Aktif Tech Genel Müdürü Özgür Bilgin ile Fintechtime Haziran sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.
“Aktif Tech Genel Müdürü Özgür Bilgin ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, şirketin 2026’nın ilk yarısındaki ivmesini, Atlas platformunun ödeme teknolojileri tarafındaki büyüme yol haritasını, Amsterdam yapılanmasıyla güçlenen globalleşme vizyonunu ve finansal kurumlar için geliştirilen ölçeklenebilir teknoloji mimarilerini konuştuk. Bilgin’in perspektifi, Türkiye’de geliştirilen finansal teknoloji yetkinliğinin artık yalnızca yerel ihtiyaçlara cevap veren bir yapıdan çıkarak bölgesel pazarlarda karşılık bulan bir teknoloji ihracatı modeline dönüştüğünü gösteriyor.”
2026’nın ilk yarısı, finansal teknolojiler açısından yalnızca yeni ürünlerin değil; ölçeklenebilirlik, entegrasyon ve yapay zekâ yatırımlarının da yoğun biçimde konuşulduğu bir dönem oldu. Aktif Tech açısından yılın ilk yarısı nasıl geçti? Özellikle hangi başlıklarda ivmelenme gördünüz?
2026’nın ilk yarısında finansal teknolojiler sektöründe en belirgin dönüşümün, ürün geliştirme odağından ölçeklenebilir ve entegre teknoloji mimarilerine kaydığını görüyoruz. Artık kurumlar yalnızca yeni servisler geliştirmeyi değil; bu servisleri yüksek hacimlerde, düşük gecikme süreleriyle ve regülasyon uyumlu biçimde sürdürülebilir olarak yönetebilmeyi önceliklendiriyor.
Biz de Aktif Tech olarak 2026’nın ilk yarısında bu dönüşüm ekseninde; özellikle ödeme sistemleri, dijital bankacılık platformları, API yönetimi ve veri odaklı karar destek altyapıları tarafında önemli bir ivme yakaladık. Finansal kuruluşların en büyük ihtiyacının; parçalı sistemleri bir araya getiren, entegrasyon kabiliyeti yüksek ve hızlı ölçeklenebilen yapılar olduğunu gözlemliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümleri yalnızca teknik yeterlilik odağında değil; sürdürülebilir büyüme, operasyonel çeviklik ve regülasyon uyumu perspektifiyle ele alıyoruz.
“Finansal kurumların dönüşüm hızını belirleyen stratejik teknoloji partneriyiz”
Ödeme sistemleri tarafında; kart yönetimi, POS orkestrasyonu, sanal POS, ATM yönetimi ve yeni nesil ödeme teknolojileri alanlarında işlem hacimlerinin büyümesine paralel olarak daha esnek ve yüksek performanslı mimarilere yatırım yaptık. Atlas Kart Yönetim Altyapımız ile kart yaşam döngüsünün uçtan uca yönetildiği, yoğun işlem trafiğine uyum sağlayabilen ve regülasyon ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilen güçlü bir yapı sunuyoruz. Mercury dijital bankacılık platformumuz tarafında ise mobil ve internet bankacılığı deneyimini daha modüler, ölçeklenebilir ve kişiselleştirilebilir hale getiren geliştirmelere odaklandık.
Veri analitiği ve akıllı otomasyonlar tarafında ise sektörün artık deneysel uygulamalardan üretim seviyesindeki kurumsal kullanım senaryolarına geçtiğini görüyoruz. Biz de Aktif Tech olarak bu dönüşümü yalnızca bir teknoloji trendi olarak değil, kurumsal yetkinlik alanı olarak değerlendiriyoruz. On-premise çalışan, denetlenebilir ve üretim seviyesinde hizmet veren kurumsal veri işleme, karar destek ve akıllı otomasyon altyapılarımızla; güvenlik, gözlemlenebilirlik, ölçeklenebilirlik ve iş değeri üretimini aynı mimaride buluşturuyoruz. Böylece veri odaklı teknolojileri bireysel kullanım senaryolarının ötesine taşıyarak kurum genelinde sürdürülebilir verimlilik sağlayan bir yapıya dönüştürüyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada Aktif Tech’i yalnızca teknoloji geliştiren bir şirket olarak değil; finansal kurumların dönüşüm hızını belirleyen stratejik bir teknoloji partneri olarak konumluyoruz.
