Ankara TEKMER ve LEAP Investment Co-Founder & Ceo’su İmran Gürakan ile Fintechtime Haziran sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.

“Küresel fintek yatırımları 2026’ya daha seçici, daha ölçülü ve daha disiplinli bir sermaye iklimiyle başladı. CB Insights’ın “State of Fintech Q1’26” raporu, işlem sayısındaki gerilemenin yanında yatırımcı önceliklerinde yaşanan değişimi de görünür kılıyor. Sermaye hâlâ finteki izliyor; ancak artık daha sağlam gelir modeli, regülasyonla uyum, ölçeklenebilir altyapı ve kârlılığa giden daha net bir yol arıyor. Türkiye’de ise 2026’nın ilk çeyreği, girişim ekosistemi açısından sınırlı ama dikkatle okunması gereken bir yatırım hareketliliğine sahne oldu. Ankara TEKMER ve LEAP Investment CEO’su İmran Gürakan ile küresel fintek sermayesindeki dönüşümü, Türkiye’nin yeni yatırım iklimindeki konumunu ve yatırımcıların değişen beklentilerini konuştuk.”

 

Öncelikle sizi ve LEAP Investment’ı daha yakından tanıyarak başlamak isteriz. LEAP Investment bugün hangi yatırım yaklaşımıyla hareket ediyor, fintek ekosistemi portföy stratejiniz içinde nasıl bir yere sahip?

LEAP Investment bir mikro VC olarak daha seçici, daha disiplinli ve çoğu zaman co-investment modeliyle hareket eden bir yapı. Bugüne kadar 9 girişime, follow-on yatırımlar dahil 14 turda yatırım yaptık. Bizim için yatırım yalnızca sermaye koymak değil; girişimin doğru büyüme zemini kurmasına, yatırımcı ilişkilerini yönetmesine, kurumsal yapısını güçlendirmesine ve sonraki turlara daha hazır hale gelmesine destek olmak anlamına geliyor.

Mikro VC’lerin doğası gereği risk iştahı büyük fonlara göre daha kontrollü olmak zorunda. Bu yüzden her trendin peşinden koşmak yerine, pazarın gerçekten nereye evrildiğini anlamaya, doğru ekipleri ve doğru zamanlamayı yakalamaya çalışıyoruz. Son birkaç aydır yapay zekanın sektörlerdeki iş modellerini, maliyet yapılarını ve rekabet avantajını nasıl değiştireceğini anlamaya çalışıyoruz.

Fintek tarafında henüz doğrudan bir yatırım gerçekleştirmedik; ancak alanı yakından takip ediyoruz ve burada ciddi fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Özellikle ödeme sistemleri, açık bankacılık, B2B tahsilat, regtech, bankacılık altyapısı ve finansal operasyonları daha verimli hale getiren yapay zeka destekli çözümler ilgimizi çeken başlıklar arasında. Bizim açımızdan fintek, izlediğimiz ve doğru fırsat oluştuğunda portföyümüzde yer alabilecek stratejik alanlardan biri.

 

 

CB Insights’ın “State of Fintech Q1’26” raporu, küresel fintek yatırımlarında işlem sayısının çok yıllı düşük seviyelere gerilediği, sermayenin daha seçici hareket ettiği bir dönemi ortaya koyuyor. Yatırımcı perspektifinden bakınca fintek yatırımlarında hangi dönem kapanıyor, hangi dönem açılıyor?

Açıkçası fintekte kolay büyüme anlatısı dönemi kapanıyor. Birkaç yıl önce kullanıcı sayısı, işlem hacmi veya hızlı pazar penetrasyonu yatırımcıyı ikna etmek için daha güçlü göstergelerdi. Bugün artık bunlar tek başına yeterli değil. Yatırımcı şunu soruyor: Bu büyüme kaliteli mi? Gelir sürdürülebilir mi? Regülasyon riski yönetilebilir mi? Şirket nakit yakmadan ölçeklenebilir mi?

Bunun küresel yatırım verilerine de net biçimde yansıdığını görüyoruz. 2026’nın ilk çeyreğinde küresel fintek fonlaması 12,1 milyar dolara, işlem sayısı ise 762’ye geriledi. Son sekiz çeyreğin yedisinde işlem sayısında düşüş yaşanması, sermayenin piyasadan tamamen çekilmediğini; ancak çok daha seçici hareket ettiğini gösteriyor.

