Red Hat Türkiye ve CIS Bölgesi Genel Müdürü Haluk Tekin ile Fintechtime Aralık sayısı ‘Yeni Gündem, Yeni Değerler’ dosya konusu kapsamında gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.
“Red Hat Türkiye ve CIS Bölgesi Genel Müdürü Haluk Tekin, 2025’i yapay zekânın iş yapış biçimlerini kökten dönüştürdüğü bir “zeka yılı” olarak tanımlıyor. Yapay zekâ, sanallaştırma ve otomasyon artık yalnızca teknoloji ekiplerinin değil, CEO seviyesindeki liderlerin stratejik öncelikleri arasında yer alıyor. 2026’ya yaklaşırken kuantum bilişimin ticarileşmeye başladığı bir döneme giriliyor; kurumlar için asıl rekabet alanı ise veriyi, yapay zekâyı ve insan yaratıcılığını birlikte anlamlı sonuçlar üretecek şekilde konumlandırmak oluyor.”
Beş Fikirle 2026
2025, yapay zekânın stratejinin merkezine yerleştiği bir zeka yılı olarak iş dünyasında kırılma yarattı.
2026’da yapay zekâ, sanallaştırma ve otomasyon stratejik bütçelerle ele alınan ana gündem maddeleri olacak.
Kuantum bilişimin olgunlaşması, özellikle karmaşık veri analizi ve AI model eğitiminde yeni bir çağ başlatacak.
Liderlik, ekipleri daha fazla değil, daha anlamlı sonuçlara yönlendiren akıllı verimlilik anlayışıyla tanımlanacak.
Dijital egemenlik, verinin ve karar mekanizmalarının kimde olduğu sorusuyla 2026’nın en kritik tartışma konusu haline gelecek.
Haluk Tekin
“Gerçek liderlik, teknolojiyi ve insan yaratıcılığını aynı potada anlamlı sonuçlara dönüştürebilmektir.”
2025’i tek kelimeyle özetleseniz hangisini seçerdiniz? Neden?
2025’i tek kelimeyle özetlemem gerekirse, ‘Zeka’ derdim. Çünkü bu yıl, yapay zekânın iş yapış biçimlerimizi, karar alma süreçlerimizi ve verimlilik anlayışımızı kökten dönüştürdüğü bir dönüm noktası oldu. Artık kurumlar için asıl rekabet alanı, zekâyı nerede ve nasıl konumlandırabildikleriyle tanımlanıyor. 2025, yapay zekânın stratejinin merkezine yerleştiği yıl oldu.
Önümüzdeki yıl herkesin radarında hangi konu/konular olacak sizce?
Önümüzdeki yıl yapay zeka, sanallaştırma ve otomasyon konuları öne çıkacak. Yapay zeka, artık kimsenin dışında kalmak istemediği bir trend. CEO seviyesinde yakından takip ediliyor ve klasik BT harcamalarının dışında, stratejik bütçelerle ele alınıyor. Sanallaştırma ise özellikle global pazar dinamiklerindeki değişim nedeniyle yeniden gündemde. Müşterilerin temel motivasyonu artan sanallaştırma maliyetlerini düşürmek ve Red Hat bu alanda inovatif bir yaklaşım sunarak sanal makinelerin ve konteynerlerin birlikte yönetilmesine olanak sağlıyor. Otomasyon ise her zamankinden daha kritik, çünkü artan verimlilik ihtiyacı kurumları süreçlerini sadeleştirmeye ve hızlandırmaya zorluyor.
2026’da “oyun değiştirici” etki yaratmasını beklediğiniz bir trend var mı?
2026’da oyun değiştirici etki yaratmasını beklediğim trend, kuantum bilişimin olgunlaşmaya başlaması. Bugün hâlâ erken aşamalarında olsa da, IBM’in öncülük ettiği kuantum teknolojileri hızla ticarileşme yolunda ilerliyor. Bu alandaki gelişmeler, özellikle karmaşık veri analizi ve yapay zekâ modellerinin eğitimi gibi konularda, klasik hesaplamanın sınırlarını aşmamızı sağlayacak.
