Fintechtime Haziran sayısı için hazırladığımız “Bir Fintek Nasıl Kurulur? Başarılı Fintek Mimarisinin Sırları” dosya konusu kapsamında Craftgate Kurucu Ortak & CTO Sabri Onur Tüzün ile özel bir röportaj yaptık. 

“Girişimlerin Teknoloji Altyapısı: Bir Fintek Nasıl İnşa Edilir?” dosya konusunun parçası olarak gerçekleştirdiğimiz bu röportajda, Craftgate CTO’su Sabri Onur Tüzün, ödeme altyapılarında teknoloji mimarisi kurmanın teknik olduğu kadar kültürel bir inşa süreci olduğunu vurguladı.
Craftgate’in mühendislik gücü, esnek mimari yapısı ve kullanıcı odaklı yaklaşımı; sistem performansından ekip modeline, altyapıdan regülasyon uyumuna kadar birçok alanda sürdürülebilir kalite anlayışıyla birleşiyor.
Tüzün, %100 uptime hedefiyle çalışan bir ürünün sadece teknolojiyle değil, doğru ekip kurgusu ve birlikte karar alma kültürüyle mümkün olduğunu anlatırken; açık bankacılıktan yapay zekâya, developer deneyiminden globalleşme stratejisine kadar bir fintek mimarisinin nasıl tasarlandığını sahadan örneklerle aktardı.”

 

 

Şirketinizin teknoloji vizyonu nedir? CTO olarak bu yolculukta nasıl bir rol üstlendiniz?

Teknoloji vizyonumuz sadece bugünü değil, yarını da kapsayan sürdürülebilir, esnek ve yenilikçi bir yapı kurmak üzerine kurulu. Bu vizyonu hayata geçirirken, geçmişte GittiGidiyor, Sony ve iyzico gibi önemli yapılarda birlikte çalıştığımız ekip arkadaşlarımızla yola çıkmak büyük avantaj sağladı.

Craftbase zamanında servis işi yaparken, ekipteki çoğu arkadaşım önceki şirketlerden tanıdığım, birlikte klavye eskittiğim insanlardı. Dolayısıyla bugünkü ortam, uzun yılların birikimi diyebilirim. CTO olarak rolüm sadece teknik liderlik değil; aynı zamanda kararları ortak alan, fikirleri birlikte tartışan ve kültürü birlikte inşa eden bir yapının parçası olmak. Ekip o kadar yetkin ve inisiyatif alan bir ekip ki, herkes sadece kod yazmıyor, aynı zamanda şirketin yönüne de katkı sunuyor. Klasik bir hiyerarşi yerine demokratik ve katılımcı bir çalışma modelini benimsiyoruz. Bu da bizi hem daha hızlı hem daha sağlam kılıyor.

Benim görevimse bu yapıyı motive eden, yönlendiren ve sürdürülebilir kılan bir çerçevede tutmak.

 

Kariyerinizde Craftgate ile yollarınız nasıl kesişti?

Craftgate ile yolculuğum, bir telefon görüşmesiyle başladı desek yalan olmaz ama hikaye aslında çok daha önce yazılmıştı elbette. Hakan’ın “ofisi Onur’un evine yakın tuttuk, böyle ikna ettik” diye espriyle anlattığı o günlerde, zaten yıllardır birlikte çalıştığımız bir kadro vardı. Kurucu ekip ve ilk core takım, önceki şirketlerde yan yana geldiğimiz, birbirimizi hem teknik hem karakter olarak tanıdığımız kişilerden oluşuyordu. Dolayısıyla bu girişim, benim için sıfırdan bir şey başlatmak değil; üzerine bir vizyon inşa edebileceğim sağlam bir temele katılmak gibiydi. Önce Craftbase ile büyük markalara ödeme altyapısı ve servis hizmeti sunduk. Ardından, zaten başından beri hedefimiz olan ürünleşme adımını attık, en sonunda en iyi bildiğimiz işi yapmaya karar verdik ve Craftgate ortaya çıktı.

 

Fintek ürününüzün teknolojik omurgasını hangi tech stack oluşturuyor? Bu tercihler neye göre şekillendi?

