Bybit CEO’su Ben Zhou ile Fintechtime Ekim sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.
Türkiye kripto varlık sektöründe yeni bir dönemin eşiğinde. Faaliyet izinleri öncesinde yalnızca hangi platformların yoluna devam edeceği değil, lisanslama sonrasında rekabetin nasıl şekilleneceği, bankaların sektörde nasıl konumlanacağı ve kripto platformlarının nasıl dönüşeceği de tartışılıyor.
Bu yeni dönemi küresel taraftan okumak için Bybit CEO’su Ben Zhou ile bir araya geldik. Türkiye’yi küresel kripto pazarının ilk beş ülkesi arasında konumlandıran Zhou, lisanslama sonrasında yerel oyuncuların ürün yetkinliklerine, küresel platformların ise yerelleşmeye daha fazla odaklanacağını düşünüyor. Bankalarla kripto platformları arasındaki ilişkide rekabetten çok iş birliği öngören Zhou ile Bybit’in Türkiye hedeflerinden stablecoin’lere, yapay zekadan güvenliğe uzanan yeni dönemi konuştuk.

Ben Zhou ile tanışınca
Dünya devi Bybit’in CEO’su Ben Zhou hakkında internette çok fazla kişisel bilgi bulamazsınız. Daha çok işiyle, Bybit’le ve kripto dünyasına ilişkin görüşleriyle ön planda. Ben de röportaja başlamadan önce fırsatı kaçırmayıp biraz merak ettiklerimi sordum.
Ekonomi eğitimi almış. Evli, iki oğlu var ve Dubai’de yaşıyor. Dünya mutfaklarıyla arası oldukça iyi. Türkiye’de en sevdiği lezzetleri sorduğumda ise cevapları lahmacun ve tavuk döner oldu. Çayı da seviyor. Kayak yapmak, farklı ülkeleri gezmek hayatının keyif aldığı taraflarından. Sporu ise günlük rutininin önemli bir parçası; her gün fitness yapıyor.
Bizde “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” derler ya, Ben Zhou ile sohbet ederken biraz bunu düşündüm. Oldukça fit, uzun boylu, enerjisi yüksek biri. Ama asıl dikkatimi çeken, soruları çok hızlı kavraması ve düşüncelerini son derece akıcı ifade etmesi oldu. Kıvrak zekâsı, güçlü anlatımı ve samimi iletişimiyle, yalnızca yönettiği şirket nedeniyle değil, kendisi de merak uyandıran global bir lider.
Bybit’i oldukça uzun zamandır takip ediyorum. Şirketin geçirdiği değişimi görmek oldukça ilginç. Bir kripto para borsası olarak başladınız ancak bugün artık yeni bir finansal platformdan söz ediyorsunuz.
Evet. 2018 yılında başladık ve bugün neredeyse sekiz yıl oldu. Bence sektörde herkes başlangıçta yalnızca kriptoya odaklanan bir kripto borsası olarak yola çıktı. Ancak sektör ve blockchain teknolojisi zaman içinde gelişti.
Bugün öncelikle birçok ülkenin blockchain ve kriptoyu bir varlık sınıfı, stablecoin’leri ise bir para biçimi olarak düzenlemeye başladığını görüyoruz.
Avrupa Birliği tarafında Avrupa’da tamamen lisanslı durumdayız. Oradaki en büyük trend ve gündem maddesi tokenizasyon. Özellikle geleneksel varlıkların tokenizasyonu ve bunların blockchain üzerine taşınması öne çıkıyor.
Türkiye’ye baktığımda ise Türkiye’nin kripto düzenlemelerine henüz yeni başladığını düşünüyorum. Şu anda ağırlıklı olarak kripto borsalarına odaklanılıyor. Kara para aklamanın önlenmesi, müşterini tanı süreçleri ve yaptırım kontrollerinin ön planda olduğunu söyleyebilirim.
“Türkiye İçin Bir Sonraki Aşama Ekonomiyi Blockchain ile Dünyaya Bağlamak”
Türkiye’de bir sonraki aşamanın, kripto ve blockchain kullanılarak Türkiye ekonomisinin dünyaya nasıl bağlanabileceği olabileceğini düşünüyorum. Böylece tokenizasyonun, stablecoin’lerin ve bunların sunduğu avantajların devreye girmesi mümkün olabilir.