Bu dönem güvenilir büyüme dönemi. Yani finansal hizmetleri dijitalleştiren şirketlerden çok, finansal hizmetlerin maliyetini düşüren, riski azaltan, uyumu kolaylaştıran ve kurumlara verimlilik sağlayan şirketler öne çıkacak. 

Stripe, Adyen, Plaid, Wise gibi global örnekler de bunu gösteriyor. Hepsi yalnızca iyi bir uygulama olarak başladı; ancak zamanla binlerce şirketin üzerine inşa ettiği, vazgeçilmez bir finansal altyapı katmanına dönüştü.

 

Küresel girişim sermayesinde yapay zeka yatırımlarının ağırlığı artarken fintek, yatırımcı ilgisini korumak için daha güçlü bir değer önerisi ortaya koymak zorunda kalıyor. Fintek girişimleri yapay zeka çağında yatırım hikayelerini nasıl yeniden kurmalı?

Fintek girişimleri yapay zekayı evet bizde de yapay zeka var gibi anlatmaktan çıkarmalı. Bugün yatırımcı biz AI kullanıyoruz cümlesinden çok, AI sayesinde hangi maliyeti düşürdünüz, hangi riski azalttınız, hangi geliri artırdınız? sorusunun cevabını arıyor.

Fintekte yapay zekanın en güçlü kullanım alanları çok net diyebilirim; dolandırıcılık tespiti, kredi risk analizi, müşteri hizmetleri otomasyonu, regülasyon ve uyum kontrolleri, işlem izleme, tahsilat optimizasyonu ve finansal kurumların operasyonel verimliliği. Deloitte’un 2026 Bankacılık Görünümü de bu tespiti destekliyor. Rapor; bankaların yapay zekada izole pilot denemelerden çıkıp veri altyapısı, uyum ve finansal suçlarla mücadele alanlarında daha yapısal çözümlere yönelmesi gerektiği net biçimde vurgulanıyor.

  

Türkiye girişim ekosistemi 2026’nın ilk çeyreğinde 39 yatırım turunda 64 milyon dolar yatırım aldı. Aynı dönemde fintek tarafında yatırım sayısının sınırlı kalması dikkat çekiyor. Türkiye’de 2026’nın ilk çeyreğini fintek yatırımları açısından nasıl okuyorsunuz?

Türkiye’de 2026’nın ilk çeyreğini zayıf ama öğretici bir dönem olarak okuyorum. Startups.watch verilerine göre Türkiye girişim ekosistemi Q1 2026’da 39 yatırım turunda 64 milyon dolar yatırım aldı. TaleMonster Games ve Fimple’ın aldığı toplam 40 milyon dolar çıkarıldığında ise tablo çok daha zayıf görünüyor. BiGG yatırımları hariç tutulduğunda yatırım alan girişim sayısı 23’e düşüyor maalesef.

Bu bize iki şey söylüyor. Birincisi, Türkiye’de sermaye hâlâ çok seçici. İkincisi, fintech tarafında yatırım almak isteyen şirketlerin artık yalnızca pazar büyük demesi yeterli değil. Özellikle regülasyon, lisans, gelir modeli, banka/kurum entegrasyonları ve yurtdışı açılım planı çok daha fazla sorgulanıyor.

Fimple’ın 10 milyon dolarlık yatırımı burada önemli bir örnek. Çünkü bu yatırım, tüketiciye dönük bir fintek heyecanından çok, bankacılık altyapısı ve yapılandırabilir bankacılık gibi daha derin bir teknoloji katmanına geldi. Bu da Türkiye’de yatırımcı ilgisinin tamamen kaybolmadığını; daha çok altyapı, B2B ve bölgesel ölçeklenme kabiliyeti olan şirketlere kaydığını gösteriyor.

 

Türkiye’de ödeme sistemleri, açık bankacılık, dijital cüzdan, B2B tahsilat, regtech ve bankacılık altyapısı alanlarında ciddi bir ürün çeşitliliği oluştu. Küresel sermayenin daha seçici davrandığı yeni dönemde Türkiye fintek ekosistemi hangi alanlarda daha ikna edici bir yatırım hikayesi kurabilir?

