Finansal Teknoloji Yazarı Dilek Taşhanlı, Fintechtime Ağustos sayısı için yazdı “Blockchain’in FX ve Ödemelerdeki Yükselen Trendi”.
“Makalemde stablecoin’lerin ödeme sistemlerinde giderek artan rolünü ve büyük finansal kurumların bu alandaki stratejik hamlelerini inceliyorum. JP Morgan, Standard Chartered, Goldman Sachs gibi aktörlerin blockchain tabanlı sınır ötesi ödeme projeleri, sektörün kurumsallaşmakta olduğunu gösteriyor. Regülasyonlar küresel ölçekte farklılık gösterse de ABD ve AB’de kontrollü teşvik politikalarıyla ilerleniyor. Türkiye’de ise henüz ödeme sistemleri özelinde stablecoin regülasyonu oluşturulmadı. İnovasyonun hız kazanması için regülasyonların proaktif yaklaşım sergilemesi ve özel sektör iş birliklerinin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Keyifli okumalar.”
Blockchain’in FX ve Ödemelerdeki Yükselen Trendi
Stablecoin’ler sabit bir değeri korumak üzere tasarlanmış kripto varlıklardır. Örneğin 1 dolar karşılığı ya da ABD Hazine Bonoları ya da altın gibi bir değere sabitlenmişlerdir. Stablecoin’lerin şimdilerde bir kullanım alanı da ödemeler. Avantaj olarak da FX ile ödemeler arasındaki farkı ortadan kaldırması iddia ediliyor ve deneyimleniyor. Jack Zhang gibi kanaat liderleri stablecoin’lerin halen EUR ve Dolar gibi para birimlerine ihtiyacı olanlar için ucuz olmadığını dile getiriyor. Ancak büyük bankaların aldığı aksiyonlar bununla ters düşüyor.
Dünyada Öncü Finansal Kurumlar
JP Morgan Kinexys satın alımı ile sınır ötesi ödemeleri gerçek zamanlı, 7/24, düşük maliyetle gerçekleştirmeye odaklandı. J.P. Morgan içinde tokenleştirilmiş mevduat hesapları (Blockchain Deposit Accounts – BDA) kullanarak para transferini destekledi. JP Morgan’ın bu atılımı günlük ortalama işlem hacmi 2 milyar USD, toplamda 1,5 trilyon USD üzeri işleme ulaşıyor. Çapraz zincir çözümü Web3 ekosisteminin farklı segmentleri arasında güçlü bir iş birliğiyle neler başarılabileceğinin kanıtını bizlere gösteriyor ve JP Morgan bunu Ondo ve Chainlink ile beraber çalışarak Ondo Chain testnet üzerinde hayata geçirdi. Bu çalışma üzerine Hindistan’da AxisBanka’sı ile de entegrasyon yapıldı ve parayı 7/24 kesintisiz olarak transfer edebilme olanağı, ödemelerin işlenmesi için gereken likidite maliyetini önemli ölçüde azalttığı ifade edildi. Ayrıca, ödeme kanalları tamamen kesintisiz olacak şekilde tasarlandığı ve bunun da ödeme tutarının nihai alıcıya ulaşana kadar tamamen korunmasını sağlayacağı iletildi. Klasik Ödeme Karşılığı Teslimat (DvP) sistemleri hâlâ yaygın çünkü regülasyon uyumu ve piyasa yapısına oturmuş sistemler. Blockchain tabanlı DvP, özellikle çok uluslu kurumlar arasında ve tokenize edilmiş varlıklar için daha verimli ve maliyet avantajlı. Bu arada Kinexys’in belirli saat dışı işlemler için blockchain, piyasa açıkken klasik sistem kullandığı iletiliyor. Menkul kıymetler, mevduatlar ve para piyasası fonlarının tokenize edilmesi sadece JP Morgan ile de kalmıyor. Standard Chartered Partior ile yaptığı işbirliğinde Singapur’da FX ve sınır ötesi ödemelerde blockchain altyapısını kullanıyor. Goldman Sachs ise DAP ile yaptığı işbirliğinde menkul kıymet takası ve ödemeler alanında bir EMEA odaklı uygulama gerçekleştirdi. Société Générale Forge ile Fransa odaklı tokenize edilmiş varlıklarla ödeme alanında ilk uygulamasını yaptı. HSBC, UBS, BNP Paribas yine dijital varlıklarla ödemeler alanında boy gösteren diğer örnekler oldu. Projelerin çoğunun da kurumsal ve B2B olduğu dikkat çekiyor. Yine para birimi USD, EUR ve GBP ilk tercih edilenlerden oluyor. Her ne kadar kısıtlı bir çerçevede denemeler yapılsa da ülkeler bu konuda hızla ilerlemeye devam ediyor.
