Beeso Elektronik Para ve Ödeme Kuruluşu A.Ş. İç Kontrol Müdürü Murat Akköse, Fintechtime Kasım sayısı için yazdı “KYC, KYB ve KYT Nedir? Finans Dünyasında “Kimi Tanıyoruz?” Sorusu Neden Bu Kadar Önemli?”.

Bir bankada ya da finansal teknoloji uygulamasında hesap açarken kimliğinizi doğrulamanız birkaç dakika sürebilir. Peki bu işlem, finans kuruluşunun sizi gerçekten tanıdığı anlamına gelir mi? KYC, KYB ve KYT kavramları tam da bu sorunun devamında önem kazanıyor. KYC müşterinin kim olduğunu, KYB bir işletmenin arkasında kimlerin bulunduğunu ve nasıl faaliyet gösterdiğini anlamaya odaklanıyor. KYT ise gerçekleşen işlemlerin müşterinin veya işletmenin bilinen profiliyle uyumlu olup olmadığını değerlendiriyor. Çünkü bugün olağan görünen bir hesabın işlem alışkanlıkları yarın değişebilir. Bu değişim tek başına şüpheli bir faaliyetin kanıtı olmasa da anlaşılmayı gerektirir. Üç yaklaşım birlikte ele alındığında kimlik doğrulama, finansal davranışları zaman içinde anlamaya çalışan bir güven mekanizmasına dönüşüyor. Finans dünyasında önemli olan, paranın hareketini izlemek kadar arkasında bıraktığı hikâyeyi de doğru okuyabilmek.

 

KYC, KYB ve KYT Nedir? Finans Dünyasında “Kimi Tanıyoruz?” Sorusu Neden Bu Kadar Önemli?

Bir uygulamaya kayıt oluyorsunuz.

Adınızı, soyadınızı yazıyorsunuz, kimlik belgenizi yüklüyorsunuz, telefon numaranıza bir SMS geliyor, yüzünüzü kameraya gösteriyorsunuz ve birkaç dakika sonra ekranda şu yazıyor:

“Hesabınız oluşturuldu.”

Çoğu insan için süreç burada bitiyor. Finans dünyası içinse aslında tam burada başlıyor. Çünkü bir ödeme kuruluşu, banka ya da finansal teknoloji şirketi için mesele yalnızca “Bu kişi gerçekten kim?” sorusundan ibaret değil. Biraz daha ileride başka sorular geliyor: Bu kişi gerçekten kim? Bu şirket gerçekten var mı? Şirketin arkasında kimler var? Bu hesabı neden açtı? Paranın kaynağı ne? Yaptığı işlemler normal mi? Ve belki de en önemlisi: Dün normal olan bir müşteri, bugün hâlâ normal mi?

Finans sektöründe KYC, KYB ve KYT kavramları tam da bu soruların etrafında şekilleniyor.

 

Önce “Kimi Tanıyoruz?” sorusuyla başlayalım

KYC, Know Your Customer, yani “Müşterini Tanı” yaklaşımının kısaltması. En basit haliyle KYC, finansal hizmet almak isteyen kişinin gerçekten kim olduğunu anlamaya yönelik süreçlerin bütünüdür. Ancak KYC’yi sadece kimlik belgesini almak veya bir selfie çektirmek olarak düşünmek biraz eski moda kalıyor. Bugün müşteriyi tanımak; kimlik bilgilerinin doğrulanmasından müşterinin risk profilinin oluşturulmasına, gerektiğinde ek bilgi ve belge alınmasından müşteri bilgilerinin güncel tutulmasına kadar uzanan daha geniş bir süreci ifade ediyor.

Çünkü kimlik belgesini görmek, kişinin kim olduğunu anlamanın ilk adımı olabilir. Ama kişinin finansal sistem içinde ne yaptığını anlamak bambaşka bir konu. Bir insanı yalnızca birkaç kimlik bilgisiyle tanımaya çalışmak, bir kitabı sadece kapağına bakarak okumaya benziyor. KYC o kitabın kapağını açıyor; ancak asıl hikâye, sayfalar çevrildikçe ortaya çıkıyor.

Örneğin bir müşteri hesabını açıyor, uzun süre neredeyse hiç kullanmıyor. Sonra bir gün hesabından çok sayıda ve alışılmadık tutarlarda işlem geçmeye başlıyor. KYC açısından kişi hâlâ aynı kişi. Fakat artık başka bir soru ortaya çıkıyor:

“Bu kişinin işlemleri de kendisi kadar tanıdık mı?”

İşte bu noktada yalnızca müşterinin kim olduğunu bilmek yetmiyor; ne yaptığını da anlamak gerekiyor.

 

Şirketlerin de kimliği var: KYB

Bir birey müşteri olduğunda KYC ile ilgileniyoruz. Peki karşımızda bir şirket varsa? Bu kez sahneye KYB – Know Your Business, yani “İşletmeni Tanı” çıkıyor.

Çünkü bir şirketin yalnızca ticaret unvanını bilmek çoğu zaman yeterli gelmiyor. Şirket gerçekten faaliyet gösteriyor mu? Ortakları kim? Şirketi kim yönetiyor? Gerçek faydalanıcısı kim? Faaliyet alanı nedir? Sisteme sunduğu bilgiler ile gerçekleştirdiği işlemler birbiriyle uyumlu mu? İşte KYB sürecinde bütün bu soruların cevaplanması gerekiyor.