Teknoloji ve sektör geliştikçe biz de artık yalnızca kriptoyla ilgili bir şirket olmaktan çıkıyoruz. Bugün bir kripto borsası, müşterilerimizin para ve değer transferlerini küresel ölçekte gerçekleştirebildikleri bir altyapı görevi de görüyor.
“Kripto Borsaları Artık Yalnızca Kriptoyla İlgili Değil”
Hatta ödemeler için bile kullanılıyor. Örneğin Brezilya’daki ve Güneydoğu Asya’daki kullanıcılarımız Bybit’i ödeme yapmak ve alışveriş yapmak için kullanıyor. Bunu diğer ödeme ağlarından çok daha hızlı gerçekleştirebiliyorlar.
Aynı zamanda Nijerya veya Endonezya gibi ülkelerdeki kullanıcılar da artık New York ya da Londra’daki insanların erişebildiği geleneksel varlıklara aynı şekilde erişebiliyor. Geçmişte böyle bir durum söz konusu değildi.
Dolayısıyla teknolojinin geliştiğini ve kripto borsalarının da bu gelişimle birlikte dönüşmekte olduğunu düşünüyorum.
Yeni “Make Your Move” kampanyanızı da gördüm. Bana kalırsa bu dönüşümü oldukça net biçimde yansıtıyor. Kriptodan önce forex dünyasından geldiğinizi biliyorum. Dolayısıyla aslında her iki dünyanın da geçirdiği değişimi gördünüz, değil mi?

Bybit CEO’su Ben Zhou
Evet, doğru.
Bence bugün yaşanan en büyük değişim şu: Yıllar önce, hatta bir ölçüde bugün bile, insanlar parayı ve parayla neler yapabileceklerini düşündüklerinde bunları farklı uygulamalara, farklı yazılımlara ve farklı amaçlara ayırıyorlar.
Paranızı nerede tutacağınızı düşündüğünüzde aklınıza banka geliyor, değil mi? Yatırım yapmak istediğinizde başka bir uygulamaya, belki bir forex ya da hisse senedi uygulamasına gidiyorsunuz. Kripto almak istediğinizde yine başka bir uygulama kullanıyorsunuz. Ödeme yapmak istediğinizde ise PayPal gibi başka bir uygulamaya ihtiyaç duyabiliyorsunuz.
Yani bütün bunlar birbirinden ayrılmış durumda.
Ancak kripto ve yeni teknolojilerle birlikte bunun değişmeye başladığını düşünüyorum.
“Dünya Tek Para Uygulamasına Doğru Gidiyor”
Artık herkes bütün bunları tek bir yerde birleştirmeye çalışıyor. Kripto şirketlerinin yaptığı da bu, bankaların yaptığı da bu.
Bu nedenle “neobank” olarak adlandırılan yeni bir kavram ortaya çıktı. Revolut’a baktığınızda bile çok sayıda farklı hizmet sunduğunu görüyorsunuz.
Bence küresel olarak herkes “tek para uygulaması” modeline doğru ilerliyor. Parayla yapabileceğiniz her şeyin tek bir uygulamanın içerisinde bulunacağı bir yapıdan söz ediyoruz.
Bizim gördüğümüz yönelim de bu.
Türkiye, Bybit’in küresel büyüme stratejisinde nasıl bir rol oynuyor? Türkiye’yi yalnızca güçlü bir kullanıcı pazarı olarak mı görüyorsunuz, yoksa potansiyel bir stratejik merkez olarak da değerlendiriyor musunuz?
Herhangi bir küresel kripto borsasına sorarsanız Türkiye kesinlikle ilk beş pazar arasında yer alır. Bunun birkaç nedeni var.
Türkiye genç ve gelişmekte olan bir ekonomi. Gelişmekte olan ekonomilerde kriptoya adaptasyonun daha hızlı gerçekleştiğini görüyoruz. Çünkü nüfus çok daha genç ve insanlar kendilerine daha fazla ve daha iyi fırsatlar sunabilecek yeni şeyleri denemeye daha istekliler. Bu birinci neden.
İkincisi, yerleşik finansal sisteme duyulan güven, örneğin ABD gibi daha gelişmiş piyasalardaki kadar güçlü olmayabiliyor. Dolayısıyla insanlar yeni teknolojileri daha hızlı benimsiyor.