Craftgate olarak teknoloji seçimlerimizi “problemi en doğru nasıl çözeriz?” sorusu üzerinden yapıyoruz. Tek bir dil ya da teknolojiye fanatik bağlı değiliz. Büyük oranda Java ekosisteminde çalışıyoruz; Spring Framework ana iskeletimizi oluştururken, Kotlin ve Groovy gibi dilleri de aktif olarak kullanıyoruz. Gradle ile proje yönetimini sürdürüyoruz.
Veri katmanında ilişkisel (MySQL) ve NoSQL (Elasticsearch) çözümleri birlikte değerlendiriyoruz. Redis ile önbellekleme yaparken, Kafka gibi mesajlaşma sistemleriyle mikroservislerimiz arasında güçlü, ölçeklenebilir ve asenkron bir iletişim kuruyoruz. Docker ve Kubernetes sayesinde uygulamalarımızı modern, taşınabilir ve hızlı ölçeklenebilir biçimde kurguluyoruz.

Bu tercihler, sistem performansı, ekip verimliliği ve ürün kalitesi arasında optimum dengeyi sağlamayı hedefliyor.

 

Altyapı inşasında sizi en çok zorlayan konu ne oldu? Bu süreci nasıl yönettiniz?

Altyapı, ürünün sessiz kahramanıdır. Biz en baştan itibaren her detayı titizlikle planladık. İlk yapı taşlarını doğru koyduğunuzda, zamanla büyümek ya da değişiklik yapmak daha kolay hale geliyor. Kod mimarisinden sunucu yapısına kadar tüm kararları ortak akılla aldık. Bu sayede sadece güçlü değil, aynı zamanda esnek bir yapı kurduk. Mühendislik ekibimizin özverili çalışması ile birlikte 2024 senesinde 600 milyona yakın isteği başarıyla karşıladık. 2025 senesi için ise bu rakamı 2 milyar olarak hedefledik ve altyapımızı ona göre kurguladık.

Altyapımız, Türkiye’nin farklı şehirlerinde aktif-aktif çalışan Tier 3 veri merkezlerinde barınıyor. Bu yapı, olası felaket senaryolarında sistemin kesintisiz çalışmasını garanti ediyor. Altyapı ekibimizde çalışan arkadaşlarımız 10+ sene tecrübeye sahiptir.

Altyapının tüm bileşenleri arasındaki ilişkileri net tanımlayarak, karar süreçlerimizi hızlandırdık. Böylece altyapımız hem ani değişikliklere hızlı yanıt verebiliyor hem de artan taleplere uyum sağlayabiliyor.

 

Siber güvenlik stratejiniz nasıl bir yapı üzerine kurulu? Hangi standartlar ve sertifikalara öncelik verdiniz?

Craftgate, ödeme altyapısının kalbinde konumlanan bir teknoloji. Bu nedenle siber güvenlik sadece bir görev değil, işin ayrılmaz bir parçası. Proaktif ve çok katmanlı bir strateji izliyoruz. Sadece ileri seviye güvenlik teknolojileri değil; aynı zamanda düzenli ekip eğitimleri, sızma testleri ve periyodik güvenlik denetimleriyle kendimizi sürekli güncel tutuyoruz.

Ayrıca, ISO 27001:2022 ve PCI DSS Level 1 gibi sektörün en prestijli güvenlik sertifikalarına da sahibiz. Bu belgeler, güvenlik kültürümüzün sadece teknolojik değil, operasyonel olarak da ne kadar sağlam olduğunu ortaya koyuyor.

 

Regülasyon uyumluluğunu teknolojiyle nasıl bütünleştirdiniz?

ISO 27001:2022 gibi veri güvenliği veya PCI DSS Level 1 gibi uluslararası sertifikasyonlara sahip olmamız, sadece bir “uyumluluk” değil, aynı zamanda kullanıcılarımıza verdiğimiz güvenin bir göstergesi. Tüm süreçlerimizi bu standartlara göre yapılandırıyor, değişen mevzuatlara anında adapte olabilecek esneklikte kurguluyoruz.

Açık bankacılık, yapay zekâ ve blockchain teknolojileri ürününüzde yer alıyor mu? Yer alıyorsa bu ürünlerin – geliştirmelerin en büyük katkısı sizce ne oldu?