Geçmiş dönemlerde Aktif Tech’in teknoloji ihracı hedeflerinden ve globalleşme vizyonundan bahsetmiştiniz. Geldiğimiz noktada Amsterdam yapılanması, bulut dönüşümü ve uluslararası müşteri kazanımları tarafında nasıl bir tablo ortaya çıktı? 2026’nın ikinci yarısında bu alandaki öncelikleriniz neler olacak?
Globalleşme bizim için yalnızca yeni pazarlarda müşteri edinmek değil, Türkiye’de geliştirdiğimiz finansal teknoloji yetkinliğini sürdürülebilir bir teknoloji ihracat modeline dönüştürmek anlamına geliyor. Bugün Türkiye fintech ekosistemi, yerel ölçekte büyüyen bir yapıdan çok bölgesel ölçekte teknoloji üreten ve ihraç eden bir ekosistem kimliğinde hareket ediyor. Özellikle ödeme sistemleri, dijital cüzdan teknolojileri, açık bankacılık ve API tabanlı servisler tarafında Türkiye’de güçlü bir uzmanlık birikimi oluştuğunu görüyoruz. Aktif Tech olarak biz de bu birikimi global pazarlarda karşılık bulan sürdürülebilir bir teknoloji ihracatı modeline dönüştürmeyi önceliklendiriyoruz.
Amsterdam yapılanmamız bu vizyon doğrultusunda attığımız stratejik adımlardan biri oldu. Avrupa’yı ticari büyümenin ötesinde ödeme teknolojileri dönüşümünün merkezlerinden biri olarak görüyoruz. Avrupa regülasyonlarını ve müşteri beklentilerini daha yakından takip etmek adına Amsterdam’ı stratejik bir teknoloji ve iş geliştirme merkezi olarak konumlandırıyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada Atlas altyapımızı yurt dışında aktif şekilde konumlandırmaya başladık. BKT Arnavutluk ve BKT Kosova ile gerçekleştirdiğimiz projeler; kredi kartı, banka kartı, prepaid kart, POS, sanal POS ve ATM altyapılarının tek merkezden yönetildiği modern bir ödeme sistemi mimarisi sunduğumuz önemli örneklerden. Bulut dönüşümü tarafında ise hibrit ve regülasyon uyumlu mimariler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Finans sektöründe bulut teknolojileri artık maliyet avantajının yanı sıra; çeviklik, ölçeklenebilirlik ve üretken teknoloji entegrasyonu açısından stratejik bir gereklilik haline geldi.
“Türkiye’de geliştirdiğimiz fintek yetkinliğini global teknoloji ihracatına dönüştürüyoruz”
Aktif Tech olarak; mikroservis mimarisi, DevOps süreçleri, uçtan uca test otomasyonu ve API seviyesinde yönetilebilir entegrasyon katmanlarıyla daha modüler bir teknoloji yaklaşımına geçiyoruz. Bu yaklaşım hem ürün geliştirme hızımızı hem de farklı ülkelerdeki müşteri ihtiyaçlarına adaptasyon kabiliyetimizi ciddi ölçüde artırıyor.
2026’nın ikinci yarısındaki önceliğimiz ise Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda ödeme sistemleri alanındaki büyümemizi hızlandırmak olacak. Bunun yanında teknoloji ihracatını ürün satışına ek olarak platform bazlı servisler, operasyon yönetimi ve yönetilen hizmet modelleriyle birlikte ele alan daha bütünsel bir yapıya dönüştürüyoruz.
