Wechip Ödeme Teknolojileri Kurucu Ortak & Genel Müdürü Kenan Şişman ile Fintechtime Temmuz sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
“Ödeme sistemleri dünyasında rekabet artık yalnızca son kullanıcıya dokunan uygulamalar üzerinden şekillenmiyor. Kartlı ödeme altyapıları, processing hizmetleri, SoftPOS, tokenizasyon, dijital cüzdanlar ve gömülü finans çözümleri; finansal teknolojilerin görünmeyen ama en kritik katmanını oluşturuyor. Wechip Genel Müdürü Kenan Şişman ile şirketin kuruluş hikâyesini, processing tarafında sundukları değer önerisini ve yeni dönem büyüme hedeflerini konuştuk.”
Wechip bugün ödeme teknolojileri ekosisteminde önemli bir uzmanlığa sahip. Öncelikle şirketin kuruluş hikâyesini ve sizi bu alana yönlendiren ihtiyacı dinleyebilir miyiz?

Wechip’in temelleri 2017 yılında, ödeme sistemleri sektöründe uzun yıllar farklı görevlerde çalışmış dört kurucu ortağın ortak vizyonuyla atıldı. Kurucu ekibimizin tamamı, kartlı ödeme sistemleri ve finansal teknolojiler alanında önemli deneyimler kazanmış, sektörün ihtiyaçlarını sahada birebir gözlemleme fırsatı bulmuş profesyonellerden oluşuyordu.
Kuruluş sürecimizde bizi en çok motive eden unsur, ödeme teknolojileri alanında yerel ve uluslararası standartlara uygun, yüksek kaliteli ve esnek çözümler geliştirebilecek bir teknoloji şirketine duyulan ihtiyaçtı. Özellikle EMV teknolojileri, kart yaşam döngüsü yönetimi ve ödeme sistemleri altyapılarında sahip olduğumuz uzmanlığı, müşterilerimize daha çevik ve sürdürülebilir çözümler sunmak için değerlendirmek istedik.
Bu doğrultuda ilk günden itibaren odağımızı kendi yazılım ürünlerimizi geliştirmeye yönelttik. Sadece mevcut ihtiyaçları karşılayan değil, sektörün gelecekteki gereksinimlerine de cevap verebilecek teknolojiler üretmeyi hedefledik. Zaman içerisinde hem Türkiye’de hem de yurt dışında edindiğimiz müşterilerimizden aldığımız olumlu geri bildirimler ve referanslar, doğru bir yolda ilerlediğimizi gösterdi.
2017 yılından bu yana ödeme sistemleri alanında faaliyet gösteriyorsunuz. Bugün geriye dönüp baktığınızda Wechip’i farklılaştıran en önemli yetkinlikler neler oldu?
Aslında bu yolculuğun başlangıcında bizi öne çıkaran en kritik alan EMV uzmanlığıydı. EMV gibi yüksek teknik bilgi gerektiren ve uzman kaynağın görece sınırlı olduğu bir alanda sahip olduğumuz deneyim, Wechip’in ilk yıllarında sektörde tanınmasına ve iş sürekliliği kazanmasına önemli katkı sağladı. Aynı zamanda bu süreç bize, ödeme sistemleri ekosistemindeki diğer uzmanlık alanlarımızı da sistematik şekilde geliştirmek için değerli bir zaman kazandırdı.
Bugün geldiğimiz noktada ise Wechip, ödeme sistemleri alanındaki tüm ihtiyaçları herhangi bir dış uzmanlık desteğine ihtiyaç duymadan kendi bünyesinde karşılayabilecek olgunluğa ulaşmış durumda. Bence burada başarımızın en önemli nedenlerinden biri, yüksek know-how sahibi deneyimli ekip arkadaşlarımızla, iş hayatının başında olan ancak büyük bir öğrenme isteği ve çalışma disipliniyle hareket eden genç arkadaşlarımızın oluşturduğu güçlü sinerji oldu. Deneyimin rehberliği ile enerjinin ve çalışkanlığın birleşmesi, ortaya kaliteli ve sürdürülebilir çıktılar çıkarmamızı sağladı.
