Onlayer Kurucu Ortağı ve CEO’su Kıvanç Harputlu ile “Bankacılığın Yeni İşletim Sistemi Fintek, Yapay Zekâ ve Veriyle Kuruluyor” dosya konusu için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Kıvanç Harputlu, bankacılığın dönüşümünde asıl kırılmanın müşterinin gördüğü ön yüzde değil, arka plandaki teknoloji mimarisinde yaşandığını vurguluyor. Harputlu’ya göre yeni işletim sistemi; bulut yerleşik çekirdek, API katmanı, birleşik veri mimarisi ve gerçek zamanlı karar/risk motoru üzerine kuruluyor. Yapay zekâ destekli bankacılıkta hız kadar açıklanabilirlik, denetim izi ve veri güvenliği de kritik hale geliyor. Harputlu, önümüzdeki üç yılda en hızlı büyüyecek alanın gerçek zamanlı yapay zekâ destekli risk ve uyum teknolojileri olacağını belirtiyor.”
Bankacılığın dönüşümünde asıl değişim müşterinin gördüğü ön yüzde mi, yoksa arka plandaki teknoloji mimarisinde mi yaşanıyor? Bankaların yeni işletim sistemini kurarken en fazla ihtiyaç duyduğu teknoloji katmanları hangileri?
Müşterinin gördüğü ön yüz, buzdağının su üstünde kalan kısmı aslında gerçek dönüşüm görünmeyen tarafta yani mimaride yaşanıyor. Bir bankanın bugünkü rekabet gücü, mobil uygulamasının ne kadar şık ve verimli olmasının ötesinde arka planda bir kararı ne kadar hızlı ve ne kadar doğru verebildiğiyle ölçülüyor. Bankanın yeni işletim sistemi gerçek zamanlı karar veren bir omurga diyebilirim.
En kritik katmanları ise modüler ve bulut yerleşik (cloud-native) bir çekirdek, her şeyi birbirine bağlayan bir API/entegrasyon katmanı, tek bir doğruluk kaynağı olarak çalışan birleşik veri katmanı ve bunların üstünde çalışan karar/risk motoru olarak sıralamak mümkün. Onlayer olarak biz hız ile güvenin buluştuğu, yani rekabetin kazanıldığı ya da kaybedildiği yer olan son katmanda konumlanıyoruz.
Veri mimarisi, API altyapısı, bulut, ana bankacılık sistemleri, karar motorları ve entegrasyon katmanları bankacılığın geleceğinde nasıl bir rol oynuyor? Bu katmanlar gerçek zamanlı karar alma, kişiselleştirme ve ölçeklenebilirlik açısından nasıl bir değer yaratıyor?
Veri mimarisi, API altyapısı, bulut, ana bankacılık sistemleri, karar motorları ve entegrasyon katmanlarını ayrı ayrı projeler olarak görmek en sık yapılan hata. Aslında hepsi tek bir yığının parçaları. Bulut esnekliği veriyor, API ve entegrasyon katmanı bileşenleri birbirine takılabilir hale getiriyor, veri mimarisi ise tüm işin temelini oluşturuyor. Asıl değer ise gerçek zamanlı karar almada ortaya çıkıyor. Gerçek zamanlı karar demek, bir üye işyerini günlerce değil saniyeler içinde adapte (onboard) etmek, bir dolandırıcılık ya da işlem aklama (transaction laundering) vakasını rapor sonrası değil, işlem gerçekleşirken yakalamak demek. Bu katmanların değerini üç başlıkta özetleyebilirim. Gerçek zamanlı karar alma sayesinde bir üye işyerini günler yerine saniyeler içinde adapte ediyor, dolandırıcılık ya da işlem aklamayı rapor sonrasında değil işlem anında yakalıyoruz. Kişiselleştirmede, birleşik veri katmanı her kuruma, hatta her üye işyerine özel risk iştahına göre kural ve eşik tanımlamaya imkân verirken, herkese aynı şablon yerine bağlama uygun bir değerlendirme mümkün oluyor. Ölçeklenebilirlik ise bulut yerleşik mimarinin doğal sonucu olarak ele alıyoruz. Onboarding ve işlem hacmi katlanarak artsa bile aynı hız ve tutarlılıkla, ek operasyonel yük yaratmadan büyüyebiliyoruz.
