Rasyonet Yönetici Ortağı Vahide Unutmaz Barın ile Fintechtime Mart 2026 sayısı “Fintek Dünyasının Mimarları” dosya konusu için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Rasyonet Yönetici Ortağı Vahide Unutmaz Barın, bilgisayar mühendisliğinin mutfağından gelen teknik birikimini, insanı ve nezaketi merkeze alan bir liderlik felsefesiyle harmanlıyor. Kariyer yolculuğundaki kırılma noktalarını şeffaf ve yol açıcı bir yönetim anlayışına dönüştüren Barın, fintek ekosisteminde kadınların “iyileştirici” ve “köprü kurucu” rolüne inanıyor. Sektörde sürdürülebilir güveni ve geri bildirim kültürünü önceliklendiren tecrübeli isim, cam tavanların ancak başarıyla desteklenen pozitif bir algıyla tamamen ortadan kalkacağını vurguluyor.”
Fintek dünyasına adım attığınız o ilk günden bugüne, sizi ilgili dinamik yapının içinde tutan ve her gün yeni bir motivasyonla işe başlamanızı sağlayan temel tutku nedir? Söz konusu kariyer öyküsünün, bugün geldiğiniz noktadaki yönetim anlayışınızı nasıl şekillendirdiğini merak ediyoruz.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin ilk bilgisayar mühendisi mezunlarından biri olarak, sektörümüzün yıllar içindeki gelişiminden çok mutluyum. Yüksek lisansımı bitirdikten sonra Takasbank’la başlayan Fintek yolculuğum benim için çok anlamlı. Mesleğe başladığım yıllarda beni en çok etkileyen “üretmek” ve “ürettiğimizi doğru profile doğru şekilde anlatmak” idi ve bu bugün de geçerli. Kullanıcılarımızın sorunlarını ve ihtiyaçlarını doğru şekilde anlayıp, analiz edip, kalıcı ürünlere dönüştürmek muhteşem bir süreç. Ürünlerimizle kullanıcımıza sağladığımız faydayı onlardan duymak ve hatta bazen sadece yüzlerindeki ifadeyi görmek bile çok büyük motivasyon kaynağı. Yıllar içinde ekip yönetimine daha fazla enerji harcamaya başladım ve çok başarılı bir orkestra şefi olmayı hayal ettim. Bazen yüzlerce soru veya karar ihtiyacı ile ilgilenirken yine öyle hissediyorum ve güzel bir müziğe aracılık edebiliyorsam ne mutlu diyorum.
Kurumunuzdaki resmî yetki ve sorumluluklarınızın ötesinde; ekosistemi dönüştüren bir kadın lider olarak kendinize biçtiğiniz “görünmez” misyonu nasıl tanımlarsınız? Masada oturan bir yönetici olmanın ötesinde, sektöre nasıl bir imza bırakmayı hedefliyorsunuz?

Yeni neslin kıvrak zekasına ve “istediğinde” iş bitiriciliğine güveniyorum. En büyük dileğim bu nesle sadece mesleki gelişim ve başarı açısından ilham olmakla kalmayıp; nezaket, güven ve iş birliği üçgeninin önemi konusunda kalıcı mesajlar vermek. Önce insan olarak kendi değerinizi anlamanız, kendinize ruhen ve fiziksel olarak iyi bakmanız ve devamında aynı şekilde ekip arkadaşlarınız, müşterileriniz, toplum ve dünyaya “iyi gelmek/iyileştirmek” konusunda çabalamaya devam etmeniz çok önemli.
Liderlik yolculuğunuzda “ilgili an benim için bir dönüm noktasıydı” dediğiniz, size liyakat ve direnç konusunda en büyük dersi veren özel bir tecrübe var mı?
Örnek olmak anlamında söylemiyorum, 35 yaşımda evlendim. O tarihte, 9 yıldır çalıştığım ve yöneticilik yapmakta olduğum şirkette, 2 haftalık balayı süremin sonunda ofise döndüğümde; koltuğumda başka birinin oturduğunu gördüm. İşte o gün benim için bir dönüm noktasıydı. Yıllarca çok yoğun emek verdiğim, birçok proje ve ürün geliştirdiğim, sahiplendiğim bir şirkette bu tavırla karşılaşmak çok üzücü ama aynı zamanda öğreticiydi. O gün nasıl bir lider olmayacağıma karar verdim. Olmak istediğim ve bu yolda her gün kendimi geliştirmeye çalıştığım liderin özellikleri: Güvenilir, şeffaf, yol açıcı ve ilham verici.
2026 perspektifinden baktığımızda, “Cam Tavan” kavramının artık fiziksel engellerden ziyade algısal bariyerlere evrildiğini görüyoruz. Kariyer basamaklarını tırmanan bir kadın lider olarak, söz konusu görünmez bariyerlerin fintek özelinde nasıl bir değişim geçirdiğini gözlemliyorsunuz?