Bunun yanında kendi teknolojimizi geliştirme yaklaşımımız da bizi farklılaştırdı. Hazır çözümler üzerine ilerlemek yerine, müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre şekillenebilen esnek ve sürdürülebilir altyapılar geliştirmeye odaklandık. Müşteri memnuniyetini her zaman merkeze koymamız sayesinde de bugün hem Türkiye’de hem de yurt dışında uzun soluklu iş ortaklıkları kurabiliyoruz.
Özetle; derin sektör uzmanlığı, EMV alanındaki güçlü bilgi birikimi, uçtan uca hizmet verebilme kabiliyeti ve deneyimli ekiplerle genç yeteneklerin oluşturduğu güçlü kültürün, Wechip’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan temel unsurlar olduğunu düşünüyorum.
Uzun yıllardır sektörün içinde olmanıza rağmen son dönemde markanızı daha görünür kılmaya başladınız. Wechip için yeni dönemin motivasyonu ne oldu?
Bunun temelinde oldukça bilinçli bir tercih vardı. Kuruluşumuzdan bu yana önceliğimiz her zaman kalıcı ve sürdürülebilir bir şirket olmak oldu. Birçok girişimde olduğu gibi biz de ilk yıllarımızda enerjimizi marka görünürlüğünden çok ürün geliştirmeye, uzmanlık oluşturmaya ve müşterilerimize verdiğimiz sözleri eksiksiz yerine getirmeye ayırdık. Kısacası, markamızı öne çıkarmaktan önce işi doğru yapmaya odaklandık.
Bu süreçte ödeme sistemleri alanındaki yetkinliklerimizi adım adım genişlettik. Ürün gamımız önemli ölçüde büyüdü, yeni uzmanlık alanları kazandık ve eksik gördüğümüz noktaları tamamlamak için işin mutfağında kalmaya devam ettik. Özellikle EMV başta olmak üzere sahip olduğumuz teknik uzmanlığı, zaman içerisinde ödeme sistemleri değer zincirinin tamamını kapsayacak şekilde geliştirdik. Bugün geldiğimiz noktada, ödeme sistemleri alanında uçtan uca çözümler sunabilen bir yapıya ulaşmış olmamız bizim için önemli bir eşik.
Bu olgunluk seviyesi aynı zamanda sahip olduğumuz bilgi birikimini ve başarı hikâyelerini daha görünür kılmamız gerektiğini de gösterdi. Artık yalnızca iyi işler yapan bir şirket olmak değil, bu yetkinlikleri daha geniş kitlelere anlatabilmek de önem taşıyor. Öncelikli hedefimiz Türkiye’deki pazar payımızı artırmak ve sektör paydaşlarına Wechip kalitesini daha yakından gösterebilmek. Bunun doğal devamı ise Türkiye’de kanıtladığımız çözümleri uluslararası pazarlara taşımak.
Yeni dönemin en önemli motivasyonu da aslında burada yatıyor. Bugün sahip olduğumuz teknik olgunluk, referans birikimi ve processing dahil uçtan uca hizmet verebilen yapımız, bizi küresel ölçekte daha iddialı hedefler koyabilecek bir noktaya getirdi. Bu nedenle marka görünürlüğünü bir pazarlama çalışmasından çok, uluslararası büyüme stratejimizin bir parçası olarak değerlendiriyoruz.
Bu kapsamda Money20/20’de yer almamız da bizim için önemli bir adımdı. Amacımız yalnızca kendimizi tanıtmak değil; Wechip’i küresel sahnede güvenilir, yüksek uzmanlığa sahip ve güçlü teknolojik altyapılar geliştiren bir ödeme sistemleri oyuncusu olarak konumlandırmak. Görünürlüğü de bu hedefe ulaşmak için kullandığımız stratejik araçlardan biri olarak görüyoruz.
