AlbarakaTech Pazarlama ve İş Geliştirme Müdürü Nuh Coşkun Yağmur, Fintechtime Aralık sayısı için yazdı “2026’da Sektörü Neler Bekliyor?”.

“Finansal teknolojiler 2026’ya hızdan çok değer üretimine odaklanan bir dönemle giriyor. Dijital bankacılıktan yapay zekâya, açık finans ve dijital kimlik çözümlerine kadar her alanda dönüşüm yaşanıyor. Kullanıcı güvenliği ve kişiselleştirilmiş deneyimin kesiştiği bu yeni çağda veri bir sorumluluk haline geliyor. Fintech ekosisteminin geleceğini etik yapay zekâ, şeffaf veri yönetimi ve insan odaklı teknolojiler belirleyecek.”

 

2026’da Sektörü Neler Bekliyor?

2025’i geride bırakmaya hazırlanırken, finansal teknolojiler dünyası geçmiş yıllarda olduğu gibi yine büyük bir dönüşümün eşiğinde. Pandemiyle ivme kazanan dijitalleşme süreci artık kalıcı bir yaşam biçimi haline geldi. Ancak bu dönüşüm yalnızca dijital araçların ve platformların çoğalması anlamına gelmiyor. Artık teknolojinin merkezinde hız ve verimlilik kadar etik değerler, sürdürülebilirlik, veri gizliliği gibi kavramlar da yer alıyor.

2026 yılında, açık bankacılıktan dijital kimliğe, yapay zekadan(tabii ki) HR Tech ürünlerine, MFA çözümlerinden dijital bankacılığın yeni nesil uygulamalarına kadar pek çok alanda derin dönüşümler görebiliriz. Bankalar(dijital dahil), fintech’ler ve teknoloji şirketleri arasındaki sınırlar giderek sıfırlanırken, finans yönetimi artık yalnızca bir hizmet değil bir deneyim haline geliyor.

Kullanıcı güvenliğiyle kişiselleştirilmiş deneyimin kesiştiği yeni bir çağ başlıyor. Bu çağda veri, sadece bir input değil, bir sorumluluk haline de gelecek. Yapay zeka destekli sistemler karar mekanizmalarına yön verecek. Dijital kimlik çözümleri finansal erişimi demokratikleştirecek ve güvenliği artıracak. HR Tech uygulamaları ise finans sektöründeki iş yapış kültürünü kökten dönüştürecek. Kısacası, 2026 finans dünyası için hem yeni teknolojilerin hem de yeni değerlerin yılı olacak diye düşünüyorum.

 

Dijital Bankacılık

Türkiye’de dijital bankalar artık konsept olmaktan çıktı, ekosistem çarkının bir dişlisi haline geldi. 2024 sonunda yürürlüğe giren “Dijital Bankalar Yönetmeliği” ile birlikte, yalnızca dijital kanallar üzerinden hizmet veren bankalar sahneye çıktı ve sayıları bir anda artış gösterdi. Bu bankalar, düşük operasyon maliyetleri, çevik yapıları ve müşteri odaklı servis tasarımlarıyla rekabette hızla pay almaya başladı.

2026 yılında dijital bankacılığın gündemi biraz değişebilir ve güven veren kişiselleştirilmiş dijital banka olarak öne çıkabilirler. Kullanıcılar, mobil deneyimin yanı sıra, güçlü siber güvenlik altyapısı ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışını da talep edecekler. Bu bağlamda, MFA (Multi-Factor Authentication) çözümleri artık dijital bankaların temel yapı taşı olacak. Artık basit şifrelerin yerini biyometrik doğrulama, yüz tanıma, davranış analizi ve cihaz güvenliği gibi çok katmanlı doğrulama sistemleri alıyor. Çünkü biz kullanıcılar, artık kimliğini ispatlamak yerine doğal şekilde tanınmak istiyor.

 

Dijital Kimlik ve Güvenlik

Dijital kimlik, finansal sistemin bel kemiğine dönüşmüş durumda. 2026’da bankaların ve fintech’lerin, dijital kimlik cüzdanı üzerine daha fazla yatırım yapacağı düşünülüyor. Dijital kimlik çözümleri, yalnızca kimliği doğrulamakla kalmayıp kullanıcı verisinin sahipliğini de kişiye verecek. Diğer bir ifadeyle kişi, hangi verisinin kimle, ne kadar süreyle paylaşılacağına kendisi karar verebilecek.

Öte yandan kimlik doğrulama, imzalama, imzaların uyumu ve işlem onayı süreçleri yapay zeka destekli, sahteciliğe karşı dayanıklı, tam entegrasyonlu sistemler üzerinden halihazırda yürütülüyor ve 2026’da bu sayı daha da artacak. Sadece bankalar ve fintech’ler değil, imza yönetimi yapan noter benzeri her kurum için de böylesine çözümler hızlandırıcı etken sağlayacak.

Yapay Zeka: Stratejilerin Görünmeyen Lideri

2026’da finansal ekosistemin görünmeyen katalizörü yine doğal olarak yapay zeka olacak. Ancak artık konu yalnızca chatbot’lar ya da basit otomasyonlar değil, karar alma mekanizmalarının tam merkezine yapay zekanın yerleşmesi. Kredi skorlamadan dolandırıcılık tespitine, yatırım stratejilerinden kişisel finans yönetimine, insan kaynaklarından müşteri sadakatine kadar her alanda etkisini artırmaya devam edeceği tüm otoriterler tarafından değerlendirilmekte.