Türkiye’yi farklılaştıran bir başka unsur da enflasyon deneyimi. Bunun sonucunda Türkiye’de kripto benimsenme oranı oldukça yüksek seviyelere ulaştı.
“Türkiye’yi Doğu ile Batı Arasındaki Konumu Farklılaştırıyor”
Bütün bu faktörlerin yanı sıra Türkiye fiziksel olarak da Doğu ile Batı’yı birbirine bağlıyor.
Ticaret açısından, forex açısından ve farklı alım satım faaliyetleri açısından son derece özel bir konuma sahip.
Bütün bunlar Türkiye’yi muhtemelen kripto açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline getiriyor.
Bence ülkenin ve düzenleyici kurumların bu teknolojiyi ve sektörü düzenlemeye başlamasının nedenlerinden biri de bu.
Türkiye’nin kripto sektörü yeni bir düzenleme dönemine hazırlanıyor. Bybit’in diğer pazarlardaki regülasyon deneyiminden Türkiye açısından da önemli olabilecek en önemli dersler sizce neler?
Şu anda bulunduğumuz noktadan baktığımızda Türkiye’deki düzenlemelerin hâlâ oldukça erken bir aşamada olduğunu söyleyebiliriz. Kripto platformları lisans başvurularını gerçekleştiriyor ve lisanslı sisteme doğru ilerliyoruz.
Şu ana kadar gözlemlediğimiz kadarıyla düzenleyici kurumlar kara para aklamanın önlenmesine ve yaptırım kontrollerine gerçekten büyük önem veriyor. Sektörün mevzuata uyumlu biçimde büyümesini sağlamak istiyorlar. Aldığımız en güçlü mesajlardan biri bu.
Aynı zamanda düzenleyicilerin güvenliğe de çok önem verdiğini görüyoruz.
“Önce Güvenli Altyapı, Ardından İnovasyon”
Yerel kontrol ve yerel güvenlik üzerinde ciddi bir vurgu var. Perakende kullanıcıların korunmasının burada en önemli konulardan biri olduğunu düşünüyorum.
Bu yaklaşım, Avrupa Birliği’nde ve diğer pazarlarda gördüğümüz düzenleyici yaklaşımlarla da büyük ölçüde örtüşüyor.
Bence öncelikle bu temel altyapının kurulması gerekiyor. Bu temeli oluşturduktan sonra bunun üzerine inovasyonu konuşmaya başlayabiliriz. Biz de bu yaklaşıma katılıyoruz.
Lisanslama süreci tamamlandıktan sonra Türkiye’de kripto platformları arasındaki rekabetin en fazla hangi alanlarda değişmesini bekliyorsunuz?
Türkiye’de Binance, OKX ve Bybit gibi büyük küresel oyuncular bulunuyor. Bunun yanında Paribu ve BtcTurk gibi iki çok güçlü yerel oyuncunuz var.
Bence lisanslama çerçevesiyle birlikte bu iki taraf birbirine yaklaşacak.
Şu anda yerel oyuncular daha çok Türk lirasından kriptoya ve kriptodan Türk lirasına geçişi sağlayan giriş-çıkış kanallarına odaklanıyor. Küresel oyuncular ise daha fazla ürün inovasyonuna odaklanıyor.
Lisanslama çerçevesinin devreye girmesiyle yerel oyuncuların ürün yetkinliklerine daha fazla odaklanmaya teşvik edileceğini, uluslararası oyuncuların ise yerelleşmeye daha fazla ağırlık vereceğini düşünüyorum.
Sonuçta rekabet artacak.
Bunun yerel kullanıcı açısından faydası ise daha iyi fiyatlandırma ve daha iyi ürünler olacak. Bunun buradaki herkes açısından olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum.
Teknoloji ve ölçek küresel bir platform için önemli avantajlar sağlarken regülasyon, bankacılık altyapısı ve kullanıcı davranışları yerel kalmaya devam ediyor. Bybit, Türkiye’de güçlü bir yerelleşmenin özellikle hangi alanlarda önemli olduğuna inanıyor?
Biz küreselleşmenin yerelleşmekten geçtiğine inanıyoruz. Küresel olabilmek için yerele çok daha fazla odaklanmanız gerekiyor.
Bizim modelimize baktığınızda bunu görebilirsiniz. Burada bir ofisimiz ve yerel çalışanlarımız var.