Türkiye’nin fintekte en güçlü hikayesi bence tüketici uygulamalarından çok B2B altyapı tarafında kurulabilir. Çünkü Türkiye’de finansal sistem dijitalleşmeye çok açık, bankalar teknoloji kullanımında güçlü, ödeme alışkanlıkları gelişmiş ve KOBİ’lerin hâlâ çözülmemiş ciddi finansal operasyon problemleri var.

Özellikle B2B tahsilat ve ödeme yönetimi, açık bankacılık tabanlı finansal yönetim çözümleri, bankacılık ve core banking altyapısı, regtech/uyum teknolojileri ve sınır ötesi ödeme çözümleri gibi alanlarda fırsat olduğunu düşünüyorum. Türkiye’den çıkan şirketler bu alanlarda yalnızca yerel pazara değil, MENA, Körfez, Orta Asya ve Avrupa çevresine de ürün satabilir.

Bugün fintek yatırımı sadece dijital finans uygulaması yatırımı anlamına gelmiyor. Artık güven inşa edebilmek, regülasyonla uyumlu büyümek ve Türkiye dışında da çalışan bir model kurmak çok önemli. İyi ürün bunların önkoşulu, ancak scale edebilmek için hepsinin birlikte olması gerekiyor.

TCMB’nin açık bankacılık tarafında 2026’da yeni özellikleri devreye alması da önemli bir sinyal. TCMB, BKM tarafından geliştirilen ödeme alanında veri paylaşım servislerinin 2.0.0 versiyonunun yeni özelliklerle kullanıma alındığını duyurdu. Bu, açık bankacılığın Türkiye’de daha standart ve kurumsal bir zemine oturduğunu gösteriyor. 

 

Raporda daha olgun, gelir modeli kanıtlanmış, regülasyonla uyumlu ve ölçeklenebilir şirketlerin yatırımcı gözünde öne çıktığı görülüyor. Türkiye’de erken aşama fintek girişimleri açısından artık hangi metrikler daha belirleyici hale geliyor?

Erken aşama fintekte yatırımcı artık sadece büyüme grafiğine bakmıyor. Hatta bazen hızlı büyüme bile tek başına olumlu sinyal değil; eğer o büyüme yüksek maliyetle geliyorsa risk olarak görülüyor.

Benim önceliklendireceğim metrikler; düzenli gelir, müşteri edinme maliyeti, müşteri başına gelir, işlem hacminin kalitesi, churn oranı, brüt marj, regülasyon uyum maliyeti, entegrasyon süresi ve satış döngüsü. B2B finteklerde ayrıca pilot müşterinin ücretli müşteriye dönüşme oranı ve kurum içi yayılım kapasitesi çok önemli.

Fintekte bir diğer kritik metrik de güven. Bu bazen sayısal metriklerden bile önce gelir. Lisans süreci, veri güvenliği, MASAK uyumu, operasyonel risk yönetimi, müşteri fonlarının korunması, siber güvenlik mimarisi… Bunlar artık yatırım komitesinde ciddi başlıklar. Türkiye’de ödeme ve elektronik para kuruluşları tarafında regülasyonun sıkılaşması, crypto asset service provider düzenlemeleri ve açık bankacılık standartları bu beklentiyi artırıyor. TCMB’nin ödeme sistemleri mevzuatı içinde elektronik para, ödeme hizmetleri, TR QR, açık bankacılık ve kripto varlıkların ödemelerde kullanılmaması gibi başlıkları ayrı ayrı düzenlemesi de bu çerçevenin ne kadar genişlediğini gösteriyor.  

  

B2B fintek çözümleri, core banking altyapıları, gömülü finans, regtech ve sınır ötesi ödeme teknolojileri yatırımcı ilgisini canlı tutan başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye’den bölgesel ölçekte büyüyebilecek fintekler sizce daha çok hangi dikeylerden çıkacak?  

Ben Türkiye’den en güçlü çıkışın üç dikeyden geleceğini düşünüyorum: bankacılık altyapısı, KOBİ finansal operasyonları ve regtech.

