Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı ile Fintechtime Kasım sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.

“Türkiye’nin lider portföy yönetim şirketlerinden Ak Portföy, 25. yılını güçlü büyüme rakamları ve sektöre yön veren dönüşüm vizyonuyla kutluyor.

Ak Portföy, Dünyanın en büyük portföy yönetim şirketleri arasında 400. sıraya yükseldi.

Şirket, 1,25 trilyon TL’lik yönetilen varlık büyüklüğüne ulaşarak, 1 trilyon TL eşiğini aşan ilk özel portföy yönetim şirketi oldu. Basın toplantısında bir araya geldiğimiz Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı, yatırım fonlarının gelişiminden yapay zekâ destekli yeni stratejilere kadar uzanan kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.”

 

25. yılını kutlarız. Bugün gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu başarıyı, ülkemizde yatırım kültürünün gelişimine öncülük etmeyi hedefleyen kurumumuzun uzun yıllara yayılan emeğinin sonucu olarak görüyoruz. Kuruluşumuzun 25. yılında yönettiğimiz varlık büyüklüğünü 1,25 trilyon TL’ye ulaştırdık. Böylece 1 trilyon TL eşiğini aşan ilk özel portföy yönetim şirketi olduk. Bugün 30 milyar dolarlık varlık büyüklüğümüzle dünyanın en büyük 400 portföy yönetim şirketi arasında yer alıyoruz. Yönettiğimiz 200’ün üzerindeki fonla, Türkiye’nin yatırım evreninin gelişiminde öncü rolümüzü sürdürüyoruz.

 

Son beş yılda portföy yönetim sektörü ve yatırım fonları nasıl bir büyüme kaydetti?

Portföy yönetim şirketlerinin yönettiği toplam varlık büyüklüğü 11 trilyon liraya yaklaştı. Son beş yılda sektörümüzün yönettiği varlıklar dolar bazında 5,6 kat artarak 257 milyar dolara ulaştı. Yatırım fonları ise aynı dönemde dolar bazında 9 kat büyüdü ve 178 milyar dolara ulaştı. Bu büyüme sadece bireysel yatırımcıların değil, kurumların da finansal piyasalara yönelmesinin sonucu. Artık sigorta şirketleri, vakıflar, holdingler ve teknoloji odaklı kurumlar da yatırım fonlarını aktif biçimde kullanıyor.

 

Yatırımcı tabanındaki bu genişlemeyi nasıl yorumluyorsunuz?

Beş yıl önce her bir yatırımcı ortalama tek bir fona sahipken, bugün bu sayı ikiye çıktı. Yatırım fonlarına yatırım yapan tekil yatırımcı sayısı yaklaşık iki kat artarak 5,6 milyona ulaştı. Bu tablo, Türkiye sermaye piyasalarının tabana yayıldığını ve kurumsal yatırımcıların güçlü birer aktör haline geldiğini gösteriyor. Fonlara ilgi sadece bireylerle sınırlı kalmadı; tüzel müşterilerin sayısı da son beş yılda ikiye katlandı.

 

Yatırımcı ilgisi bugün en çok hangi fon türlerinde yoğunlaşıyor?

Yatırımcı ilgisinin geçtiğimiz bir yılda daha çok serbest fonlarda yoğunlaştığını görüyoruz. Özellikle para piyasası fonları, yatırımcı tercihlerinde öne çıkıyor. Bu da oldukça anlaşılır bir tablo çünkü mevcut ekonomik konjonktürde yatırımcılar daha kısa vadeli ve sabit getirili ürünleri tercih ediyor. Önümüzdeki dönemde faizlerde gerileme yaşandıkça, hisse senedi ve daha farklı varlık sınıflarına ilgi yeniden artacaktır.

 

Hisse senedi fonları özelinde performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörün genelinde alfa üretimi güçlü. Bizim de amiral gemisi diyebileceğimiz, tema içermeyen hisse senedi fonumuz son bir yılda borsa endeksinin 8 puan üzerinde, iki yılda 46 puan üzerinde, üç yılda ise yaklaşık 230 puan üzerinde getiri sağladı. Bu sonuçlar, aktif yönetim kabiliyetimizin ve doğru stratejiyle sürdürülen fon yönetim yaklaşımımızın göstergesi.

 

Tematik fonlar son dönemde dikkat çekiyor. Bu alanda hangi ürünler öne çıkıyor?

Altın fonlarının yanı sıra değerli madenler ve emtia temasına kolayca yatırım yapabileceğiniz fonlarımız aracılığıyla yatırımcılara farklı kıymetli madenlere erişim sağlıyoruz. Ancak burada ürün yaratma kapasitemiz mevzuat çerçevesinde şekilleniyor. Biz de bu sınırlar içinde yatırımcılara yeni alternatifler sunmaya devam ediyoruz. Ayrıca tematik yatırımlarda yalnızca altın veya madenlerle sınırlı kalmıyoruz; bulut bilişim, sağlık, gıda teknolojileri, yenilenebilir enerji ve finansal teknolojiler gibi alanlarda erken aşama yatırımlarla büyüme hikâyelerini yatırımcılarımızla buluşturuyoruz.

 

Yabancı yatırımcıların Türkiye fonlarına ilgisi nasıl ilerliyor?

Son dönemde yabancı yatırımcının ilgisinin arttığını gözlemliyoruz. Ancak portföy yönetim şirketleri ağırlıklı olarak B2B, yani dağıtım kanalları üzerinden hizmet verdiği için, yabancı yatırımcı oranına dair net bir oran paylaşmak kolay değil. Bununla birlikte, Türkiye fonlarına yönelik küresel farkındalığın yükseldiğini söyleyebilirim.

 

Ak Portföy’ün dijital dönüşüm ve yapay zekâ odaklı vizyonu hangi aşamada?

Yapay zekâ ve büyük veri analizi, yatırım kararlarının geleceğinde belirleyici hale geliyor. Bizim de mevcut altyapı ve algoritmalarımız piyasa hareketlerini anlık takip ediyor, karmaşık veri kümelerini analiz ediyor ve karar destek sistemleri sağlıyor. Üretken yapay zekâ alanındaki gelişmeleri yakından izliyoruz. Amacımız, teknolojiyi sadece bir araç olarak değil, insan uzmanlığıyla birleşen bir değer yaratma alanı olarak kullanmak. Dijital dönüşüm sürecimiz, bu yaklaşımın üzerine inşa ediliyor.

 

Sürdürülebilirlik alanında attığınız adımlar neler?

Sürdürülebilirliği geçici bir eğilim olarak değil, kurumsal vizyonumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Portföylerimizde çevresel ve sosyal etkiyi dikkate alıyor, fonlarımızı uluslararası kuruluşların ESG kriterlerine göre notlandırıyoruz. Böylece yatırımcılar, tıpkı getiri ve risk gibi, fonlarının sürdürülebilirlik puanlarını da görebiliyor.

 

25 yıllık bu yolculuğa bakınca geleceğe dair nasıl bir vizyon çiziyorsunuz?

Bugün bulunduğumuz konuma gelmemizi sağlayan yatırımcılarımıza, iş ortaklarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Çeyrek asırlık bir başarı hikayesi yazdık. Şimdi önümüzde, yatırımcılarımızın birikimlerine değer katacağımız yeni bir 25 yıl var. Teknoloji ile insanın buluştuğu, yenilikçi ürünlerle zenginleşen bir yatırım vizyonu çerçevesinde yolumuza devam edeceğiz.