Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk ile Fintechtime Ağustos sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Bankacılık, dijital kanalların ötesine geçen yeni bir dönüşüm evresine giriyor. Yapay zekâ, veri, açık bankacılık ve API tabanlı servis modelleri finansal hizmetlerin mimarisini yeniden şekillendirirken teknoloji üretme yetkinliği kurumların rekabet gücünü belirliyor. Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk ile 2026’nın ilk yarısında sektöre yön veren gelişmeleri, Aktif Bank’ın teknoloji tarafında hayata geçirdiği projeleri, Aktif Tech’in ürünleştirme ve teknoloji ihracatı yaklaşımını, yapay zekâ yol haritasını ve yarının bankacılığını şekillendirecek zihniyet dönüşümünü konuştuk.”
2026’nın ilk yarısını geride bırakırken, bankacılık ve finansal teknolojiler ekosistemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yılın ilk altı ayında sektöre yön veren en önemli gelişmeler neler oldu? Yapay zekâ, veri, müşteri deneyimi, regülasyon ve fintek iş birlikleri açısından bu tablo, yılın geri kalanı ve yarının bankacılığı için hangi sinyalleri veriyor?
2026’nın ilk yarısı, finans sektöründe teknolojinin yenilik üretmenin yanı sıra ölçeklenebilirlik, verimlilik, güvenlik ve müşteri deneyimi açısından somut sonuçlar yaratmak için kullanıldığı bir dönem oldu. Özellikle yapay zekâ alanındaki çalışmaların kavramsal tartışmalardan gerçek kullanım senaryolarına yöneldiğini görüyoruz. Yapay zekâ ajanlarının sadece öneri sunan sistemler olmaktan çıkarak karar alma ve işlem gerçekleştirme süreçlerine dahil olduğu “Agentic AI” yaklaşımı, sektörün önümüzdeki dönem gündemini belirleyecek başlıklardan biri haline geliyor.
Bunun yanında veri yönetimi, siber güvenlik ve regülasyon uyumluluğu, teknoloji yatırımlarının tamamlayıcı unsurları olmaktan çıkarak doğrudan merkezine yerleşiyor. API trafiğinin ve dijital etkileşimlerin artmasıyla birlikte güvenlik sistemlerinin de daha proaktif, gerçek zamanlı ve otonom bir yapıya evrilmesi bekleniyor. Stablecoin altyapılarının sınır ötesi işlemler, takas süreçleri ve likidite yönetiminde daha görünür hale gelmesi de finansal hizmetlerin 7/24 çalışan yeni altyapılar üzerinden şekillenebileceğine işaret ediyor.
Müşteri tarafında ise hızlı ve kesintisiz işlem deneyiminin ötesine geçen bir beklenti oluşuyor. Kullanıcılar artık ihtiyaçlarını anlayan, tahmin eden ve kişiselleştirilmiş çözümler sunan bir finansal deneyim talep ediyor. Açık bankacılık, API tabanlı mimariler ve gömülü finans uygulamaları da bu deneyimin farklı platformlara taşınmasını kolaylaştırıyor.
Yılın geri kalanında hız kadar güvenliğin, ölçeklenebilirliğin ve sürdürülebilirliğin de yatırım kararlarında belirleyici olacağını düşünüyorum. Yarının bankacılığında öne çıkacak kurumlar; yapay zekâyı kurumsal yetkinliğe dönüştüren, veriyi güvenli ve anlamlı biçimde kullanan, regülasyonlarla uyumlu hareket eden ve finteklerle güçlü iş birliği modelleri kurabilen yapılar olacak.
Son dönemde Aktif Bank olarak teknoloji tarafında önemli projeleri hayata geçirdiniz. Bilgi Teknolojileri organizasyonu olarak üzerinde çalıştığınız dönüşüm projeleri ve yatırımlar hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu çalışmaların bankanın operasyonel verimliliğine ve müşteri deneyimine nasıl katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Aktif Bank’ta teknoloji, destekleyici bir fonksiyon olarak konumlanmıyor; doğrudan iş modelimizin merkezinde yer alıyor. Bu yaklaşımın temelinde ise teknoloji üretme yetkinliğimizi kendi ekosistemimiz içinde geliştirmemiz yer alıyor. İştirakimiz Aktif Tech çatısı altında, yaklaşık 300 kişilik uzman kadromuzla teknoloji altyapımızı iç kaynaklarımızla geliştiriyor; veri, ödeme sistemleri, dijital kanallar ve servis bankacılığı gibi alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Bu yapı, dışa bağımlılığı azaltırken yeni ürün ve hizmetleri daha hızlı geliştirmemize, ekosistem genelinde bütünleşik çözümler sunmamıza ve geliştirdiğimiz teknolojileri ürünleştirerek farklı kurumların kullanımına açmamıza imkân tanıyor.