Bankacılık altyapısı tarafında Fimple somut bir referans noktası sunuyor: bankalar ve finansal kuruluşlar için yeni nesil finansal ürünleri hızlı oluşturmaya imkân veren composable platform yaklaşımı ve Dubai-Riyad ofisleriyle kurduğu Körfez varlığı, Türkiye merkezli bir şirketin bölgesel altyapı oyuncusuna nasıl dönüşebileceğini gösteriyor.

KOBİ tarafında ise ödeme, tahsilat, mutabakat, nakit akışı ve finansmana erişim hâlâ büyük problem. Türkiye’de KOBİ yoğunluğu yüksek; bu nedenle burada çalışan ürünlerin bölge ülkelerine uyarlanma şansı var. Regtech tarafında da fırsat büyüyor. Çünkü finansal kurumlar için uyum artık yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, operasyonel bir maliyet merkezi. Bu maliyeti azaltan teknoloji çok değerli hale gelecek.

Global tarafta buna benzer örnekleri görüyoruz: Stripe ödeme altyapısında, Wise sınır ötesi para transferinde, Mambu cloud banking altyapısında, ComplyAdvantage finansal suç ve uyum tarafında ölçeklenebildi. Türkiye’den çıkan oyuncular da yerel fintek uygulamasından çok bölgesel finansal altyapı şirketi gibi kendini konumlandırmayı düşünmeli.

 

Fimple’ın 10 milyon dolarlık devam yatırımı, Türkiye’de bankacılık altyapısı ve composable banking başlıklarına yönelik ilgiyi görünür hale getirdi. Altyapı odaklı finteklerin yatırımcı nezdindeki ağırlığı neden artıyor?

Çünkü finansal hizmetlerde asıl maliyet ve karmaşa çoğu zaman kullanıcı arayüzünde değil, arka tarafta. Core banking, ürün oluşturma, müşteri yönetimi, hesap yapıları, kredi süreçleri, mevduat, uyum, entegrasyon ve raporlama gibi alanlar finansal kurumların gerçek yükünü oluşturuyor.

Altyapı odaklı fintechlerin yatırımcı nezdinde değerli olmasının üç nedeni var. Birincisi, daha kalıcı gelir üretirler. Bir bankanın veya finansal kurumun altyapısına girdiğinizde, o müşteri ilişkisi kolay kolay kopmaz. İkincisi, pazardaki birçok oyuncuya hizmet verebilirler. Üçüncüsü, bölgesel ölçeklenme şansı daha yüksektir; çünkü bankacılık problemleri ülkeden ülkeye değişse de altyapı ihtiyacı benzerdir.

Fimple örneğinde bu net görünüyor. Şirketin Londra ve İstanbul merkezli olması, Körfez’e açılması ve composable banking yaklaşımı sunması, yatırımcıya sadece Türkiye hikayesi değil, bölgesel altyapı hikayesi anlatıyor. Bu, yeni dönemin fintek yatırım mantığına çok uygun.

  

ABD fintek sermayesinin ana merkezlerinden biri olmayı sürdürürken Türkiye merkezli finteklerin uluslararası yatırımcıya ulaşması için yerel başarı artık tek başına yeterli görünmüyor. Bölgesel ölçeklenme, özellikle MENA, Körfez ve Avrupa hattında ne kadar kritik hale geldi?

Çok kritik. Artık yerel başarı tek başına yetmiyor. Türkiye’de güçlü ürün, güçlü ekip ve iyi müşteri kazanımı değerli; ama uluslararası yatırımcı şunu görmek istiyor: Bu şirket Türkiye dışında da çalışabilir mi?

Crunchbase verilerine göre 2026’nın ilk çeyreğinde global fintek girişimleri yaklaşık 12 milyar dolar yatırım aldı; bunun 6,3 milyar doları, yani yarısından fazlası ABD merkezli finteklere gitti. Bu bize sermayenin hâlâ büyük ölçüde ABD’de yoğunlaştığını gösteriyor.  

