Misyon Bank Kurucu CEO’su Dr. Önder Halisdemir’in Money20/20 Europe izlenimleri Fintechtime Temmuz sayısında yer aldı.
“Money20/20 Europe 2025’te Türkiye’yi standıyla temsil eden tek banka olarak yer alan Misyon Bank Kurucu CEO’su Dr. Önder Halisdemir’in aktardığı gibi finansal teknolojilere yön veren aktörlerden biri olma hedefiyle küresel sahnede güçlü bir duruş sergiledi. Hibrit bankacılık vizyonu, bölgesel saklama çözümleri ve gömülü finans altyapısıyla dikkat çeken Misyon Bank, etkinlik boyunca 80’in üzerinde uluslararası kurumla birebir görüşmeler gerçekleştirerek önemli iş birliklerinin temelini attı.”
Money20/20 Europe 2025 sizin için nasıl geçti? Bu yılki etkinlikte en çok hangi konu başlıkları ilginizi çekti?
Yeni kurulmakta olan bir banka olarak, finans ve teknolojinin iç içe girdiği dünyanın en popüler buluşmasına iki senedir temsilciler gönderiyor ve kendimiz için notlar çıkarıyorduk. 2025 yılında pazara girerken Money20/20’ye standımızla katılarak, uluslararası arenayı da ilgilendiren çözümlerimizi etkileşime açma planımızı hayata geçirmiş olduk. Dünyanın önde gelen yatırım bankaları, ödeme kuruluşları, fintekleri, kripto kuruluşları, teknoloji şirketlerinin stantlarının yanı sıra biz de standımız ve çözümlerimizle yer alan tek Türk bankası olmaktan, yurtdışı ve yurtiçi paydaşlarla etkileşime girmekten oldukça memnuniyet duyduk; birçok ön mutabakat sağladık.
Money20/20, bu yıl iki ana kulvarda ilerledi: Beyond Fintech ve Embedded Intelligence. Nasıl ki geçtiğimiz yıllarda “bankaların ötesi” konuşulduysa bu yıl “finteklerin ötesinin” gündeme alınması da yerindeydi. Diğer yandan bankaların ve finteklerin dönüşümünün ayrılmaz taşıyıcısı gömülü yapıların geleceği de gündemdeydi. Platformlar, açık bankacılık, kripto varlıklar ve sınır ötesi ödemelere, alt başlık olarak konuşmalarda sıklıkla yer verildi. İşlerimizde ve stratejilerimizde kendine yer bulan bu başlıkların dünyanın da gündeminde yer aldığını görmek memnuniyet vericiydi.
Etkinlikte fintek sektörünün geleceğine dair size ilham veren hangi yenilikler veya iş modelleri öne çıktı?
Bu sene etkinliğe katılanlar önceki yıllardan farklı bir hazırlık olmadığını söyleyebilir, aslında bu ve benzeri buluşmalarda her yıl oyun değiştirici konular ele alınmıyor. Önceden gündeme gelmiş büyük dönüşümlerin ardılları, kolaylaştırıcıları ve iyi örnekleri yer alıyor. Son yıllarda finansı dönüştüren 4 önemli teknoloji; yapay zeka, blockchain, bulut ve büyük veri teknolojilerinin mümkün kıldığı oluşumlar ve eşlikçileri sergilendi ve tartışıldı. Bir zaman öncesinin vizyonlarına yönelik oluşumları ve gerçekleşmeleri görmeye başlamak heyecan ve ilham vericiydi.
Bana göre bu yılın en önemli konusu finteklerin ötesinin tartışmaya açılmasıydı ki bu konuyu gündeme almak için doğru zamanlardayız. Ne fintek ne banka ne de bigtech’ler tanımlandıkları hali ile tek başına finansın yakın geleceğini temsil etmiyor.
Bugünün ve geleceğin konusu aslında hibritleşme ve dolayısıyla dönüşüm. Biz de bu dönüşümle aynı sayfada olmaya çalışıyoruz. Kendimizi zaten “banka” değil, “bankamsı” olarak nitelendiriyor; “neobank” diyoruz.
Diğer yandan en geniş tanımlı fintek bankadır. Ancak 2008 yılında yaşanan dünya finans krizinde görüldü ki, bankalar geleneksel ve dönüşüm yanlısı değiller. Mevcut işleyişleri ve ölçekleri aracılık maliyetini artırırken, kriz anlarında bu bankaları kurtarmak, topluma izahı zor ve büyük kamusal maliyetler yaratıyor. 2008 krizi, dünya genelinde, daha sonra enflasyonist baskılara yol açacak ölçekte bir parasal genişleme politikasıyla yönetildi. Bir sonraki büyük krizde “batışına izin verilmeyecek kadar büyük” bankaların oluşmasını engellemek amacıyla, rekabet teşvik edilmeye başlandı. Bu nedenle bankacılığa özgü bazı faaliyetlerin lisansları serbestleştirilerek, dünyada fintek oluşumlarına izin verildi.
