Pratik İşlem Ödeme ve Elektronik Para A.Ş. Project Manager Murat Akköse, Fintechtime Ekim sayısı için yazdı “Paradan Sonraki Para: Değerin Yeni Tanımı”.

“Değer artık yalnızca parayla ölçülmüyor, zamanımızdan verimize, güvenimizden topluluklarımıza kadar pek çok görünmez unsurun modern ekonominin yeni para birimlerine dönüşüyor. Sosyal medya platformlarında geçirdiğimiz dakikalar, şirketlere sunduğumuz veriler ve markalara duyduğumuz güvenin ekonomik bir karşılığı var. Sadakat programları ya da topluluklara katılım ise yeni bir sosyal sermaye yaratıyor. Finteklerden e-ticarete kadar tüm sektörler, paranın ötesindeki bu değerleri yönetmeye çalışıyor. Asıl sorun ise ödediğimizin karşılığında gerçekten ne aldığımızı sorgulamak.”

Paradan Sonraki Para: Değerin Yeni Tanımı

Bir zamanlar değer dediğimizde aklımıza tek bir şey gelirdi: para. Altınla başlayan yolculuk, kâğıt banknotlar ve kartlarla devam etti. Banka hesaplarındaki rakamlar, herkesin servet ölçüsüydü. Ama bugün artık “değer” kelimesi yalnızca parayı anlatmıyor. Günlük hayatımıza baktığımızda, paramız olmadan da sürekli ödeme yaptığımızı fark ediyoruz. Ve ödediğimiz şeyler çoğu zaman görünmez kalıyor: zamanımız, verimiz, güvenimiz ve topluluklarımız.

Bugün sosyal medyada, video platformlarında ya da çevrimiçi oyunlarda geçirdiğimiz her dakika, ekonomik bir karşılığa dönüşüyor. Biz sadece eğleniyor, vakit geçiriyor sanıyoruz. Oysa bu süreler, platformların büyüme göstergesi haline geliyor. Bir dakika bile artık iş dünyasında takip edilen bir metrik olarak değer görüyor. Biz fark etmesek de zamanımız, modern ekonominin en kıymetli paralarından biri haline geldi.

Bir arama yaptığınızda, bir ürünü sepete eklediğinizde ya da bir uygulamada üyelik açtığınızda, aslında iz bırakıyorsunuz. Bu izler, şirketler için yalnızca bilgi değil; gelecekteki kararlarını şekillendiren yakıt haline geldi. Veri, artık çağımızın en değerli madeni haline geldi. Birçok hizmet “ücretsiz” gibi görünse de, karşılığında farkında olmadan verimizle ödeme yapıyoruz.

İnsanların seçimlerinde en ağır basan unsur, çoğu zaman güven oluyor. Güven, artık iş dünyasının görünmez para birimi. Özellikle fintech dünyasında güven olmadan işlem yapmak neredeyse imkânsız. Parayı teslim etmeden önce, ilk olarak karşı tarafta duyulan güven ölçülüyor.

Bugün sadece ürün veya hizmet satın almıyoruz. Kendimizi ait hissettiğimiz topluluklara da yatırım yapıyoruz. Bir oyundaki klana katılmak, bir markanın sadakat programına dahil olmak ya da sosyal medyada takipçi toplamak… Bunların her biri bir “sosyal sermaye” yaratıyor. Topluluk gücü, klasik paranın yerine geçen yeni bir değer haline geldi.

İş dünyası da bu değişimin farkında. Artık sadece fiyatla rekabet etmek mümkün değil. Bir şirketin başarısı, müşterisinin ona ne kadar güvendiğiyle ne kadar zaman ayırdığıyla ve hangi topluluğun parçası olduğu ile ölçülüyor. Fintech’ler, e-ticaret siteleri ya da sosyal platformlar… Hepsi aslında paranın ötesindeki bu değerleri yönetmeye çalışıyor.

Düşünsenize, telefonunuza yeni bir uygulama indiriyorsunuz. Hem de ücretsiz. Hiçbir ücret ödemeden sınırsızca kullanabiliyorsunuz. Peki bu uygulamanın sahipleri size bedava hizmet sunarken nasıl para kazanıyorlar? İşte tam da burada “paradan sonraki para” devreye giriyor. Uygulama, sizin verinizi, zamanınızı ve dikkatinizi ekonomik değere çeviriyor. Siz para ödemiyorsunuz belki, ama mutlaka bir bedel ödüyorsunuz.

Aynı durumu günlük hayatta da görebiliriz. Sabah işe giderken uğradığınız kahve zincirini düşünün. Her kahve alışverişinde size bir QR kod okutuyorlar ya da bir mobil uygulamadan puan kazandırıyorlar. Siz o kahveyi biraz indirimli alıyor, belki biriktirdiğiniz puanla bir sonraki kahvenizi bedava içiyorsunuz. Ama aslında ödediğiniz şey yalnızca kahve parası değil. Markaya, sizin tercihlerinizi, hangi saatlerde hangi şubeden alışveriş yaptığınızı, hatta ne sıklıkla kahve tükettiğinizi de veriyorsunuz. Yani hem para hem de veriyle ödeme yapıyorsunuz.

Paranın ötesinde şekillenen bu dünyada hepimiz farkında olmadan ödeme yapıyoruz. Ama asıl mesele, ödediğimizin karşılığında gerçekten ne aldığımızı sorgulamak. Çünkü değer artık sadece kasaya giren rakamlarda değil; belki biz fark etmesek de yaşadığımız anlarda ve bıraktığımız izlerde gizleniyor.