Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğine işaret eden “Teknoloji Şirketleri İçin En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını yayımladı.
Araştırma, 2026 yılında büyüme ve operasyonel verimlilik hedeflerine ulaşmak isteyen şirketler için kritik odak alanlarını detaylı bir harita olarak sunuyor. İnovasyona öncelik veren ve stratejik ortaklıklarla yapay zekâ uygulamalarını iş modellerine entegre eden kurumların, pazar dinamiklerinde rekabet avantajı elde edeceği vurgulanıyor.
Günümüz İş Dünyasında Hızlı Aksiyon Almak Başarıyı Belirliyor
Araştırma verilerine göre, 2026 yılında başarıyı tayin edecek temel unsur karar mekanizmalarındaki hız olacak. Belirli amaçlar doğrultusunda otonom kararlar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), bulut altyapıları arasındaki birlikte çalışabilirlik ve fiziksel robotik çözümler yeni dönemin merkezinde yer alıyor. Güvenilir yapay zekâ kavramının artık sadece bir regülasyon uyum süreci (compliance) olmaktan çıkıp gelir ve itibar koruması adına operasyonel bir zorunluluğa dönüştüğünün altı çiziliyor.
EY’ın Açıkladığı 10 Kritik Fırsat Alanı
Stratejik İş Birlikleriyle Büyümenin Hızlandırılması: Yapay zekâ odaklı birleşme, satın alma veya ortak girişimler, teknoloji şirketlerinin yönetişimden ödün vermeden çok daha hızlı ölçeklenmesini sağlıyor.
Platformlar Arası Entegrasyon ve Fiziksel Yapay Zekâya Geçiş: Ürünlere entegre AI sistemlerinin standartlaştığı günümüzde, yazılımla fiziksel dünyayı (robotik ve otonom sistemler) sorunsuz birleştiren yapılar fark yaratıyor.
Güvenilir Yapay Zekânın Operasyonel Hale Getirilmesi: Etik kullanım ve risk yönetimi prensiplerinin, günlük iş akışlarına ve operasyonlara doğrudan entegre edilmesi gerekiyor.
Ticari Stratejilerin ve Fiyatlandırma Modellerinin Yeniden Tasarlanması: Geleneksel yazılım satış modelleri yerini, erişimden ziyade sonuç ve ölçülebilir değere dayalı fiyatlandırma (outcome-based pricing) stratejilerine bırakıyor.
Açık ve Kapalı Yapay Zekâ Modellerinde Optimizasyon: Maliyet, performans ve regülasyon uyumu açısından açık (open-source) ve kapalı AI modelleri arasında doğru dengenin kurulması çeviklik sağlıyor.
Dijital Egemenlik ve Yerelleşme Odaklı Tasarım: Avrupa Birliği normları (DMA, DSA, AI Act) başta olmak üzere jeopolitik gelişmeler, verinin ve hesaplama süreçlerinin yerelleşmesini zorunlu kılıyor.
Uzmanların Doğrudan İş Birimlerine Entegrasyonu: AI uygulamaları karmaşıklaştıkça, veri bilimci ve teknoloji uzmanlarının merkezi yapılardan çıkarılarak doğrudan operasyonel ekiplerin içine dahil edilmesi uygulama hızını artırıyor.
Dijital Dönüşüme Uyumlu Vergi Stratejilerinin Geliştirilmesi: Fikri mülkiyetin konumu ve sınır ötesi kâr dağılımı gibi konuların proaktif değerlendirilmesiyle vergi yaklaşımının dijital stratejinin merkezine yerleştirilmesi gerekiyor.
AI Destekli FinOps Yaklaşımlarıyla Finansal Fonksiyonların Dönüşümü: Finans departmanlarının geleneksel raporlama çizgisinden çıkarak, gerçek zamanlı verilerle sermaye kullanımını optimize eden stratejik bir karar destek mekanizmasına dönüşmesi hedefleniyor.
Siber Güvenlikte Yapay Zekâ Temelli Proaktif Müdahale: İyileştirme sürelerinin haftalardan saatlere inmesi ve tehdit tespiti ile müdahalenin otomatikleştirilmesi, kesintisiz büyümeyi güvence altına alıyor.
Dijital Egemenlik Kavramı Belirleyici Bir Unsur Haline Geldi
EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı ve Telekomünikasyon, Medya, Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli, sektörün yapay zekânın ölçülebilir değer üretme zorunluluğunun olduğu bir evreye girdiğini belirtti. Şirketlerin artık yapay zekânın potansiyelinden ziyade, bu gücü güvenilir şekilde hayata geçirme yollarına odaklandığını aktaran Beşli, “dijital egemenlik” kavramının belirleyici bir unsur olarak öne çıktığını vurguladı. Üst yönetimin gündeminde “Yapabilir miyiz?” sorusunun yerini “Nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?” yaklaşımının aldığını belirten Beşli, yapay zekâ temelli stratejileri benimseyip iş modellerini yeniden kurgulayan kurumların geleceğin kazananları olacağını ifade etti
