Opes Borsa Technologies Kurucu CEO’su Fatih Aydemir ile Fintechtime Ekim sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.

“Finansal teknolojilerde yükselen yeni girişimlerden biri de Londra merkezli Opes Borsa Technologies. Henüz yolun başında olmasına rağmen, yapay zekâ tabanlı yaklaşımı ve yatırımcı ilgisiyle adından söz ettirmeye başladı. Şirketin kurucusu ve CEO’su Fatih Aydemir, kariyerine Almanya’da başlayan, Marmara Üniversitesi’nde İngilizce İşletme lisansı sonrası Mannheim Üniversitesi’nden Bankacılık ve Finans yüksek lisans eğitimi aldıktan sonra finansal veri bilimi ve kantitatif modelleme alanında uzmanlaşan bir isim. Türkiye’ye dönüşü, Avrupa menşeili finans ve teknoloji şirketlerinde edindiği deneyim ve İngiltere’de aldığı yatırım, onu kendi yolunu çizmeye yöneltmiş.

Biz de Aydemir’le hem bu kişisel yolculuğunu hem de Opes Borsa Technologies’in vizyonunu konuştuk. Sohbetimiz, erken aşama bir girişimin motivasyonlarını, yapay zekâya dayalı yatırım çözümlerini ve geleceğe dönük planlarını anlamak için değerli ipuçları taşıyor.”

 

Almanya’da başlayan profesyonel yolculuğunuz, Covid dönemiyle birlikte yeniden şekillenmiş. Türkiye’ye dönüş, ardından Londra merkezli bir girişim kurma kararı… Bu adımların ardındaki hikâyeyi kendi ağzınızdan dinlemek isterim.

Almanya’da dünyanın en büyük yazılım firmalarından biri olan SAP’de Global Finance departmanında ‘Conversational AI’ üzerine çalışırken finansın teknolojiyle nasıl iç içe geçtiğini deneyimledim. Ardından Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi ZEW’de araştırmacı olarak makroekonomik beklentiler, sistemik riskler ve yapay zekâ tabanlı finansal modelleme üzerine projeler yürüttüm. Mannheim Üniversitesi’nde yüksek lisans yaparken aynı zamanda üniversitenin Kurumsal Finans kürsüsünde araştırmacı ve okutman olarak görev alarak akademi ile uygulamanın birleştiği bir noktada derinlemesine çalışma fırsatım oldu. 

Covid döneminde piyasalarda gözlemlediğimiz çalkantılar, insan davranışlarının yatırım kararlarını ne kadar irrasyonel hale getirebildiğini bir kez daha gözler önüne sermişti. Bu dönemde, davranışsal yargılardan arındırılmış ve veriye dayalı modellerle temellendirilmiş bir karar mekanizmasına olan ihtiyacı açıkça gördüm. Türkiye’ye dönüşümde bir Avrupa merkezli bir aile ofisine finansal yapay zekâ modelleri üzerine danışmanlık verdim; ardından İtalyan bir finansal teknoloji şirketinde Avrupa genelinde finansal kurumlara risk danışmanlığı ve sistem kurulumları yaptım. Edindiğim bu akademik ve endüstriyel perspektif, beni Londra’da Opes Borsa’yı kurmaya yöneltti. Zira hedefim en başından beri yerel değil, küresel ölçekte bir değer yaratmaktı.

 

Marmara Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra finansal veri bilimi ve yapay zekâ alanlarında uzmanlığına yönelmişsiniz. O deneyiminiz, bugün Opes Borsa Technologies’in temelinde nasıl bir rol oynuyor?

Marmara Üniversitesi’ndeki lisans eğitimim, bana finansal sistemin işleyişini kavramam için bir zemin sundu. Asıl kırılma noktası ise, Mannheim Üniversitesi’ndeki yüksek lisansım ve burada matematiksel finans, veri bilimi ve yapay zeka alanlarında yaptığım yoğun çalışmalar oldu. Ek olarak, Norwegian School of Economics ve London School of Economics gibi köklü okullardaki akademik ziyaretlerim bana farklı ekollerin finansa veri merkeziyetçi yaklaşımlarını görme şansı verdi. Bu deneyimler, finansal kararların yalnızca fiyat odaklı zaman serilerinden ibaret olmadığını, büyük veri setlerinin disiplinli şekilde işlenmesiyle anlam kazanabileceğini öğretti.

