın istihdamı güçlü bir tablo ortaya koysa da bu temsilin yönetim kademelerinde aynı oranda yansımadığını görüyoruz. Bankacılıkta çalışan kadın oranı yüzde 51 olmasına rağmen, üst yönetimde her 10 yöneticinin yalnızca 2’sinin kadın olması hala aşılması gereken önemli bir alan olduğunu gösteriyor. *
Bir kadın lider olarak, Aktif Bank çatısı altında bu durumu farklı bir bakış açısıyla ele aldığımızı memnuniyetle söyleyebilirim. Bankamızda müdür ve üzeri kadın çalışan oranı yaklaşık yüzde 50, müdür üstü kadın çalışan oranı ise yaklaşık yüzde 40 seviyesinde. Bu oranlar sektör ortalamasının üzerinde olsa da bizim için asıl hedef cinsiyet eşitliğini yalnızca istihdamda değil, karar alma mekanizmalarının tamamında kalıcı hâle getirmek. Çünkü Aktif Bank olarak sürdürülebilir eşitliğin kurum kültüründen ve değer setlerinden de beslendiğini düşünüyoruz. Kadın temsilini bir hedef olarak değil; doğru işleyen ve eşit biçimde tasarlanmış süreçlerin doğal sonucu olarak benimseyen yaklaşımımızı uluslararası düzeyde de somut bir taahhütle güçlendirdik ve UN Global Compact ile UN Women iş birliğiyle oluşturulan Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEP’s) imzaladık.
Bu yaklaşımı yalnızca kurum içi uygulamalarla sınırlı tutmuyor, sektörün de ötesine taşıyarak güçlendiriyoruz. Finansal kapsayıcılığı artırmayı hedefleyen projelerimiz arasında yer alan “Ekonomide Aktif Kadınlar” programı ile finansmana erişimde zorlanan kadın girişimcilere düşük ve sıfır faizli kredi imkânları sunuyoruz. Kadınların işlerini kurmaları ve büyütmeleri için yalnızca finansal değil, sürdürülebilir bir destek mekanizması oluşturmayı önemsiyoruz. Daha adil ve kapsayıcı bir finansal ekosistem için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.
Son olarak, bir bankacı ve ekonomist gözüyle 2026 yılına dair makroekonomik beklentilerinizi sormak isterim. Bankacılık sektörünü önümüzdeki süreçte bekleyen en büyük fırsat ve risk başlıkları sizce neler olacak?
2026 yılında bankacılık sektöründeki teknik normalleşmenin ötesinde “küresel denge arayışı” temasının öne çıkmasını bekliyoruz. Dünya ekonomisi, bir yanda korumacı ticaret politikalarının ve jeopolitik gerilimlerin yarattığı rüzgarlarla mücadele ederken, diğer yanda yapay zeka ve teknoloji odaklı yatırımların tetiklediği verimlilik artışıyla güçleniyor. 2026 yılında küresel büyümenin %3,8 bandında seyretmesi beklenen bir tablo içinde bankacılık sektörü açısından asıl kritik olan, bu büyümenin niteliksel dönüşümü. Özellikle yapay zeka yatırımlarının piyasalarda yarattığı iyimserliğin rasyonel seviyelere çekilmesi ihtimali ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, 2026’yı temkinli ama fırsat odaklı okumamızı gerektiriyor.
Yurt içine baktığımızda önceki yılların yavaşlama etkilerini üzerimizden atarak, büyüme hızımızı arttırdığımız bir döneme girerken, ülkemizin ekonomik performansı ile rakiplerinden pozitif yönde ayrışmasını bekliyoruz. Yurt içi ve yurtdışında gıda, enerji ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar 2026 yılı için risklerin yukarı yönlü hareket etmesine alan yaratsa da Türkiye’de dezenflasyon sürecinin dirençli ancak kararlı bir patikada seyretmesini bekliyoruz. 2026 yılında TCMB’nin enflasyon hedefleri doğrultusunda sergilemekte olduğu temkinli duruşun devam edeceğini ve politika faizinin 2025’e kıyasla daha yavaş aşağı geleceğini öngörüyoruz.
Elbette ABD’deki enflasyon direnci ve kamu borç yükü gibi küresel riskler masada kalmaya devam ediyor. Ancak, 2026’yı mali disiplin ile teknolojik dönüşümün el ele verdiği, ticaret yollarındaki değişimlere karşı çevik davranan ve stratejik sektörlerde finansman derinliğinin arttığı bir atılım yılı olarak değerlendirmeyi hedefliyoruz.
