Nakitera Genel Müdürü Bulut Arukel ile Fintechtime Mayıs sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Gömülü finans, yapay zeka ve veri odaklı karar sistemleri fintek dünyasının yönünü yeniden çizerken, Nakitera büyük ölçekli ekosistemleri tek merkezden yöneten yapısıyla B2B finansal teknolojiler alanında farklı bir kulvar açıyor. Nakitera Genel Müdürü Bulut Arukel ile gerçekleştirdiğimiz röportajda “Holding-as-a-Fintech” yaklaşımından CFO Agent vizyonuna, Nakitera’nın sektörün yakın geleceğini şekillendirecek planlarını konuştuk.”
Fintek ekosistemi gömülü finans ve yapay zeka entegrasyonlarıyla yeni bir döneme girerken, büyük şirketlerin nakit akışını, tahsilat süreçlerini ve finansal karar mekanizmalarını tek merkezden yönetebilen yapılar daha fazla öne çıkıyor. Anadolu Grubu ve Migros ortaklığıyla doğan Nakitera, kısa süre içinde grup içi ve grup dışında çok sayıda iş ortağıyla kurduğu finansal orkestrasyon modeliyle B2B fintek alanında dikkat çeken bir oyuncuya dönüştü. Nakitera Genel Müdürü Bulut Arukel ile bir araya gelerek sektörün dönüşüm rotasını, kurdukları modeli ve önümüzdeki dönemin kırılma başlıklarını kapsamlı biçimde değerlendirdik.
Bulut Bey, fintek sektörü entegre finans ve yapay zeka rüzgarıyla çok köklü bir yapısal dönüşümden geçiyor. Sektörün geleceğine dair makro pencereden baktığınızda gömülü finans dönemine geçiş sürecini ve Nakitera’nın söz konusu dönüşümdeki stratejik konumlandırmasını nasıl tarif edersiniz?
Öncelikle sizlerle bir arada olmaktan çok memnun oldum. Burada ağırlamak da birlikte bir şeyler üretmek de sektörü daha iyi bir yere taşıyacak başlıkları konuşmak da benim açımdan çok keyifli.
Bir verimlilik tercihi değil, stratejik zorunluluk
Fintek ekosistemi, finansal ihtiyaçların çeşitlenmesiyle birlikte her biri kendi alanında uzmanlaşmış farklı farklı çözümlerle büyüdü. Finansal operasyonlarıdaki ölçek arttıkça bu parçalı yapıları tek bir merkezden uyum içerisinde yönetecek bir ‘orkestrasyon’ ihtiyacı da doğdu. Bu noktada, çok sayıda farklı enstrümanın ve kanalın bir arada olduğu bu finansal yapıyı uçtan uca birleştiren ve tek bir merkezden yöneten finansal orkestrasyon, artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk haline geldi.
Holding-as-a-Fintech modeli bölgede ilk
İşte Nakitera olarak sunduğumuz ‘Holding-as-a-Fintech’ modeli, tam olarak bu zorunluluktan doğan, Türkiye’de ve bölgede birebir karşılığı olmayan bütünsel bir çözüm mimarisi.
Bugün büyük ölçekli kurumsal yapılar; ödemeler, alacak yönetimi, finansman kanalları ve banka entegrasyonları gibi pek çok farklı finansal süreci eş zamanlı yönetmek durumunda. Biz bu yapıyı; paranın en uçtaki satış noktasından başlayıp, en üstteki üreticiye kadar ulaştığı döngüyü 360 derece izleyebilen bir finansal orkestrasyona dönüştürüyoruz. Şirketlerin daha uygun maliyetle kredi bulmasını, daha güçlü limitlere erişmesini ve operasyonel anlamda ciddi bir verimlilik elde etmesini sağlıyoruz. Hem ana firmaya hem alt katmandaki tedarikçi ve bayi yapısına dokunan bir modelden söz ediyoruz.
