Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan ile Fintechtime Mart 2026 sayısı “Fintek Dünyasının Mimarları” dosya konusu için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Derya Ekemen Fidan, karmaşık finansal süreçleri teknolojiyle sadeleştirme tutkusunu Octet Türkiye’nin merkezine yerleştiren, ekosistemin tüm paydaşları için adil ve şeffaf bir yapı kurmayı hedefleyen stratejik bir lider. Kariyer yolculuğunu liyakat, sabır ve direnç üçgeninde şekillendiren Fidan; liderliği sadece büyümeyi yönetmek olarak görmeyip, aynı zamanda karar kalitesini artıran bir çeşitlilik inşası olarak tanımlıyor. Kadınların teknik ve stratejik rollerde daha görünür olmasını sistematik bir insan kaynağı politikasıyla destekleyen tecrübeli yönetici; 2026 perspektifinde cam tavanların ancak ölçülebilir hedeflerle yıkılacağına inanıyor ve fintek dünyasını daha dönüştürücü, dengeleyici ve sürdürülebilir bir geleceğe hazırlıyor.”
Fintek dünyasına adım attığınız o ilk günden bugüne, sizi ilgili dinamik yapının içinde tutan ve her gün yeni bir motivasyonla işe başlamanızı sağlayan temel tutku nedir? Söz konusu kariyer öyküsünün, bugün geldiğiniz noktadaki yönetim anlayışınızı nasıl şekillendirdiğini merak ediyoruz.
Yirmi yıldan fazla finans kurumlarında çalıştıktan sonra, finansın teknolojiyle birleşerek sürekli yenilikçi ve işlevsel çözümlere dönüşmesi, sürekli öğrenme ve öğrendiğinle çözüm üretme inanılmaz bir motivasyon. Karmaşık ve çoğu zaman verimsiz finansal süreçleri daha sade, daha şeffaf ve herkes için çalışır hale getirme imkanı sunuyoruz. Teknolojinin asıl değerini, sahadaki gerçek ihtiyaca temas edebildiği ölçüde anlamlı buluyorum. Kariyerimin ilk dönemlerinden itibaren finansal süreçlerin yalnızca büyük kurumlar için değil ekosistemdeki tüm paydaşlar için de adil ve yönetilebilir olması gerektiğine inandım. Bugün geldiğim noktada bu bakış açısı, yönetim anlayışımı da doğrudan şekillendiriyor. Karar alırken ilgili tüm paydaşları dikkate alıyor, herkes için çözüm üretmeye çalışıyor ve merkeze teknolojiyi koyuyorum.
Kurumunuzdaki resmî yetki ve sorumluluklarınızın ötesinde; ekosistemi dönüştüren bir kadın lider olarak kendinize biçtiğiniz “görünmez” misyonu nasıl tanımlarsınız?

Fintek ekosisteminde güveni ve sürdürülebilirliği kalıcı hale getirmek sadece benim değil sektörde çalışan herkesin misyonu olmalı. Bu misyon daha düne kadar görünmezken aslında son zamanlarda görünür bir misyon. Aksiyonu yalnızca masada yer almakla sınırlı değil karar alma süreçlerinde farklı bakış açılarını görünür kılmayı ve uzun vadeli etkiyi kısa vadeli kazanımların önüne koymayı da içeriyor. Erkek egemen bir yapıya sahip olan finans ekosisteminde, özellikle üst düzey yönetim kademelerinde, kadın liderlerin varlığının ve etkisinin daha görünür hale gelmesini bu çerçevenin doğal bir parçası olarak görüyorum.
Masada oturan bir yönetici olmanın ötesinde, sektöre nasıl bir imza bırakmayı hedefliyorsunuz?
Masada oturmak, karar süreçlerine katılmanın yalnızca başlangıcı. Benim hedefim, fintek sektöründe kalıcı bir iz bırakırken bu izi yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; kurduğumuz insan kaynağı yapısı, yetiştirdiğimiz genç yetenekler ve sektöre kazandırdığımız kadın liderlerle tanımlayabilmek.
Octet Türkiye’de inşa etmeye çalıştığımız yaklaşım, finansal teknolojilerin yalnızca işlemleri hızlandıran araçlar değil iş yapma kültürünü dönüştüren güçlü bir altyapı olması üzerine kurulu. Ancak bu dönüşümün gerçek taşıyıcısının teknoloji kadar insan olduğuna inanıyorum. Bu nedenle özellikle gençlerin sektöre erken yaşta temas edebileceği staj ve gelişim programlarını önceliklendiriyoruz.