Teknoloji sağlayıcıları artık yalnızca çözüm sunan tedarikçiler olarak mı konumlanıyor, yoksa bankaların ve finteklerin stratejik dönüşüm ortağına mı dönüşüyor? Bu ilişkinin başarılı olması için hangi yetkinlikler öne çıkıyor?
Günümüzde klasik tedarikçi modeli çok azaldı. Bugün bir banka, kurumun risk ve operasyon akışının içinde yer alan ve sonucu birlikte sahiplenen bir ortak arıyor. Bu ilişkinin çalışması için öne çıkan yetkinliklerden birincisi elbette teknoloji ancak alan derinliğiyle birlikte yani ödeme, risk ve uyum dünyasını gerçekten bilmek gerekiyor. İkincisi kart şemalarının ve regülasyonun standartlarıyla uyumlu olmak. Biz Onlayer olarak Mastercard Technology Provider ve sertifikalı MMSP statümüzü tam da bu yüzden önemsiyoruz. Küresel çapta da bize güvenin en somut göstergesi. Üçüncüsü AI-native bir yaklaşım ve hızlı ürün geliştirme kabiliyeti. Dijital dönüşüm, yılda bir kez güncellenen çözümlerin ötesinde müşteri ihtiyaçlarına göre sürekli gelişen, geri bildirimlerle beslenen ve hızla kendini yenileyen platformlarla mümkün oluyor.
Açık bankacılık, servis bankacılığı ve gömülü finansın yaygınlaşması teknoloji mimarisini nasıl değiştiriyor? Finansal hizmetlerin farklı platformlara taşınması, entegrasyon, güvenlik, veri paylaşımı ve işlem sürekliliği açısından hangi yeni ihtiyaçları doğuruyor?

Onlayer Kurucu Ortağı ve CEO’su Kıvanç Harputlu
Açık bankacılık, servis bankacılığı ve gömülü finans, finansal hizmetleri bankaların kendi kanallarının dışına taşıyor. Artık kullanıcı ya da üye iş yeri bir bankanın kendi ekranında değil, bir e-ticaret sitesinde, bir platformun ya da bir dijital uygulamanın içinde finansal hizmet alabiliyor. Bu da risk yönetimi ve uyumluluk süreçlerinin de aynı hızda ve aynı deneyimin içinde çalışmasını zorunlu kılıyor. Ayda bir yapılan kontrollerin yerini, API’ler üzerinden sürekli ve gerçek zamanlı çalışan yapılar alıyor.
Bu dönüşümle birlikte güçlü kimlik doğrulama ve kullanıcı rızasının yönetimi, tek seferlik doğrulama yerine sürekli izleme, API güvenliği ve farklı taraflar arasında paylaşılan sorumluluk gibi konular öne çıkıyor. Özellikle gömülü finansın yaygınlaşmasıyla işlem hacmi ve onboarding sayısı hızla artıyor. Bu ölçeği manuel süreçlerle yönetmek mümkün değil, otomasyon ve yapay zekâ destekli risk yönetimi artık bir tercih değil, ihtiyaç haline geliyor.
Bankalar, fintekler ve teknoloji sağlayıcıları arasında daha verimli bir ekosistem kurulması için hangi teknik ve operasyonel standartlara ihtiyaç var? Ortak çalışma kültürü, API standartları, veri yönetişimi ve güvenlik protokolleri bu yapının neresinde duruyor?
Teknoloji geliştirmek artık işin en zor kısmı değil. Asıl mesele standart ve güven. Verimli bir ekosistem için ortak API standartları, paylaşılan bir veri yönetişimi ve birlikte çalışabilen güvenlik protokolleri gerekiyor. Veri yönetişimi de verinin korunması ve daha da önemlisi veriye kimin sahip olduğu, kimin rıza verdiği ve kimin denetlediği gibi konuların net bir şekilde tanımlanmasını gerektiriyor.
