Garanti BBVA Yatırım’ın hazırladığı 2026 Finansal Piyasalar ve Strateji Raporu yayımlandı. Çalışmada dezenflasyon sürecinin TL varlıkları desteklediği vurgulanıyor.
Küresel piyasalarda geniş tabanlı rallilerin yerini tematik ve bilanço gücü yüksek şirketlerin ayrıştığı bir döneme bıraktığı belirtilirken, Türkiye özelinde dezenflasyon süreci ile reel faiz avantajının TL varlıkları desteklediği vurgulanıyor.
Yatırım Kararlarının Veriye Dayalı ve Disiplinli Bir Zeminde Şekillenmesine Katkı Sağlıyoruz
Garanti BBVA Yatırım Genel Müdürü Hülya Türkmen, değişen küresel ve yerel dinamikleri bütüncül bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirtti. Makroekonomik görünümden sektör analizlerine kadar geniş bir perspektifte çalıştıklarını aktaran Türkmen, hazırlanan çalışmayla yatırımcıların stratejilerini veriye dayalı ve disiplinli bir zeminde kurgulamalarına destek olduklarını ifade etti. Yayımlanan raporda, yapay zekâ temalı büyüme hikâyesinin 2026 yılında kârlılık ve nakit akışı üzerinden çok daha yakından test edileceği öngörülüyor. Güçlü bilanço yapısına sahip şirketlerin pozitif ayrışacağı tahmin edilirken, ABD pazarında teknoloji, enerji, sağlık ve sanayi sektörleri dengeli bir dağılımla öne çıkıyor. Avrupa tarafında ise teknoloji ve sanayi şirketleri ağırlık kazanıyor.
Dezenflasyon Süreci ve Reel Faiz Avantajı TL Varlıkların Cazibesini Artırıyor
Merkez bankalarının enflasyon ile finansal istikrar arasındaki zorlu dengesi ve jeopolitik gelişmeler, küresel ticaret mimarisini yeniden şekillendiriyor. Türkiye ekonomisi değerlendirildiğinde, sıkı para politikasının makro dengelerde iyileşme sağladığı ve enflasyonda kademeli düşüş sürecinin devam ettiği görülüyor. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 25 seviyesine gerilemesi, politika faizinin ise kademeli düşüşle yüzde 32 bandına inmesi bekleniyor. Kurdaki stabilitenin etkisiyle reel faiz getirisinin cazibesini koruyacağı ve yatırımcıların portföy dağılımlarında TL varlıkların payının artabileceği dile getiriliyor. BIST stratejisi ise faiz indirim süreci, iç talepte dengelenme ve TL’nin reel değer kazanımının yavaşlayarak sürmesi temaları üzerine kurgulanıyor. İlgili dönemde bankacılık, gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO), havacılık ve perakende sektörleri potansiyel barındıran alanlar arasında sıralanıyor.