Ödeme sistemleri dünyası son yıllarda büyük bir dönüşüm geçiriyor. SoftPOS, tokenizasyon, dijital cüzdanlar ve gömülü finans gibi başlıklar gündemi şekillendiriyor. Siz önümüzdeki dönemin en kritik kırılım noktalarını nasıl görüyorsunuz?
Ödeme sistemleri sektörü uzun yıllardır sürekli dönüşüm içerisinde olsa da, önümüzdeki dönemde bazı gelişmelerin sektörün yapısını kökten değiştireceğini düşünüyorum.
Önümüzdeki dönemin en kritik kırılım noktalarından ilki, ödeme kabulünün donanımdan yazılıma kayması. SoftPOS teknolojileri sayesinde akıllı cihazlar birer ödeme noktasına dönüşürken, maliyetleri ve pazara giriş bariyerlerini önemli ölçüde azalıyor.
İkinci önemli dönüşüm ise tokenizasyonun yaygınlaşması. Apple Pay, Google Pay ve Samsung Pay gibi dijital cüzdanların büyümesiyle birlikte güvenli token altyapıları artık bir tercih değil, sektör standardı haline geliyor. Yurtdışı müşterilerimiz için geliştirdiğimiz Tokenization ürünümüzü, Türkiye’deki müşterimize de sunmak için çıkacak regülasyonu bekliyoruz.
Üçüncü ve belki de en dönüştürücü başlık gömülü finans. Ödeme, ayrı bir işlem olmaktan çıkarak dijital deneyimlerin içinde görünmez bir katmana dönüşüyor.
Bu üç eğilimin ortak noktası şu: Rekabet artık son kullanıcının gördüğü arayüzden, arka plandaki altyapının esnekliğine kayıyor. Yeni ödeme yöntemlerini hızlı ve güvenli şekilde devreye alabilen kurumlar öne çıkacak. Wechip olarak biz de tam bu noktada konumlanıyor; müşterilerimize değişen ödeme dünyasına uyum sağlayabilecek esnek ve sürdürülebilir altyapılar sunmaya odaklanıyoruz. Çünkü geleceğin kazananlarının, değişime en hızlı uyum sağlayabilen kurumlar olacağını düşünüyoruz.
Wechip bugün hangi alanlarda müşterilerine hizmet sunuyor? Özellikle processing tarafında kurumlara nasıl bir değer önerisi sunuyorsunuz?

Bugün Wechip olarak ödeme sistemleri alanında uçtan uca hizmet sunan bir teknoloji şirketiyiz. Yazılım geliştirme, processing, danışmanlık, eğitim, entegrasyon projeleri başta olmak üzere sektörün ihtiyaç duyduğu birçok alanda müşterilerimize çözümler sunuyoruz.
Ürün tarafındaki en önemli değer önerimiz, teknolojik altyapımızın güncel ihtiyaçlar kadar gelecekte ortaya çıkacak gereksinimler de düşünülerek tasarlanmış olmasıdır. Çözümlerimizi güncel yazılım dilleri, modern mimari yaklaşımlar ve ölçeklenebilir topolojiler üzerine inşa ediyoruz. Database bağımsız yapımız, düşük kod bağımlılığı ve modüler mimarimiz sayesinde müşterilerimizin yeni ihtiyaçlarına hızlı şekilde cevap verebiliyor, ek geliştirme ve entegrasyonları çok daha kısa sürelerde hayata geçirebiliyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil, gelecekte ortaya çıkabilecek yeni ödeme yöntemleri ve iş modellerine de hazır bir temel oluşturabilmek.
Processing tarafında ise müşterilerimize sadece teknik bir hizmet değil, kapsamlı bir operasyonel iş ortaklığı sunuyoruz. Hizmet anlayışımızın merkezinde müşteri memnuniyeti bulunuyor. İletişimi güçlü, çözüm odaklı ve hizmet kalitesini ön planda tutan bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Ödeme sistemleri alanındaki uçtan uca uzmanlığımız sayesinde kurumların ihtiyaç duyabileceği tüm süreçleri tek noktadan karşılayabiliyoruz.
