Netmera Genel Müdürü Hasan Emre Özgür, Fintechtime Ekim sayısı için yazdı “Bir bankacının Fin ve Tek serüveni”.

“Malum, bir zamanlar bütün zekâlar DOĞALDI! Ve sektördeki tüm o doğal zekâlar, tatlı bir rekabet içinde her gün kim daha yenilikçi bir ürün veya hizmet çıkaracak diye yarışıyordu. Benim yolculuğum ise tam 22 yıldır; banka, fin ve tek ekseninde sürüyor. İlişki kurmanın, doğal ve samimi olmanın, dürüst ve vefalı olmanın kazandıracağı şeylerin yerini hiçbir yapay zekâ, hiçbir teknoloji, hiçbir strateji dolduramıyor.”

 

Bir bankacının Fin ve Tek serüveni

“Deneyim, her şeyin öğretmenidir.”

Julius Caesar

 

22 yıl. Dile kolay. Askerliğimi yaptıktan hemen sonra tanıştım bankacılık sektörü ile. Bir basketbol aşığı ve Petar Naumoski hayranı olarak şimdiki adı ile Anadolu Efes olan takımın sahibi içecek firmasında insan kaynakları uzman yardımcısı olarak kabul edilmiş ve dünyalar benim olmuş, mavi beyazlı Efes formaları, Murat Murathanoğlu ve rahmetli İsmet Badem’in maç anlatımları rüyama girerken, aynı dönemde başvurduğum Yapı Kredi Bankası’nın MT sınavını kazandığım haberi sonrası bir mülakat akabinde aniden gelen bir iş teklifini “önümüzdeki 20 yıla ödeme işleri damga vuracak bu fırsatı kaçırma” diyerek beni yönlendiren Efes İnsan Kaynakları Direktörünün bilgeliği ve izni ile kabul ettim ve kartlı sistemler biriminde stajyer ürün yöneticisi olarak uzun bir yolculuğun ilk adımını attım.

Bankanın göz bebeği olan bir ekipte, sayısız yenilikçi ürünün gelişmesine şahit olmakla kalmadım, özellikle teknoloji odaklı projelerde iş birimini temsil ederek teknoloji ekipleri ile iletişim köprüsü oldum, karar mekanizmalarında ve ürün tasarımlarında birebir katkıda bulundum. Her e-ticaret harcamamda 22 yıl önce elimle yazdığım 3D Secure onay ekranındaki detayların hala aynı kaldığını görmek, sanal kart limitimi hala kendi talep ettiğim seçeneklerle belirlemek, unuttuğum kart şifremi SMS ile alabilmek, kart çipimin içinde hala haftalarca toplantılar yaparak, kocaman komitelerde belirlediğimiz temaslı ve temassız limit ve işlem adedi kurallarının olduğunu bilmek beni gülümsetiyor. Akbank’ta çalıştığım dönemde çıkarttığımız Wings kartın reklamlarında, kartın üzerinde ismim bile yazıyordu inanamazsınız. Sinemaya giden tüm aile esvabım film başlamadan önce gördükleri reklamlar sonrası ünlü olduğumu sanıp telefon ediyordu.

Malum, o zamanlar bütün zekalar DOĞALDI! Ve sektördeki bütün o doğal zekalar tatlı bir rekabet içinde her gün kim daha yenilikçi bir ürün veya hizmet çıkaracak yarışı içindeydi. O kaliteli ve yetenekli insanların emekleri ile Türk Ödeme Sistemleri dünyanın sayılı ve öncü pazarları arasına girdi. Yurt dışı ödeme şemalarının tamamı ülkemize büyük yatırımlar yaptı. Sektörün temsilcileri global ödüller kazandı.

2018 yılında ben Banka ödeme sistemlerine veda edene kadar görev aldığım farklı renk ve kimliklerdeki değerli kurumları temsilen Bankalar Birliği (TBB), Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) gibi platformlardaki komitelerde, çalışma gruplarında birlikte görev aldığım onlarca belki de yüzü aşkın meslektaşım, dostum, arkadaşım bugün Fintech ekosistemine üst düzey görevlerde yön veriyor. Hatta birçoğu sektörün en önemli Fintech girişimlerinde kurucu olarak yer alıyor. Akıl hocalarımız Soner Canko gibi, Nazan Somer gibi, Mehmet Sezgin gibi, Yalçın Sezen gibi, Hakan Binbaşgil gibi, Mine Könüman gibi ve ismini yazamadığım nice değerli insanlar da bizleri hala Olimpos’dan izliyor ve gerektiğinde bilgeliklerini paylaşmaya devam ediyorlar.

Evet onlar bizleriz. Zip Zap makineleri ile emboss (kabartmalı) kartların sliplere basıldığı ıslak imzalı CVM’li günlerden, NFC ile telefonumuzdan temassız ödemeler, dijital cüzdanlar, Super App’ler, sesli komutlarla kontrol edilen yapay zeka botlarıyla para transferi dönemine geldik. Banka ile bir perakendecinin üzerine “hot stamp” logo konulmuş co-branded kartlarla iş ortaklığı yaptığı günlerden, açık bankacılığa, servis bankacılığına ulaştık. Ön ödemeli kart girişimlerine bankaların BIN sponsorluğu yaptığı günlerden, e-para ve ödeme kuruluşlarının kart ve pos pazarında kendi başına lisans ve söz sahibi olduğu zamanlara vardık.

Anlattıklarımı ah çekerek, gülümseyerek, gururlanarak belki de yılların bizlere kattıklarına minnetle birkaç damla gözyaşı bile dökerek okuyan değerli meslektaşlarımı, arkadaşlarımı görür gibiyim. Gençliğinde 90’lık kasetleri kurşun kalem ile geri sarmış, paralelde ödeme sistemlerindeki bu dönüşüme şahit olmuş ve hatta dönüşümün çarklarını çeviren yükleri bizzat omuzlamış neslin Türkiye Fintech Ekosisteminde çok önemli bir rolü olduğunu söylemek gerek. Genç neslin dijitale ve yapay zekaya doğmuş olmaları bir avantaj olsa da bizim zamanında akıl hocalarımızdan beslendiğimiz gibi deneyime ve emeğe saygı duymalarını, mümkün olduğunca da bizlerden faydalanmalarını öneririm.

Banka, fin ve tek… Benim seyahatim devam ediyor. Bu yolculukta şu ana dek öğrendiğim en önemli ders, başarı ve gelişim için sıkı sıkıya sarılmamız gereken şeyin insan olduğu. İlişki kurmanın, doğal ve samimi olmanın, dürüst ve vefalı olmanın kazandıracağı şeylerin yerini hiçbir yapay zeka, hiçbir teknoloji, hiçbir strateji dolduramaz.  O nedenle, şirketlerinize ekip arkadaşları seçerken finansa ve teknolojiye ne kadar hâkim olduğuna bakmadan evvel ne kadar insan odaklı olduğuna dikkat etmenizi şiddetle tavsiye ederim.