Kadın yeteneklerin teknoloji, ürün ve strateji gibi kritik alanlarda daha görünür ve etkili roller üstlenmesini teşvik eden uygulamalarla fintek sektöründeki yetenek havuzunu çeşitlendirmeyi amaçlıyoruz. Uzun vadede hedefimiz, kadın temsilinde sektörün öncü şirketlerinden biri olmak. Bunu yalnızca sayısal bir denge olarak değil; karar alma mekanizmalarında kadın liderlerin güçlü biçimde yer aldığı, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kurum kültürü oluşturarak gerçekleştirmek istiyoruz. Çünkü çeşitliliğin karar kalitesini ve uzun vadeli sürdürülebilirliği güçlendirdiğine inanıyoruz.
Uzun vadede sektöre bırakmak istediğim imza konusuna gelirsek; regülasyonla uyumlu, veriyle konuşan, güveni merkezine alan ve farklı ölçeklerdeki işletmelerin finansmana erişimini gerçekten kolaylaştıran bir ekosistemin parçası olmak diyebilirim. Aynı zamanda, kadın liderliğinin istisna değil doğal bir denge unsuru olarak kabul edildiği bir sektör yapısının oluşmasına katkı sunmak da benim için son derece önemli.
Kısacası, masada yer almanın ötesinde; oyunun kurallarını daha adil, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir hale getiren bir dönüşümün içinde anılmak isterim.
Liderlik yolculuğunuzda “ilgili an benim için bir dönüm noktasıydı” dediğiniz, size liyakat ve direnç konusunda en büyük dersi veren özel bir tecrübe var mı?
Finans sektöründe tek bir dönüm noktasından söz etmek zor; aksine, beni bugün olduğum noktaya taşıyan pek çok farklı an ve süreç var. Yoğun çalışma temposu, riskli karar aşamaları ve yüksek sorumluluk gerektiren dönemler, liderlik yolculuğumda en öğretici deneyimler arasında yer aldı. Bu süreçlerin tamamında, birlikte çalıştığım yöneticilerim ve ekip arkadaşlarımın katkısı çok belirleyiciydi. Bana yalnızca eşlik etmekle kalmadılar; bakış açımı genişleten, karar alma reflekslerimi güçlendiren bir zemin de sundular. Tüm bu deneyimler bana şunu net biçimde gösterdi; liyakat, sabır ve direnç birlikte ilerlemediği sürece kalıcı bir başarıdan söz etmek mümkün değil. Liderlik ise gerektiğinde durmayı, dinlemeyi ve yeniden değerlendirmeyi bilmeyi gerektiriyor.
2026 perspektifinden baktığımızda, “Cam Tavan” kavramının artık fiziksel engellerden ziyade algısal bariyerlere evrildiğini görüyoruz. Kariyer basamaklarını tırmanan bir kadın lider olarak, söz konusu görünmez bariyerlerin fintek özelinde nasıl bir değişim geçirdiğini gözlemliyorsunuz?
Fintek sektörü hızlı, yenilikçi ve dönüşüm odaklı bir alan. Ancak rakamlara baktığımızda, algısal bariyerlerin hala somut karşılıkları olduğunu görüyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 Teknogirişim Araştırması’na göre teknoloji odaklı girişimlerde kadın çalışan oranı %31, kadın kurucu oranı ise yalnızca %12,9 seviyesinde.
Bu tablo, kadınların sektöre giriş yaptığını ancak karar alma ve sahiplik katmanında hala sınırlı temsil edildiğini gösteriyor. Yani cam tavan tamamen ortadan kalkmış değil; sadece daha görünmez hale gelmiş durumda.
Tüm bu veriler özetle şunu söylüyor; fintek kendini yenilikçi bir sektör olarak konumlasa da liderlik ve stratejik karar katmanlarında cinsiyet dengesi henüz sağlanmış değil. 2026 itibarıyla cam tavan artık açık engellerden çok; “liderlik için hazır mı?”, “teknik rolde yeterince temsil var mı?” gibi varsayımlarla şekilleniyor. Gerçek dönüşüm, kadın liderlerin istisna olmaktan çıkıp doğal bir denge unsuru haline gelmesiyle mümkün olacak. Bunun için bireysel başarı hikayeleri kadar, ölçülebilir hedefler ve sistematik insan kaynağı politikaları da gerekiyor.
Masada daha fazla kadının yer alması, sadece bir “sayısal veri” olmanın ötesinde, kurumunuzun ürün stratejilerine ve finansal kapsayıcılık vizyonuna nasıl bir boyut katıyor?
