Inveo Ventures Genel Müdürü Haluk Nişli ile Fintechtime Temmuz sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
Inveo Ventures, bugüne kadar sadece kendi kaynaklarıyla yürüttüğü yatırım yolculuğuna stratejik bir dönüşümle devam ediyor. Kurduğu Inveo Ventures Girişim Sermayesi Yatırım Fonu yapısıyla ilk kez dış kaynağa erişime ulaşmayı hedefleyen şirket, fon yönetiminde yatırım disiplini ve operasyonel katkıyı ön planda tutarken kolektif bilgiyle desteklenen sürdürülebilir bir girişimcilik modeli sunmayı hedefliyor.
Bu yeni yapının detaylarını, Inveo Ventures Genel Müdürü Haluk Nişli’ye sorduk.
Inveo Ventures GSYF, Inveo Ventures tarihinde bir dönüm noktası. Bu fonun kurulma gerekçesi neydi? Hangi ihtiyaçtan doğdu?
2022 yılından bu yana yalnızca kendi kaynaklarımızla, özellikle Seri A ve öncesi aşamalardaki teknoloji girişimlerine yatırım yapıyorduk. Bu yaklaşım, hızlı hareket etmemizi, doğru kurucularla erken aşamada ortaklık yapmamızı ve Grubun kurumsal deneyimini doğrudan girişimcilik ekosistemine aktarmamızı sağladı. Ancak daha fazla girişime erişebilmek, yerel ve küresel bölgelerde etkili stratejik yatırımcıları bu yolculuğa ortak edebilmek üzere yeni bir yapıya ihtiyaç duyduk. Inveo Ventures GSYF tam da bu ihtiyacı karşılıyor. Artık yatırım gücümüzü dış yatırımcılarla birlikte büyütüyor, Inveo Yatırım Holding ve Gedik Yatırım’ın sağladığı kurumsal yapı ile bunu bir araya getiriyoruz.
Fonun yalnızca yatırım aracı değil, stratejik bir ortaklık modeli olarak konumlandığını görüyoruz. GSYF’nin Inveo Ventures GSYO yapısına ortak olması, bu ekosisteme nasıl bir değer katacak?
Inveo Ventures GSYF’yi yalnızca bir yatırım aracı olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik ortaklıkların zemini olarak kurguladık. Bu noktada önemli bir adım da fonun doğrudan, mevcut ve aktif fonumuz Inveo Ventures GSYO’ya ortak olmasıydı. Bu yapı, sadece yatırımcıları bir araya getirmekle kalmıyor; aynı zamanda Inveo Ventures’ın kurucu vizyonunu ve deneyimini yeni fon yapısıyla entegre bir şekilde sürdürülebilir kılıyor.
Bu model sayesinde, dış yatırımcılar yalnızca fonun finansal getirilerine değil, aynı zamanda yatırım yapılan şirketlerle olan stratejik ilişkilere ve operasyonel katkılara da ortak oluyor. Inveo Ventures GSYO ile Inveo Ventures GSYF’nin aynı çatı altında birlikte hareket etmesi; bilgi birikiminin korunmasını, kurumsal hafızanın güçlenmesini ve yatırım kararlarının daha kapsayıcı ve dengeli alınmasını sağlıyor.
Ekosistem açısından baktığımızda da bu birleşim; yatırım yapılan girişimlerin hem daha güçlü bir sermaye yapısına kavuşmasını hem de çok paydaşlı, deneyime dayalı bir destek mekanizmasına erişmesini mümkün kılıyor. Aslında bu yapı, girişimciye tek bir fonun değil, kolektif bir bilgi ve kaynak ekosisteminin ortaklığına kapı açıyor.
2014’ten bu yana yalnızca kendi kaynaklarınızla, 2022’den itibaren de Inveo Ventures üzerinden yatırım yapıyordunuz. Şimdi ilk kez dış yatırım alıyorsunuz. Bu değişim sizin için sadece bir finansal büyüme mi yoksa stratejik bir kırılım mı?
Aslında yapı aynı, şimdi daha büyük kaynak ve daha büyük networkle yönetiyoruz. Inveo Ventures GSYF ile amacımız, yatırım kapasitemizi artırmak ve daha fazla teknoloji girişimine ulaşabilmek. Buradaki temel kırılım; sermaye yapımızı dış yatırımcılarla büyütürken, yatırım kararlarında bağımsızlığımızı ve yatırım disiplinimizi korumamız. Bizimle benzer vizyonu paylaşan, teknolojiye ve girişimciliğe inanan yatırım ortakları arıyoruz. Bu yapı sayesinde hem daha fazla girişimi destekleyebileceğiz hem de bu desteği daha sürdürülebilir bir çerçeveye oturtabileceğiz. Dolayısıyla bu değişimi, daha geniş bir etki alanı yaratmak adına atılmış bilinçli ve kontrollü bir adım olarak görüyoruz.