Yerel ekibimizin uzmanlığına güveniyoruz. Hangi para yatırma ve çekme yöntemlerinin kullanıcılar için uygun olduğunu, ürünün nasıl görünmesi ve nasıl hissettirmesi gerektiğini bize onlar anlatıyor.
Bybit TR ürünü, küresel Bybit ürününden oldukça farklı görünüyor. Çünkü yerel kullanıcıların önem verdiği şeylerle küresel kullanıcıların önem verdiği konular birbirinden oldukça farklı.
Aynı zamanda yerel kullanıcıların mümkün olan en iyi müşteri desteğine sahip olmasını sağlamamız gerekiyor.
Bir şeye ihtiyaç duyduklarında bize ulaşabilmeliler.
Bütün bu yerelleştirme çalışmaları son derece gerekli. Bence bir pazarda pay kazanmanın ve yerel ölçekte büyümenin anahtarlarından biri bu.
Türk bankalarının kripto varlık saklama alanına giderek daha fazla dahil olmasıyla geleneksel finans ve kripto birbirine yaklaşıyor. Sizce bankalar ve kripto platformları daha güçlü rakiplere mi dönüşecek, yoksa iki taraf arasındaki iş birlikleri mi daha önemli hale gelecek?
Biz iş birliklerine güçlü biçimde inanıyoruz.
Bunu dünyanın farklı yerlerinde de gördük. Bankalarla rekabet etmekten çok bankalarla birlikte çalışıyoruz çünkü aslında farklı amaçlara hizmet ediyoruz.
Müşteriler yatırım yapmak veya belirli işlemleri gerçekleştirmek istediklerinde kriptoya yönelebilirler ancak yine de bir bankaya ihtiyaç duyuyorlar.
Bankaların da altyapı desteği açısından kripto şirketlerine ihtiyacı var. Bankalar genellikle saklama, likidite ve kriptoyla bağlantılı diğer pek çok ürün için gerekli teknolojiye sahip değiller.
Dolayısıyla bankalarla bir tür teknoloji sağlayıcısı olarak çalışabilir; onlara likidite, saklama çözümleri ve benzeri hizmetler sağlayabiliriz.
Şu ana kadar küresel ölçekte rekabetten çok daha fazla sinerji ve birlikte çalışma örneği gördük.
Bybit kendisini artık yalnızca bir kripto borsası olarak değil, daha geniş kapsamlı bir finansal platform olarak konumlandırıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde Bybit’i geleneksel bir kripto borsasından ayıracak temel unsur sizce ne olacak?

Bybit CEO’su Ben Zhou
Geleneksel bir kripto borsasından söz ettiğinizde ürün yelpazesi yalnızca kriptoyla sınırlıdır.
Biz ise artık ürün yelpazemizi kripto dışındaki varlıklara doğru genişletiyoruz. Hisse senetleri, opsiyonlar ve son dönemde tahmin piyasaları gibi alanlara kadar uzanan ürünlerden söz ediyoruz.
Gelecekte ürün yelpazemizi genişletmeye devam edeceğiz. Daha fazla lisans aldıkça müşterilerimize yalnızca kripto değil, farklı ürünler de sunabileceğiz.
Ancak uzun vadeli stratejimiz açısından kripto hâlâ bizim DNA’mızda. İnovasyonumuzun merkezinde hâlâ kripto bulunuyor.
Bu nedenle gelecekte geleneksel finansal ürünlere benzeyen çok daha fazla kripto ürünü göreceğimizi düşünüyorum.
Bugün örneğin bir özel bankaya gittiğinizde ETF’lerin, ETP’lerin ve farklı varlıkların birçok çeşidini bulabilirsiniz.
Hisse senetleri, emtialar, forex ve benzeri farklı varlık sınıfları var.
Kriptonun da zaman içinde benzer biçimde farklı alt sınıflara ayrılacağını ve piyasa büyüdükçe daha fazla likiditeye sahip olacağını düşünüyorum.
Bizim görevimiz de bu ürünleri geliştirmek ve inovasyon yapmak.
Stablecoin’ler, tokenizasyon ve gerçek dünya varlıkları, kripto ile geleneksel finans arasındaki sınırları değiştiriyor. Türkiye bu dönüşümde nasıl bir rol oynayabilir?