Zamanla büyüyen finteklerin, karakterlerini koruyarak bankaya dönüşmesi artık kaçınılmaz hale geldi. Bir yandan bankalar dönüşüp fintekleşirken, finteklerin de tek başlarına yeterli kaynaklara, deyim yerindeyse besine ulaşmaları zorlaşıyor. Fintekler, yeterli faaliyet alanı bulamadıklarında ise yüksek riskli alanlara yönelerek kâr elde etmeye çalışıyorlar ki bu sürdürülebilir bir yol değil.
Finteklerin, bigtech’lere finansa giriş imkanları sağlama rolleri ve bankaların ıskaladığı alanlarda belirli bir büyüklüğe ulaşana kadar var olma imkanları söz konusu; ki bunların üzerinde daha çok çalışılmalı…
Diğer yandan, finans dünyası ve oyuncuları dönüşürken düzenleyicilerin de dönüşmesi gerekiyor ki ülkeler finansın geleceğinde söz sahibi olabilsin. Düzenleyiciler, kuruluş ilkeleri, zamanın ruhu ve finansın geleceği ile bir denge aramak zorundalar ki dönüşüm tüm yönleriyle gerçekleşebilsin. Her zaman olduğu gibi bu yıl da yoğun biçimde ülkelerden ‘düzenleyici’ seviyesinde katılımlar gördük, oturumlarda yer aldılar, bu oldukça kıymetliydi.
Etkinlik boyunca uluslararası veya bölgesel düzeyde dikkatinizi çeken iş birliği fırsatları ya da yeni ağ bağlantıları oldu mu?
Money20/20’de Türkiye’yi stant açarak temsil eden tek banka olarak standımızda 1.000’in üzerinde ziyaretçiyi ağırladık ve 80’in üzerinde global kurumla birebir görüşmeler gerçekleştirdik.
İş birliği taleplerini değerlendirdiğimizde üç konu ön plana çıktı İlki Türkiye’nin saklama bankacılığında bölgesel merkez olma potansiyeli; ikincisi, Türkiye’nin ilk dijital finans süpermarketi çatısı altında global ürünlerin entegrasyonuna yönelik stratejik ortaklık fırsatları; üçüncüsü ise Money20/20’ye temsilci gönderen komşu ülke bankalarının “bizi de dijitalleştirin” talepleri.
Ülkemizin finans ve teknoloji alanında yalnızca tüketici değil, aynı zamanda üretici ve hizmet ihracatçısı olabileceğini gösterdik. Birçok uluslararası ön mutabakat sağladık. Yeni bir banka olmamıza rağmen, ekibimizin uluslararası kurumların güvendiği ve itibar ettiği iş geçmişleri sayesinde 5 yılda kurulabilecek ilişki ağını, çok daha kısa sürede tazeleyip oluşturduk.
Sahadaki öncüllerimiz olan platformlarımızdan Türkiye’nin ilk dijital finans süpermarketi myBanka; yatırım ve finans ürünlerini tek ekranda buluştururken, aynı zamanda iş birliğine açık altyapısıyla sektör için gömülü finans ve açık bankacılığın akıllı ve ölçeklenebilir evrimini temsil ediyor. Burada kurduğumuz bağlantılardan da yararlanarak, marketlerimizi uluslararası kurumlar ve ürünler ile zenginleştirmeye devam edeceğiz.
Bölgesel saklama platformumuz anakasa’nın çoklu varlık yönetimi yapısıyla dijital/kripto varlıkların saklamasında da Money20/20’nin dijital varlıklar alanındaki temasları ile uygun olduğunu gördük. Ülkemizde menkul kıymetler alanındaki pazara güçlü bir giriş yapan anakasa platformumuz için, dijital varlık saklamaya dayalı bölgesel, uluslararası ön mutabakatlar oluşturduk.
Teknoloji firmamız Misyon Tech için, kurumlardan gelen dijitalleştirme talepleri de güçlü bir talep ağı oluşmasını sağladı.
Money20/20 sahnesinde öne çıkan teknolojik yaklaşımlar ya da stratejik eğilimler arasında sizce sektörün geleceğini şekillendirecek en güçlü etki hangisiydi?
Bu yılın da en dikkat çekici stratejik eğilimi yapay zeka, bulut, blokchain ve büyük veriydi. Bu teknolojilerin mümkün kıldığı oluşumlar ve eşlikçileri sergilendi ve tartışıldı.
Zaten finans alanında artık yeni bir “yemek” yapacaksanız bu dört konuyu baharat olarak katmadan yeni damaklara hitap edemezsiniz. Bu dört konu eskiden füzyon mutfağına özgü bir konuydu, şimdi ise temel baharatlar haline geldi, yakın gelecekte ise baharat olmaktan çıkarak yemeğin temel dört malzemesi olacak.