Red Hat olarak bu dönüşümü çok yakından takip ediyoruz. Açık kaynak yaklaşımıyla, AI ve kuantum bilişimi birbirine entegre edecek altyapıların temellerini atıyoruz.
2026’da liderlik anlayışını ya da kurum stratejilerini belirleyecek en kritik değer sizce hangisi?
2026’da liderlik anlayışını tanımlayacak en kritik değer ‘akıllı verimlilik’ olacak. Gerçek liderlik, ekiplerin potansiyelini sadece daha fazla değil, daha anlamlı sonuçlar üretmek için yönlendirebilmekte yatacak. Teknolojiyi, yapay zekâyı ve insan yaratıcılığını dengeli bir biçimde kullanarak verimliliği sürdürülebilir hale getiren liderler fark yaratacak.
Bir lider olarak hangi kaynaklardan besleniyorsunuz? Okurlarımıza ilham verecek bir okuma, izleme ya da dinleme öneriniz var mı?”Ben en çok insanlardan besleniyorum, özellikle müşterilerden ve ekip arkadaşlarımdan.
Gerçek hikâyeler, sahadaki deneyimler ve farklı bakış açıları bana her zaman yeni bir perspektif kazandırıyor. Bunun yanında liderlik ve teknoloji kesişimini takip etmek için Harvard Business Review ve MIT Sloan Management Review okumayı seviyorum. İlham aldığım bir kitap örneği vermek gerekirse Simon Sinek’in ‘The Infinite Game (Sonsuz Oyun)’ kitabını önerebilirim. Her seferinde bana liderliğin kısa vadeli kazançlardan çok uzun vadeli değer yaratma sanatı olduğunu hatırlatıyor.
Kendi alanınıza baktığınızda, 2026 için sizi en çok heyecanlandıran proje ya da atılım hangisi?
2026’da beni en çok heyecanlandıran konu, yapay zekânın açık kaynakla birleştiği noktadaki dönüşüm. Red Hat olarak açık hibrit bulut altyapımızı, AI iş yükleri için daha verimli ve ölçeklenebilir hâle getirmek üzerine çalışıyoruz. Açık kaynak topluluklarının katkısıyla, kurumların kendi verileri üzerinde güvenli ve esnek şekilde yapay zekâ modelleri geliştirmelerini mümkün kılmak heyecan verici. Bu sadece bir teknoloji projesi değil, verimliliği ve yeniliği aynı anda büyüten bir hareket.
Bugünden bakınca, 2026’da herkesin konuşacağı ama şu anda yeterince gündeme gelmeyen bir konu söyleyin desek, neyi işaret edersiniz?
Bence 2026’da çok daha fazla konuşacağımız ama bugün henüz yeterince gündemde olmayan konu, ‘dijital egemenlik’ olacak. Kurumlar artık sadece hangi teknolojiyi kullandıklarına değil, verilerinin, yapay zekâ modellerinin ve karar mekanizmalarının kimin kontrolünde olduğuna odaklanacaklar. AI çağında rekabet avantajı sadece inovasyonla değil, sahip olunan verinin bütünlüğü, güvenliği ve yönetilebilirliğiyle tanımlanacak.
Egemenlik; teknolojiyi dışa bağımlılıktan kurtarmak, veriyi stratejik bir varlık olarak korumak ve yerel ekosistemleri güçlendirmek anlamına gelecek. Bu noktada açık kaynak yaklaşımı, kurumlara hem özgürlük hem de güven sağlayan en güçlü araç haline geliyor. 2026’ya giderken bence herkes, ‘kimin teknolojisini kullandığımızdan’ çok, ‘teknolojinin kim tarafından yönlendirildiğini’ sorgulamaya başlayacak.