Binlerce kişinin çalıştığı büyük şirketlerde tecrübem olmadığı için yorum yapamayacağım. Ancak, kobilerde kadınların etkinliğinin yıllar içinde arttığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kadınlar, yapıları gereği, olaylara farklı ve bütünsel bir bakış açısı sağlayabiliyor. Ekip çalışmasında çok daha uyumlu ve yaratıcı olabiliyor. Bu özellikleri nitelikli bir iletişim ortamı ile birleşince çok başarılı sonuçlar elde edilebiliyor. Cam tavan algısı tamamen ortadan kalkmış olmasa bile sektörümüzde gelinen son noktada kadın liderler açısından bu konunun artık bir engel oluşturmayacağını, hatta başarılarla desteklendiğinde, tümüyle pozitif bir algıya dönüşeceğini düşünüyorum.
Masada daha fazla kadının yer alması, sadece bir “sayısal veri” olmanın ötesinde, kurumunuzun ürün stratejilerine ve finansal kapsayıcılık vizyonuna nasıl bir boyut katıyor?
Finans dünyasında güven her şey. Masada daha fazla kadının olması, kör noktaları azaltıp kararların daha dengeli alınmasına yardımcı oluyor: risk iletişimi, kullanıcıyı zorlamadan yönlendirme ve şeffaflık gibi konularda çıtayı yükseltiyor. Bu bağlamda ürün stratejimiz yalnızca hızlı büyümeye değil, sürdürülebilir güvene dayanıyor. Müşterimiz olan kurumlarda sadece kullanımız değil, IT departmanları, muhasebe, satın alma, hukuk gibi birçok farklı birimle muhatap oluyoruz. Tüm ekibimiz değişik paydaşlarımıza aynı nezaket, özen ve şeffaflıkla yaklaşıyor.
Finans ve teknoloji gibi eril dilin yoğun olduğu bir alanda, yönetim kültürünü daha kapsayıcı ve empatik bir çizgiye çekmek için bugüne kadar attığınız en cesur adım neydi?
En cesur adım yerine en çok önemsediğim bir adımdan bahsetmek isterim. “Geri bildirim almak ve vermek” kültürünü şirketimizin dna’sına işlemek için çok yoğun çaba sarf ediyorum. Son 4 yıldır her sene 2 grup halinde 2’şer günlük ”Geri bildirim Almak ve Vermek” eğitimleri düzenliyoruz, devamında çalıştaylar planlıyoruz. Amacımız ekipte bu eğitimi almamış kimse kalmasın ve ekibin her kademesinde hakkını vererek geri bildirim verebilelim ve alabilelim! Birbirimizi desteklemek ve geliştirmek için en güzel araçlardan biri olduğuna inanıyorum. Eğitim almayı ve öğrenmeyi her daim seven bir kişi olarak hayatın her alanında kullanabileceğimiz bu yetkinlik eğitimini tüm şirketlere tavsiye ederim. Ekibimizin hem iş hem de özel hayatında kullanabileceği ve kullandıkça ustalaşarak çevrelerine de fayda yaratabilecekleri çok önemli bir altın bilezik olduğunu düşünüyorum.
Kadın liderler arasındaki dayanışmanın sadece bir “temenni” olmaktan çıkıp, somut bir iş birliği ağına dönüşmesi, fintek yatırımlarının geleceğini nasıl etkileyebilir?
Son yıllarda kadın liderlerin bir araya gelerek çok etkili çalışmalar yaptıklarını görüyoruz. Sivil toplum örgütleri, vakıflar, derneklerin çalışmalarında gönüllülük esas. Günlük hayatın ve de özellikle finans sektörü gibi anlık yaşayan bir sektörün içerisinde yoğun temponuzda kendinize ve başkalarına bir pencere açabilmek çok büyük mutluluk veriyor. Bu çalışmaların ve etkilerinin giderek artacağına ve daha görünür olacağına eminim. Oluşacak sinerji ile kadınların girişimcilik ekosistemindeki etkinliğinin artacağını da rahatlıkla söyleyebilirim.
Bugünden geriye dönüp baktığınızda; finansal teknolojiler alanında kariyer yapmak isteyen ancak “cam tavanlar”dan çekinen genç kadınlara, klişe tavsiyelerin ötesinde, gerçekçi bir rehberlik için neler söylemek istersiniz?
Kadınların uyum, arabuluculuk, hızlı kavrama ve hızlı çözüm üretme gibi birçok kuvvetli yönleri var. Tüm bu özellikler yeni nesillere daha iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak kadın-erkek dengeli bir ekip çalışmasında harika sonuçlar için vazgeçilmez özellikler. Genç kadınlara tavsiyem: kendilerini tanımak için emek versinler, kuvvetli yönleri, geliştirmek istedikleri yönleri belirlesinler. Destek almaktan, soru sormaktan çekinmesinler. Acele etmesinler ama her günü en iyi şekilde değerlendirsinler.
2026 ve sonrasına dair ajandanızdaki en heyecan verici projeyi düşündüğünüzde; kadınların söz konusu geleceği inşa ederken üstleneceği en kritik rolü hangi kelimelerle tanımlarsınız?
Kadınların toplumsal kapsayıcılık ve daha iyi bir dünya için “köprü” rolünü üsteleneceklerini düşünüyorum ve bunu yürekten diliyorum.