Atlas platformu, ödeme sistemleri tarafında Aktif Tech’in en stratejik ürünlerinden biri olarak konumlanıyor. İlk müşteri kazanımlarının ardından platformun gelişim yol haritası nasıl şekilleniyor? Özellikle SoftPOS, tokenizasyon ve yeni nesil ödeme teknolojileri tarafında nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz?
“Atlas’ı bölgesel ölçekte güçlü bir ödeme teknolojileri altyapısı olarak konumlandırıyoruz”
Kart yönetim sistemimiz Atlas’ı; kart çıkarımından POS ve ATM yönetimine, işlem yönlendirmeden sahtecilik önleme ve risk yönetimine, takas ve mutabakat süreçlerinden dijital cüzdan ve yeni nesil ödeme entegrasyonlarına uzanan bütünsel bir ödeme teknolojileri platformu olarak konumluyoruz. Bugün ödeme sistemleri dünyasında rekabetin merkezinde işlem gerçekleştirebilmenin ötesinde bu işlemi güvenli, hızlı, kesintisiz ve ölçeklenebilir biçimde yönetebilmek var. Atlas’ın en güçlü tarafı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.
İlk müşteri kazanımlarının ardından platformun yol haritasını daha da genişleyen bir ödeme ekosistemi perspektifiyle şekillendiriyoruz.
Bugün Atlas, yüksek işlem kapasitesi, PCI-DSS sertifikalı güvenlik altyapısı, çok katmanlı mimarisi ve farklı kurumların ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen modüler yapısıyla; bankalar, fintech’ler, e-para ve ödeme kuruluşları için güçlü bir temel sunuyor. 20 milyonun üzerinde kart, 100 bini aşkın POS ve 4 bin 500 TPS seviyesindeki işlem kapasitesi, platformun ölçeklenebilirliğini ve operasyonel gücünü gösteren önemli göstergeler arasında yer alıyor.
SoftPOS tarafında önümüzdeki dönemin önemli büyüme alanlarından birini görüyoruz. NFC destekli mobil cihazların ödeme kabul noktasına dönüşmesi, özellikle saha operasyonu yoğun iş modelleri ve KOBİ segmenti için ciddi bir erişilebilirlik avantajı yaratıyor. Atlas’ın SoftPOS yaklaşımını da daha düşük donanım maliyeti, hızlı yaygınlaşma ve daha esnek tahsilat deneyimi sunan yeni nesil bir ödeme modeli olarak değerlendiriyoruz.
Tokenizasyon tarafında ise güvenlik ve kullanıcı deneyimi birlikte ele alınması gereken iki kritik başlık. Kart bilgilerinin sistemler arasında doğrudan taşınmadığı, token bazlı güvenli ödeme mimarileri; dijital cüzdanlar, e-ticaret, mobil ödeme ve gömülü finans deneyimlerinin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Bu nedenle Atlas’ın gelişim planında tokenizasyon, EMV 3DS uyumlu güvenlik katmanları, gerçek zamanlı fraud önleme ve dijital cüzdan entegrasyonları önemli bir yer tutuyor.
Önümüzdeki dönemde Atlas’ı yalnızca Türkiye’de değil, bölgesel ölçekte de güçlü bir ödeme teknolojileri ve processing altyapısı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Bizim için öncelik; finansal kurumların yeni ürünleri daha hızlı devreye alabildiği, regülasyon uyumunu güvenle yönettiği ve operasyonel yükünü azaltabildiği sürdürülebilir bir ödeme teknolojileri ekosistemi oluşturmak.
Finans sektöründe artık yalnızca güçlü altyapılar değil; kurumların kendi sistemlerine hızla adapte olabilen esnek yapılar da önem kazanıyor. Mercury ve Apilion gibi çözümlerinizin, bankalar ve fintech’ler tarafındaki karşılığını bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bugün finans sektöründe kurumların en önemli ihtiyaçlarından biri; farklı sistemlerle uyumlu çalışabilen, kullanıcı deneyimini merkeze alan ve operasyonel karmaşıklığı azaltan teknoloji altyapıları kurabilmek. Çünkü rekabet artık ürün çeşitliliğini aşarak; müşteriye sunulan deneyimin sürekliliği, entegrasyon kabiliyeti ve operasyonel sürdürülebilirlikle şekilleniyor.
