2024’te fintek dünyasında yıldızı parlayan girişimlerden biri olan Sanction Scanner’ın Kurucusu ve CEO’su Fatih Coşkun ile Fintechtime Mayıs sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
“2019 yılında Codevist Teknoloji çatısı altında geliştirilen Sanction Scanner, yapay zekâ destekli AML çözümleriyle finansal suçlarla mücadelede ezber bozuyor. Kısa sürede uluslararası başarılar elde eden girişim, FinCrimeTech50 listesine adını yazdırırken, Deloitte Teknoloji Fast 50’de de Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer aldı. Sanction Scanner, her ölçekten kuruma regülasyon uyumluluğunda şeffaf, hızlı ve akıllı bir destek sunuyor. Sanction Scanner’ın kurucusu ve CEO’su Fatih Coşkun ile şirketin etkileyici yolculuğunu konuştuk.”
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Benim yolculuğum teknolojiye merakla başladı, ama çözüm üretme isteğiyle şekillendi. Microsoft Student Partner olarak başladığım dönemde teknoloji üretmenin gücünü fark ettim ve bu bana gerçek bir şey inşa etmenin heyecanını verdi. Mastercard’ta geçirdiğim 6 yıl boyunca finansal sistemlerin içindeki açıkları yakından görme şansım oldu. Özellikle AML süreçlerinde yaşanan verimsizlikler, “Bu iş daha iyi yapılabilir” fikrini zihnime yerleştirdi.
Kendinizi bir girişimci olarak nasıl tanımlarsınız?
Kendimi en çok çözüm odaklı biri olarak tanımlıyorum. Karşıma çıkan sorunlara hemen çözüm geliştirme refleksim, ekip içinde beni yönlendirici kılan bir özellik haline geldi. Elbette vizyoner tarafım da var, ancak günün sonunda çözüm üretmeyen bir hayal, sadece güzel bir düşünce olarak kalıyor.
Girişiminizi bir cümleyle anlatacak olsanız…
Sanction Scanner, finansal suçlara karşı her ölçekten kurumun erişebileceği güçlü, hızlı ve akıllı bir uyum teknolojisi olarak kurumların regülasyon yükümlülüklerini daha şeffaf, daha otomatik ve daha etkili hale getiriyor.
Bu yola hangi problemi çözmek için çıktınız?
KOBİ’lerin ve orta ölçekli firmaların AML süreçlerinde büyük dezavantajlar yaşadığını gördüğümde bu işin böyle gitmeyeceğini fark ettim. Kurumsal çözümler ulaşılmazken, bu kurumlar ya risk alıyor ya da elle tutulur bir araçsız kalıyordu. Sanction Scanner’ın fikri de tam bu eksikliğin üzerine inşa edildi.
Bugüne kadar aldığınız en anlamlı geri bildirim neydi?
Bir müşterimiz, “Sayenizde artık finansal suçlara karşı elimiz daha güçlü, işimizi daha güvenli yapıyoruz” demişti. Bu sadece kullanıcı memnuniyeti değil, işimizin sahada ne kadar kritik olduğunu gösteren güçlü bir işaretti.
İlk yatırımınızı ne zaman ve kimden aldınız?
Yurtdışından firmalar ile görüşmelerimiz oldu fakat bu zamana kadar herhangi bir yatırım almadık. 2019’dan bu yana tamamen kendi kaynaklarımızla büyüyoruz ve bu bizi daha odaklı ve karar alma süreçlerinde daha bağımsız kıldı. Bu tercih sayesinde şirket kültürümüzü tamamen kendi değerlerimizle şekillendirebildik.
Bu girişim kimin için?
Sanction Scanner; bankalardan fintech’lere, kripto platformlarından hukuk ofislerine kadar birçok kurum için geliştirildi. Uyumluluk süreçlerinde teknolojik olarak geri kalan kurumlara pratik, ölçeklenebilir ve güvenilir bir çözüm sunuyoruz. SaaS modelimiz ise bu hizmeti her kurumun erişebileceği bir noktaya taşıyor.
Hedef kitlenizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Regülasyon yükümlülüğü olan ve işlem hacmi yüksek kurumlar bizim ana odağımız. Bu kurumlara doğrudan ulaşmak için dijital pazarlama stratejileri, partner kanalları ve uzman içeriklerle çalışıyoruz. Hedefimiz sadece ulaşmak değil, aynı zamanda rehberlik edebilmek.
Gelir modeliniz nedir?
Yıllık abonelik modeline dayalı hibrit bir yapı sunuyoruz. Bu sayede her kurum, büyüklüğüne ve ihtiyacına göre ürünü özelleştirerek kullanabiliyor. Değer önerimizse: hızlı kurulum, güncel veri ve kullanıcı dostu deneyimle tam uyumluluk sağlamak.
İlk adımı attığınızda sizi en çok ne zorladı?
İlk MVP’yi ortaya çıkardığımızda içimizde hep “Bu gerçekten bir ihtiyaca cevap verecek mi?” sorusu vardı. Her şey teoride güzel görünüyordu ama ilk ödeme alana kadar o bilinmezlik hep bizimleydi. O an geldiğinde ise ne kadar doğru yolda olduğumuzu anladık.
Bu girişimi kurarken sizi motive eden kişisel bir hikâyeniz var mı?

