Inted Genel Müdürü Haluk İnanmış, Fintechtime okurları için kaleme aldı ” Girişimcilere yönelik Açık Bankacılık Başvuru Rehberi”.

Türkiye’de Açık Bankacılık ile ilgili önemli bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz. 1.12.2022 tarihinde, TCMB tarafından Açık Bankacılık yönetmeliğinin yayınlandığı 1.12.2021 tarihi itibarıyla faaliyette bulunan HBHS (Hesap Bilgi Hizmet Sağlayıcı) ve ÖBHS’lere (Ödeme Başlatma Hizmet Sağlayıcı) faaliyetlerini lisanslamak üzere tanınan son başvuru süresi de dolmuş olacak. Bu noktada halen başvurularını gerçekleştirmemiş bulunan girişimci şirketleri, önümüzdeki birkaç gün içerisinde önemli bir karar süreci bekliyor. Söz konusu kuruluşların, faaliyetlerini devam ettirebilmeleri adına önlerinde bulunan seçenekleri şöyle özetleyebiliriz.

  1. HBHS veya ÖBHS hizmetlerinden biri için lisans başvurusunda bulunmak.
  2. HBHS ve ÖBHS hizmetleri için birlikte lisans başvurusunda bulunmak
  3. HBHS veya ÖBHS lisansını almış kuruluşlardan Elektronik Temsilcilik almak.
  4. HBHS ve ÖBHS’lere yönelik Teknik Hizmet Sağlayıcı olarak konumlanmak.
  5. HBHS ve ÖBHS’lere yönelik Yazılım Çözüm Sağlayıcısı olarak konumlanmak.

Bu aşamada lisans başvurusunda bulunmaya karar veren kuruluşların, hangi lisans için başvuruda bulunacaklarına dair kararlarını, ellerindeki finansal imkanlar, mevcut iş modelleri ve işlem hacimleri, lisanslama koşulları, Açık Bankacılığa geçiş sonrası finansal piyasalarda oluşacak yeni rekabet koşullarını değerlendirerek şekillendirmeleri gerekiyor.

Avrupa Birliği ve İngiltere’de Açık Bankacılık sürecinde yapılan başvurulara bakıldığında, başvuruların ağırlıklı olarak hem HBHS hem de ÖBHS lisansını almak üzere gerçekleştirildiğini görüyoruz. Tek bir lisans almak üzere başvuranların büyük bir çoğunluğu ise HBHS lisansını tercih etmiş bulunuyor. Örneğin Avrupa Birliği’nde 2022 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla toplam 346 kuruluştan 198’i hem HBHS hem ÖBHS, 127’si HBHS, 21’si ise sadece ÖBHS lisansına sahip durumda. HBHS lisansının tercih edilmesinin arkasında yatan en önemli nedenler arasında, lisanslama koşullarının göreceli olarak daha rahat karşılanabilir olmasının yanı sıra, hesap bilgi hizmetinin yeni bir hizmet olması itibarıyla, henüz karşılanmamış bir dizi müşteri ihtiyacını karşılayacak inovatif iş modellerinin geliştirilmesine uygun bir hizmet olması da yer alıyor. Örneğin Open Banking UK tarafından Mart 2022 tarihinde yayınlanan Açık Bankacılık raporuna göre, bireysel kullanıcıların %62’si, ticari kullanıcıların ise %82’si HBHS hizmetini kullanıyor.

Bunun yanı sıra lisans almak yerine lisanslı bir kuruluştan temsilcilik almaya karar veren bir dizi kuruluş da var. Bunların sayısı, İngiltere’de son dönemde artış göstererek, 2022 yılının Mart ayında, hali hazırda aktif çözümü bulunan 129 lisanslı kuruluş sayısını da aşıp 142’ye ulaştı.  Avrupa’da ise PSD2 kapsamında HBHS, ÖBHS lisansına sahip kuruluşların vermiş oldukları elektronik temsilcilik sayısı 1000’i aşmış bulunuyor. Temsilcilik özellikle küçük ölçekli, finansal imkanları kısıtlı, işlem hacmi göreceli olarak düşük olan işletmeler için ideal bir opsiyon oluşturuyor. Bunun yanı sıra, girişimcilerin bir araya gelerek kurulacak ortak bir şirket üzerinden lisans başvurusunda bulunup sonrasında o şirket üzerinden temsilcilik alarak faaliyetlerini sürdürmelerine de imkan tanıyor. Bu tip ortaklıklar neticesinde girişimci şirketlerin, birbirinden farklı hizmetlerini bir Superapp uygulaması ya da bir hizmet paketi şemsiyesi altında birleştirerek, müşteri ihtiyaçlarını daha kapsamlı bir şekilde karşılama imkanı da bulunuyor.