Özellikle ödeme ve finansal teknoloji dünyasında bu konu daha da önemli hale geliyor. Dijital ortamda bir işletmenin sisteme dahil olması, fiziksel bir mağazanın kapısını açıp tabelasına bakmak kadar kolay olabilir. Bir internet sitesi açabilirsiniz, bir şirketiniz olabilir, bir POS başvurusu yapabilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri tek başına “Bu işletme güvenlidir.” anlamına gelmez.

Çünkü bir şirketin tabelası size yalnızca binanın adını söyler; binanın içinde kimin olduğunu, hangi amaçla çalıştığını ve işin gerçekte nasıl yürüdüğünü söylemez. KYB’nin amacı da tam olarak burada başlıyor: Şirketin yalnızca varlığını değil, kim tarafından ve hangi amaçla işletildiğini anlamaktır.

 

Asıl hikâye işlem başlayınca başlıyor: KYT

Şimdi üçüncü kavrama gelelim: KYT – Know Your Transaction. Yani işlemini tanı.

Bir müşteriyi veya şirketi sisteme alırken tanımak yetmez. Yaptığı işlemleri de anlamak gerekir. Çünkü finans dünyasında davranış çok şey anlatır.

Uzun süredir düzenli ve küçük tutarlı işlemler gerçekleştiren bir müşterinin bir anda çok yüksek tutarlı ve alışılmadık işlemler yapmaya başlaması, bir işletmenin faaliyet alanıyla işlem hacmi arasında beklenmedik bir fark oluşması veya hesabın işlem davranışının kısa sürede tamamen değişmesi, sistem açısından “Bir dakika, burada ne oluyor?” dedirten işaretler olabilir.

Elbette tek başına böyle bir işlem, bir suç veya yasa dışı faaliyet olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, işlemin müşterinin bilinen profili ve beklenen davranışıyla uyumlu olup olmadığını değerlendirebilmektir.

Çünkü finansal sistem açısından bazen işlemin kendisinden çok, işlemin müşterinin hikâyesine uyup uymadığı önemlidir.

Bir başka deyişle KYT, paranın kendisine değil, paranın bıraktığı ayak izlerine bakar.

 

Üçü birlikte çalışınca resim tamamlanıyor

KYC, KYB ve KYT’yi birbirinden tamamen ayrı süreçler olarak düşünmek yerine aynı hikâyenin üç farklı bölümü olarak görmek daha doğru olur. Önce müşteriyi veya işletmeyi tanıyorsunuz. Sonra onun finansal davranışını anlamaya çalışıyorsunuz. Zaman içinde bilgiler değiştiğinde, işlem alışkanlıkları farklılaştığında veya müşterinin hikâyesi ile yaptığı işlemler arasında belirgin bir fark ortaya çıktığında resmi yeniden değerlendiriyorsunuz.

Bu nedenle müşteriyi tanımak, bir defa fotoğraf çekip dosyaya kaldırmaya benzemiyor. Daha çok bir filmi izlemeye benziyor. Hesap açılışında çekilen fotoğraf müşterinin kim olduğunu gösteriyor; zaman içindeki işlemler ise o kişinin finansal davranışlarını anlatıyor. Filmin bir sahnesi diğerlerinden farklı olduğunda ise hemen filmin sonunu yazmak gerekmiyor. Önce “Bu sahnede ne değişti?” diye bakmak gerekiyor.

KYC, KYB ve KYT’nin birlikte çalışmasının asıl değeri de burada ortaya çıkıyor.

Finansal sistemin amacı herkese şüpheli gözüyle bakmak değil. Tam tersine, normal olanı tanıyabilmek. Çünkü normal olanı bilmiyorsanız, normal olmayanı da fark edemezsiniz.

Bir müşterinin kim olduğunu bilmek KYC’dir. Bir işletmenin kimin tarafından ve hangi amaçla faaliyet gösterdiğini anlamak KYB’dir. Bu müşterinin veya işletmenin parasal hareketlerinin kendi hikâyesiyle uyumlu olup olmadığını görmek ise KYT’dir.

Sonuçta üçü bir araya geldiğinde ortaya yalnızca bir kimlik kontrolü çıkmaz. Finansal sistemin kimi içeri aldığını, içeride ne yaptığını ve zaman içinde davranışının nasıl değiştiğini anlamaya çalışan bir güven mekanizması çıkar.

Bugün hesabını açtığınız müşteri gerçekten sizin düşündüğünüz kişi veya şirket olabilir. Ama finans dünyasında güven, yalnızca “Kimsin?” sorusunun cevabıyla kurulmaz.

Asıl güven, arkasından gelen üç soruda saklıdır:

 

Kimsin? Ne iş yapıyorsun? Ve paran ne anlatıyor?

Çünkü finans dünyasında para sadece hareket etmez; arkasında bir hikâye bırakır. İyi bir finansal sistemin görevi ise yalnızca paranın hareket etmesini sağlamak değil, aynı zamanda paranın arkasındaki hikâyeyi de doğru okuyabilmektir.