Bankalar tarafında Mercury’nin karşılığı daha çok dijital kanal dönüşümü, kanal yönetimi ve müşteri deneyimi sürekliliği üzerinden oluşuyor. Bankalar; mobil bankacılık, internet bankacılığı, çağrı merkezi ve farklı dijital temas noktalarını birbirinden kopuk yapılar olarak değil; merkezi yönetilebilen, tutarlı ve sürdürülebilir bir deneyim mimarisi olarak ele almak istiyor. Mercury bu noktada kurumlara hem dijital kanallarını daha bütünsel yönetme hem de müşteri deneyimini daha esnek biçimde geliştirme imkânı sunuyor.
Fintech’ler tarafında ise ihtiyaç daha çok hızlı entegrasyon, sade operasyon ve ölçeklenebilir dijital servis mimarisi etrafında şekilleniyor. Apilion burada API tabanlı yapısı sayesinde fintech’lerin farklı finansal servislerle daha güvenli, yönetilebilir ve sürdürülebilir şekilde entegre olmasını destekliyor. Bu yapı, fintech’lerin teknik karmaşıklığı azaltarak ürün geliştirme ve pazara açılma süreçlerine odaklanmasına imkân tanıyor.
Aktif Bank ekosistemi içinde doğmuş bir teknoloji şirketi olmak, Aktif Tech’e önemli bir test ve ölçek alanı sağlıyor. N Kolay, Passo, UPT, Pavo ve E-Kent gibi farklı yapılardan beslenmek ürün geliştirme süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Aktif Bank ekosistemi içinde doğmuş olmak bizim için yalnızca güçlü bir referans değil, aynı zamanda çok değerli bir inovasyon ve deneyim alanı anlamına geliyor. Çünkü birbirinden farklı dinamiklere sahip markalarla aynı oyun alanı içinde çalışmak, ürünlerimizi gerçek ihtiyaçlar üzerinden geliştirme fırsatı sunuyor. N Kolay’ın dijital finans deneyimi, Paynkolay’ın yeni nesil ödeme ve tahsilat teknolojileri alanındaki çevik yapısı, Passo’nun yüksek kullanıcı etkileşimi ve yoğun işlem hacmi, UPT’nin global para transferi operasyonları, Pavo’nun ödeme sistemleri deneyimi ve E-Kent’in büyük ölçekli ulaşım teknolojileri altyapısı; bize çok farklı kullanıcı davranışlarını, operasyonel ihtiyaçları ve teknoloji beklentilerini aynı çatı altında gözlemleme imkânı sağlıyor.
Bu çeşitlilik ürün geliştirme süreçlerimizi ciddi anlamda besliyor. Çünkü bir çözümü, milyonlarca kullanıcıya dokunan gerçek senaryolar içinde test etme şansımız oluyor. Bu da geliştirdiğimiz teknolojilerin daha ölçeklenebilir, daha esnek ve daha sürdürülebilir olmasını sağlıyor. Farklı sektörlerin ve iş modellerinin kesişiminde yer almak, Aktif Tech’in sahayı anlayan, ihtiyacı öngören ve buna uygun ürün geliştiren bir yapıya dönüşmesini sağlıyor.
Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye listesinde elde ettiğiniz güçlü büyüme performansı, ürün geliştirme ve ölçeklenebilir teknoloji altyapısı yaklaşımınız açısından önemli bir gösterge oldu. Bu başarının arkasındaki temel dinamikler nelerdi?