Türkiye’den şu ana kadar gerçek dünya varlıkları konusunda çok fazla örnek çıktığını görmedim.
Ancak stablecoin’lerin sınır ötesi ödemelerde, özellikle de işletmeler tarafından oldukça yoğun kullanıldığını görüyorum.
Türkiye muhtemelen kurumsal B2B sınır ötesi ödemelerde dünyanın en büyük stablecoin kullanıcılarından biri.
Bunun yanında bireysel kullanıcılar da stablecoin’leri pek çok farklı amaçla kullanmayı seviyor. Dolayısıyla bu alanda ciddi bir kullanım olduğunu görüyorum.
Ancak tokenizasyon ve gerçek dünya varlıklarından söz ediyorsak regülasyonu beklememiz gerektiğini düşünüyorum. Şu anda düzenlemeler daha çok kripto borsalarına odaklanıyor. Henüz bu diğer alanlara gelinmiş değil.
Bybit AI ile yapay zeka doğrudan alım satımın ve müşteri deneyiminin bir parçası haline geliyor. Yapay zeka, kullanıcılarla finansal platformlar arasındaki temel arayüze dönüşürse kripto yatırım deneyimi nasıl değişecek? Kullanıcı kontrolü ve risk yönetimi nasıl korunmalı?
Bu iyi bir soru.
Yapay zeka şu anda en yeni gelişmelerden biri ve biz de müşterilerimize yapay zekayı kullanabilecekleri araçlar sunuyoruz.
Ancak bugün yapay zekayı daha çok yardımcı bir araç olarak konumlandırıyoruz. Herhangi bir işlemin gerçekleştirilmesi için müşterinin nihai yetkilendirmeyi ve son onayı vermesi gerekiyor.
Şu ana kadar yapay zekayı ödemeleri tamamen otomatikleştirmek için kullanan çok fazla kullanıcı görmedik.
Ancak gelecekte gördüğümüz şey “agentic payment”, yani yapay zeka ajanları tarafından gerçekleştirilen ödemeler.
Eğer gelecekte otomatik çalışan, hizmet satın alan ve insanlar adına gerçek dünyayla etkileşim kuran yapay zeka ajanlarımız olursa, kriptonun yapay zekanın para birimi haline gelebileceğini düşünüyorum.
İnsanların kripto konusunda büyük beklentilere sahip olmasının nedenlerinden biri de bu.
“Kripto Yapay Zekanın Para Birimi Haline Gelebilir”
Kripto, yapay zeka ajanlarının gerçekleştirdiği ödemelerin altında çalışan temel altyapı haline gelebilir.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için çok sayıda güvenlik katmanının oluşturulması gerekiyor.
Bence şu anda hâlâ çok erken bir aşamadayız. Bir işlem gerçekleşmeden önce borsalar hâlâ kullanıcıdan yetkilendirme, yani önceden verilmiş bir onay istiyor.
Üstelik sorun yalnızca teknolojiyle ilgili değil. Bugün hukuk sistemi de henüz buna hazır değil.
Örneğin bir yapay zeka ajanı bir ödeme gerçekleştirirse ve daha sonra kullanıcı bu ödemeyi satıcıdan geri almak isterse ne olacak?
“Büyük İşlemler İçin Hukuki Altyapı Henüz Hazır Değil”
Kararı kimin verdiğini nasıl belirleyeceksiniz? Sorumluluk ve sahiplik kime ait olacak?
Dolayısıyla bence bu alan henüz son derece erken bir aşamada.
Elbette güvenliği sorgulamakta ve bu konuda endişe duymakta haklıyız. Ancak benim bakış açıma göre bu tür işlemlerin büyük ölçekte gerçekleştiğini görmemize hâlâ biraz zaman var.
Bunun temel nedeni, büyük işlemlerin gerçekleştirilebilmesi için gerekli hukuki çerçevenin henüz oluşmamış olması.
Küçük işlemler yapılabilir. Ancak daha büyük işlemlere geldiğinizde çok daha fazla altyapının kurulması gerekiyor.
Buna kripto borsaları, yasa koyucular ve regülasyonlar da dahil.
Bunun gerçekleşmeye başladığını düşünüyorum. Kesinlikle bu yönde ilerliyoruz.