Inveo Ventures GSYF yatırımcısı finansal getiri dışında fondan ne beklemeli? Fonun hedef büyüklüğü 30 milyon dolar olarak belirlendi. Bu hedefe ulaşma yolculuğunuz nasıl şekillenecek? İlk fazda nasıl bir yol haritası çizdiniz?
Şu anda fonumuzun ilk ihracı tamamlandı ve yeni yatırımcılara hazır hale getirildi. Inveo Ventures çatısı altında bugüne kadar başardıklarımızı yeni ortaklarımızla paylaşmaya ve bundan sonra yapacağımız yatırımlarda birlikte hareket etmek için hazır durumdayız. Yeni yatırımcılar, bu ortaklık sayesinde Türkiye girişimcilik ekosistemi ve yeni teknolojilere doğrudan erişim beklemeli.
Yeni yapıyı özetlemek gerekirse; Inveo Ventures GSYF, doğrudan girişimlere değil sadece Inveo Ventures GSYO’ya ortak olacak ve Inveo Ventures GSYO da bugün olduğu gibi kaynağı girişimlere doğrudan aktarmayaca devam edecek. Yani Inveo Ventures GSYF, Inveo Ventures GSYO’ya ortak olmak isteyen yatırımcılar için bir SPV (özel amaçlı şirket) görünümünde olacak. Ki benzer yapıları girişimcilik ve yatırım ekosisteminde daha evvelden de görme fırsatı bulmuştuk.
Inveo Ventures GSYO’nun teknoloji girişimlerine yatırım yapma arzusu ve mevcut yatırım tezi, Inveo Ventures GSYF’den aktarılacak olan bu yeni kaynak ile mevcudiyetini koruyacak.
Inveo Ventures GSYF’yi kim yönetecek? Fonun yatırım kararları ve portföy yönetimi süreçlerinde Inveo Ventures ekibinin rolü ne olacak?
Inveo Ventures GSYF’nin yönetimi, bugüne kadar hem yatırım kararlarını alan hem de girişimcilerle yakın temas halinde çalışan Inveo Ventures ekibi tarafından yapılacak. Bu ekip, yatırım süreçlerinde yalnızca finansal değil; teknik, operasyonel ve stratejik açılardan da derinlemesine değerlendirme yapan bir yaklaşımı benimsiyor.
Her yatırım kararı detaylı analiz dokümanları, karşılaştırmalı sektör verileri, ekip dinamikleri ve küresel ölçeklenme potansiyeli üzerinden çok boyutlu olarak ele alınıyor. Bugüne kadar oluşturduğumuz yatırım ve yatırım sonrası destek disiplini, karar alma sistematiğimizin temelini oluşturuyor.
Yeni kuracağımız GSYF yapısıyla temel anlamda operasyonel ve perspektif farklılığımız olmayacak, bugüne dek bizi başarıya ulaştırdığını gördüğümüz her detayı aynı kararlılık ve profesyonellik ile devam ettireceğiz.
GSYF’nin yatırım stratejisi, GSYO döneminden farklılaşıyor mu? Yeni fonla birlikte girişim türlerinde veya yatırım aşamalarında yeni açılımlar beklemeli miyiz?
Inveo Ventures GSYF ile yatırım stratejimizin özünü koruyoruz: Her zaman olduğu gibi sektör ayırt etmeksizin ancak teknoloji odaklı bir yaklaşımla ilerliyoruz. Bizim için önemli olan bir girişimin hangi sektörde olduğu değil; teknolojiyi nasıl konumlandırdığı, nasıl ölçeklendiği ve hangi problemi ne kadar derinlikli çözdüğü önemli.
Yapay zeka bu anlamda stratejimizin merkezinde yer alıyor. Çünkü bugün dikeyden bağımsız olarak her sektöre nüfuz eden, değer zincirlerini dönüştüren bir güçten bahsediyoruz. Siber güvenlikten finans teknolojilere, üretimden perakendeye kadar birçok alanda yapay zekayı merkeze alan çözümler radarımızda.
Inveo Ventures GSYF ile yatırım aşaması açısından da daha geniş bir spektrumda hareket edebileceğiz. Erken aşamadan ölçeklenme sürecine kadar farklı evrelerdeki girişimlere destek olmayı hedefliyoruz. Ürünü doğrulamış, pazara giriş yapmış ya da büyüme eşiğine gelmiş ekiplerle çalışmaya devam edeceğiz. Ayrıca yalnızca Türkiye değil, Türk diasporasının kurduğu ve bölgesel potansiyeli olan girişimler de stratejik odağımızda olacak.
