APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli ile Fintechtime Ekim sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Türkiye’de fintek yatırımları ölçeklenme, regülasyon ve kurumsal entegrasyon ekseninde yeni bir eşiğe yaklaşıyor. Bu tabloda erken aşamadan büyümeye uzanan fon yapısı, bankacılık ekosistemine kurulan köprüler ve ürün–pazar uyumunu hızlandıran platformlar belirleyici hâle geliyor. APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, Fintech GSYF’nin odağını, çoklu fon stratejisini ve 2026 yol haritasını anlatırken; APY Tekmer’in yatırım hazırlık programı, global satış odağı ve kapalı devre danışman platformu gibi somut olanaklarla girişimciye sahaya yakın, uçtan uca bir destek sunduğunu vurguluyor.
Mustafa Bey ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide bankayla eşgüdümden doğan ilk müşteri etkisini, pilot aşamadan canlıya geçişin uyum–güvenlik çerçevesini, takip yatırımlarındaki disiplin ile çıkış perspektifini tüm boyutlarıyla ele aldık.”
APY Tekmer’de girişimlere hangi olanakları sunuyorsunuz? APY Tekmer’e giren bir fintek ekibi ilk günden ne kazanır? Somut destekleriniz neler; seçme–yerleştirme süreci nasıl işliyor?
Burasının çıkış hikâyesi, kendi ekosistemimizi kurma isteğimizden doğuyor. İlk günden itibaren stratejik kararlarımızı “portföydeki şirket” kalıbından sıyrılacak biçimde tasarladık. “APY Ventures” adı da bu yaklaşımı yansıtıyor. Geleneksel ve hantal yapılara benzememek konusunda hemfikiriz; girişimciyi sürekli bankaya çağırmak yerine onunla buluşacağımız ayrı bir alan yaratmak istedik. Zaten Albaraka Türk’ün Garaj ile başlayan ve tüm ekosisteme yayılan bir hızlandırma hikâyesi var.
Bankanın bir katındaki Albaraka Garaj, kendi operasyonları için ayrılmış bir alan. Biz ise 2020’den beri “biraz daha büyük oynayalım” diyorduk. Portföy şirketi sayımız 50–60’ları aşınca ve ekibimiz büyüyünce adımı attık; Tekmer’in eklenmesiyle bugün 17 kişilik bir ekibe ulaştık. “Yatırımcı olarak yapamadığımız ne var?” sorusundan hareketle, regülasyon sınırları dışında da değer üreteceğimiz, kendi yerimizi ve ekosistemimizi kuracağımız bir yapı tasarladık. Türkiye’de girişimcinin eksikleri açık: yatırım bulma, global satış, mühendislik dışı alanlarda yetenek istihdamı… Finansman kısıtları nedeniyle bu ihtiyaçlar tam zamanlı çözümlenemiyor.
APY Tekmer’i ayrıştıran seçme–yerleştirme yaklaşımınız ve program mimariniz nasıl çalışıyor?
Seçme–yerleştirme tarafında kiracılar için KOSGEB TEKMER kriterleri geçerli; sektörden çok, şartlara uyuma bakıyoruz. Bunun yanında kiracıların ötesinde, daha geniş bir topluluk inşa ediyoruz. İlk programımız “Yatırım Hazırlık Programı” oldu. Basehub ve Tekmer ekibiyle 8 haftalık bir içerik tasarladık. Bilinçli olarak akademik “eğitimci” formatından kaçındık; girişimcinin yatırım sürecinde karşılaşacağı DD uzmanları, denetçiler, değerleme uzmanları ve hukukçular gibi pratik oyuncuları partner olarak davet ettik. Az sayıda girişimi kabul ettik ki çıktı gerçekten yatırım hazır olsun.
Program sonrasında 25’in üzerinde yatırımcı partnerle özel bir Demo Day yaptık; sunum yapan 5 şirketin süreçlerini ekip arkadaşlarımız aktif izliyor. Belgelerin hazırlanmasından yatırımcı görüşmelerine, tanıştırmalardan iş birliği geliştirmeye kadar uçtan uca destek veriyoruz. APY olarak program başında 1 milyon dolarlık yatırım taahhüdü açıkladık; ekip tüm şirketlere aynı objektiflikle yaklaşarak yatırım süreçlerini ilerletiyor. İlk yıl “deneyelim–görelim” dedik; güçlü geri bildirim aldık, seneye kapasiteyi büyütmeyi planlıyoruz.