Şubat 2025’te yaşanan büyük güvenlik olayı Bybit açısından önemli bir sınavdı. Bugünden geriye baktığınızda bu deneyim güvenlik, yönetişim ve üçüncü taraf risklerine yaklaşımınızda kalıcı olarak neleri değiştirdi?
Ayrıca kripto varlık saklama altyapısının hâlâ gelişmekte olduğu Türkiye gibi pazarlar bu deneyimden hangi dersleri çıkarabilir?

Bybit CEO’su Ben Zhou
Bu da iyi bir soru.
Bence Türk düzenleyicilerin güvenliğe, varlıkların ayrıştırılmasına ve yerel yapı ile küresel yapının birbirinden ayrılmasına bu kadar fazla önem vermelerinin nedenlerinden biri de bu.
Böyle bir olay meydana geldiğinde yerel yapı bundan etkilenmemeli ve yerel kullanıcılar korunmalı.
Bunun, Türkiye’deki düzenleyicilerin en fazla odaklandığı alanlardan biri olduğunu düşünüyoruz. Bu konuya odaklanmalarını takdir ediyorum ve bunun doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.
Mevcut düzenlemeler kapsamında her şeyin Türkiye içerisinde yerel olarak yapılandırılması gerekiyor. Soğuk cüzdanlar, sıcak cüzdanlar ve cüzdanların kontrolü buna dahil.
“Artık Sıfır Güven Politikası Uyguluyoruz”
Böylece küresel ölçekte yaşanabilecek bir olayın yerel yapıyı etkilememesi amaçlanıyor.
Yaşadığımız olaya dönüp baktığımda —ki sonrasında da sektörde başka birçok olay yaşandı— en önemli konulardan birinin riski dağıtmak olduğunu düşünüyorum.
Bütün yumurtalarınızı tek bir sepete koymamalısınız.
Bybit’te yaşanan olayın nedenlerinden biri kullandığımız üçüncü taraf hizmet sağlayıcısıydı ve bu üçüncü tarafta çok fazla varlık tutuyorduk.
Geriye dönüp baktığımızda politikamızı tamamen değiştirdik.
Artık “zero trust”, yani sıfır güven politikası uyguluyoruz.
Aynı zamanda cüzdanlarımızı farklı yapılara bölmeye ve hem yerel hem de küresel düzeyde ayrıştırmaya çalışıyoruz. Böylece tek bir saldırının çok büyük miktarda varlığı etkilemesini önlemeyi hedefliyoruz.
Şu anda izlediğimiz model de bu.
Önümüzdeki üç ila beş yıla baktığınızda Türkiye’de başarılı bir Bybit nasıl görünür? Ürünler, yerel ekipler, iş birlikleri ve kurumsal müşteriler açısından hedefleriniz neler?
Bugün Türkiye’de belirli sayıda bireysel müşterimiz var. Ancak henüz Türkiye’deki toplumla ve kurumlarla çok güçlü biçimde entegre olduğumuzu söyleyemem.
Gelecekte yalnızca bireysel müşterilere değil, çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ve kurumsal müşterilere de hizmet verebilmeyi umuyorum.
“Bybit’i Türkiye’de Bir Süper Uygulamaya Dönüştürmek İstiyoruz”
Aynı zamanda ürün yelpazemizi genişletmek ve Bybit’i müşterilerimizin kullanabileceği gerçek anlamda bir “super app”, yani süper uygulama haline getirmek istiyoruz.
Bu nedenle ürün yelpazemizi tamamlamak amacıyla Türkiye’de alabileceğimiz başka lisansları da değerlendirmeye başlayabiliriz.
Hedefimiz, daha fazla bireysel ve kurumsal kullanıcının günlük ihtiyaçlarını çözmek için Bybit’i kullanması.
Bu ihtiyaç küresel para transferi olabilir, stablecoin ile ödeme olabilir veya başka türlü erişemedikleri belirli bir yatırım ürününe erişmek olabilir.
Bybit’in amacı, yerel kullanıcıların önüne küresel finansal fırsatlar dünyasını açmak.
Bu Hong Kong’daki bir fırsat olabilir, ABD’deki bir fırsat olabilir ya da Türkiye’deki nitelikli bir yerel varlığın küresel pazara taşınması olabilir.
Bizim avantajımız bu.
Türkiye’de gerçekleştirmeyi umduğumuz şey de tam olarak bu.
