Hayat Fintek Genel Müdürü Doğan Tanrıseven’in birinci çeyrek fintek sektörüne dair değerlendirmeleri, Fintechtime dergisinin Mayıs sayısında yayımlandı.
Hayat Fintek Genel Müdürü Doğan Tanrıseven ile 2025’in ilk çeyreğinde fintek sektöründe öne çıkan gelişmeleri, ikinci çeyreğe dair beklentilerini ve öncelikli dönüşüm alanlarını konuştuk.
2025 yılı itibariyle, artan küresel ve ekonomik zorlu koşullar ile yoğun rekabet ortamı fintek sektörünü de fazlasıyla etkiledi ve yılın çetin geçeceğini gösterdi. Diğer yandan, finansal hizmetleri yenilikçi ürün ve dijital iş modelleri ile buluşturan fintek sektörüne, başta bankacılık ve finans sektör oyuncuları olmak üzere ilgi daha da arttı.
2025 yılının ilk çeyreği, fintek dünyası için yalnızca yeni teknolojilerin değil, yeni bakış açılarının ve stratejik değişimlerin sahnede oldukça yer aldığı önemli bir dönem oldu. Özellikle yapay zekâ, veri analitiği, hiper kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi ve ürünleri, açık/gömülü finans ve blockchain gibi konular artık gelecek değil, bugünün bir parçası hatta “trendi” haline geldi. Somut bir örnek vermek gerekirse Hayat Finans ve Hayat Fintek ekosistemimize hizmet edecek şekilde on kişilik bir yapay zeka ekibimizi geçtiğimiz çeyrekte kurduk bile. PwC’nin 28. Küresel CEO Araştırması 2025 Raporu’na göre “CEO’ların neredeyse yarısı (%49) üretken yapay zekânın önümüzdeki 12 ay içinde şirketlerinin kârlılığını arttırmasını bekliyor”. Kısa dönemde kârlılığa kadar uzanan bir beklenti, teknoloji ve dolayısıyla fintek dünyasının ne kadar hızlı geliştiğini ve değiştiğini gösteriyor.
Küresel ölçekte fintek sektörü, dijitalleşmenin sunduğu avantajlarla hızla ivmelenirken, Türk fintek şirketleri de 2025’te ulusal ve uluslararası pazar stratejilerini geliştirmeye devam ediyor. Yaklaşık 10 yıldır ama özellikle pandemi ile birlikte 2020 yılından itibaren gelen bu ivmelenmenin arkasında finteklerin çevik iş modelleri, kullanıcı beklentilerine hızla cevap verebilme yetenekleri ve finansal kapsayıcılığı artırmaya yönelik çözüm odaklı yaklaşımları var. Diğer yandan özellikle 2025’te etkisini artıran global ve jeopolitik gelişme ve belirsizlikler ile aslında son 2-3 yıldır yatırımcıların sadece değerleme değil, hasat zamanı beklentisi, 2025’in oldukça zorlu geçeceğine de işaret ediyor. McKinsey’in Ekim 2022 tarihli Küresel Ödemeler Raporu bunu tek bir cümle ile özetliyor: “Capital markets reset: Turning unicorns into workhorses”. Eminim fintek sektör şirketleri 2025 stratejilerini, geçen ilk çeyreğin ardından yeniden gözden geçirmeye ve zorlu geçecek bir yılın ve sonrasının hazırlıklarını yapmaya başladı.
Bu arada, yeni nesil ödeme sistemlerinden dijital varlık platformlarına, yapay zeka destekli çözümlerden açık finans uygulamalarına kadar genişleyen fintek sektörü 2025 yılında girişimcilik ekosisteminin de en güçlü bileşeni olmaya devam ediyor. Öyle ki, startups.watch’ın Nisan 2024 raporuna göre 2025 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’de girişimlere yaklaşık 58 milyon dolar yatırım yapılırken, bu yatırımlardan 18 milyon doları fintek sektörüne ait. Özetle, bu dönemde Türkiye’de yapılan yatırımların %30’dan fazlası fintek sektörüne yapılmış durumda. Bu tablo, sektörün hem yatırımcı nezdindeki güvenini hem de büyüme potansiyelini ortaya koyuyor. Bu güçlü başlangıcın 2025 yılının devamında fintek ekosisteminde daha fazla büyümeyi ve ayrıca yeni iş modeli ve ürün çeşitliliğini beraberinde getirerek tüm sektörlerin dönüşümünü hızlandırmasını bekliyoruz.
2025’in devamında da fintek, finans, perakende ve teknoloji gibi sektörlerin iş birliklerini yenilikçi iş modelleri ile derinleştirerek daha entegre ve kesintisiz bir müşteri deneyimi sunma yolunda ilerleyeceğini düşünüyorum. Sektörler arası etkileşim arttıkça, servis modeli bankacılığı ve API tabanlı platform çözümleri gibi yeni iş modelleri daha fazla gündeme gelecek. Müşteri beklenti ve ihtiyaçlarına doğru, hızlı ve kişiselleştirilmiş yanıtlar verebilmek; şirketlerin sürdürülebilir başarısında belirleyici bir rol oynayacak. Sektöre ve müşteri segmentine özel, müşterinin gözünden esnek çözümler geliştiren, inovasyonu içselleştirmiş markalar birçok adım öne çıkacak. Bu dönüşüm süreci, büyük ve geleneksel oyuncuların da mevcut strateji ve iş modellerini yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor.