Sanction Scanner Kurucusu ve CEO’su Fatih Coşkun
Aslında beni bu yola iten çok net bir an var. Yapılan basit bir işlem hatası yüzünden ciddi bir regülasyon cezası kesildiğini öğrendiğim bir firmanın hikayesi beni çok etkiledi. Muhtemelen olayın içinde kötü niyet yoktu; sistemler yetersizdi, süreçler manueldi. O gün kendi kendime şu soruyu sordum: “Bu kadar hassas bir alanda neden hâlâ bu kadar kırılgan sistemlere güveniyoruz?” İşte Sanction Scanner’ın temeli tam olarak bu soruyla atıldı.
Kurucu ekip nasıl bir araya geldi?
Farklı tecrübelerden gelen ama aynı problemi çözmek isteyen insanlardık. Birimiz ürün vizyonunu, diğerimiz müşteri içgörüsünü, bir başkası da operasyonel yapıyı şekillendirdi. Ortak değerimiz, gerçekten fayda yaratan bir şey üretme arzusuydu.
Önümüzdeki 12 ay içinde sizi en çok heyecanlandıran hedefiniz nedir?
Customer Risk Assessment modülümüzü farklı sektörlerde derinleştirmek, Amerika ve Avrupa pazarında güçlü referanslar kazanmak en öncelikli hedefimiz. Bu bölgelerde stratejik iş birlikleri için görüşmeler yapıyoruz.
Global pazarlara açılmayı planlıyor musunuz?
Evet, hâlihazırda 70’ten fazla ülkede aktif olsak da şimdi global pazarda daha derinleşmek istiyoruz. Yerel düzenleyicilerle uyumlu çalışmak ve onların referans gösterdiği bir çözüm ortağı olmak bizi fazlasıyla motive ediyor. Bu kapsamda son aylarda pazarlama ve satış bütçemizi ciddi oranda artırdık.
Şu an üzerinde çalıştığınız en ilginç proje hangisi?
Customer Risk Assessment modülümüz üzerinde yoğunlaşıyoruz. Bu modül sayesinde sadece anlık değil, sürekli değişen risk profillerine karşı dinamik değerlendirme yapılabiliyor. Bu da uyum süreçlerini çok daha akıllı ve önleyici hale getiriyor.
Ürününüz sektördeki hangi boşluğu dolduruyor?
Sanction Scanner, erişilebilirliği ve hızla entegre edilebilmesiyle fark yaratıyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli kurumların bugüne kadar ulaşamadığı kalite ve uygunluğu biz bir araya getirdik. Bu yapı, regülasyonla mücadele eden firmalar için ciddi bir eksikliği kapatıyor.
Büyük finteklerle rekabet etmek mi, yoksa iş birliği mi daha cazip?
Bizim yolumuz iş birliği. Çünkü pazarda herkesin çözüm sunduğu bir alan var ve güçlü olanlar birbirini tamamlayabilir. Fintech’lerle birlikte çalışmak, müşteri tarafında çok daha kapsamlı çözümler sunmamıza olanak sağlıyor.
Sunduğunuz çözümün sosyal etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bizim ürünümüzün nihai etkisi sadece kurumsal değil, toplumsal güvenliği de ilgilendiriyor. Kara para aklama ve terör finansmanı gibi suçların önlenmesinde sistemsel katkı sunmak, bizim için sadece iş değil, aynı zamanda sorumluluk.
Yeni başlayan girişimcilere en içten tavsiyeniz ne olurdu?
İlk adımınız problemi doğru anlamak olsun. Çözüm fikirleri çok ama gerçekten ihtiyaç duyulan çözümü sunanlar nadir. Bu fark, sizi sürdürülebilir kılacak en temel unsur.
Girişimcilik yolculuğunuzda sizi en çok büyüten deneyim neydi?
Hiç düşünmeden söyleyebilirim ki, beni en çok büyüten deneyimler Türkiye’de iş yapmanın zorluklarıyla yüzleştiğim, profesyonel ilişkilerde hayal kırıklıkları yaşadığım ve girişimcilik ekosistemindeki önyargılarla mücadele ettiğim anlardı. Karşılıklı anlayış ve güven çerçevesinde olmayan yaklaşımlarla yapılan işlerin nasıl sonuçlandığını tecrübe etmek, bana işin sadece teknik kısmını değil, aynı zamanda sağlam bir yapı ve vizyon inşa etmenin önemini öğretti.
Girişiminizi bir üst seviyeye taşıyacak şey nedir sizce?
Doğru insanlar ve doğru partnerlikler. Yatırımdan çok, vizyonumuza inanarak bize katılan yol arkadaşlarına ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü biz hızla değil, doğru yönde büyümek istiyoruz. Bunun için son aylarda mevcut çalışan sayımızı da üçe katladık.
“Keşke daha önce bilseydim” dediğiniz bir şey var mı?
Global pazarlarda yerelleştirmede sadece dilin değil amaçların da aynı olması. Ürünü çevirmek değil, davranış biçimlerini, beklentileri ve karar alma süreçlerini anlamak gerektiğini zamanla deneyimleyerek öğrendik. Artık bu farkındalıkla pazarlara sadece ürün değil, anlayış da götürüyoruz ve bunu çok daha iyi uyguluyoruz.
Şu an sizi en çok ne desteklerdi?
Yasal mevzuatların ve uyumlulukların çeşitli bölge ve spesifik ülkelerde regülatörler tarafından zorunlu olarak tutulması, pazarda yeni iş birlikler kazanma sürecimizi hızlandırır ve pratikleştirirdi.