Inveo Ventures’ın 2024 ve 2025 yıllarındaki stratejik yaklaşımını ve Türkiye girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıları nasıl özetleyebilirsiniz?

2024, girişim sermayesi dünyası için bir geçiş yılıydı. Mevcut fonlar yatırımlarını büyük ölçüde tamamlarken, yeni fon kurulumları için zemin hazırlandı. 2025 ise hem Türkiye’de hem küresel ölçekte fon toplama yılı olarak öne çıkıyor. Biz de Inveo Ventures olarak bu dönüşümün sadece tanığı değil, aktif bir parçasıyız. 2014’ten bu yana, Türkiye girişimcilik ekosisteminde hem yatırımcı hem yol arkadaşı olarak konumlandık. StartersHub döneminden bugüne, 21 girişime doğrudan; 70’ten fazla girişime ise dolaylı yatırım gerçekleştirdik. Ancak katkımız yalnızca yatırım sermayesiyle sınırlı değil. Girişimlere ürün-pazar uyumu, ekip yapılanması, finansal modelleme, iş geliştirme ve globalleşme gibi alanlarda aktif destek sunuyoruz. Ayrıca üzerine sürekli çalıştığımız kapsamlı bir ‘avantajlar paketi’ ile yatırım yaptığımız girişimlerin operasyonel maliyetlerini azaltmalarına ve büyüme süreçlerini daha verimli yönetmelerine katkı sağlıyoruz. Bulut servislerinden hukuki danışmanlığa, CRM araçlarından işe alım platformlarına kadar geniş bir avantajlar ağı sunuyoruz. Son iki yıldır ‘Türkiye’nin en aktif kurumsal girişim sermayesi yatırımcısı’ olarak gösterilmemiz, yalnızca işlem sayımızla değil; bu çok yönlü katkı modelimizle mümkün oldu. GSYF ile bu etkimizi daha fazla girişime taşımayı, yatırımcı tabanımızı genişletmeyi ve girişimcilere çok paydaşlı bir destek mekanizması sunmayı hedefliyoruz.
Kısacası, 2025 bizim için yalnızca bekleme değil; bugüne kadarki tüm birikimi daha geniş ölçekte sahaya taşıma yılı olacak. Türkiye de bu yeni ivmenin merkezinde yer almaya devam edecek.
Sermayeye erişimin zorlaştığı bir dönemde fon kurmak iddialı bir adım. Bu fonla sermaye bulamayan girişimlere ne tür yeni fırsatlar açmayı planlıyorsunuz?
2025’i yeniden yapılanma ve hız kazanma yılı olarak görüyoruz, nitekim yeni fonumuzun ilk kapanışını da yıl bitmeden gerçekleştirmiş olacağız. İlk kapanışla birlikte, yatırım kapasitemizi artırarak daha çok girişime erişmeyi ve teknolojiyi merkeze alan çözümleri birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu fonun en önemli amacı, sermayeye erişimin zorlaştığı bir dönemde teknoloji girişimlerine hem kaynak hem de yön sağlayan bir yapı oluşturmak.
Fonun uzun vadeli hedeflerinde sadece yatırım değil, stratejik büyüme ortaklığı da var mı? Girişimlerin uluslararası pazarlara erişiminde bu fon nasıl bir rol üstlenecek?
Inveo Ventures olarak en başından beri benimsediğimiz yaklaşım klasik kurumsal reflekslerden çok, girişim sermayesi bakış açısını oluşturmak. Girişimlerin büyüme yolculuğunda karar süreçlerinde hızlı düşünebilen, ürün ve pazar odaklı refleks geliştirebilen bir yapı olduk. Dolayısıyla girişimcilerle kurduğumuz ilişki biçimi, yatırım sonrası desteğimiz ve büyüme yaklaşımımız değişmiyor, Inveo Ventures GSYF ile daha erişilebilir hale geliyor. Uluslararası pazarlara erişim konusunda da yine bu perspektifle ilerliyoruz. Girişimlerin doğru zamanlama ve doğru iş birlikleriyle küresel arenaya çıkmaları için stratejik eşleşmeler kurmak, tanıtım fırsatları yaratmak ve yeni pazarlara açılan kapıları aralamak da bizim görev alanımıza giriyor. Nitekim birkaç senedir katıldığımız küresel etkinlikler ve oralarda yaptığımız temasların işbirliklerine yansımalarını görmek bu hedefi sürekli beslemektedir.