Craftgate’de 21 farklı katma değerli servisimiz var ve bu servislerin her biri, ödeme sektöründeki en iyi pratiklerle geliştirildi. Örneğin, akıllı yönlendirme algoritmaları ve Autopilot gibi çözümlerimiz doğrudan üye işyerlerinin gelirlerini artırmaya yönelik çalışıyor.
Yapay zekâyı, hem iş süreçlerimizi optimize etmekte hem de karar destek sistemlerinde kullanıyoruz. Bunun için ekip içinde gönüllülerden oluşan çekirdek bir yapay zeka kadrosu oluşturduk ve geliştirmelerimiz devam ediyor.

 

Entegrasyon süreçlerinde karşılaştığınız teknik ya da iş birliği odaklı zorluklar nelerdi?

Entegrasyon, bir ürünün ilk izlenimi. Bu yüzden baştan sona pürüzsüz bir deneyim sunmak istiyoruz. Geliştiriciler için test ortamları, kapsamlı dokümantasyon, örnek kodlar, video anlatımlar ve Github’da açık kaynak olarak geliştirdiğimiz kütüphanelerimiz mevcut. Developer portalımız ise süreci adım adım yönlendirecek şekilde tasarlandı.

Bunun yanında entegrasyon ekibimiz ve operasyon tarafında birebir destek sağlayan arkadaşlarımız var. Ürünü geliştiren yazılım ekibimiz de gerektiğinde doğrudan destek veriyor. Özellikle “Batman & Robin” dediğimiz nöbet sistemimiz, hızlı ve etkili geri dönüş için birebir çalışıyor. Her hafta yazılım ekibimizden 2 kişi bu nöbet sistemine dahil olarak üye işyerlerimize ihtiyaç anlarında destek veriyor. Üye işyerlerimizin ekiplerinden aldığımız olumlu geri bildirimler, bu temas noktalarımızın ne kadar etkili olduğunu bize hatırlatıyor.

 

Sistem dayanıklılığı mı kullanıcı deneyimi mi? Geliştirme sürecinde bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Bizce bu iki kavram birbirinden ayrılamaz. Özellikle ödeme gibi kritik bir alanda sistemin kesintisiz çalışması hayati önem taşıyor. Craftgate olarak %100 uptime performansı ile çalışmanın gayreti içerisindeyiz. Bu, altyapımıza gösterdiğimiz özenin bir sonucu.

Kullanıcı deneyimi tarafında ise işin bir başka yüzü var: Panelimizi kullananlar sadece yazılımcılar değil; üye işyerlerimizin finans, tahsilat veya operasyon ekipleri de aktif kullanıcılarımız. Bu yüzden panelimizin herkes için anlaşılır, hızlı ve işlevsel olması kritik. Bu dengeyi, teknoloji ve tasarımı bir arada düşünerek kuruyoruz.

 

Ürününüzün sürdürülebilirliği için hangi teknoloji stratejilerini uyguluyorsunuz?

Öncelikle kalite kavramı bizim için çok öncelikli ve “kalite” projenin ortasında değil, en başında konuşulur. Craftgate olarak sürdürülebilirliği sadece teknik bir kavram değil, iş yapış şeklimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Otomatik testler, sürekli entegrasyon, düzenli kod incelemeleri ve ekip içi retrospektifler bizde günlük pratiklerin bir parçası.

Belirli kalıplara ya da metodolojilere sıkı sıkıya bağlı kalmak yerine, kendi ihtiyaçlarımıza göre şekillendirdiğimiz, Craftgate Modeli adını verdiğimiz bir yaklaşımımız var. Bu model sayesinde hem ekip içi öğrenme sürekli canlı kalıyor, hem de geliştirdiğimiz her işte kaliteyi sürdürülebilir hale getirebiliyoruz.

 

Global ölçekte ürün geliştirme vizyonunuz var mı? Varsa hangi pazarlara odaklanıyorsunuz? / Yoksa, şu an neden daha yerel ilerlemeyi tercih ettiniz?

