Dengage Ülke Direktörü Çağdaş Tanrıöver, Fintechtime Kasım sayısı için yazdı “IT Sırasını Beklemeyen Dijital Pazarlamacılar Dönemi”.

“Dijital pazarlama artık IT’nin takvimine göre değil, müşterinin zamanına göre akıyor. Yeni dönemde fintek pazarlamacıları veriyi taşımadan, bulunduğu yerden yöneterek anlık karar alabiliyor. Bu model, hem hız hem güvenlik hem de kişiselleştirmeyi aynı anda mümkün kılıyor. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde her kampanya bir reaksiyondan çok, bir diyaloğa dönüşüyor; markalar müşterileriyle senkronize hareket ediyor. Çağımızda fark yaratanlar veriyi yükleyenler değil, veriye anlam yükleyebilenler oluyor.”

 

IT Sırasını Beklemeyen Dijital Pazarlamacılar Dönemi

Finansal teknolojiler artık hız, güvenlik ve kişiselleştirme arasında seçim yapmak zorunda değil. Birkaç yıl öncesine kadar bu üç unsur arasında sürekli bir gerilim vardı, biri artarken diğeri mutlaka azalırdı. Bugünse tablo değişti. Dijital pazarlama dünyasında, IT takvimlerine sıkışmadan hareket eden, kararını anında verip uygulayabilen yeni bir kuşak yükseliyor. IT sırasını beklemeyen dijital pazarlamacılar dönemi resmen başladı.

 

Kampanya Fikri Hazır, Ama Veri Nerede?

Bir fintech pazarlama ekibini hayal edin. Aralık ayında piyasaya çıkacak yeni bir yatırım ürünü için haftalardır hazırlık yapılıyor. Ekip, kullanıcıların risk profiline göre kişiselleştirilmiş yatırım önerileri oluşturmuş; görseller, metinler, iletişim kanalları eksiksiz hazır. Ancak kampanyanın kalbini oluşturan müşteri verisi hâlâ IT’nin onay sırasını bekliyor.

Veri aktarımı, test ortamı, güvenlik taraması derken takvim kayıyor. Bu gecikme sırasında rakip bir platform, aynı kitleye benzer bir teklif gönderiyor. Fırsat kaçıyor. Günümüz fintech pazarlamasında en büyük kayıp artık fikir yoksunluğu değil, veri yavaşlığı. Ve bu gecikmenin bedelini genellikle markalar değil, müşteriye ulaşamayan fırsatlar ödüyor.

 

Veri Kopyalamanın Görünmeyen Bedeli

Dijital pazarlamanın ilk dönemlerinde veriyi kopyalamak kaçınılmaz bir gereklilikti. Ancak bu yöntem artık finansal kurumların hızına yetişemiyor. Çünkü her veri kopyası zamanla değerini kaybediyor; eskiyen bilgiler pazarlamayı yanlış yönlendiriyor, gereksiz taşıma süreçleri ise güvenlik riskini artırıyor.

Bir banka düşünün. Bir müşteri sabah yatırım fonu işlemi yapıyor, aynı müşteri öğleden sonra kredi kartı başvurusu yapıyor. Eğer veriler bir gün önce kopyalanmışsa, pazarlama ekibi artık o müşterinin gerçek durumuna değil, dünün verisine bakıyor demektir. Finansal dünyada fark yaratan artık günler değil, saniyeler.

 

Yeni Dönem: Veriyi Taşımadan Yönetmek

İşte bu noktada dijital pazarlamanın oyun kurallarını değiştiren bir model öne çıkıyor. Veriyi kopyalamadan, bulunduğu yerden erişip işlemek. Bu bağlantı yaklaşımı, veriyi fiziksel olarak taşımadan, kaynağında okunabilir hale getiriyor.

Bu sayede pazarlama ekipleri IT planlamasına bağlı kalmadan kampanyalarını hazırlayabiliyor; veriler her zaman güncel kalıyor; KVKK, GDPR ve PCI-DSS gibi regülasyonlara uyum da doğal biçimde sağlanıyor.

Kısacası, bu yöntem veriyi değil, pazarlamacıyı özgürleştiriyor.

 

Hız ve Çevikliğin Yeni Tanımı

Bir fintech için hız yalnızca işlem süresiyle değil, kullanıcı davranışına ne kadar çabuk tepki verebildiğiyle ölçülür. Örneğin bir kullanıcı uygulamada kredi simülasyonu yapıp çıktığında, eskiden bu davranışın sistemde görünmesi saatler sürerdi. Bugün ise canlı veri bağlantısı sayesinde bu hareket anında algılanıyor ve sistem birkaç saniye içinde harekete geçiyor: “Kredi başvurunuzu tamamlamaya ne dersiniz?”

Bu basit otomasyonun etkisi çarpıcı. Geri dönüş oranı iki katına, kampanya yanıt süresi on katına çıkıyor. Üstelik bütün süreç IT desteği beklenmeden gerçekleşiyor.Finteklerde rekabet artık inovasyon kadar reaksiyon hızında da yaşanıyor.