Dünyada Regülasyonlar ve Yaklaşımlar
Dünya açısından değerlendirdiğimizde Çin devlet odaklı CDBC’lere yoğunlaşmış ve halka satışları kısıtlı bırakmış iken ABD, AB ve Asya kontrollü teşvik politikasını ele alıyor. ABD’de 17 Haziran 2025’de GENIUS ACT ve senato’da onaylandı, Temmuzda temsilciler meclisine gönderildi. GENIUS ve STABLE Yasaları, istikrarlı coin’ler için rezerv standartları, denetim ve şeffaflık getiriyor. Uzmanlar, yasaların ticareti kolaylaştıracağını ama tüketici koruması ve ekonomi egemenliği açısından dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. UK’de FCA ve BoE, aşamalı regülasyon modeli benimsiyor: önce fiat‑sabitleme, sonra algoritmik coin’ler. Kasım 2023’te düzenleme önerisi yayımlandı, 2025 başında pilotlar bekleniyor. Hong Kong’da Aralık 2024’de Stablecoin Bill tasarısı getirildi, Mayıs 2025’te onaylandı. Japonya’da Haziran 2023’te ödeme hizmetlerine uygun stablecoin piyasaya sürüldü. Mart 2025’te USDC yetkilendirilmiş olarak çıktı. Çin’de 2021’den beri yasak olan kripto işlemler ve stablecoin’lerden sonra yeni bir atılım yapıldı: Çin 2025’te Shanghai düzenleyicilerinin yuan sabitli stablecoin projelerini gözden geçiriyor, Hong Kong’ta lisans başvuruları yapılıyor. Hindistan’da Çin ile paralel özel stablecoin’ler yasak, RBI dijital rupi teşvik ediliyor. Regülasyonlarda ana trend ise tam rezerv zorunluluğu, likidite standartları, geri ödeme hakları, AML/KYC zorunlulukları, merkezi kripto varlık lisansı gibi ana kriterlere sahip olmak şeklinde beliriyor.
Dikkat Edilmesi Gereken Konular
Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Ekonomi Danışmanı Hyun Song Shin ise itibari para ile çalışan merkez bankasının ödeme yapısına stable coin’lerin ters düştüğünü iletiyor. Pazarın %99’u USDC yani dolara endeksli stablecoin ile domine ediliyor. 260 milyar dolar değerinde hacmin piyasada olduğu söyleniyor. Stablecoin’leri, Amerika Birleşik Devletleri’nde 19. yüzyıl Serbest Bankacılık döneminde dolaşımda olan özel banknotlara benzetiyor. Bu, genellikle ihraççıya bağlı olarak değişen döviz kurlarında işlem görebilecekleri ve merkez bankası tarafından ihraç edilen paranın sorgusuz sualsiz ilkesini baltalayacakları anlamına geliyor. Shin, “Teklik ya vardır ya da yoktur,” diyor ve aynı zamanda, TerraUSD (UST) ve kripto para birimi LUNA’nın 2022’de yaptığı gibi, stabil kripto paraları destekleyen varlıkların çökmesi durumunda “acil satış” riski konusunda uyarıyor. Ayrıca, stabil kripto paraları kimin kontrol ettiği konusunda da endişeler var. Tether şu anda toplam stabil kripto para piyasasının yarısından fazlasına sahip, ancak stabil kripto para operatörlerinin blok tarafından lisanslanmasını gerektiren yeni kuralların getirilmesinin ardından AB’den ayrıldı. Shin’i uyarıları oldukça haklı iken büyük bankaların aksiyonlarının