Bu modelin şirketlere sağladığı en büyük yapısal avantaj, serbest nakit akışı hızındaki artış. Bu model sayesinde kurumsal yapılar içerisinde hacim büyüyor, finansal görünürlük artıyor ve karar alma kalitesi yükseliyor. Bankalar, uçtan uca şeffaflığı olan daha sağlıklı bir müşteri verisine erişerek riski daha iyi yönetebiliyor. Ana firmalar ölçek ekonomisinin avantajından faydalanırken, alt katmandaki tedarikçi ve bayi yapısı için de nakit akışı çok daha düzenli ve öngörülebilir hale geliyor.
Nakitera Anadolu Grubu ve Migros ortaklığıyla bir finansal teknoloji şirketi olarak kuruldu. Bugün Anadolu Grubu dışındaki işletmelere ve ticari yapılara da destek vererek daha geniş bir ekosisteme hizmet eden bir noktaya geldi.
Kuruluşunuzdan itibaren geçen bir yıllık sürede muazzam bir başarı grafiği çizdiniz. 2026 yılının ilk çeyrek verileri ışığında ulaştığınız ölçeği değerlendirdiğinizde, finansal teknolojiler alanında yarattığınız ezber bozan etkinin arka planındaki felsefeyi dinlemek isteriz.

İlk yılımızı tamamladık. Geldiğimiz noktaya baktığımızda, Türkiye’nin en yüksek hacim yaratan B2B fintek yapılarından birini kurduğumuzu söyleyebilirim. Buradaki sayılar yalnızca bizim iç değerlendirmemizle sınırlı kalmıyor. BDDK verilerinde de görülebilecek kredi kullandırım süreçleri ve arka plandaki operasyonel akışlar bunu destekliyor.
Doğru ekip, doğru holding, doğru yönetim
Bunu mümkün kılan üç temel unsur var: doğru ekip, doğru holding yapısı ve doğru yönetim biçimi. Gerçekten işi bilen, daha önce ödeme sistemlerinde ve tahsilat yapılarında bulunmuş bir ekiple çalışıyoruz. Sayısal büyüklükten ziyade operasyonel verimliliğe odaklanarak; her bir çalışma arkadaşımızın ‘daha iyisini nasıl yaparız, nerede hızlanırız ve yapay zekayı sürece nasıl entegre ederiz’ sorusunu merkeze aldığı, sürekli gelişimi hedefleyen dinamik bir kurum kültürüyle hareket ediyoruz.
Teknoloji stratejimizin merkezine, süreçlerin gelişim aşamasından itibaren yapay zekayı konumlandırarak operasyonel çevikliğimizi en üst seviyeye taşıyoruz. Müşteriye yaklaşımımız ise bir ürün sunmanın çok ötesinde; paydaşlarımızın ihtiyaçlarını anlayan ve onlarla birlikte büyüyen bir çözüm ortağı olmak üzerine kurulu. Veriyi konsolide ederek katma değerli sonuçlar üretmemizin temelinde de bu yaklaşım var.
Yapay zeka ve entegre finans gibi mega trendler sektörü domine ediyor. Finans dünyasının nabzını tutan bir uzman olarak; önümüzdeki 3-5 yıllık periyotta B2B ödemeler ve kurumsal hazine yönetimi alanında oyunun kurallarını baştan yazacak temel trendler neler olacak? CFO’lar ve finansal liderler, geleneksel reflekslerini geride bırakıp teknolojiyle nasıl bir stratejik kalkan oluşturmalı?
Önümüzdeki 3-5 yılda, geleneksel hazine yönetiminin yerini tamamen veriye dayalı ve proaktif bir finansal mimariye bıraktığını göreceğiz. Bu konjonktürde, artık en değerli varlık sadece nakit değil; o nakdin ne kadar hızlı ve verimli çevrildiği, yani likidite hızı olacak. Önümüzdeki dönemde oyunun kuralları; finansal süreçlerin ticaretin bizzat içine gömüldüğü, yapay zekanın sadece raporlayan değil proaktif kararlar öneren bir stratejik partnere dönüştüğü ve farklı banka ile ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemlerinin birbiriyle konuştuğu bütünsel bir düzlemde yeniden yazılacak.