Ayrıca, yapay zeka artık sadece analiz eden değil, öğrenen ve öneren de bir yapıya kavuşuyor.
Bireysel müşteriler için harcama alışkanlıklarını analiz edip, tasarruf önerileri sunan sistemler, kurumsal müşteriler için nakit akışı tahminleri yapan modeller daha da yaygınlaşacak.

Yeni yılda yapay zekayı farklı kavramlarla da göreceğiz. Responsible AI (Sorumlu Yapay Zeka) denilen ve yapay zekanın etik, adil, güvenilir, şeffaf ve saygılı şekilde geliştirilmesi ve kullanılması anlayışını ifade eden kavram, şu anda bile tüm dünyada önemli bir gündem. Finans dünyasında bu kavram nasıl kullanılabilir? Bankalar artık yalnızca karar üreten algoritmalar değil, bu kararları açıklayabilen sistemler kurmak zorunda kalacak. Örneğin, bir müşterinin kredi başvurusu reddedildiğinde neden reddedildiğini anlayabiliyor olması, finans ve yapay zekanın etik standartlarının gereği olacak.

 

HR Tech: İnsan Kaynaklarında Dijitalleşme

Finansal teknolojilerdeki rekabet, artık yalnızca ürünlerde değil, insan sermayesinde ve yönetiminde de yaşanıyor. Yetenekleri çekmek, geliştirmek ve en önemlisi elde tutmak, kurumların sürdürülebilir başarısının anahtarı haline geldi. Bu bağlamda, 2026’da HR Tech çözümlerinin finans dünyasında da hızla yayılacağını düşünüyorum. Yapay zeka destekli işe alım süreçleri, çalışan deneyimi analiz platformları, eğitim ekosistemleri ve ödüllendirme mekanizması finans ekosisteminin insan tarafını yeniden şekillendiriyor.

HR Tech alanında en önemli trendlerden biri, çalışan sadakat odaklı ödüllendirme sistemi olacaktır. Kurumların çalışan deneyimini güçlendirmek, bağlılık düzeyini artırmak ve şirket kültürünü dijitalleşen dünyaya uyarlamak için geliştirilmiş çalışan sadakat, motivasyon ve ödüllendirme platformlarına ihtiyaç artacaktır. Çünkü uzaktan çalışma modellerinin kalıcı hale gelmesiyle birlikte, bu tarz dijital bağlılık çözümleri büyük önem kazanıyor.

Açık Bankacılık: Veriyle Güçlenen Yeni Dönem

Türkiye’de son yıllarda açık bankacılık ciddi bir ivme kazandı. 2026 ise bu yapının açık finans düzeyine evrileceği bir yıl olabilir. Açık bankacılık, artık yalnızca “veri paylaşımı” değil, değer paylaşımı anlamına da geliyor. Bankalar, fintech’ler, sigorta şirketleri, yatırım platformları ve e-ticaret siteleri arasında veri alışverişi, bu yeni hizmet modellerini mümkün kılıyor. Örneğin bir kullanıcı, tek bir süper uygulama üzerinden yatırım, kredi, sigorta, tasarruf ve ödeme işlemlerini yönetebilir hale geliyorsa bu değer sayesinde.

Bu model, Banking-as-a-Service (BaaS) altyapılarının yükselişiyle birleşerek, finansal hizmetleri platform ekonomisinin doğal parçası haline getirecek. Regülasyonların da verdiği güvenle verinin rızaya dayalı paylaşımı, fintech’lerin inovasyon gücünü artırırken, kullanıcıya ait verinin kimde, ne amaçla ve ne kadar süreyle kullanılacağı konusunda tam şeffaflık getiriyor. Bu nedenle 2026’da artık verinin sahipliği kullanıcıdayken, sorumluluğu kurumda olacak.

 

Yeni Gündemler: Sürdürülebilirlik ve Etki

2026’ya yaklaşırken, finansal ekosistemde başarı yalnızca karlılıkla değil, etkiyle de ölçülüyor. Artık global yatırımcılar şu soruyu sıklıkla soruyor: “Bu kurumun/girişimin dünyaya katkısı ne?” Geçen sene Lizbon’da katılmış olduğum dünyanın en büyük teknoloji etkinliği Web Summit’te sürdürülebilirlik ve toplumsal etkinin 2025’ten itibaren en önemli gündem maddesi olacağı söyleniyordu ve şu an birçok alanda da gerçekten hissediliyor.

Sürdürülebilir finans, yeşil finans, çevreci kredi ürünleri ve bunların toplumsal kapsayıcılıklarının ön planda olmaya 2026’da da devam edeceği açık. Nitekim, The Economist’ın her yıl yayınlanan kapağına yapılan atıflar da bunu doğruluyor. Bu sebeple tüm bankalar, ödeme şirketleri ve fintech’ler, artık “sadece teknoloji şirketi” değil değer üreten aktörler rolünü de üstlenebilecek.

 

Özetle, 2026’ya ilerlerken finansal teknolojiler dünyası, hızdan çok değer üretimine odaklanan yeni bir döneme giriyor. Dijital bankacılık, yapay zeka, açık finans, dijital kimlik ve HR Tech gibi alanlarda yaşanacak dönüşümler, sektörün hem teknolojik hem de toplumsal sorumluluk ekseninde yeniden şekillenmesini sağlayacak gibi. Veri sahipliğinin kullanıcıya geçtiği, yapay zekanın şeffaf ve açıklanabilir hale geldiği, güvenlik standartlarının MFA ve biyometriyle yeniden tanımlandığı bir yıl bizleri bekliyor. Bu ekosistemi çevreleyen tüm oyuncular (bankalar, fintech’ler, ödeme şirketleri ve teknoloji sağlayıcıları) artık hizmet sunmanın ötesinde, finansal yaşamın bütünlüğünü sağlama görevi üstleniyor.