Türkiye merkezli fintechler için bu nedenle MENA, Körfez, Orta Asya ve Avrupa hattı çok önemli. Özellikle Körfez ülkeleri finansal dijitalleşmeye açık, sermaye kapasitesi yüksek ve bankacılık altyapısı dönüşümüne yatırım yapıyor. Ama bu pazarlara gitmek sadece “ofis açmak” değil. Ürün lokalizasyonu, lisans uyumu, yerel partner, banka ilişkileri ve satış döngüsünü yönetmek gerekiyor.

Ben Türkiye fintekleri için doğru pozisyonun Türkiye’yi iyi bir ürün geliştirme ve test pazarı olarak kullanmak; ölçek hikayesini ise bölgesel kurmak olduğunu düşünüyorum.

  

2026 ve sonrasında yatırımcıların fintek girişimlerine bakarken en çok hangi soruları soracağını düşünüyorsunuz? Sizce “yatırım alabilir fintek” tanımı nasıl değişiyor?

Yatırımcıların soruları daha sertleşecek ama daha sağlıklı hale gelecek. Eskiden ne kadar hızlı büyüyorsunuz? sorusu öndeydi. Şimdi bu büyümeyi hangi maliyetle sağlıyorsunuz? sorusu geliyor.

Ben yatırımcıların 2026 itibariyle her alanda şu sorulara daha fazla odaklanacağını düşünüyorum: Geliriniz tekrar ediyor mu? Müşteri edinim maliyetiniz sürdürülebilir mi? Brüt marjınız ne kadar güçlü? Regülasyon riskinizi nasıl yönetiyorsunuz? Fintek özelinde Bankalarla veya finansal kurumlarla entegrasyon süreniz ne kadar? Veriyi nasıl koruyorsunuz? Yapay zeka kullanıyorsanız bunun ölçülebilir etkisi ne? Türkiye dışına çıkınca ürününüz ne kadar uyum sağlayabilir?

İyi bir ekiple birlikte güven veren, regülasyonla uyumlu, gelir kalitesi yüksek, teknolojisi ölçeklenebilir ve bölgesel büyüme ihtimali olan fintek için yatırım fırsatının her zaman olacağına inanıyorum. Bu daha zor bir eşik ama uzun vadede ekosistem için daha iyi.

 

Son olarak, Türkiye fintek ekosisteminin küresel sermaye ile daha güçlü bağ kurabilmesi için girişimciler, yatırımcılar ve düzenleyici çerçeve tarafında hangi adımlar öncelik kazanmalı? 

Girişimciler tarafında öncelik, yatırımcıya daha net ve sayısal bir hikaye anlatmak olmalı. Türkiye’de çok iyi ürün geliştiren ekipler var ama bazen global yatırımcı dilinde kendini anlatmakta zorlanıyorlar. Pazar büyüklüğü, gelir modeli, uyum stratejisi, bölgesel açılım ve sermaye kullanım planı çok daha net kurulmalı.

Yatırımcılar tarafında fintek uzmanlığı derinleşmeli. Fintek, klasik yazılım yatırımı gibi değerlendirilememeli. Lisans, uyum, finansal suç riski, banka entegrasyonları, veri güvenliği ve regülasyon dinamikleri yatırım kararının merkezinde olmalı. Bu alanda Türkiye’de daha fazla uzmanlaşmış fon yapısına, daha fazla kurumsal yatırımcıya ve bankalarla daha yapılandırılmış iş birliği modellerine ihtiyaç var.

Düzenleyici çerçeve tarafında ise öngörülebilirlik en kritik konu. Türkiye son yıllarda açık bankacılık, ödeme sistemleri, elektronik para, dijital Türk lirası, TR QR ve kripto varlıklar gibi başlıklarda önemli adımlar attı bunlar oldukça olumlu sinyaller.  Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin küresel sermaye ile daha güçlü bağ kurabilmesi için; net regülasyon, güçlü uyum kültürü, bölgesel ölçeklenme kapasitesi ve daha kurumsal yatırımcı ilişkileri belirleyici olacağını düşünüyorum. Uzun vadede fark yaratacak şirketlerin ise yalnızca iyi teknoloji geliştiren değil; güven inşa eden, uyum süreçlerini doğru yöneten ve bölgesel ölçekte ölçeklenebilen yapılar olacağına inanıyorum.