Kobe Finansal Teknoloji A.Ş. Kurucu Ortağı ve Ortak CEO’su Çetin Emre Sadi’nin ilk kitabı “Ne Anladım Ben Bu Fintek’ten!” Likya Yayınları’ndan çıktı.
Biz de Çetin Emre Bey ile kitabın hikâyesini, ele aldığı başlıkları ve fintek dünyasına dair gözlemlerini konuştuk. Yazar, okur kitlesini “Sektöre içeriden bakanlar için yalnızca bir rehber değil; sektörü içeriden sarsmak isteyenler için bir çağrı” sözleriyle tarif ediyor.
Kitabınız hayırlı olsun. Hikâyesini paylaşır mısınız?
Yaklaşık bir buçuk yıl önce babamı kaybettim. Kariyerimde her adımı onunla paylaşırdım. Ne Kobe’yi görebildi ne de bu kitabı. Bu yüzden kitabı babama ve 7 yaşındaki oğluma adadım. Zor zamanlarda beni hayata bağlayan oğlumun yeri ayrıca çok kıymetli. Aslında bu satırları onlara yazdım.
Kitapta neler var?
Kitap 11 bölümden oluşuyor. 11 benim hayatımda özel bir sayı; 11 Mayıs doğumluyum, iş hayatına ayın 11’inde başladım, şirketimizi tamamen tesadüf sonucu 11/11’de kurduk. Futbol oynarken forma numaram bile 11’di. İçerikte bankacılık köklerimle fintek pratiğini birleştiriyorum. Temel finansı ve bankacılığı bilmeden teknoloji inşa etmeye çalıştığınızda sistem açık verir; bugün uyumsuzluktan kapanan yapılar, eksik kurgu ve kontrolün yansıması. İlk bölümde temel bankacılık ve fintek tarihini—Medici ailesinden bugüne—özetliyorum. İkinci bölüm “Fintek’in Köpüğü”: Algının ürünün önüne geçtiği, PR’ın işin kendisine baskın geldiği dönemleri sorguluyorum. Yatırım hikâyesi var ama arkada sağlam ürün ve süreç yoksa günün sonunda su çekiliyor ve gerçek ortaya çıkıyor.
“Artık fintekler liderlerle birlikte anılıyor; liderler daha çok öne çıkıyor” diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Yunan mitolojisindeki Narkissos örneği aklıma geliyor: Kimi liderler kendi PR’larına tutulmuş durumda. Bu, marka inşası açısından bir noktaya kadar değerli; liderin bir yüz ve hikâye oluşturması kıymet taşır. Fakat ürünün ve şirketin önüne geçen bir kişisel vitrinleşme, kurumsal bütünlük açısından risk üretir.
Bu durum kurumlara nasıl yansıyor?
Özellikle büyük kurumlardaki bazı yönetişim pratiklerinde koltuğu koruma refleksinin, bütçeyi ve ürün sayısını “başarı” göstergesi gibi sunmanın etkisini çok gördüm. Oysa asıl başarı, çalışmayan ürünü kapatabilmek, yalınlaşmak ve işin özüne dönmek. Konfor alanıma meydan okumamın, girişimci olmamın sebeplerinden biri de bu. Açık konuşayım: Bu kitabı herhangi bir kurumdayken yazmam kolay olmazdı. “Sektörü eleştirme, biz de bu sektördeyiz” diyen çok oldu. Tam tersine, içeriden düzeltmek için konuşmak gerekir; ben bunu bir misyon olarak görüyorum.
“Fintek’i Yeniden Yazmak” başlıklı bir manifesto da var. Ne öneriyorsunuz?
Okura bir sahne öneriyorum. Kendi hikâyemden yola çıkarak “oyunun kurulduğu” sahneyi tarif ediyorum ve soruyorum: Bu sahnede yer almaya cesaretiniz var mı? Fintek’te nelerin döndüğünü iyice anlayıp güçlü bir figür olarak gelin; sektörü içeriden dönüştürmeye talip olun. Manifestonun özü bu.
Kitabı kimler okumalı?
Öncelikle fintek dünyasına yeni adım atanlar; bankacılık/finans okuyup sektöre girmek isteyen öğrenciler, yeni mezunlar. Ayrıca sektörün içindeki profesyoneller ve liderler. Pek çok kişinin aklından geçen, fakat yüksek sesle söyleyemediği soruları kitap dile getiriyor.
Bunca yılın ardından siz fintek’ten ne anladınız?
Türkiye’de fintek, büyük ölçüde Avrupa ve ABD’deki düzenlemelerin tercümesiyle şekillendi. Altyapı doğru kurulmadığında gri alanlar oluşuyor. Son dönemdeki bazı kapanmaların ve yaptırımların kökünde de bu var. Tebliğlerdeki kurgu net olmazsa kurumlar ve girişimler yolu bulmakta zorlanıyor. Burada suçu tek tarafa yüklemek yerine, düzenleme kalitesini ve uygulama bütünlüğünü birlikte yükseltmek gerekiyor.
Sizin faaliyet alanınızda riskler nasıl yönetiliyor?
Bizim modelimiz bazı açılardan korunaklı; lisans kapsamına giren para tutma ve dağıtım faaliyetlerini yürütmüyoruz. Buna karşın marka riski taşıyoruz. Ödeme kuruluşlarının altyapısında bir geçit (gateway) rolü üstlendiğimiz için içeride yaşanan her sıkıntı bize de yansıyabilir. Bu nedenle güçlü ürün, sağlam ekip ve çok disiplinli çalışma şart. Ekip yapımız bu anlayışla kuruldu.
Kobe’nin kuruluş ve büyüme pratiği nasıl ilerledi?
Küçük ve çevik bir çekirdek kadroyla yola çıktık; hızlı yatırım aldık ama bu hızın arkasında 15 yılı aşan saha birikimi var. Benim 15 yılım, kurucu ortağımız İlker Bey’in 25 yıllık POS, risk ve fraud tecrübesi—sanal POS’tan risk yönetimine uzanan geniş bir yelpaze—bu yapının omurgasını oluşturuyor. Satışın arkasındaki teknik/kritik yetenek seti güven vermiyorsa, en parlak hikâye bile sürdürülebilir olmaz.
Kitap nereden temin edilebilir?
Önce Kitapyurdu’nda satışa açıldı. Ardından D&R, Kitapsepeti, Idefix dâhil tüm çevrim içi kitapçılarda yerini aldı. Belirli bir satış eşiğinden sonra AVM’lerdeki mağazalarda da raflara çıkacak.
Tebrik ederim.
Ben teşekkür ederim.
