MagicPay CEO’su Latif Vardar ile Fintechtime Eylül sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
“Türkiye’de fintek dünyasına farklı bir soluk getiren MagicPay, yapay zekâ odaklı altyapısıyla kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Şirket, küresel ölçekte büyüme planlarına hız kazandıracak ilk yatırımını ENA Venture Capital’den aldı. Bu gelişmenin ardından CEO Latif Vardar ile bir araya geldik; hem yatırım sürecini hem de MagicPay’i rakiplerinden ayıran yenilikçi vizyonu konuştuk.”
Öncelikle tebrikler. Bu yatırım sürecine nasıl geldiniz? MagicPay’in bu noktaya ulaşmasında sizi en çok gururlandıran aşamalar hangileriydi?

MagicPay olarak adım adım geliştirmenin ve adım adım büyümenin peşindeyiz. Aslında teknoloji üretmek dışında yaptığımız başka bir şey yok. Yeni teknoloji üretmeyi seviyoruz. Bu yolculuk çetrefilli, pek çok engelle dolu oldu. Ayağımıza çok şey battı. Türkiye’deki durumu biliyorsunuz; her yer kapılmış, ordular kuşatılmış, kaleler zapt edilmiş. Fintek sektörü de benzer bir tabloya sahip. Biz bu işi hakkıyla yapmak için uğraşıyoruz ve gerçekten bir savaş veriyoruz. Savaşın ortasında ilerledik. Zaten ülkenin koşullarını biliyorsunuz.
Fintek dünyasında çabamız vardı ve “burada bir devrim yapacağız” diye yola çıktık. Bunun peşindeyiz ve hâlâ koşuyoruz.
Yatırımcılarınızdan bahseder misiniz? Ne kadar yatırım aldınız, süreç ne kadar sürdü?
Şirket 2023 Eylül’de kuruldu. Öncesinde geliştirmelere başlamıştık ama resmi kuruluşumuz o tarihte gerçekleşti. Bir oyun planımız vardı ve bu plan çerçevesinde ilerliyoruz. Bize ilk güvenen ENA Venture Capital oldu. ENA VC’nin LP’lerinden Begim Başlıgil bize çok destek verdi. Onunla birlikte başladık. Sürece birden fazla VC dahil oldu. Bu yatırım, ilk kez tamamlanan bir aşama. Aralık ayına kadar iki yatırımcıyla daha açıklama yapacağız. Hedefimiz bu yıl içinde 7 ülkeye açılmak. Fintek dünyasında farklı bir oyunumuz var, onu daha önce anlatmıştım, tekrar etmeyeyim.
Yatırım sonrası sizi nerelerde göreceğiz? Genişleme nasıl olacak?

