ColendiBank Kurucu Ortağı & CEO’su Deniz Devrim Cengiz ile Fintechtime Aralık sayısı ‘Yeni Gündem, Yeni Değerler’ dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.

“Deniz Devrim Cengiz, 2026’nın bankacılıkta görünmeyen, bağlama duyarlı ve proaktif bir finansal zeka dönemine işaret ettiğini vurguluyor. Yapay zeka temelli finansal asistanların gömülü finansla birleşmesi, ColendiBank’ın da stratejisinde yer alan oyun değiştirici dönüşüm olarak öne çıkıyor.”

 

Beş Fikirle 2026

2026’da ‘oyun değiştirici’, yapay zeka destekli finansal asistanların gömülü finans ile birleşmesi olacak.

Yapay zeka temelli bankacılık mimarisini bölgesel çapta ölçeklemek büyük bir deneyim. Dijital bankacılığın ölçeklenebilir yapısını iş ortaklarımızın gücüyle birleştirerek tüm Türkiye’ye yaygın bir bankacılık modeli sunacağız.

ColendiBank olarak, bankacılık işlemlerini dijitalleştirmenin ötesine geçerek, kullanıcıların finansal hayatını yöneten bir akıllı finansal katman inşa ediyoruz.

Bankalar, telekomlar, perakende ve teknoloji şirketleri ile girişimler arasındaki uzun vadeli ortaklıklar büyümenin ana motoru olacak. Biz, tam da bu kesişim noktasındayız.

Güçlü sermaye yapımız büyüme hedeflerimizi desteklerken, risk yönetimi ve verimlilik anlayışımızla da ‘hedefe uygun’ ilerlediğimizi ortaya koymaktadır.

Deniz Devrim Cengiz

“2026’da işlem yapan banka değil; kullanıcı adına düşünen, bağlamı anlayan ve proaktif hareket eden banka fark yaratacak.”

 

 

2025’i tek kelimeyle özetleseniz hangisini seçerdiniz? Neden?

Ben 2025 için ‘eşik’ kelimesini seçerdim.

Genelde 2025 ‘geçiş yılı’ olarak tanımlanıyor. Bir yanda yüksek faiz ve karlılık baskısı, diğer yanda enflasyonda kademeli düşüş ve 2026’ya doğru bilanço rahatlaması beklentisi…  Ben bunları değerlendirdiğimde, gerçekten bir eşiğin üzerinde olduğumuzu görüyorum.

ColendiBank açısından 2025, yalnızca finansal sonuçlarımızın değil, iş modelimizin de ispat yılı oldu. Yapay zeka temelli dijital mevduat bankası olarak, kontrollü büyüme, güçlü sermaye yapısı ve ölçeklenebilir mimariyi aynı anda yürütmenin mümkün olduğunu gösterdik. 2025 yılının üçüncü çeyreğini, kuruluş döneminde belirlediğimiz hedef ve stratejiler doğrultusunda kesintisiz ve planlandığı şekilde tamamladık. ColendiBank’ın teknolojik, operasyonel ve organizasyonel tüm bileşenlerini hayata geçirerek, tam anlamıyla faaliyette olan ‘dijital mevduat bankası’ konumuna ulaştık. Bu süreçte attığımız her adım, bir bankanın kurulmasından öte, yeni nesil bankacılığın nasıl yeniden tanımlanabileceğine dair güçlü bir deneyim ve birikim oluşturmamızı sağladı. Aktif büyüklüğümüz 3,6 milyar TL, mevduatlarımız 900 milyon TL, kredi portföyümüz ise 253 milyon TL seviyesine ulaştı. Arkasında güçlü sermayemizin de durduğu bu dengeli yapı, büyüme hedeflerimizi desteklerken, risk yönetimi ve verimlilik anlayışımızın da ‘hedefe uygun’ ilerlediğini ortaya koymaktadır.

Tüm bu nedenler ve yaşadığımız deneyim perspektifinde 2025’i, ‘yapay zeka temelli bankacılığın yeni norm haline geldiği yılın eşiği’ olarak görüyorum.

 

Önümüzdeki yıl herkesin radarında hangi konu/konular olacak sizce?

2026’da radarlarda üç başlık olacak: verimlilik, güven ve yetenek.

Birincisi, yüksek faiz ve maliyet baskısı sonrası, herkes karlı büyümeyi konuşacak. Bu da doğrudan yapay zeka, otomasyon ve veri odaklı karar mekanizmalarına yatırım demek. Global raporlar, bankacılık ve fintek tarafında en çok talep görecek yetenek setlerinin yapay zeka, veri bilimi, siber güvenlik ve blockchain etrafında şekilleneceğini gösteriyor.

İkincisi, güven ve veri etiği. Açık finans, süper uygulamalar, gömülü finans derken, kullanıcı verisi artık her iş modelinin merkezinde. Bu da regülasyon, siber güvenlik ve şeffaflık başlıklarını herkes için stratejik hale getiriyor.

Üçüncüsü ise ekosistem. Bankalar, telekomlar, perakende ve teknoloji şirketleri ile girişimler arasındaki uzun vadeli ortaklıklar hem Türkiye’de hem küresel ölçekte büyümenin ana motoru olacak. ColendiBank’ta biz, tam bu kesişim noktasında konumlanıyoruz.

 

2026’da “oyun değiştirici” etki yaratmasını beklediğiniz bir trend var mı?

Bence 2026’nın asıl oyun değiştiricisi, yapay zeka destekli finansal asistanların gömülü finans ile birleşmesi olacak. Yapay zeka, çok sayıda sektörde mevcut uygulamalar ve süreçleri iyileştirip verimlilik artışı yaratması kadar, bir yandan da geçmişte olmayan faaliyet alanları yaratmasıyla da öne çıkacak.