Kart şemalarının bize hazır bir standart katmanı sunması önemli bir avantaj sağlıyor. Şema kuralları, MMSP, BRAM/VIRP gibi çerçeveler zaten sektörün ortak dilini oluşturuyor. Ortak kurallar sayesinde kurumlar her entegrasyonda süreci yeniden tasarlamak yerine, güvenilir ve ölçeklenebilir bir yapı üzerinde ilerleyebiliyor. Sonuçta fintekler çevikliği, bankalar ise güven ve disiplin kültürünü temsil ediyor. Gerçek değer de bu iki yaklaşımı aynı zeminde buluşturabilen iş birliklerinden doğuyor.
Yapay zekâ destekli bankacılıkta model yönetimi, açıklanabilirlik, denetim izi ve veri güvenliği nasıl ele alınmalı? Finans kurumları yapay zekâyı ölçekli kullanırken hangi mimari ve yönetişim ilkelerini önceliklendirmeli?
Regüle bir sektörde açıklayamadığınız bir model varlık değil, yüktür. Bir denetçiye sistem böyle karar verdi diyemezsiniz. Bu nedenle yapay zekâ kullanımında ilk öncelik açıklanabilirlik olmalı. Her otomatik karar savunulabilir olmalı. İkincisi tam denetim izi ve veri soyağacı (lineage) yani denetim izi eksiksiz tutulmalı ve verinin kaynağı şeffaf biçimde izlenebilmeli. Üçüncüsü ise model yönetişimi. Model versiyonlanması, model kaymasının (drift) izlenmesi ve gerekli durumlarda insanın karar sürecinde yer alması, güvenilir bir yapay zekâ mimarisinin temel unsurları arasında yer alıyor. Veri güvenliği ve mahremiyet de en baştan tasarımın bir parçası olarak ele alınmalı. Biz Onlayer’da otomasyonu bilinçli olarak insan denetimini ortadan kaldırmadan, gerektiğinde insanın devreye girebildiği, savunulabilir bir karar mekanizması olarak tasarlıyoruz. Yapay zekâda en önemli ilkemiz, önce yönetişimi kurun, sonra ölçeklenin. Çünkü uzun vadede kurumları koruyan şey yalnızca hız değil, alınan kararların her koşulda açıklanabilir ve denetlenebilir olmasıdır.
Finansal kurumların dijital dönüşüm projelerinde başarıyı belirleyen teknik olmayan faktörler neler? Kurum kültürü, değişim yönetimi ve üst yönetim sahiplenmesi teknoloji yatırımlarının sonucunu nasıl etkilerken; önümüzdeki 3 yılda finans teknolojileri altyapısında en hızlı büyüyecek alan sizce hangisi olacak?
Dönüşüm projelerinin çoğu teknik nedenlerle değil, organizasyonel nedenlerle başarısız oluyor. Başarının en güçlü belirleyicisi üst yönetim tarafından sahiplenmesi. CEO ve yönetim kurulu dönüşümü gerçekten sahiplenmiyorsa, en doğru teknoloji yatırımı bile zamanla önceliğini kaybedebiliyor. Bir diğer önemli konu ise değişim yönetimi ve kültür. İnsanlar yıllardır kullandıkları süreçleri kolay kolay bırakmıyor. Bu nedenle teknolojiyi satın almak kolay, asıl mesele kurumun bu dönüşümü benimsemesini sağlamak.
Önümüzdeki üç yılda en hızlı büyüyecek alanın gerçek zamanlı yapay zekâ destekli risk ve uyum teknolojileri olacağını düşünüyorum. Yani işlemin yetkilendirilmesinden sonra devreye giren “post-authorization” zekâ katmanı ve agentic otomasyon olacak. Bunun yanında gömülü finans altyapısı da dönüşümü hızlandıracak. Ödeme dünyasının bir sonraki rekabeti hızlı para transferinde değil, o transferin arkasındaki güveni saniyeler içinde kurabilme becerisinde yaşanacak. Onlayer olarak biz de ürün geliştirme ve büyüme stratejimizi bu alanlara odaklıyoruz.