Bu teknoloji üretme yetkinliğini yalnızca kurum içi ihtiyaçlara cevap veren bir yapı olarak görmüyoruz. Aktif Tech’in geliştirdiği ürünleştirilmiş platformlar, ekosistemimizin farklı ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra başka kurumlara da sunulabilecek ölçeklenebilir çözümler oluşturuyor. Ödeme sistemleri tarafında Atlas Kart Yönetim Altyapısı ile kart yaşam döngüsünün uçtan uca yönetilebildiği, yoğun işlem trafiğine uyum sağlayan ve regülasyon ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilen bir yapı sunuluyor. Mercury dijital bankacılık platformunda ise mobil ve internet bankacılığı deneyimini daha modüler, ölçeklenebilir ve kişiselleştirilebilir hale getiren geliştirmeler yürütülüyor.
Aktif Tech’in Deloitte Technology Fast 50 Türkiye listesinde elde ettiği dereceyi de bu teknoloji üretme kültürünün ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımının bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Bu başarıyı güçlü mühendislik kültürü, farklı teknolojilere hızla adapte olabilen ekip yapısı ve yüksek ölçekli sistemlerden edinilen deneyimle ilişkilendiriyoruz. Çünkü kalıcı teknoloji üretimi, bugünün ihtiyaçlarına cevap vermenin yanında gelecekte ortaya çıkabilecek senaryolara da hazırlıklı olmayı gerektiriyor.
Operasyonel dönüşüm tarafında ise RPA ve yapay zekânın birlikte çalıştığı hiper otomasyon yaklaşımından yararlanıyoruz. Bu stratejiyle RPA robotları işlemleri yürütürken, yapay zekâ karar alma mekanizmalarını üstleniyor. Böylece süreçlerin hızlanmasına, hata payının azaltılmasına ve çalışanlarımızın daha yüksek katma değerli işlere odaklanmasına katkı sağlıyoruz.
Dijital kanallarımızı da müşteri beklentileri doğrultusunda sürekli geliştiriyoruz. N Kolay’da teknoloji destekli müşteri analitiğinden ve kullanıcı geri bildirimlerinden yararlanıyor; açık bankacılık servisleri, güçlü API altyapısı ve gömülü finans çözümleriyle daha hızlı, esnek ve kişiselleştirilmiş bir deneyim oluşturuyoruz. Aynı zamanda iştirak platformlarımızla entegrasyonlar geliştirerek sigortadan para transferine, ulaşımdan biletlemeye kadar farklı hizmetlerin bütünleşik biçimde sunulmasını sağlıyoruz.
Bu yatırımların ortak faydası, operasyonel süreçleri sadeleştirirken kullanıcıların finansal hizmetlere daha kolay, hızlı ve kesintisiz erişebilmesi.
Yapay zekâ artık bankacılıkta yalnızca operasyonel süreçleri destekleyen bir teknoloji olmaktan çıkıp karar mekanizmalarının da önemli bir parçası haline geliyor. Aktif Bank bugün yapay zekâyı hangi alanlarda kullanıyor? Önümüzdeki dönemde hangi yeni kullanım senaryolarını hayata geçirmeyi hedefliyorsunuz?

Aktif Bank Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Kadir Mustafa Öztürk
Yapay zekâyı iş modellerini ve karar alma süreçlerini dönüştüren stratejik bir yetkinlik olarak değerlendiriyoruz. Bugün yapay zekâdan müşteri analitiği, veri analizi, süreç otomasyonu ve karar alma mekanizmalarının desteklenmesi gibi alanlarda yararlanıyoruz. RPA ile entegre çalışan yapay zekâ modellerimiz sayesinde tekrarlı operasyonları otomatikleştirirken, belirli süreçlerde karar desteği sağlayabiliyoruz.