Bu yapıyı, alanında uzman sistem altyapı, network ve operasyon ekiplerimizle destekliyoruz. 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet verme yaklaşımımız sayesinde müşterilerimizin operasyonel sürekliliğini en üst seviyede tutmayı hedefliyoruz. Bunun yanında PCI DSS başta olmak üzere ISO 9001, ISO 27001, ISO 20000-1, ISO 22301, ISO 27701, ISO 27017, ISO 10002 ve ISO 18295 gibi uluslararası standart ve sertifikasyonlara sahip olmamız da güvenlik, kalite ve hizmet yönetimi konularındaki hassasiyetimizin önemli bir göstergesi.
Özetle, müşterilerimize yalnızca bir ürün ya da hizmet sunmuyor; güçlü teknoloji, operasyonel mükemmeliyet ve yüksek uzmanlığı bir araya getirerek uzun vadeli ve güvenilir bir iş ortaklığı modeli sunuyoruz.
Türkiye ödeme teknolojileri alanında dünyanın en gelişmiş pazarlarından biri olarak gösteriliyor. Sizce yerli teknoloji şirketleri bu ekosistemde nasıl bir rol üstleniyor?
Türkiye’nin ödeme sistemleri alanında dünyanın en gelişmiş ve en dinamik pazarlarından biri olduğunu düşünüyorum. Bunun en önemli nedenlerinden biri, hem tüketicilerin yeni ödeme teknolojilerine çok hızlı adapte olabilmesi hem de sektörün güçlü mühendislik ve teknoloji geliştirme yetkinliğine sahip olmasıdır. Bugün temassız ödemelerden mobil ödemelere, dijital cüzdanlardan yeni nesil kart teknolojilerine kadar birçok yeniliğin Türkiye’de çok hızlı benimsendiğini görüyoruz.
Ayrıca Türkiye uzun yıllardır ödeme sistemleri dünyasında önemli bir referans pazarı konumunda. Birçok yenilikçi uygulama ve teknoloji ilk olarak burada hayata geçirilmiş, olgunlaştırılmış ve daha sonra farklı ülkelere yayılmıştır. Özellikle EMV teknolojileri ve kartlı ödeme sistemleri alanında Türkiye’nin sahip olduğu deneyim ve bilgi birikimi, uluslararası ölçekte de dikkat çekmektedir.
Bu noktada yerli teknoloji şirketleri çok önemli bir rol üstleniyor. Çünkü Türkiye’deki yüksek işlem hacmi, gelişmiş bankacılık altyapısı, yoğun regülasyon gereksinimleri ve talepkâr kullanıcı profili, geliştirilen çözümlerin çok güçlü bir test ortamında olgunlaşmasını sağlıyor. Bu da yerli şirketleri yalnızca mevcut çözümleri uygulayan değil, yeni çözümler üreten ve inovasyona yön veren oyuncular haline getiriyor.
Türk mühendislerinin teknik yetkinliği, problem çözme becerisi ve yeniliğe açık bakış açısı da bu başarının önemli unsurları arasında yer alıyor. Bu sayede Türkiye’de geliştirilen teknolojiler yalnızca yerel ihtiyaçları karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda farklı pazarlarda da rekabet edebilecek seviyeye ulaşıyor.
Bence yerli teknoloji şirketlerinin en önemli rolü, Türkiye’de oluşan bu güçlü bilgi birikimini ve tecrübeyi bölgesel ve küresel bir değere dönüştürmek. Türkiye’de kendini kanıtlamış, yoğun kullanım altında test edilmiş ve olgunlaşmış teknolojileri uluslararası pazarlara taşıyabilmek büyük bir avantaj sağlıyor. Wechip olarak biz de kendimizi tam bu noktada konumlandırıyoruz. Türkiye’de edindiğimiz uzmanlığı ve geliştirdiğimiz çözümleri, önümüzdeki dönemde daha fazla uluslararası müşteriye ulaştırmayı ve ülkemizin teknoloji üretme gücünü global ölçekte temsil etmeyi hedefliyoruz.