Fintek değil, data tech konuşacağız
Ben önümüzdeki dönemde “fintek” kavramının tek başına yeterli olmayacağını düşünüyorum. Daha fazla “data tech” konuşacağız. Çünkü verinin sahipliği, verinin işlenme biçimi ve o veriden üretilen karar kabiliyeti her şeyin merkezine yerleşecek. Finansla birleştiğinde finansal data tech, operasyonla birleştiğinde operasyonel data tech gibi daha yeni bir çerçeve oluşacak.
Biz de tam bu noktada konumlanıyoruz. Nakit akışını, tahsilatı, risk yönetimini ve karar destek sistemlerini verinin etrafında yeniden şekillendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde büyümeyi hızlandıracak ana ürün hatlarımız da bunlar olacak. Bizim buradaki odak noktamız ise oldukça net: CFO Agent’lar. Veriyi sadece konsolide eden değil, o veriden proaktif finansal stratejiler üreten yapay zeka katmanımızla; şirketlerin en güçlü stratejik kalkanı olmaya hazırlanıyoruz.
CFO Agent piyasada oyun değiştirici olacak
Bugün piyasada bunun çok güçlü bir örneği henüz yok. Burada yalnızca veri sunan bir yapıdan söz etmiyoruz. Şirket adına doğru karar alternatifleri üreten, hem kurumun iç verilerinden hem de küresel benchmark’lardan beslenen ve olası senaryoları henüz gerçekleşemeden analiz edebilen ileri seviyede bir finansal zekadan bahsediyoruz. Biz CFO Agent’ı yalnızca öneri sunan bir asistan değil; belirlenmiş politika setleri dahilinde otonom aksiyon alabilen bir hazine katmanına dönüştürüyoruz.
Bu yapı; en doğru bankayı, en uygun limiti ve en verimli vade yapısını sadece tespit etmekle kalmayacak; belirli senaryolar dahilinde bu süreçleri otomatik olarak yürütecek. Dünyada bireysel finans tarafında benzer örnekler görsek de biz bu teknolojiyi B2B dünyasına ve çok uluslu kurumsal yapılara entegre ederek Türkiye’de ve bölgemizde bir ilke imza atmayı hedefliyoruz.
Büyük holdinglerin geleneksel yapısını dijital bir fintek aklıyla yeniden tasarlamak ciddi bir kültürel değişimi zorunlu kılıyor. İş dünyasını bahsi geçen vizyona ikna etme aşamasında sahada karşılaştığınız en büyük direnç noktalarını ve dönüşümü nasıl hızlandırdığınızı dinlemek isteriz.
Fintek dünyasının temel itici gücü, değişen piyasa dinamiklerine, regülasyonlara ve ekonomik gelişmelere anlık yanıt verebilmemizi sağlayan hız ve çeviklik. Çok uluslu büyük yapılarda ve holdinglerde ise karar süreçleri, sahip olunan ölçek gereği daha katmanlı ve sistematik ilerliyor. Buradaki temel konu, fintek dünyasının doğasında olan çevikliği, holdinglerin kurumsal gücü ve tecrübesiyle aynı potada eritebilmek. Biz bu noktada sadece bir teknoloji sağlayıcısı değil, aynı zamanda bir çözüm ortağı olarak hareket ediyoruz. Üst yönetimden operasyon ekiplerine kadar tüm paydaşlarımızı sürecin içine dahil ederek, bankalarla birlikte yeni nesil finansal ürünlerin önünü açıyoruz. Nakitera’nın dinamik yapısı ve pozitif enerjisi, bu dönüşümün en güçlü katalizörü oluyor.
Farklı bankalar, ödeme kuruluşları ve ERP sistemleri arasında operasyon yürüten yöneticiler için platformunuz bu karmaşık yapıyı nasıl pürüzsüz bir çözüme kavuşturuyor?