aslında merkeziyetsiz finans üzerinde merkezi yapı baskısı geleceği de hissediliyor. Tokenleştirme, belirli zaman alıcı çeklere olan ihtiyacı azaltarak ve yeni işlevler sunarak ödemeleri ve menkul kıymet alım satımlarını neredeyse anında ve daha ucuza halleden dijitalleştirilmiş bir merkez bankası sistemi oluşturmayı amaçlıyor. Ayrıca sistemi daha şeffaf, dayanıklı ve birlikte çalışabilir hale getirebilir ve sistemi kripto para birimlerinin bazı öngörülemeyen unsurlarından koruyabilir. Platformu yönetenin her bir ülkenin para birimlerini nasıl ve kimin kullandığı konusunda önemli bir kontrole sahip olmak istemesi gibi üstesinden gelinmesi gereken bir dizi önemli sorun olacaktır. BIS’in görevden ayrılan başkanı Agustin Carstens, “Sistemin tüm potansiyelini ortaya çıkarmak cesur eylemler gerektiriyor” dedi.
Peki Türkiye’de durum nedir?
Türkiye’de Mart 2025 yılında Sermaye Piyasası Kurumu tarafından Kripto Varlık Sağlayıcıları’nın Kuruluşu, Faaliyet Esasları, Bilgi Sistemleri Yönetimi hakkında tebliğler yayınlanmıştı. Ancak ödemeler alanında lisanslardan ve regülasyondan sorumlu Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından kripto varlıklara uyumla ilgili henüz bir tebliğ yayınlanmadı.
Nasıl İlerlemeliyiz?
Kısıtlı finansal kurum ve merkezi otorite ile üretilen projelerde sürecin ağır ilerlemesi nedeniyle inovasyonun hızlanması için regülasyonların daha hızlı davranıp kontrollü bir şekilde stablecoin’lere piyasada izin vermesinin faydalı olacağı kanaatindeyim.
Bu kanaatimin arkasında ise tarihsel bir geçmiş yatıyor. 8.yy’dan 13.yy’a kadar İslam’ın Altın Çağı denen dönemde İbni Sina, El Harezmi, El Buruni gibi bilim adamları yetiştirirken bayrağı bu bilim adamlarının çalışmalarından feyz alan batıya kaptırdık. George Saliba, Dimitri Gutas kitaplarında batının bu bilimden feyz alıp rönesansı nasıl teşvik ettiğinden bahseder. Batının öne geçişi şüphesiz sistematik bir inovasyon kültüründen geçiyor. Hata yapma ve deneme özgürlüğü ve patent ve fikriyet mülkü hakları kültürü, Silikon Vadisi örneğinde olduğu gibi, yeni fikirlerin ticarileşmesi için güçlü bir finansal altyapı batıda bilimin ilerlemesinin temel nedenleri olarak gözüküyor. Batı’nın avantajı yalnızca teknolojik altyapı değil, aynı zamanda bilgi üretimini sürdüren ve besleyen bir kültürel ve ekonomik sistem kurmuş olması. Sadece teknoloji geliştirmek değil, bu teknolojileri küresel ölçekte yaymak ve ticarileştirmek de sistemin bir parçasıdır. O halde bir zamanlar İslam’ın altın çağında olduğu gibi bilimsel teşvikin, inovasyonun artırılması bunun için finansal altyapı sağlanması kritik gözüküyor. Devlet destekli çalışmalara hız kazandırmak için özel sektörden gelecek inovasyonun teşvik edilmesinin ve bunun için regülasyonların hızlıca ve titizce hazırlanmasının faydalı olacağı görüşündeyim.