Son dönemde birçok fintech şirketi yurt dışı pazarlara açılmayı hedefliyor. Wechip’in büyüme yolculuğunda uluslararası pazarların yeri ne olacak?
Yurtdışı açılımı, Wechip’in büyüme stratejisinin merkezinde yer alıyor. Bugüne kadar Türkiye’de edindiğimiz tecrübeyi, geliştirdiğimiz teknolojileri ve kanıtlanmış iş modellerimizi benzer dönüşüm ihtiyacı olan bölgesel ve küresel pazarlara taşımayı hedefliyoruz. Özellikle processing hizmetlerimiz ve EMV alanındaki derin uzmanlığımızın, uluslararası ölçekte önemli bir karşılık bulacağına inanıyoruz.
Money20/20’de yer almamız da bu stratejimizin ilk somut adımlarından biriydi. Bu tür platformlar sayesinde yalnızca ürünlerimizi tanıtmak değil, aynı zamanda Wechip’i küresel ölçekte güvenilir, esnek ve yüksek uzmanlığa sahip bir ödeme teknolojileri iş ortağı olarak konumlandırmak istiyoruz.
Yurtdışı stratejimiz yalnızca yeni pazarlara açılmak anlamına gelmiyor. Aslında bu, geliştirdiğimiz teknolojinin doğal ölçeğini yansıtıyor. Çünkü ödeme sistemleri dünyasında ürettiğiniz çözüm yeterince güçlü, esnek ve geleceğe hazırsa, onun sınırları da bulunduğunuz ülkeyle sınırlı kalmıyor. Wechip olarak hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz bilgi birikimini ve teknoloji gücünü küresel ölçekte değer üreten bir yapıya dönüştürmek.
Önümüzdeki üç yıllık döneme baktığınızda Wechip’i nasıl bir noktada görüyorsunuz? Şirketin büyüme hedefleri ve sektöre vermek istediği temel mesaj nedir?
Önümüzdeki üç yıllık dönemde Wechip’i, bölgesel bir oyuncudan çıkarak birden fazla pazarda referansları bulunan, uluslararası ölçekte tanınan bir ödeme teknolojileri ve altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırmayı hedefliyoruz. Türkiye’de yıllar içerisinde oluşturduğumuz uzmanlığı, geliştirdiğimiz ürünleri ve processing kabiliyetlerimizi farklı pazarlara taşıyarak bölgesel bir merkez haline gelmek ve kesintisiz hizmet anlayışımız, uçtan uca ödeme sistemleri uzmanlığımız, güçlü operasyon kabiliyetimiz ve deneyimli ekiplerimizle müşterilerimizin teknolojik yüklerini üstlenirken onların kendi işlerini büyütmeye odaklanmalarını sağlamak istiyoruz.
Büyüme hedefimizin merkezinde yalnızca yeni müşteriler kazanmak değil, aynı zamanda hizmet kalitesini ve müşteri memnuniyetini sürdürülebilir şekilde korumak yer alıyor. Bugüne kadar elde ettiğimiz başarının arkasında güçlü teknik yetkinlik kadar, müşterilerimizle kurduğumuz güven ilişkisi ve çalışanlarımızın ortaya koyduğu özveri bulunuyor. Önümüzdeki dönemde de deneyimli kadromuz, genç yeteneklerimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla bu kültürü koruyarak büyümek önceliğimiz.
Sektöre vermek istediğimiz temel mesaj ise oldukça net: Ödemenin geleceği, kullanıcıların gördüğü uygulamalardan çok, onların arkasında çalışan esnek, güvenli ve ölçeklenebilir altyapılarda şekilleniyor. Yeni nesil ödeme deneyimlerini mümkün kılan asıl değer, görünmeyen taraftaki teknoloji ve operasyonel mükemmeliyettir.