Biz Nakitera olarak, finansal operasyonların kalbi olan ERP sistemlerini pasif birer kayıt tutucu olmaktan çıkarıp, yaşayan birer karar destek mekanizmasına dönüştürüyoruz. Temel farkımız; sadece veriyi toplamak değil, o veriyi bir ekosistem bütünlüğünde anlamlı kılmak. Platformumuz; farklı banka arayüzleri, ödeme kanalları ve karmaşık ERP tabloları arasında kaybolan yöneticiler için alacak, ödeme, stok ve fatura trafiğini tek bir ekranda akışkan hale getiriyor. Karmaşayı pürüzsüz bir çözüme kavuşturma yöntemimiz tam olarak bu: Dağınık haldeki finansal veriyi, anlık ve izlenebilir bir nakit haritasına dönüştürüyoruz. CFO’lar ve şirket sahipleri için bu, sadece bir raporlama kolaylığı değil; nakit akışının her anını uçaktayken bile kontrol edebilecekleri bir finansal kontrol kulesi anlamına geliyor. Asıl heyecan verici olan ise bu yapıyı bir adım öteye taşıyor olmamız.
Ölçek olarak kimler hedef kitleniz?
Finansal trafiğin en yoğun olduğu çok uluslu şirketlerden başlayıp, üretimin kılcal damarları olan ticari işletmelere kadar uzanan bütünsel bir yapıdan söz ediyoruz. Nakitera burada tüm bu paydaşlar arasında değer aktarımı sağlayan bir orkestra şefi olarak konumlanıyor.
Buradaki temel felsefemiz; ana firmanın kurumsal gücünü, en uçtaki bayi veya satış noktasına kadar bir kaldıraç olarak kullanabilmek. Kurduğumuz bu veri ve entegrasyon katmanı sayesinde; bankaların sunduğu limit, faiz ve likidite avantajları sistematik bir biçimde tüm ekosisteme yayılıyor. Devlet bankaları ve katılım bankaları dahil olmak üzere birçok yapının ilk kez doğrudan entegre olduğu bir finansal orkestrasyondan bahsediyoruz. Bu yapı, merkezindeki büyük ve çok katmanlı organizasyonlardan aldığı güçle, finansal avantajları bir dalga gibi en uçtaki noktalara kadar ulaştırıyor.
Devasa işlem hacmine sahip yapıların nakit akışını tek merkezden yönetmek muazzam bir teknolojik altyapı gerektiriyor. Milyarlarca liralık nakit akışı trafiğini pürüzsüzce işlerken; sistemin hızla büyümesine imkân tanıyan ölçeklenebilir yapınızı ve veri güvenliğini nasıl bir mimariyle güvence altına alıyorsunuz?
Milyarlarca liralık bir nakit akışını yönetmek, her şeyden önce hataya yer bırakmayan, proaktif bir güvenlik mimarisi gerektiriyor. Biz Nakitera’da, güvenlik ve ölçeklenebilirlik ilkelerini tasarım aşamasından itibaren sistemin omurgasına yerleştirdik. Çok katmanlı ancak tek merkezden yönetilen hibrit bir mimariyle, hem operasyonel çevikliğimizi koruyor hem de en yüksek segmentteki veri güvenliği standartlarını uyguluyoruz. Güvenlik kaslarımızı sadece yasal regülasyonlar ve düzenli denetimlerle değil; hizmet verdiğimiz büyük ölçekli ve çok uluslu şirketlerin yüksek teknoloji standartlarına da uygun olarak şekillendiriyoruz. Veri merkezimizin konumlandırılmasından felaket kurtarma (disaster recovery) mekanizmalarımıza, sızma testlerinden sistem sürekliliğine kadar her adımımız, küresel fintek standartlarının üzerinde bir titizlikle yönetiliyor.
Teorik vizyonunuzun sahada kurumlarla oluşturmaya başladığınız taze başarı hikayeleriyle sektöre damga vurduğunu görüyoruz. Migros gibi devasa bir perakende ekosisteminde Nakitera’nın entegrasyonu operasyonel süreçlere nasıl bir katma değer sağladı?
Anadolu Grubu ve Migros gibi devasa yapıların yıllardır biriktirdiği deneyim, kullandığı araçlar ve kurduğu kontrol mekanizmaları var. Biz de Nakitera’yı bunların üzerine inşa edebildik.