Sektör genelinde yapay zekânın risk modelleme, dolandırıcılık tespiti, gerçek zamanlı işlem izleme, müşteri segmentasyonu ve kişiselleştirme gibi alanlarda önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Biz de kullanım senaryolarımızı teknoloji ekiplerinin yanı sıra müşteri deneyimi uzmanlarının, süreç ekiplerinin ve ürün sahiplerinin katkısıyla belirliyoruz. Böylece teknolojiyi doğrudan iş ihtiyacı ve müşteri faydasıyla ilişkilendiriyoruz.
Biz yapay zekâ dönüşümümüzü 2025 yılında kapsamlı bir durum analizi, eğitimler ve fırsat belirleme çalıştaylarıyla yapılandırdık. Teknoloji altyapımızı, mimarimizi, iş süreçlerimizi, yönetişim modelimizi, insan kaynağı yetkinliklerimizi ve mevcut kullanım alanlarımızı kapsayan detaylı bir durum analizi gerçekleştirdik. Ardından 500’den fazla katılımcıyla üretken yapay zekâ farkındalık ve vizyon eğitimi gerçekleştirdik. Bu süreçte farklı iş birimlerimizden ortaya çıkan kullanım senaryolarını proje bazlı bir yol haritasına dönüştürdük.
Önümüzdeki dönemde üretken yapay zekâdan, öneri geliştirmekle kalmayıp belirlenen kurallar ve yetkiler çerçevesinde aksiyon alabilen Agentic AI sistemlerine doğru bir geçiş öngörülüyor. Bizim de hedefimiz yapay zekâyı daha fazla sürece entegre ederek hizmetlerimizi daha erişilebilir, hızlı, kolay, güvenli ve kişiselleştirilmiş hale getirmek. Bunu yaparken fayda, risk, yönetişim ve sürdürülebilirlik boyutlarını birlikte ele almaya devam edeceğiz.
Veri, bankacılığın en stratejik varlıklarından biri haline gelirken; güvenlik, regülasyon ve müşteri beklentileri de aynı hızla değişiyor. Bu yeni dönemde güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturmak için hangi önceliklere odaklanıyorsunuz?
Güçlü bir teknoloji altyapısı oluştururken önceliğimiz; veriyi güvenli, ölçeklenebilir ve iş sonuçlarına dönüştürülebilir bir yapıda yönetmek. Bankacılıkta veri yalnızca geçmişi analiz etmek için değil, müşteri ihtiyaçlarını anlamak, riskleri öngörmek, süreçleri iyileştirmek ve kişiselleştirilmiş hizmetler geliştirmek için kullanılan stratejik bir varlık haline geldi.
Bu nedenle veri, CRM ve yapay zekâ alanlarındaki yatırımlarımızı birbirini tamamlayan bir bütün olarak ele alıyoruz. Teknoloji altyapımızın yanında organizasyonel yapımızı, yönetişim modelimizi ve insan kaynağımızın yetkinliklerini de bu dönüşümün parçası olarak değerlendiriyoruz. Yapay zekâ projelerinde kullanım senaryolarını potansiyel faydalarının yanında taşıdıkları riskler ve uygulama zorluklarıyla birlikte incelememiz de bu yaklaşımın bir sonucu.
Bir diğer önceliğimiz, API tabanlı ve entegrasyona açık mimariler geliştirmek. Açık bankacılık ve servis bankacılığıyla birlikte kurumlar arasındaki veri ve hizmet alışverişi artıyor. Bu yapıların güvenli, esnek ve regülasyonlarla uyumlu şekilde çalışması gerekiyor. Money20/20 Europe 2026’da da siber güvenlik, veri yönetimi ve regülasyon uyumluluğunun teknoloji yatırımlarının merkezinde yer aldığı açık biçimde görüldü. Özellikle API güvenliğinde statik kontrollerden, anormal trafiği gerçek zamanlı analiz ederek aksiyon alabilen proaktif sistemlere doğru bir geçiş yaşanıyor.
Altyapının gelişime açık ve sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyoruz. Teknolojinin çok hızlı değiştiği böyle bir dönemde, yeni kullanım senaryolarına ve iş birliklerine uyum sağlayabilecek esnek mimariler oluşturmak temel önceliklerimiz arasında bulunuyor.