İkinci programımız “global satış”. Kriterlerimiz arasında hedef pazardaki kurumlarla çalışmış olmak, partnerlik veya geçmiş satış referansları gibi göstergeler var. Girişimci İngiltere’ye gittiğinde “Ürünü nasıl satarım?” sorusunun cevabını almalı; hatta “Bu ürün İngiltere’de pazar bulmaz” gibi net bir geri bildirim bile bizim için başarı sayılır çünkü yanlış pazarda zaman kaybını önler. Ayrıca 2026’da devreye almayı planladığımız kapalı devre bir danışman platformu üzerinde çalışıyoruz. Yalnızca APY referansıyla doğrulanmış uzmanların yer aldığı bu platformda, girişimci ihtiyacı olan yetkinliğe hızlı erişecek; iki taraf için de değer yaratan bir yapı kurguluyoruz.
2025 hedeflerinizde “8 fonla 20+ yatırım” ve toplam 2,3 milyar TL fon büyüklüğü öne çıkıyordu. Nereye geldiniz? Küçük çekirdek turları mı, ölçek turları mı daha baskın?

Hedefimiz 20 tekil şirkette toplam 37 turdu. Bugün itibarıyla imzalanmış ya da imza aşamasında 14 yatırıma ulaştık. “Evet” dediğimiz fakat bazı koşulların tamamlanmasını beklediğimiz birkaç dosya daha var; yılı 20 yatırımla tamamlamayı öngörüyoruz. Bilet büyüklüklerimiz 200 bin dolardan başlıyor, 1 milyon dolara kadar çıkabiliyor; fon sayımız arttıkça 2,5 milyon dolara kadar esneme alanı oluşuyor. 200 bin doların altındaki teklifleri artık pek önermiyoruz; 100 bin dolarlık çeklerin girişimci nezdinde etkisi zayıf kalıyor.
Takip turu stratejiniz nasıl çalışıyor?
Ciddi bir olumsuzluk yoksa iki kez takip yatırımı yapma yaklaşımını koruyoruz. İlk yatırım sonrası tökezlese bile elinden geleni yapan, ilerleme iradesi gösteren girişimciye ikinci şansı tanımayı ekosisteme borç görüyoruz. Portföyümüzde iki turda destek verdiğimiz pek çok girişim var; 3–4 turda yer aldığımız örnekler de mevcut. “Söz verildi, olmadı” noktasında kapıyı kapatmak yerine, çabanın ve düzeltici adımların varlığını görüyorsak devam yatırımı için masada kalıyoruz.
Fintech GSYF, Albaraka Türk’ün dijital dönüşüm vizyonuna entegre çalışıyor. Pilotlardan canlıya geçişte uyum, güvenlik ve sistem entegrasyonunu nasıl yönetiyorsunuz? İlk müşteri/kanal etkisini hangi göstergelerden okuyorsunuz?
Yatırım süreçlerimizi bankadan bağımsız işletiyoruz. Fintech, Albaraka Portföy’ün ilk resmî fonuydu; başlangıçta Garaj çıkışlı başarılı girişimlere yıllık 1–2 yatırım yaparken, sonraki aşamada fonun odağını tamamen fintek yatırımlarına çevirdik. Banka içinde inovasyon ekibi kritik köprü görevinde: Çözümleri önce onlara sunuyoruz, ilgili birimlere erişimi birlikte açıyoruz. Ürünün bankada kullanımı, şubeler üzerinden pazarlama ve kampanya entegrasyonları için elimizden geleni yapıyoruz; kullanılmayan alanlarda da “satış/pazarlama” kanallarını devreye alıyoruz.
Ekosistemde “çok erken aşamada takılı kalma” sorunu sık konuşuluyor. Değerleme disiplini, gelir kalitesi ve birim ekonomi eşiğiniz nedir? Eşiğin altında kalanlara nasıl destek veriyorsunuz?
Dört kişilik portföy yönetim ekibi, yatırım sonrası dönemi uçtan uca yönetiyor: Takip–raporlama disiplini kazandırma, iş geliştirme desteği, doğru kişilerle tanıştırma, ekip kurma rehberliği… Düzenli raporlama alışkanlığı bir girişimi gerçek anlamda ileri taşıyor; bu disiplini oturtanlar sonraki turlarda çok daha rahat ilerliyor.