Deloitte Teknoloji Fast 50 Türkiye listesinde elde ettiğimiz başarıyı, yalnızca büyüme rakamlarıyla açıklanabilecek bir sonuç olarak görmüyoruz. Bu başarı; güçlü mühendislik kültürümüzün, öğrenmeye açık ekip yapımızın ve teknolojiye uzun vadeli bakış açımızın doğal bir çıktısı oldu.
Aktif Tech’te en büyük gücümüzün insan kaynağımız olduğuna inanıyoruz. Çünkü bugün ölçeklenebilir teknolojiler geliştirebilmek; problem çözme refleksi yüksek, analitik düşünebilen ve sürekli gelişimi odağına alan ekipler oluşturabilmekle mümkün. Biz de tam bu noktada, mühendislik zekâsını besleyen bir çalışma kültürü oluşturmaya odaklanıyoruz.
Ekiplerimizin farklı teknolojilere hızla adapte olabilen, sadece mevcut ihtiyaçlara değil gelecekte oluşabilecek senaryolara da hazırlıklı düşünebilen bir yapıda çalışması bizim için çok kıymetli. Özellikle dijital bankacılık, ödeme sistemleri, kart altyapıları ve API teknolojileri gibi yüksek ölçek gerektiren alanlarda geliştirdiğimiz çözümlerin arkasında; sahayı anlayan, veriyi doğru yorumlayan ve kullanıcı deneyimini merkeze alan çok güçlü bir mühendislik yaklaşımı bulunuyor.
Aktif Bank ekosisteminin sağladığı gerçek deneyim alanı da ekiplerimizin gelişimini hızlandırıyor. Milyonlarca kullanıcıya dokunan sistemler üzerinde çalışmak; mühendislik ekiplerimize yalnızca teknik değil, aynı zamanda stratejik bir bakış açısı da kazandırıyor. Bu da bizi sürekli öğrenen, gelişen ve daha iyisini üretmeye odaklanan bir organizasyona dönüştürüyor.
Bugün geldiğimiz noktada elde ettiğimiz büyümenin temelinde; güçlü ekip sinerjisi, mühendislik odaklı düşünce yapısı ve birlikte üretme kültürü yer alıyor.
Son olarak; yılın ikinci yarısına yaklaşırken fintech dünyasında hangi teknolojilerin ve iş modellerinin daha belirleyici hale geleceğini düşünüyorsunuz? Aktif Tech bu dönüşümde kendisini nasıl konumlandırıyor?
KPMG Global Tech Report 2026: Financial Services araştırmasına göre; finansal hizmetler alanındaki teknoloji liderlerinin yalnızca yüzde 26’sı bugün akıllı teknolojilere dayalı kullanım senaryolarını üretim ortamında ölçekli şekilde devreye aldığını belirtirken, bu oranın önümüzdeki aylarda yüzde 65’e çıkması bekleniyor. Bu veri, sektörün bu alanda artık deneme-yanılma döneminden çıkıp ölçeklenebilir ve yönetilebilir kullanım modellerine yöneldiğini gösteriyor.
Belirttiğimiz gibi Aktif Tech olarak biz de bu dönüşümde kendimizi finansal kurumların ölçeklenebilir, güvenli ve sürdürülebilir büyüme ihtiyacına cevap veren stratejik bir teknoloji ortağı olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak şirketlerin, teknik kabiliyetlerini iş değeriyle birleştirebilen; entegrasyon, güvenlik, regülasyon uyumu ve operasyonel sürekliliği aynı çatı altında yönetebilen yapılar olacağına inanıyoruz.
Bu nedenle odağımız; finansal kurumların bugünkü ihtiyaçlarına cevap verirken, gelecekteki iş modellerine de uyum sağlayabilecek esnek teknoloji mimarileri geliştirmek. Türkiye’de edindiğimiz finansal teknoloji deneyimini global ölçekte karşılık bulan bir yetkinliğe dönüştürerek; fintech ekosisteminde güvenilir ve uzun vadeli değer üreten bir oyuncu olarak konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz.