Aktif Bank, iştirakleri ve teknoloji şirketleriyle geniş bir finansal teknoloji ekosistemi oluşturuyor. Bu yapının bankaya sağladığı en önemli avantajlar neler? Geleceğin bankacılığı açısından bu ekosistem nasıl bir değer üretiyor?
Ekosistem yapımızın en önemli avantajı, teknoloji üretme yetkinliğiyle farklı finansal ve finansal olmayan hizmetleri aynı yapı içinde buluşturabilmemiz. Aktif Bank olarak iştiraklerimizle birlikte her gün 20 milyondan fazla insanın hayatına dokunan, dijital ve fiziksel kanalları bir arada kullanabilen hibrit bir modelle faaliyet gösteriyoruz.
Aktif Tech, teknoloji üretimi ve altyapı desteği konusunda ekosistemin merkezinde yer alıyor. Geliştirme süreçlerimizi iç kaynaklarla yürütmemiz, yeni ihtiyaçlara daha hızlı yanıt vermemizi ve iştiraklerimizle entegre çözümler üretmemizi sağlıyor. Aynı zamanda milyonlarca kullanıcıya dokunan sistemler, Aktif Tech ekipleri açısından çok değerli bir gerçek kullanım ve öğrenme alanı oluşturuyor. Dijital bankacılık, ödeme sistemleri, kart altyapıları ve API teknolojileri gibi yüksek ölçek gerektiren alanlarda elde edilen bu deneyim, geliştirilen çözümlerin farklı kurumlara ve pazarlara uyarlanabilecek olgunluğa ulaşmasına katkı sağlıyor. N Kolay’dan Sigortayeri, UPT, E-Kent, Pavo ve Passo gibi platformlara uzanan yapı sayesinde sigorta, para transferi, ulaşım, ödeme sistemleri, biletleme ve farklı yaşam hizmetleri arasında bağlantılar kurabiliyoruz.
Bu model, müşteri açısından bütünleşik bir deneyim yaratıyor. Örneğin N Kolay üzerinden iştirak platformlarına entegre ürün ve hizmetler sunulabilirken, Passo’nun yalnızca biletleme hizmeti veren bir yapıdan e-ticaret, finansal hizmetler ve farklı yaşam alanlarını kapsayan bir deneyim platformuna dönüşmesi için teknoloji geliştirme çalışmaları yürütülüyor.
Geleceğin bankacılığında değer yalnızca tek bir ürünün kalitesiyle değil, farklı hizmetlerin ne kadar güvenli ve sorunsuz biçimde bir araya getirilebildiğiyle ölçülecek. Ekosistem yapımız bize hem teknolojik bağımsızlık ve çeviklik sağlıyor hem de müşterinin günlük yaşamına entegre, uçtan uca hizmetler geliştirme imkânı sunuyor.
Bankalar ile fintekler arasındaki ilişki artık rekabetten çok iş birliği ekseninde ilerliyor. Sizce önümüzdeki dönemde hangi alanlarda daha güçlü ortaklık modelleri göreceğiz? Aktif Bank bu dönüşümde nasıl bir rol üstlenmeyi hedefliyor?
Evet fintekleri rakip olarak gören anlayış yavaş yavaş azalıyor, biz de fintekleri finansal hizmetlerin gelişimini hızlandıran yol arkadaşları olarak görüyoruz. Açık bankacılık, servis bankacılığı, API tabanlı hizmetler ve gömülü finans çözümleri, bankalar ile fintekler arasındaki iş birliklerinin en güçlü gelişeceği alanlar arasında bulunuyor.
Önümüzdeki dönemde finteklerin tek başına çalışan uygulamalar olmaktan çıkarak daha geniş finansal ekosistemlere entegre edilen modüler hizmet sağlayıcılarına dönüşeceğini düşünüyorum. Money20/20 Europe 2026’da öne çıkan “rebundling” eğilimi de bunu destekliyor. Finansal hizmetlerin geçmişte farklı dikeylere ayrılan yapısı, API’ler ve servis bankacılığı üzerinden yeniden bütünleşik platformlarda bir araya geliyor. Ayrıca ödeme sistemleri, veri analitiği, dijital kimlik, siber güvenlik, sınır ötesi para transferleri ve müşteri deneyimi teknolojilerinde daha güçlü ortaklık modelleri görebiliriz. Stablecoin altyapılarının sınır ötesi işlemler ve likidite yönetiminde daha fazla kullanılması da bankalar, ödeme kuruluşları ve teknoloji şirketleri arasında yeni iş birliği alanları oluşturabilir.