Biz dünyanın ilk Payment Framework’unu kurduk. Buna PF diyoruz. Türkiye’de yanlış anlaşılabiliyor ama aslında biz AI Payment Framework yaptık. Sistemi şu anda piyasada çalışıyor. Bunu ilk olarak bakkallara kadar indirmeyi planlıyoruz. Yatırımı satışa ve bu yaygınlaştırmaya harcayacağız. 7 ülkede açılacağız: Dubai, Singapur, İngiltere, Azerbaycan, İspanya, Portekiz ve birkaç ülke daha. Onlar da kremanın üzerindeki vişne olacak.
Odaklarımızdan biri dijital varlıklar. Dijital varlıkların regüle edildiği ülkelerde şimdiden faaliyet göstermeye başladık. Akılcı adımlar atıyoruz.
Türkiye’de ve bölgede fintek rekabeti giderek yoğunlaşıyor. Sizce MagicPay’i diğer oyunculardan ayıran en önemli farklar neler? Bu yatırım size hangi alanlarda ekstra güç kazandıracak?
Şunu çok net söyleyebilirim: Bir sürü rakip var ama bizim yaptığımız işi yapan yok. Bizde 18 ürün var. Bu 18 ürünün her biri başlı başına bir startup olabilecek nitelikte. Biz hepsini tek bir yapıda topladık. Yani B2B’lerin tüm fintek ihtiyaçlarını karşılayan bir “İsviçre çakısı” oluşturduk. Bize gelen bir B2B, başka bir yere gitmek zorunda kalmıyor. Uçtan uca çözüm sunduğumuz için eksik kalmıyor.
En büyük açılımımız globalde PSP (Payment service provider) lisansını almak. Başvurularımızı yaptık, Hollanda ve Dubai’de bu lisansı alıyoruz. Zaten gateway’iz, Türkiye’de entegratör olarak faaliyet gösteriyoruz. Globalde hem entegratör hem de Payment Facilitator şapkasıyla ürettiğimiz Payment Framework’ü tüm dünyaya sunacağız.
En büyük özelliğimiz basit olmamız ve akıllı çözümler üretmemiz. Hepimiz bankalardan çekinerek büyüdük. Offshore’lanan, hortumlanan bankalardan dolayı hep bir önyargımız oldu. Bankalardaki geliştirme süreçlerinin uzunluğunu, oradaki karmaşık süreçleri biliyoruz.
Biz ise akılcı çözümlerle B2B’leri dijitalleştiriyoruz. En büyük projemiz bakkalların dijitalleştirilmesi. Şu anda 18 sektöre hazır ürünümüz var.
Bugünden birkaç yıl sonrasını hayal ettiğinizde MagicPay’i nerede görmek istiyorsunuz? Sizi en çok heyecanlandıran hedefler neler?
Birkaç yıl sonra MagicPay’i herkes tanıyacak. Türkiye’deki ödeme sektörünü değiştirmeyi hedefliyoruz. Basitliğimiz ve güvenilirliğimizle fark yaratacağız. B2B’den ücret almadığımız iş modellerimiz var. Hem Türkiye’de hem globalde bu modelleri değiştirmeyi planlıyoruz. MagicPay büyüyecek. Hepimiz MagicPay’in büyüdüğünü göreceğiz. Ve bizi rengimizden tanıyacaksınız. Bu da şimdilik sürpriz olsun. Türkiye’de ilkleri yapmaya devam edeceğiz ve ekosistemi geliştireceğiz. Biliyorsunuz, startuplardan hiçbir ücret almıyoruz. Yeter ki fintek için bir şeyler yapsınlar, Türkiye’de ekosistemi geliştirsinler.
Bu da şöyle bir soruyu akla getiriyor: MagicPay nereden para kazanıyor?

Gelir modelimiz var ama fintek startuplarından para kazanmak istemiyoruz. Bu bizim tercihimiz. Böylelikle ekosistemin büyüyeceğini, onların da başka alanlarda işler yaparak daha fazla gelişeceğini düşünüyoruz. Startuplarla birlikte burada bir domino etkisi yaratmak istiyoruz. Kapımız onlara her zaman açık.
Globalde örnek aldığınız fintekler var mı?
Doğrudan örnek aldığımız bir fintech yok ama iş yapış modellerini inceliyoruz. Burada uygulamaya çalıştığımız model, Portekiz’de ve İspanya’da çok tutan iş modellerinden biri. Biz B2B’nin yanında duran bir modeldeyiz. Bunun tutacağına ve birlikte yürüyeceğimize inanıyoruz.
Ama startup özelinde soruyorsanız, henüz öyle bir örnek yok. Ben istiyorum ki sektör olarak hep beraber büyüyelim. Farklı sektörler de girsin. Bir ülkeyi güçlü kılan ekonomisidir. Ekonominin bel kemiği kredidir. Kredinin bel kemiği kredi kartıdır. Kredi kartının bel kemiği insandır. Bu para bizim cebimizden çıkıyor. Neden milyarlarca dolar komisyon ödeyelim ki? Daha “yerli ve milli” demek istemiyorum ama gerçekler ortada.