Aşama olarak kuluçka sonrası–Seri A bandının tamamındayız. İlk yıllarda biletler küçüktü ve itibar inşası sürüyordu; o dönemde daha çok pre-seed yaptık. Bugün, erken aşamada teşvikler–melek ağları–kitle fonlama gibi mekanizmalar oluştuğu için boşluğu dolduran yerde konumlanıyoruz ve 75 portföy sonrası doğal olarak daha seçiciyiz. Fikir aşamasına fon stratejimiz izin vermiyor; fakat güçlü ekip–ürün uyumu varsa ve satışa hazır olgunluğa gelindiyse, ilk satış koşulunu bazı dosyalarda aramayabiliyoruz. Yine de öncelikli göstergemiz en az bir satışla ürün–pazar doğrulaması.
Çıkışa hazırlığı nasıl kategorize ediyorsunuz?
Çıkışa hazırlıkta iki kulvar var: Zayıf gidişatı nedeniyle elden çıkarılması gerekenler ve çok iyi giden, en yüksek değeri hedeflediğimiz dosyalar. İlkinde girişimciyi rahatlatacak çözümler öne çıkarken, ikincisinde değer maksimize eden senaryolar ve diğer yatırımcıların beklentileri belirleyici oluyor. Tek yatırımcı ile kolektif yatırımcı yapıları arasında strateji farklılaşıyor; her dosyada girişimciyle birlikte vaka bazlı çalışıyoruz.
Finteklerde regülasyon kaynaklı riskleri nasıl fiyatlıyorsunuz? “Pencere riski”ne karşı portföy çeşitlendirme yaklaşımınız nedir?

Önce bakış açımızı söyleyeyim: Bu kadar regüle bir sektörde gerçekten yatırım yapabileceğimiz girişim sayısı azalıyor.
Aşırı regülasyon ve yüksek sermaye gereksinimi, yatırım yapılabilir girişim havuzunu daraltıyor; Türkiye’deki güçlü yetenek tabanının girişime dönüşmesini zorlaştıran bir gerçeklik. Lisans süreçleri iki yıla yayılan örnekler var; girişimci bir yandan işini büyütürken bir yandan bu yükle uğraşıyor. Bu durum ölçeklenmeyi sınırlıyor. Yatırımcı ve girişim açısından daha modern bir çerçeve, ölçeklenmeye pozitif yansır; öte yandan regülasyon, yatırımcıya güvenli liman da sunuyor. Bu dengeyi gözeterek fiyatlama ve çeşitlendirme yapıyoruz.
Regülasyon hassasiyeti yatırım iştahını azaltıyor mu?
Girişimin faaliyet alanında regülasyon varsa ve uyum tam değilse, gri alanlar barındırıyorsa ya da ileriye dönük risk sinyali veriyorsa mesafe koyuyoruz. Albaraka bir finans kurumu; Albaraka Portföy SPK gözetiminde, banka ise halka açık ve sıkı düzenlemelere tabi. Bu nedenle regülasyon kaynaklı riskleri yatırım kararlarında son derece temkinli ele alıyoruz.
Çoklu fon yapınız aynı şirkete birden fazla fondan yatırım imkânı veriyor. Çıkar çatışması, fiyatlama tarafsızlığı ve yönetim kurulu temsili nasıl yönetiliyor? “Çoklu-fon sinerjisi” performansa nasıl bağlanıyor?
Şöyle: Bu konu fon partnerlerimizin de sık sorduğu başlıklardan. Girişimci bizi APY Ventures olarak tanır; ilk temas da yatırım sonrası takip de tek ekip üzerinden yürür. Yatırım kararı netleştiğinde dosyanın hangi fona uygun olduğuna, fonların stratejisine, girişimin durduğu aşamaya, hangi ağın daha fazla fayda sağlayacağına ve karar hızına bakarak; ilgili fon ekipleri ve girişimciyle birlikte yönlendirme yaparız. Girişimci bu mimariyi bildiği için “Neden benim yerime o fonu seçtiniz?” türü bir çatışma oluşmasın diye süreci baştan şeffaf kurgularız.
Bir girişim üç fona da uygunsa hem ilgili fonlarla hem girişim ekibiyle istişare ederek ilerleriz; gereğinde dosyayı üç komiteye de çıkarır, bazen de yalnızca birine götürürüz. Herkesin birbirinden haberdar olduğu açık bir hat kurduğumuz için “keşke bize gelseydi” duygusu doğmaz. Ayrıca fonlarımız arasında aşama geçişi de yapıyoruz: Erken aşamada bir fondan girip, şirket olgunlaştığında daha yüksek bir değerlemeyle diğer (daha geç aşama) fonumuza taşıyabiliyoruz. Bu geçişi tarih ve değerleme adımlarıyla açıkça anlatırız; “Şu tarihte böyle girdik, bugün geldiğimiz seviye bu, yeni yatırım bu değerle olur.” Karar ise ilgili komitelerin takdiridir.