Diğer dikkate alınabilecek seçeneklerden biri de girişimci şirketlerin Açık Bankacılık alanında bir Teknik Hizmet Sağlayıcı olarak konumlanarak, HBHS, ÖBHS lisansına sahip kuruluşlara BKM ile entegrasyona yönelik özel bulut platformları üzerinden teknik donanım ve yazılım hizmeti çözümleri sunmaları olabilir. Bu konu lisans başvurusunda bulunacak kuruluşların BKM sertifikasyon sürecini hızlandıracağı gibi, bu kuruluşların teknolojik altyapılarına ilişkin, sahip olma maliyetlerini de düşürecektir.

Diğer bir seçenek ise bu alanda eskiden beri faaliyette bulunan girişimci şirketlerin, hazırlamış oldukları yazılım çözümlerini ürünleştirerek lisans başvurusunda bulunmak isteyen HBHS ve ÖBHS’lere pazarlamaları, müşterileri konumundaki ticari kuruluşlar tarafından yaygın olarak kullanılan ERP paketi ve benzeri yazılım üreticileriyle işbirliğine giderek ortak ürün geliştirmeleri de olabilir.

 

Açık Bankacılığa geçiş sonrasında oluşabilecek yeni Rekabet koşulları

Bu noktada hangi seçeneğin bir şirket için daha uygun olduğu, sadece o şirketin dinamiklerine değil aynı zamanda Açık Bankacılığa geçiş sonrası finansal piyasalarda oluşacak yeni rekabet koşullarının nasıl şekilleneceğine de bağlı bulunuyor. Bu koşulları etkileyebilecek faktörlerin bir bölümünü ise aşağıdaki şekilde sıralamak mümkün.

  1. Hesap Hizmet Sağlayıcı (HHS) konumundaki bankaların doğrudan veya iştirakleri olan Ödeme veya Elektronik Para Kuruluşları üzerinden Elektronik Temsilcilik verip vermeyeceği.
  2. BKM üzerinden dışarıya açılan hesap bilgi ve ödeme başlatma hizmetlerine ilişkin ücret tarifesinin nasıl şekilleneceği.
  3. BKM tarafından yayınlanan ÖHVPS API İlke ve Kuralları 1.0 dokümanı kapsamı dışında kalan mevcut hizmetlerin HHS’ler tarafından ne kadar süreyle sunulmaya devam edileceği.
  4. BDDK’nın yayınlamış olduğu Dijital Bankaların faaliyet esasları ile Servis Modeli Bankacılığı yönetmeliği kapsamında Arayüz Sağlayıcı olarak tanımlanmış destek hizmet kuruluşlarına bankalarca sunulacak hizmetlerin çeşitliliği.

Genel Değerlendirme

TCMB tarafından yayınlanan Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı ile Ödeme Hizmeti Sağlayıcıları hakkındaki yönetmeliğinin yürürlüğe girdiği 1.12.2021 tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra mevcut HBHS ve ÖBHS’lerin lisans başvurusu için tanınan son başvuru tarihine giderek yaklaştığımız bu günlerde birçok konu açıklığa kavuşmuş olmasına rağmen halen bazı konular belirsizliğini koruyor. Bu noktada girişimci şirketlerin karşı karşıya kaldıkları bazı belirsizliklere karşın ellerinde tercih edebilecekleri birçok seçeneğin bulunduğunu unutmayarak, kendileri açısından en elverişli yol haritasını oluşturmaları büyük önem arz ediyor.

Burada yapılabilecek en kötü tercih, şirketlerin tüm finansal ekosistemin Açık Bankacılık yoluyla yeniden yapılandığı bir ortamda, tüm bu değişikliklere kayıtsız kalıp, mevcut iş ve işletim modellerinde bir değişikliğe gitmeden, faaliyetlerini ellerinden geldiğince sürdürmeleri olacaktır. Açık Bankacılık geleneksel finansal kuruluşların iş modellerinde köklü değişikliklere yol açacak bir dizi risk unsurunu barındırmakla birlikte, bu sürece uyum sağlamaya istekli kuruluşlara bir dizi fırsat da sunuyor. Özellikle işlem hacmi göreceli olarak düşük kuruluşların rekabet edebilmeleri kendi aralarında gerçekleştirecekleri iş birliklerine ve bu iş birlikleri neticesinde ortaya çıkacak yeni iş modellerine bağlı bulunuyor.  Özetle rekaberlik kavramının giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz.

“if you want to go fast, go alone. if you want to go far, go together.”