2024 sonunda İspanya pazarına açıldık. Bu sadece bir büyüme adımı değil, aynı zamanda Türk teknoloji firmaları için globaldeki fırsatları değerlendirme konusunda önemli bir örnek.
İspanya pazarını hem yerel dinamikleri hem de teknoloji beklentileri açısından yakından analiz ediyoruz. Bu bölgedeki üye işyerlerimizin yerel ekipleriyle temas etmek, ürünümüzü o pazara göre adapte etmemize de yardımcı oluyor. Hedefimiz, Türkiye’de yakaladığımız kalite ve güven düzeyini global ölçekte sürdürebilmek.

 

Şu anda teknoloji tarafında sizin için en önemli gündem maddesi nedir?

Şu anki en büyük önceliğimiz, sistem sürekliliğimizi aynı düzeyde sürdürebilmek ve ürün kalitemizi koruyup, daha da yukarıya taşımak. Ayakta kalma oranımızı bugünkü seviyede korurken, ölçeklendikçe bu kaliteden asla ödün vermeden büyüyebilmek istiyoruz.

 

2025 yılı itibarıyla sizi en çok heyecanlandıran teknoloji trendi hangisi?

NFC ile ödeme ya da contactless payments gibi, son kullanıcının işlem yaptığını neredeyse fark etmediği kadar sadeleşmiş ödeme deneyimleri ilgimizi çekiyor. Bu seviyede bir akıcılık ve sadelik artık kaçınılmaz bir hedef olmalı.

Craftgate olarak bu alandaki gelişmeleri yakından izliyoruz ve sistemlerimizi bu yeni beklentiye göre şekillendiriyoruz. Ödeme süreçlerini arka planda, hızlı ve güvenli şekilde çalışacak biçimde kurgulamak; hem son kullanıcı memnuniyetini artırıyor hem de işletmelere ciddi operasyonel kolaylıklar sağlıyor. Bu doğrultuda attığımız adımların meyvesini önümüzdeki dönemde daha net göreceğiz.

 

Fintek kurmak isteyen teknoloji liderlerine en önemli tavsiyeniz nedir?

Fintek, teknik olduğu kadar operasyonel deneyim, stres yönetimi ve titizlik gerektiren bir alan. Bu nedenle bu alanda güçlü bir deneyime sahip ekiplerle yola çıkmak çok kritik. Girişimciliğin yaşı ya da dönemi olmaz ama bu dikeyde tecrübeyle yoğrulmuş ekiplerle yola çıkmanın, başarıyı hızlandıracağına inanıyorum. O yüzden doğru zaman, doğru ekip ve doğru hedef bir araya geldiğinde harekete geçmek en sağlıklı yol.

 

Sizce erken aşama fintek CTO’larının en çok kaçındığı ama aslında yapması gereken şey nedir?

Gözlemlediğim kadarıyla en çok çekinilen şey, hızlı ve net kararlar almak. Özellikle fintek gibi anlık tepki gerektiren bir alanda bu kaçınılmaz. Ama burada kritik olan şu: Ekibine ve kurduğun yapıya güveniyorsan, o kararları alacak cesareti de göstermen lazım. Belirsizlik anlarında bile bazen “hadi şunu yapıyoruz” diyebilmek çok şey değiştiriyor. Tabii ki bu cesaret, sağlam bir temele dayanıyorsa anlamlı.

 

Sizin öğrendiğiniz, ama “keşke biri daha önce söyleseydi” dediğiniz kritik bir içgörü var mı?

Bazen bir hedefe doğru ilerlerken, ondan vazgeçebilmek büyük bir cesaret gerektirir.

Ben bu içgörüyü, Sony gibi global bir markada çalışırken hayallerimin peşinden gitmeye karar verdiğimde ya da Craftbase gibi başarılı bir servis işindeyken, zorlu ama inandığımız bir yol olan ürün şirketine dönüşme adımında çok net yaşadım.

Bunu yaparken, aynı vizyonu paylaşan ve gerçekten güvendiğim bir ekiple birlikte olmam her şeyi kolaylaştırdı. Yola çıktığın insanlarla aynı yöne bakıyorsan, o yol ne kadar zorlu olursa olsun yürünür hale geliyor.