Migros gibi binlerce tedarikçinin olduğu bir yapıda Nakitera; finansal verinin tek bir merkezden yönetilebilir hale gelmesine yardımcı olarak nakit akış sürecini optimize etti ve nakit yönetimini, anlık stratejik kararlar verebilen dinamik bir karar mekanizmasına dönüştürdü. Bugün herhangi bir yeni kuruma gittiğimizde sunduğumuz en büyük katma değer; arkamızdaki bu referans zeminiyle birlikte, en karmaşık yapıları bile pürüzsüzce yönetebildiğimizi kanıtlamış olmamız. Piyasadan gelen taleplerin odağında da tam olarak bu var: Büyük hacimleri güvenle yönetebilen ve hızla ölçeklenebilen bir iş ortağıyla çalışmak.
Sektörde dikkat çeken bir diğer çarpıcı başarı hikayesi ise çok ayaklı ve karmaşık bayi kanalı yönetiminde, tahsilat süreçlerini hızlandırarak verimlilik artışı sağlayan yenilikçi ürününüz Ortak Ödeme Paneli’nden geldi. Bunu biraz detaylandırır mısınız?
Çok katmanlı bayi kanallarının finansal yönetiminde sunduğumuz bu model, aslında sektörde yeni bir standart belirledi. Bu çapta, yani ana firmadan bayiye, bayiden satış noktasına kadar uzanan bir ekosistemi, operasyonel sürekliliği aksatmadan tek bir platform altında başarıyla birleştirmek; hem bizim hem de bu vizyonu paylaşan iş ortaklarımızın proaktif yaklaşımı sayesinde mümkün oldu. Tahsilat tarafında yaşanan temel sorunlardan biri, farklı ödeme araçlarına aynı anda ihtiyaç duyulması. Kredi kartı tek başına yeterli olamıyor. Nakit dolaşımı zayıflıyor. Havale ve EFT tarafı her zaman gerekli esnekliği vermiyor. Geleneksel tahsilat sistemleri de bu ihtiyacı ancak belli ölçüde karşılıyor.
Biz tam da bu noktada, “ortak ödeme paneli” ismini verdiğimiz yepyeni bir ürün geliştirdik. Türkiye’de ilk kez sunulan bir modelden söz ediyoruz. Nakitera olarak sunduğumuz bu yenilikçi yapı, havale, EFT ve kredi kartı gibi geleneksel yöntemleri korurken; anında ticari kredi, banka garantili ödeme, vb. yeni nesil tahsilat araçlarını da aynı merkezde birleştiren bir kredi geçidi yaratıyor. Banka ve ödeme kolaylaştırıcı (PF) kuruluşlarla birlikte çalışan bu yapı sayesinde bayi ağının finansal hareket kabiliyetini ve likiditeye erişimini çok daha çevik bir zemine kavuşturuyoruz.
MoneyPay gücünü orkestrasyon katmanında kullanıyoruz
Ayrıca, bu güçlü orkestrasyon katmanında, Migros’un ödeme ve e-para lisansına sahip fintek iştiraki olan MoneyPay’in altyapı ve Sanal POS çözümlerini de kullanıyoruz. Kamu ve özel bankalarla geliştirdiğimiz entegre ürün yapıları sayesinde, paydaşlarımıza çoklu tahsilat metotlarını tek bir merkezden sunabiliyoruz. Nakitera olarak sunduğumuz en büyük katma değerlerden biri de; ticari ilişkinin veriye dayalı görünürlüğünü sağlayarak, işletmelerin normal şartlarda erişmekte zorlanabileceği finansman kaynaklarına ulaşmasını mümkün kılmak. Portföyümüzdeki tüm büyük ölçekli müşterilerimizin ticareti daha görünür hale geldiğinde, ilgili ekosistemin tüm paydaşları için çok daha avantajlı ve sürdürülebilir finansman kanalları açılabiliyor. Sonuçta tüm paydaşların fayda gördüğü, tahsilat akışının daha düzenli işlediği bir sistem inşa ediyoruz.