 

Gerçek Zamanlı Segmentasyon: Her An Bir Fırsat

Finans dünyası, doğası gereği sürekli değişen bir veri ekosistemine sahip. Kullanıcıların gelir düzeyi, yatırım tercihleri, kredi limitleri veya mobil uygulamadaki davranışları her gün farklılaşıyor. Bu kadar hareketli bir yapıda statik segmentlerle çalışmak, dün doğru olan verinin bugün yanlış kararlar doğurması anlamına geliyor.

Canlı bağlantı yapısı sayesinde her segment kendi kendini güncelliyor. Bir kullanıcı sabah düşük riskli fonları inceliyor, akşam kripto sekmesine geçiyor; sistem bu değişimi anında fark ederek yeni bir iletişim akışı başlatıyor: “Piyasalarda dalgalanma yüksek, portföyünüzü çeşitlendirmeyi düşünür müsünüz?” Bu, tahmine değil, gerçek zamana dayalı kişiselleştirme.

 

Güvenlik Boyutu: Hızla Uyumlu Güven

Finansal verinin en hassas olduğu bir dönemdeyiz. Verinin bir noktadan diğerine taşındığı her süreç, potansiyel bir risk kapısı anlamına geliyor. Canlı veri bağlantısı, bu riskleri kökten ortadan kaldırıyor. Çünkü veriler sistemden çıkmadan okunuyor, hiçbir zaman kopyalanmıyor. Bu model, KVKK, GDPR ve CCPA gibi küresel standartlarla tam uyumlu. Aynı zamanda müşteri tarafında da güven inşa ediyor. Kullanıcı verisinin yerinde kaldığını, sadece izinli biçimde işlendiğini bilmek markaya olan bağlılığı güçlendiriyor.

 

Üç Gerçek Fintek Senaryosu

  1. Kredi Başvurusu Tamamlama

Bir dijital banka, başvurusunu yarım bırakan kullanıcıları anlık olarak tespit ediyor. Sistem, bu veriyi günceller güncellemez kişiye özel bir e-posta gönderiyor. Sonuç: tamamlama oranı %28’den %41’e çıkıyor.

  1. Yatırım Fonu Bildirimleri

Bir yatırım platformu, fon değerlerini sürekli izliyor. Fon fiyatı belirli bir seviyenin altına düştüğünde, ilgili yatırımcılara otomatik bir bilgilendirme gidiyor. Bu yaklaşım, hem yatırımcı güvenini artırıyor hem de işlem hacmini büyütüyor.

  1. Kredi Kartı Limiti Uyarıları

Bir finans kuruluşu, kullanıcıların harcama alışkanlıklarını canlı veriden takip ediyor. Limitinin %90’ına yaklaşan müşteriye sistem anında bildirim gönderiyor: “Limitinizi artırmak ister misiniz?” Sonuç olarak müşteri memnuniyeti %22 artıyor, çağrı merkezi yükü %35 azalıyor.

 

Bağlantının Asıl Gücü: Stratejik Etki

Bu teknolojinin değeri yalnızca IT yükünü azaltmakla sınırlı değil. Gerçek zamanlı veri akışı, pazarlama ekiplerine hem hız hem de stratejik derinlik kazandırıyor. Artık pazarlamacılar verinin hazırlanmasını bekleyen değil, veriye yön veren bir role sahip.

Kampanya üretimi günlerden dakikalara inerken, ekipler kazandıkları zamanı yaratıcılığa, hikâye anlatımına ve müşteri deneyimini geliştirmeye ayırabiliyor. Teknoloji artık sadece operasyonu değil, düşünme biçimini de dönüştürüyor.

 

Veri Yüklemek mi, Anlam Yüklemek mi?

Bir dönem pazarlama ekipleri için en kritik süreç, sistemlere veri yüklemekti. Bugünse asıl değer, o veriye anlam yükleyebilmekte. Fintek dünyasında veri fazlası var; önemli olan, o veriyi doğru bağlamda, doğru anda kullanmak.

Canlı veriyle çalışan bu yeni model, “veriye dokunmadan” kişiselleştirilmiş deneyimler sunmanın en güvenli yolunu sağlıyor. Böylece her iletişim bir kampanyadan çok, marka ile müşteri arasında kurulan doğal bir diyalog haline geliyor.

 

IT Takvimine Göre Değil, Müşteri Zamanına Göre Pazarlama

Fintek sektörü için hız artık yalnızca teknolojik rekabetin bir göstergesi değil; güven, sadakat ve marka itibarı açısından da belirleyici bir unsur.Veriyi taşımadan çalışmayı mümkün kılan bu yeni dönem, pazarlamacılara kendi hızlarında düşünebilme ve hareket etme esnekliği kazandırıyor.

Artık pazarlama IT’nin takvimine göre değil, müşterinin zamanına göre akıyor. Bu dönemde kazananlar, kampanyaları değil, anları kişiselleştirebilenler olacak.