Bugün Opes Borsa’nın AI-native bir finansal araştırma platformu olarak temelinde bu prensip yatıyor. Bizim için piyasa verileri, haber akışları ve analist yorumları yalnızca bir başlangıç teşkil ediyor. Asıl değer, büyük veri setlerinin modellerle işlenerek gürültüden arındırılması ve piyasa aktörlerine nesnel ve matematiksel dayanaklı öngörüler halinde sunulmasıdır. Yani finans, veri bilimi ve yapay zekâ bugün Opes Borsa’nın DNA’sını oluşturan temel yapı taşlarına dönüşmüş durumda.

 

İngiltere merkezli bir yapı kurmak ve ilk aşamada 150 bin dolarlık ön tohum yatırımı almak hiç kolay değil. Yatırımcıları ikna ederken hangi vizyon ve hangi ürünler masada öne çıktı? 

Henüz erken aşamadayken, 150 bin dolarlık tohum öncesi yatırım topladık ve şirketimiz bu turda 1,5 milyon dolar değerleme üzerinden fonlandı. Bu noktada yatırımcılara sunduğumuz şey yalnızca bir ürün değil, geniş bir ufuktu. Eğer boğulacaksak büyük sularda boğulmalıydık. Bu nedenle trend tahmini, risk optimizasyonu ve makro döngü analizi gibi finansal literatürün uzun zamandır ele aldığı köklü sorunlara yapay zekâ tabanlı çözümler geliştirme hedefimizi ortaya koyduk.

Yatırımcılar yalnızca çözümlerimizin teknik kapasitesini değil, aynı zamanda arkasındaki akademik ve profesyonel birikimi de gördüler. Kariyerim süresince makroekonomi, sistemik risk ve makine öğrenmesi gibi alanlarda yaptığım çalışmalar bu vizyonun güçlü dayanak noktaları oldu. Kısacası yatırımcılar, Opes Borsa’nın yalnızca teknik kapasitesini ve arkasındaki deneyimi değil, birincil elden yarattığı değeri de gördüler.

 

“AI-native” bir platform olduğunuzu vurguluyorsunuz. İnsan müdahalesine gerek kalmadan çalışan bir sistem fikri kulağa iddialı geliyor. Kullanıcılar açısından bu yaklaşımın yarattığı farkı biraz açar mısınız?

Opes Borsa’yı “AI-native” yapan unsur, yapay zekânın sistemin sadece bir bileşeni değil, uçtan uca omurgası olmasıdır. Yatırım gibi sürekli yüksek rasyonalite gerektiren bir alanda insan psikolojisinin getirdiği önyargılar, panik refleksleri ve aşırı güven gibi davranışsal hatalar ciddi maliyetler doğuruyor. Geliştirdiğimiz modeller, bu tip irrasyonel olguları karar süreçlerinden ayıklayarak tamamen veriye dayalı, öngörülebilir ve süreklilik arz eden bir karar mekanizması sunuyor.

Bu farkın kullanıcı açısından en somut çıktısı, yatırım süreçlerinde davranışsal disiplin kazanımıdır. Örneğin, piyasaların panik satış davranışı gösterdiği dönemlerde yapay zekâ sistemleri rasyonel ve tutarlı kalıp, uzun vadeli temel geçerliliklere odaklanabiliyor. Bu, yatırımcı için kısa vadeli oynaklıkta kayıpları sınırlarken, uzun vadeli sermaye korunumu açısından çok ciddi bir güvence sağlıyor. Otonom yapay zekâ modellerinden oluşan mimarimizin temelini oluşturan finansal teoriyi davranışsal hatalardan arındırılmış olarak teknolojiyle hayata geçiriyoruz.

 

Trend tahmin modeli, risk haritalandırması ve makroekonomi çözümü… Bu üçlüyü bir araya getirdiğimizde, yatırımcıya nasıl bir yol haritası sunmuş oluyorsunuz?