Peki, bu denli geniş bir banka ve finans ekosistemiyle çalışırken kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Nakitera olarak biz, bankaların sahadaki en güçlü büyüme katmanı ve yeni nesil bir müşteri kazanım hattı konumundayız.
Finans dünyası için sadece bir entegrasyon partneri olmanın çok ötesinde, bankaların ticaretin gerçekleştiği o en sıcak noktada, yani sahadaki ticari hareketliliğin tam merkezinde konumlanmalarını sağlıyoruz. Ticaret bizim üzerimizde görünür ve şeffaf hale geldiğinde; bankalar için çok daha sağlıklı bir risk analizi, doğru fiyatlama zemini ve sahaya inanılmaz bir yayılım hızı sunuyoruz. Bankalar bizim altyapımızı bir dağıtım kanalı olarak kullanarak geleneksel yöntemlerle ulaşamayacakları KOBİ ekosistemlerine en doğru finansal enstrümanlarla doğrudan ulaşabiliyorlar. Dolayısıyla biz, bankacılık ekosisteminin verimliliğini artıran stratejik bir teknoloji köprüsüyüz.
Geliştirdiğiniz yenilikçi platform, ana firmaların nakit döngüsünü optimize ederken alt katmandaki bayilerin ve tedarikçilerin operasyonlarını da doğrudan dönüştürüyor. Nakitera entegrasyonunun tedarik zincirindeki KOBİ’lere sağladığı finansal esneklik anlamında sahadan ne tür pratik geri dönüşler alıyorsunuz?
Sahadan aldığımız en güçlü geri bildirim kolaylık. Ticari işletmelerin zaten çok sayıda gündemi var. Biz bu yükü tek merkezden ve sistemlerine gömülü biçimde yönetebilmelerini sağlayarak onlara biraz olsun nefes aldırıyoruz. Sahadan aldığımız ilk ve en güçlü tepki, “işimizi ne kadar da kolaylaştırdınız” üzerine oluyor.
İkinci güçlü geri bildirim ise oranlar, limitler ve modelleme tarafında geliyor. KOBİ’ler için doğru finansal enstrümana, doğru oran, doğru limit ve hızla erişmek hayati önem taşıyor.Biz bu alanı daha erişilebilir ve daha verimli hale getiriyoruz.
Üçüncü geri bildirim ise yeni ihtiyaçların bize taşınması. Sistemin sahada yarattığı güven, beraberinde yeni talepleri getiriyor. Hayatını kolaylaştırdığımızı gören işletmeler bu kez farklı finansal ihtiyaçları için de kapımızı çalmaya başlıyor; “Şu konuya da çözüm bulabilir misiniz”, “Bu enstrümanı sizin yapınızla kullansak nasıl olur”, “Şu bankayla bizi bu modelde buluşturabilir misiniz” gibi yeni talepler geliyor. Bu da Nakitera’nın sadece bir platform değil, sahadaki gerçek sorunlara çözüm üreten güvenilir bir iş ortağı olduğunun en somut kanıtı.
Röportajımızı Nakitera’nın orta ve uzun vadeli hedefleriyle tamamlamak isterim. Sizin liderliğinizde kurumunuzu 2026 sonunda pazarın hangi noktasında görmeyi planlıyorsunuz?
Bizim en kuvvetli isteklerimizden biri sadece teknoloji ihraç etmek değil, büyük holdingleri birer fintek ekosistemine dönüştüren bu benzersiz işletim modelini yaygınlaştırmak. Türkiye’de ‘finansal orkestrasyon’ ile yakaladığımız verimlilik standartlarını, benzer yapısal ihtiyaçlara sahip küresel pazarlara da taşıyabilecek, yüksek ölçeklenebilirliğe sahip bir mimari kurguladık. Türkiye’deki bu başarımızı, bölgesel bir kategori liderliğine dönüştürerek fintek dünyasında sadece bir oyuncu değil, model kurucu bir güç olmayı hedefliyoruz.
