Ödeme Sistemleri Kıdemli İş Analisti

Kahraman Anıl Tanış

 

“Ödeme Sistemleri Kıdemli İş Analisti / Ürün Sahibi” Kahraman Anıl Tanış, Fintechtime okurları için kaleme aldı, “Dijital Para Birimleri Konvansiyonel Finansal Regülasyonu Kurtarabilir mi?”.

2017 yılında Avrupa Birliği Merkez Bankası (ECB) bir manifesto yayınlayarak AmazonPay, GooglePay, ApplePay gibi sektör devlerinin ödeme yöntemleri geliştirmelerini referans alarak halihazırdaki ödeme ekosistemine, dolayısıla merkez bankalarının regülatör kimliğine uzun vadede zarar vereceğini vurgulayarak bir nevi karşı aksiyon alacağının işaretini vermişti.  Başta ECB olmak üzere diğer merkez bankalarıyla birlikte bahsi geçen (Merkez bankası dijital para birimleri) CBDC kuruluşu arayışına girdiler. Haziran 2019’da Facebook Libra isimli projesini duyurdu ki bu projenin amacı da tüm dijital paraların bağlı olacağı bir sepet olmasıydı. Tabi ki hiçbir devlet sadece kendisinin monopol olarak var olduğu bu alanda sınanmak istemiyordu. 2021 yılını baz alırsak, merkez bankalarının %86’sı aktif olarak CDBC üzerinde çalışıyor. Tabiki de yararları çok sayılabilir ancak konu şu ki; böyle bir aksiyonu tüm Avrupa Birliği için alabilirler mi? Peki dünyada yükselen ve finansal işlem hacmi olarak birinci sıraya doğru ulaşacağı öngörülen Çin bu durumdan daha mı güçlü çıkar?

Bu sorulara cevap ararken bunun öncesinde CBDC’nin ne olduğunu anlayalım; aynı nakit veya rezerv para gibi bir çeşit merkez bankası parası olarak düşünülmektedir. 1:1 oranında söz konusu ülke para biriminin fiat kuruna endeksli olmakla birlikte sadece fiziki olan paranın dijital versiyonu demek de doğru değildir. Çoğu proje merkezi olmayan, dağıtılmış blokzincir teknolojisinde faydalanırken dikkat etmek gerekir ki CBDC bu durumla keskin zıtlık göstermektedir. Aksine CDBC merkezleştirilmiş blokzincir olarak tanımlayabileceğimiz güvenilir kamu regulatorlerine tabidir. Bunun anlamı; devletlerin ve merkez bankalarının blokzincir ağını yönetecek ve aynı zamanda öngörülemeyen anlık işlem kapasitesini tüm dağıtılmış blokzincir kapasitesinden daha yüksek performanslı yönetebilecek anlamına geliyor. Örnek verecek olursak; Bitcoin saniyede 7-8 işlem geçirebiliyorken Çin CDBC pilot ürünü aynı bir saniyede 200bin’den fazla işlem geçirme performansına ulaşmış durumda gözüküyor.

Bugün CDBC’nin asıl motivasyonu finansal dahilin artmasıdır. Bu nedenle Bahamalar para birimini ilk dijitalize eden ülke oldu ve şu an bu para birimi dünya finans çevresinde “sand dollar” olarak tanımlandırılıyor. Aynı zamanda Çin de DCEP (Dijital Elektronik Para Birimi) adını verdikleri girişimin finansal eko sisteme daha önce dahil olmamış kırsal bölgelerinin sisteme dahil olmasını umuyor. Günümüz Çin’de vatandaşlar mobil uygulama ve cüzdan aracılığıyla yuan alıp gönderebiliyorlar, banka hesapları tamamen gereksiz hale gelmiş durumda gözüküyor. Bu durum da gösteriyor ki CDBC’lerin ödeme altyapısının az gelişmiş olduğu ülkelerde eko sistemle çok daha hızlı adapte olacak.

Dijital paranın eleştirileri de faydaları dile getirildiği kadar olmasa da var. Dijital para birimlerinin ülke içi sistemde finansal dahili artırması gibi olumlu görüşlerle birlikte ülkeler arası sistemde karşılıkların nasıl gerçekleşeceği, yani ortodoks para politikasında nasıl yer bulacağı konusu biraz kafaları karıştırıyor. Buna getirilen öneriler arasında toptan satış yöntemiyle diyebileceğimiz şekilde merkez bankalarının dijital parayı direk vatandaşa değil, ticari bankalar üzerinden banka hesaplarına aktarılması var. Bu yöntemin de aracısızlaştırma durumunu ticari bankaları araya konumlandırmasıyla akışı verimli hale getirmediği eleştirisi geliyor.

Ancak, şu da bir gerçek ki paranın veya en azından işlem görecek paranın dijitalleşmesi kara para aklama, terör finansmanı, finansal ambargo ve kısıtlamalar gibi aksiyonları oldukça kolaylaştıracaktır. Şu an nasıl Kuzey Kore’ye elektronik para transferi yapamıyorsanız finansal eko sistemdeki tüm regülasyonun parayı bu şekilde takip edildiğini düşünün. Tabi ki fiziksel kağıt paranın ihtiyaç olacağı durumlar bir süre daha geçerli olacaktır, ancak bu durumun dijital para ile çatıştığını düşünmüyorum. Bence aksine birbirini tamamlıyor. Tabi burada başka bir denge konusu işin içine giriyor; SWIFT ağı halihazırda 11bin’den fazla finansal kuruma dünya çapında para aktarımına izin veriyor ki dijitalleşme süreci bu ağın regülatif gücünü oldukça azaltacak gibi duruyor. İkinci durum da Avrupa ve Amerika’nın kontrolünde olan dünyada en çok bulunan dolar ve avro rezervinin dijitalleşme ile Çin’in yuanı karşısında önemini yitirmesi endişesi; halihazırda tüm dünya ülkeleri Çin’e 5 Trilyon Dolar borçlu ve bu değer dolara çevrilmiş hali değil, doların ta kendisi. Tahmin edeceğiniz üzere dolar da toplam dünya para rezervinin %60’ını, avro %20’sini oluşturuken yuan bu anlamda 3. Sırada bile değilken bu durumun dijitalleşmeyle yuan avantajına dönmesi çok da imkansız değil.

Bir diğer konu da nesnelerin interneti; akıllı kontratlarla dijital para birimleri üzerinden 2030 yılında 24 milyar adet cihazda kullanılacağı öngörülen bu teknolojinin tam da dijital para için kullanım alanı olduğu görülebilir. Konvansiyonel ödeme ağları, buna kripto paralar da dahil, bu işlemleri çok stabil şekilde taşıyacakları konusunda henüz güven vermiyor.

Sonuç olarak, değişen dünya finansal sistem, paranın değişim ve üretim hızına duyulan ihtiyaç, yeni ödeme alan sektörlerin çıkagelmesi gibi türlü gerçeklerden dolayı fiziksel paranın karşılığı olan ve şu anda bile birçoğumuzun paraya el sürmediği günümüzde resmi karşılıklı fiziksel parayı yavaş yavaş bırakma zamanı geliyor. Ve bu bütün bahsettiğim realiteler eşliğinde bu ihtiyaca denk gelen ve daha iyi fikir gelene kadar en makul olanı ticari bankaların işleyeceği, merkez bankalarının güvenilirliğinde bankacılık standartlarına tabi dijital para gözüküyor. Merkez bankaları da yeni hizmet alanlarına ihtiyaç duyulan para akışını en iyi şekilde yönetecek kapasite olarak durduğu için hala en iyi alternatif olarak yerinde duruyor.