Bu üçlü aslında yatırım sürecinin bütün kritik kırılım noktalarını kapsıyor. Trend sistemimiz, hangi varlıkların pozitif ya da negatif eğilim göstereceğini %90’ı aşan doğrulukla tahmin edebiliyor. Öte yandan, optimizasyon modelimiz, yatırımcıların risk iştahına uygun olarak mevcut portföylerinin nasıl dağılım göstermesi gerektiğini çözümlüyor. Son olarak, makro modelimiz ise verilen kararlarının makroekonomik döngülerle uyumlu olup olmadığını teyit ediyor. Bu yapı sayesinde yatırımcılar yalnızca kısa vadeli kazançlara değil, uzun vadeli istikrarlı getirilere ulaşabiliyor.

Aritmetik olarak, yatırımcıya sunduğumuz değeri fırsat maliyeti üstü getiriyi maksimize eden bir fonksiyon gibi düşünebiliriz. Kullanıcılarımız yalnızca hangi varlığa yatırım yapacaklarını değil, bunu ne zaman ve hangi makro koşullarda yapacaklarını da bilimsel bir zemin çerçevesinde temin ediyor.

 

Canlı veri, haber akışı ve anlık özetler üzerine kurulu iş modelinizin, portföy yönetimi yapan fintekler ya da bireysel yatırımcılar için hangi boşluğu doldurduğunu düşünüyorsunuz?

Günümüzde canlı veri, haber akışı ve anlık özet gibi özelliklerin farklılık yaratan bir olgu olmadığı düşüncesindeyiz; bizim için bunlar birer başlangıç noktası teşkil ediyor. Bizim yaklaşımımız, bu verileri doğrudan kullanıcıya yüklemek yerine, yapay zekâ algoritmalarıyla işleyerek aksiyona dönüştürülebilir, bilimsel dayanaklı sinyaller üretmek üzerine kurulu. Kullanıcı böylece bilgi okyanusunda kaybolmak yerine, somut ve veriye dayalı öngörülerle hareket edebiliyor.

Bu sayede yatırımcıların araştırma ve karar maliyetlerini minimize edebiliyoruz. Gerek kurumsal gerekse bireysel yatırımcılar için enerji ve zaman verimliliği kritik. Opes Borsa bu süreci bilimsel bir zemine oturtarak irrasyonel tutumları ve beşerî hataları en aza indirmeyi hedefliyor. Piyasa katılımcılarına sadece veri ve bilgi akışı sağlamak değil, işlenmiş ve anlamlı hale gelmiş öngörü sunmak önümüzdeki yıllarda esas farkı yaratıyor olacak.

 

Şirketi daha görünür kılma ve tohum yatırım turuna hazırlanma planlarınız var. Önümüzdeki dönemde bizi hangi kilometre taşları bekliyor?

Bugüne kadar başarıyla tamamladığımız 150 bin dolarlık pre-seed turu, bize ilk adımı atmak için gerekli gücü verdi. Şimdi önümüzde, çok daha geniş bir vizyonu gerçekleştirecek tohum yatırımı (seed round) bulunuyor. Bu turla birlikte öncelikli hedefimiz, platformumuzun erişimini iOS’ta olduğu gibi Android ve Web uygulamalarıyla pekiştirmek. Aynı zamanda portföy optimizasyon motorumuzun ve makro modülümüzün devreye girmesi en yakın kilometre taşlarımız arasında.

Bunun yanında, Agentic AI güdümlü kurumsal ve bireysel yatırımcıların derinlemesine araştırma maliyetlerini radikal şekilde düşürecek ürünler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Küresel ölçekte daha görünür olmak için ise, Londra merkezli yapımızı güçlendirmeye devam ederken, başta Avrupa ve Türkiye olmak üzere kurumsal iş birliklerine odaklanacağız. Nihai vizyonumuz, premium bir finansal veri ve araştırma aracı olarak global pazarda kendi konumumuzu konsolide elde etmek ve AI-native yaklaşımımızı global piyasalarda yeni bir standart haline dönüştürmek.