Bu durum, karar alma süreçlerine çok boyutlu bir perspektif kazandırıyor. Ürün geliştirirken yalnızca teknik mükemmeliyete değil; kullanıcı deneyimine, sürdürülebilirliğe ve uzun vadeli faydaya odaklanılmasını da sağlıyor. Özellikle kurumumuzda kritik alanlarda görev alan kadın liderlerin, çok yönlü ve detaylı düşünme becerileriyle bu bakış açısına önemli katkı sunduğunu görüyoruz. Ürün geliştirme süreçlerinde, müşteri ihtiyaçlarını gerçekten anlayıp dinleyebilmenin; duygusal zeka ve empatiyle birleştiğinde çok daha güçlü sonuçlar yarattığına tanık oluyoruz. Finansal kapsayıcılık da tam olarak burada anlam kazanıyor; farklı ihtiyaçları doğru okuyabilen ekipler, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler üretebiliyor.
Finans ve teknoloji gibi eril dilin yoğun olduğu bir alanda, yönetim kültürünü daha kapsayıcı ve empatik bir çizgiye çekmek için bugüne kadar attığınız en cesur adım neydi?
Cesur adım demekten ziyade, bilinçli bir tercih diyebilirim. Octet Türkiye’de kapsayıcı dili ve şeffaf iletişimi kurum kültürünün doğal bir parçası haline getirmeye çalıştık. Liderlik anlayışımızda hiyerarşiden çok iş birliğini, bireysel başarıdan çok ekip başarısını öne çıkardık. Bu yaklaşımın hem iç ekiplerde hem de iş ortaklarımızla ilişkilerimizde somut karşılığını gördük.
Kadın liderler arasındaki dayanışmanın sadece bir “temenni” olmaktan çıkıp, somut bir iş birliği ağına dönüşmesi, fintek yatırımlarının geleceğini nasıl etkileyebilir?
Dayanışma somutlaştıkça risk algısı da değişiyor. Yatırımcılar, yalnızca güçlü fikirleri değil bu fikirleri sürdürülebilir biçimde hayata geçirebilecek liderlik yapılarını da önemsiyor. Küresel ölçekte, kadın liderliğinin ve çeşitliliğin güçlü olduğu yapıların uzun vadeli başarı ve istikrar açısından daha sağlıklı sonuçlar ürettiğine yönelik bir yaklaşımın giderek daha fazla benimsendiği görülüyor. Türkiye’de ise bu bakış açısının henüz sınırlı olmakla birlikte gelişim gösterdiğini söylemek mümkün. Kadın liderler arasında kurulan gerçek iş birlikleri, fintek yatırımlarının daha uzun vadeli ve sağlıklı bir zeminde ilerlemesine katkı sağlayabilir.
Bugünden geriye dönüp baktığınızda; finansal teknolojiler alanında kariyer yapmak isteyen ancak “cam tavanlar”dan çekinen genç kadınlara, klişe tavsiyelerin ötesinde, gerçekçi bir rehberlik için neler söylemek istersiniz?
Bu yolculuğun her zaman hızlı ve pürüzsüz olmayacağını bilmeleri önemli. Öncelikle, cinsiyetten bağımsız olarak fintek gibi rekabetin ve beklentinin yüksek olduğu bir alanda çok çalışmaya ve sürekli kendini geliştirmeye hazır olmak gerektiğinin altını çizmek isterim. Teknik bilgi kadar, finansal okuryazarlık ve regülasyon bilgisi de kritik. En önemlisi ise kendilerini tek bir role sıkıştırmamaları. Fintek; teknoloji, finans, veri, ürün ve stratejinin kesişiminde çok geniş bir alan sunuyor. Sabırlı, meraklı ve öğrenmeye açık oldukları sürece, cam tavanların sanıldığı kadar kalıcı olmadığını görecekler.
2026 ve sonrasına dair ajandanızdaki en heyecan verici projeyi düşündüğünüzde; kadınların söz konusu geleceği inşa ederken üstleneceği en kritik rolü hangi kelimelerle tanımlarsınız?
Dönüştürücü, dengeleyici ve sürdürülebilir. Geleceğin fintek ekosisteminde kadın liderlerin, sadece büyümeyi değil; güveni, kapsayıcılığı ve uzun vadeli değeri birlikte inşa edeceğine inanıyorum. Octet Türkiye olarak biz de bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı sürdüreceğiz.