Bizde “komiteye şu kadar şirket götüreceğiz” gibi bir sayı hedefi yok; nitelik esasıyla ilerleriz. Uygun görmediğimiz dosyayı komiteye taşımak makbul sayılmıyor; bazen 3–4 ay komite yapmadığımız olur, çünkü aradığımız profildeki şirketi beklemeyi tercih ederiz. Bu yaklaşım, çıkar çatışmasını en baştan engelleyip çoklu fon yapısının sağladığı ağı ve uzmanlığı girişimin lehine konumlandırmamızı sağlıyor.
2026 için büyüme planınız nedir? Yatırım adedi ve bilet aralığı, odak dikeyler, eş-yatırım ve çıkış beklentileriniz nasıl?
Çıkış tarafıyla başlayayım: Masada 1–2 çıkış opsiyonu var; 2026’da gerçekleşme ihtimali yüksek görünüyor, elbette koşullar belirleyici olacak. Fon sayısını artırma konusunda temkinliyiz; 8 fon ciddi bir ölçek ve bir kısmına hizmet de veriyoruz. Nitelikli hizmeti korumak istediğimiz için sayıyı büyütmek her zaman doğru olmayabilir. APMH tarafında single-asset büyüme iştahı sürüyor; Büyütech GSYF’yi kurduk, Medila GSYF de aktif. Gerek görürsek birkaç tek şirkete odaklı fon daha ekleyebiliriz. Start-up yatırımları tarafında ise 8 fonla devam etmeyi planlıyoruz; bugün itibarıyla yeni fon açma kararı yok, ancak bizimle çalışmak isteyen kurumların ilgisi yüksek.
Yıllık yatırım hacmi tarafında her fonumuz organik büyüyor. 2025 için asgari 15 milyon dolar hedeflemiştik; 2026’da bunun üzerine çıkmayı bekliyoruz. Yıla başlarken en az 20 milyon dolar bandını telaffuz edebileceğiz gibi görünüyor; kabaca yıllık 15 milyon dolar aralığında ilerleyen bir hat var. Bazı fonlarımız yatırım döneminin sonuna yaklaştığı için odağını exit’lere çeviriyor; o eşikte yeni fonlar ekleyerek döngüyü tazeliyoruz. Kısacası, fon sayısı sabit kalsa bile ekosisteme aktardığımız tutar artacak.
Fon sayısı artsın artmasın, yatırılacak toplam tutar artacak; döngüsünü tamamlayan fonlarımız exits odaklı konuma geçtikçe, yeni fonlarla sayıyı periyodik olarak tazeliyoruz. Şu anda fon sayısı büyümese de yatıracağımız miktar büyüyecek.
Fintech’te trendler ve yönelimler nereye evriliyor? Yatırımcılar kimlere odaklanıyor; siz özellikle hangi alanları izliyorsunuz?
En yüksek ilgi, kurumsala satış yapan finteklerde. Bireysele inen modeller, yatırım danışmanlığı–para transferi gibi yoğun düzenleme gerektiren süreçlere ve yüksek edinim maliyetlerine takılıyor. Bu nedenle bankacılık, finansman, ödeme, dış ticaret, uluslararası/kişiden kişiye transfer gibi altyapı sağlayıcı çözümlere odaklanıyoruz; mevcut kurumların fintek altyapısını dönüştüren ve yer yer yıkıcı inovasyon barındıran işler, regülasyon etkisinden görece uzak ve ölçeklenebilir görünüyor.
Ekip kalitesi belirleyici. Üniversiteden yeni çıkan bir ekibin fintek bariyerlerini aşması zor; konu deneyim, saha bilgisi ve regülasyon okuryazarlığı gerektiriyor. Türkiye’nin bankacılık teknolojilerinde güçlü bir mühendislik tabanı var; bu yeteneklerin daha çok start-up kurması, kurumsal iç girişimcilik modellerinin çoğalması önemli. Oyun sektörünün “ürün öncesi global yatırım alabilme” kasına benzer bir potansiyel fintek için de var; bu potansiyeli girişime dönüştürecek doğru çerçeveyi birlikte oluşturmamız gerekiyor.