Bugüne kadar dijital bankacılıkta daha çok ‘uygulamalar’ konuşuldu. 2026’dan itibaren ‘görünmeyen bankacılığı’ konuşacağız. Yani, kullanıcının hayatına gömülü, bağlama duyarlı, çoğu zaman fark edilmeyen ama sürekli çalışan finansal zekalar… Ödemeden yatırıma, sigortadan risk yönetimine kadar birçok süreç, kullanıcı adına çalışan yapay zeka tabanlı ajanlara devredilmeye başlayacak.

ColendiBank’ın yol haritasında da bu alan çok kritik. Biz, bankacılık işlemlerini dijitalleştirmenin ötesine geçerek, kullanıcıların finansal hayatını yöneten bir akıllı finansal katman inşa ediyoruz. Oyun değişikliği de tam burada: işlem yapan banka değil, proaktif düşünen ve kullanıcı adına harekete geçen banka dönemi.

 

2026’da liderlik anlayışını ya da kurum stratejilerini belirleyecek en kritik değer sizce hangisi?

Güvenilir çeviklik…

Sadece çevik olmak artık yetmiyor; özellikle bankacılıkta çevikliğin, güçlü risk yönetimi, sermaye disiplini ve regülasyon uyumuyla birlikte yürütülmesi gerekiyor. Türk bankacılık sistemine baktığınızda, büyük oyuncuların sürdürülebilirlik, mali disiplin ve insan odaklı yaklaşımı merkeze aldığını görüyorsunuz.

ColendiBank’ta kültürümüz insana, altyapımız yapay zekaya odaklı. Liderlik tanımımızı da buradan kuruyoruz: veriye ve teknolojiye yaslanan ama kararlarında insanı, güvenliği ve geleceği önceleyen bir liderlik. 2026’da kurumlar; ne kadar hızlı koştuklarıyla değil, ne kadar şeffaf, etik ve hesap verebilir şekilde koştuklarıyla değerlendirilecek.

 

Bir lider olarak hangi kaynaklardan besleniyorsunuz? Okurlarımıza ilham verecek bir okuma, izleme ya da dinleme öneriniz var mı?

Ben üç eksenden beslenmeye çalışıyorum; teknoloji, insan ve tarih.

Birincisi, finans ve teknoloji dünyasındaki dönüşümü anlamak için BIS, IMF, WEF gibi kurumların raporlarını, merkez bankalarının dijital para ve açık finans çalışmalarını yakından takip ediyorum. Bunlar, regülasyon ve makro çerçeveyi anlamak için çok kıymetli.

İkincisi, insan davranışını ve kültürü anlamaya yönelik psikoloji, sosyoloji ve davranışsal ekonomi kitapları… Sonuçta bankacılık, veriyle çalışsa da insana dokunan bir iş.

Üçüncüsü ise iyi anlatılmış hikayeler… Podcastler, belgeseller, biyografiler, girişimci hikayeleri… İlham veren bu hikayeler, ölçek ve cesaret anlamında önemli dersler içeriyor.

Genel olarak tavsiyem; farklı disiplinlerde okuma yapmanın liderlik bakışına katacağı zenginliği unutmamamız yönünde olur.

 

Kendi alanınıza baktığınızda, 2026 için sizi en çok heyecanlandıran proje ya da atılım hangisi?

ColendiBank tarafında beni en çok heyecanlandıran şey, yapay zeka temelli bankacılık mimarisini bölgesel ölçekte ölçeklemek. Türkiye’de çok kısa sürede tam lisanslı, dijital mevduat bankası olarak teknolojik, operasyonel ve organizasyonel yapımızı ayağa kaldırdık. Şimdi bu deneyimi; Şimdi bu deneyimi, işbirliği modeli geliştirdiğimiz pazarlara taşımak istiyoruz. Diğer bir başlık, müşterilerimize hesap, yatırım, sigorta ve günlük finansal ihtiyaçlarının hepsini, tek bir yapay zeka katmanının yönettiği akıcı bir deneyimle sunmak… 2026’da bu vizyonu somut ürün ve rakamlarla desteklemek, ColendiBank adına en heyecan verici adım olacak.

 

Bugünden bakınca, 2026’da herkesin konuşacağı ama şu anda yeterince gündeme gelmeyen bir konu söyleyin desek, neyi işaret edersiniz?

İki kavramın çok konuşulacağını düşünüyorum; yetenek krizi ve yapay zeka kültürü. Bugün herkes teknolojiden, yapay zekadan ve dijital dönüşümden bahsediyor ama bu dönüşümü taşıyacak insan kaynağı tarafında ciddi bir açık var. Global değerlendirmeler, önümüzdeki dönemde en büyük risklerden birinin ‘doğru yeteneği bulamamak’ olacağını söylüyor. Türkiye’de de teknoloji ve finansın kesişiminde çalışan nitelikli insan kaynağını elde tutmak ve sürekli geliştirmek, kurumların en kritik gündemlerinden biri olacak.

İkincisi, yapay zeka kültürü. Yani kurum içinde yapay zekayı sadece bir verimlilik aracı değil, etik ilkeleri, veri sorumluluğunu ve insan odağını da içeren bir düşünme biçimi olarak sahiplenmek. 2026’da başarıyı yalnızca, hangi modeli kullandığınız değil, bu modelleri nasıl yönettiğiniz, nasıl yönettiğinizi ne kadar şeffaf anlattığınız belirleyecek.

ColendiBank’ta biz, tam da bu nedenle kültürümüzü insana, altyapımızı yapay zekaya dayandıran bir yaklaşım kurduk. Önümüzdeki dönemde, bu ikisini birlikte yönetebilen kurumların öne çıkacağına inanıyorum.