Payporter Genel Müdürü İzzet Metcan’ın Fintechtime Temmuz sayısı “Money20/20 Europe’un Ardından” dosya konusu için verdiği görüş yayında.
“İzzet Metcan, Money20/20 Europe 2026’yı ödeme ekosisteminin artık fikir aşamasından uygulama dönemine geçtiğini gösteren güçlü bir buluşma olarak değerlendiriyor. Metcan’a göre yapay zekâ, stablecoin, dijital varlıklar, açık bankacılık, sınır ötesi ödemeler ve regülasyon başlıklarının birlikte ele alınması, sektörün yeni rekabet alanını da tarif ediyor. Türkiye’nin Avrupa sahnesindeki görünürlüğünün sınır ötesi ödeme altyapılarında bölgesel merkez olma potansiyelini güçlendirdiğine dikkat çeken Metcan, regülasyona uyumun önümüzdeki dönemde fintekler için maliyet kaleminden rekabet avantajına dönüşeceğini vurguluyor.”

Etkinliğin onuncu yılı, sektörün artık “konuşma” aşamasından “icraat” aşamasına geçtiğini net biçimde gösterdi. Amsterdam’da 100’ü aşkın ülkeden gelen yoğun katılım ve üst düzey yöneticilerin ağırlıkta olması, ödeme ekosisteminin küresel ölçekte bir olgunlaşma dönemine girdiğine işaret ediyor. Türk fintek ekosisteminin bu yıl Avrupa sahnesinde gösterdiği temsil ise bizim açımızdan ayrıca gurur vericiydi; Türkiye’nin yalnızca yerel bir pazar değil, sınır ötesi ödeme altyapısında bölgesel bir merkez olma potansiyeli giderek daha görünür hale geliyor.
Öne çıkan başlıklar arasında yapay zekâ, stablecoin ve dijital varlıklar, sınır ötesi ödemeler, açık bankacılık ve regülasyon-güvenlik ekseni vardı. Bizce bu yılın en belirleyici teması, bu teknolojilerin tek tek değil, birbirine entegre biçimde konuşulmaya başlanmasıydı. Özellikle yapay zekânın uyum, risk izleme ve operasyonel süreçlerde sağladığı verimlilik; stablecoin ve dijital varlıkların geleneksel ödeme akışlarıyla yakınsaması; ve sınır ötesi ödemelerde düzenleyici işbirliğinin bir rekabet unsuru haline gelmesi dikkat çekti.

Finteklerin iş yapış biçimi açısından en kritik dönüşüm, regülasyona uyumun bir “maliyet kalemi” olmaktan çıkıp bir “rekabet avantajı”na dönüşmesi olacak. Yapay zekâ temelli uyum ve izleme çözümleri, kuruluşların hem maliyetlerini düşürmesine hem de daha hızlı ölçeklenmesine imkân tanıyacak. Buna paralel olarak gerçek zamanlı ödemeler ve QR tabanlı çözümlerin, özellikle sınır ötesi koridorlarda, standart hale geldiğini gözlemledik.
PayPorter açısından en önemli çıktı, regüle bir elektronik para kuruluşu olarak sınır ötesi ödeme koridorlarındaki konumumuzu güçlendirme fırsatı oldu. Etkinlik boyunca yürüttüğümüz görüşmeler, hem CIS ve Türkiye hattında hem de Asya bağlantılı ödeme akışlarında yeni iş ortaklıklarının kapısını araladı. Bizim için Money20/20’nin temel mesajı şuydu: doğru regülatif zemin üzerine kurulan, gerçek işlem hacmine dayalı somut iş modelleri, bu dönemin asıl kazananları olacak.