Aktif Bank olarak bu dönüşümde hem kendi iştiraklerimizle çözüm geliştiren hem de üçüncü parti kurumlara teknoloji ve finansal servisler sunan bir rol üstleniyoruz. Aktif Tech aracılığıyla ödeme sistemleri, dijital bankacılık, biletleme teknolojileri ve dijital kanal altyapıları geliştiriyoruz. Atlas ve Mercury gibi ürünleştirilmiş platformları yalnızca ekosistemimizin ihtiyaçları için değil, farklı finansal kuruluşların kendi iş modellerine uyarlanabilecek modüler çözümler olarak da konumlandırıyoruz. Böylece iş birliğini yalnızca proje bazlı entegrasyonlar üzerinden değil, teknoloji platformları ve servis modelleri üzerinden büyütmeyi hedefliyoruz. Geleneksel bankacılık deneyimimizi finteklerin çevikliğiyle birleştirmenin, geleceğin finansal hizmetlerini şekillendiren temel unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz.
Türkiye, finansal teknolojiler alanında güçlü bir potansiyele sahip. Ülkemizin bu alandaki en önemli avantajları neler? Küresel rekabette öne çıkabilmek için sektör olarak hangi alanlara daha fazla odaklanmamız gerekiyor?
Türkiye’nin finansal teknolojiler alanındaki önemli avantajlarından biri, bankacılık sektörünün en yeni teknolojiyi hızla işlerine adapte etme gücü ve dijital hizmet geliştirme konusunda sahip olduğu deneyimdir. Açık bankacılık, dijital bankacılık, ödeme sistemleri, uzaktan müşteri edinimi ve gömülü finans gibi alanlarda gelişen yetkinlikler, yenilikçi çözümlerin daha hızlı hayata geçirilmesine imkân tanıyor.
Bunun yanında bankalar, fintekler ve teknoloji şirketleri arasında gelişen iş birliği kültürü önemli bir potansiyel oluşturuyor. Çevik fintek yapılarıyla bankaların güçlü altyapı, deneyim ve güvenlik yetkinliklerinin bir araya gelmesi hem iç pazarda hem de küresel ölçekte rekabet edebilecek ürün ve servislerin geliştirilmesini mümkün kılabilir.
Küresel rekabette öne çıkmak için yapay zekâ ve veri odaklı Ar-Ge çalışmalarına, nitelikli insan kaynağına, siber güvenliğe, API tabanlı ve ölçeklenebilir altyapılara daha fazla odaklanmamız gerekiyor. Teknoloji yatırımlarında yalnızca hızlı ürün geliştirmek yeterli değil. Çözümlerin güvenli, sürdürülebilir, regülasyonlarla uyumlu ve farklı pazarlara taşınabilir olması da kritik önem taşıyor.
Ayrıca geliştirdiğimiz teknolojileri ürünleştirme ve yurt dışına hizmet olarak sunma kabiliyetimizi güçlendirmeliyiz. Globalleşmeyi yeni pazarlarda müşteri edinmenin yanı sıra Türkiye’de geliştirdiğimiz finansal teknoloji yetkinliğini sürdürülebilir bir teknoloji ihracatı modeline dönüştürmek olarak da görüyoruz. Ödeme sistemleri, dijital bankacılık, açık bankacılık ve API tabanlı servisler tarafında ülkemizde oluşan güçlü uzmanlık birikiminin bölgesel ve küresel pazarlarda önemli bir karşılığı bulunuyor.
Aktif Tech’in Amsterdam yapılanması da bu vizyon doğrultusunda atılmış stratejik adımlardan biri. Amsterdam’ı; Avrupa’daki ödeme teknolojileri dönüşümünü, regülasyonları ve müşteri beklentilerini daha yakından takip edebileceğimiz bir teknoloji ve iş geliştirme merkezi olarak konumlandırıyoruz. Atlas altyapısının BKT Arnavutluk ve BKT Kosova projelerinde kullanılması, Türkiye’de geliştirilen bir finansal teknoloji çözümünün farklı pazarlardaki ihtiyaçlara uyarlanabilmesi açısından önemli örnekler sunuyor. Bu projelerde kredi kartı, banka kartı, ön ödemeli kart, POS, sanal POS ve ATM altyapılarının tek merkezden yönetilebildiği modern bir ödeme sistemi mimarisi sağlanıyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa pazarındaki büyümeyi hızlandırırken teknoloji ihracatını yalnızca ürün satışıyla sınırlı görmeyen; platform bazlı servisleri, operasyon yönetimini ve yönetilen hizmet modellerini bir arada sunan daha bütünsel bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Önümüzdeki üç ila beş yıllık döneme baktığınızda, Aktif Bank’ın teknoloji vizyonunda hangi başlıklar öne çıkıyor? Yarının bankacılığına hazırlanırken hem müşterilerinizi hem de sektörü hangi yenilikler bekliyor?
Önümüzdeki dönemde teknoloji vizyonumuzun merkezinde yapay zekâ, veri, açık bankacılık, dijital varlıklar, blockchain altyapıları ve bütünleşik ekosistem deneyimi yer alıyor. Amacımız teknolojiyi mevcut süreçleri hızlandırmak için bir araç olarak konumlandırmanın ötesinde, finansal hizmetlerin sunuluş biçimini yeniden tasarlamak için kullanmak.
Yapay zekâ tarafında daha özerk kararlar alabilen ve kendi kendini optimize edebilen sistemlerin yaygınlaşmasını bekliyoruz. Üretken yapay zekâdan Agentic AI’a doğru ilerleyen bu süreç; müşteri segmentasyonu, kişiselleştirme, risk yönetimi ve operasyonel süreçlerde yeni kullanım modelleri ortaya çıkaracak. Ürün ve hizmetlerin içine gömülü biçimde çalışan “embedded intelligence” yaklaşımıyla müşterilere ihtiyaçlarını öngören ve doğru zamanda yönlendirme sağlayan bir finansal deneyim sunulabileceğiz.
Açık bankacılık ve API tabanlı altyapılar, finansal hizmetlerin farklı platformlara taşınmasını ve finteklerle daha güçlü iş birlikleri kurulmasını sağlayacak. Dijital varlık yönetimi ve blockchain tabanlı işlem güvenliği gibi alanlarda geliştirilecek çözümler de finansal hizmetlerin daha erişilebilir ve güvenli hale gelmesine katkı sunacak. Stablecoin ve yeni nesil ödeme altyapılarındaki gelişmelerin ise sınır ötesi işlemler ve 7/24 likidite yönetimi açısından yeni modeller oluşturabileceğini düşünüyoruz.
Bu vizyonun teknoloji mimarisi tarafında ise mikroservis yapıları, DevOps süreçleri, uçtan uca test otomasyonu ve API seviyesinde yönetilebilir entegrasyon katmanları öne çıkıyor. Aktif Tech’in bu alanlarda geliştirdiği modüler yaklaşım, yeni ürünlerin pazara çıkış hızını artırırken, teknolojilerin farklı kurumlara ve ülkelerdeki ihtiyaçlara daha hızlı uyarlanabilmesini de sağlıyor.
Müşteri tarafında daha kişiselleştirilmiş, proaktif, kolay ve kesintisiz deneyimler öne çıkacak. Ekosistemimiz içinde geliştirdiğimiz teknolojilerle N Kolay, Passo ve diğer platformlarımız arasında daha bütünleşik hizmetler sunmayı; yapay zekâ ve veri yetkinliklerimizi organizasyon genelinde sürdürülebilir bir kurumsal kabiliyete dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Yarının bankacılığının yalnızca yeni teknolojilere uyum sağlama süreci olmayacağına; bankaların iş modellerini, organizasyonlarını ve müşteriyle kurdukları ilişkiyi yeniden tanımlayan bir zihniyet dönüşümü yaşanacağına inanıyoruz. Biz de teknoloji üretim gücümüzü, insan kaynağımızı ve ekosistem iş birliklerimizi birlikte geliştirerek bu dönüşüme hazırlanıyoruz.
