Yeminli Mali Müşavir Şaban Küçük, Fintechtime Nisan sayısı için yazdı “Kripto varlıklarda vergi düzenlemesi geliyor”.
“Dijital ekonominin en dinamik katmanlarından biri olan kripto varlıklar, geçen ay başında Meclis’e sunulan yeni yasal düzenlemelerle birlikte net bir vergisel zemine kavuşacaktı. Fakat son anda düzenleme Genel Kurul aşamasında geri çekildi. Finansal teknolojilerin geleneksel bankacılık modellerini dönüştürdüğü bu süreçte, kripto varlıkların “gayrimaddi varlık” olarak tanımlanması; gelir vergisi stopajı ve işlem vergisi, KDV istisnası ve beyanname süreçlerinde belirsizliklerin sona erdiği yeni bir dönemi başlayacaktı.
Önümüzdeki yıllarda izleyip göreceğiz, çekirge misali, bir sıçradı, iki sıçradı, ama üçüncüye hazır olunmalı. Sektör reaktif olmayı bırakıp proaktif bir şekilde, dünya uygulamalarını ve iyi örnekleri rapor olarak hazırlayıp sunmalı ve adil ve verimli vergilendirme rejimini tartışmalı.
Bu makalede, blokzincir ekosisteminin vergi disiplini altına alınmasının sektördeki kurumsallaşma ve sürdürülebilir büyüme üzerindeki etkilerini analiz ederken, ikincil düzenlemelerin fintek dünyası için taşıdığı kritik önemi değerlendiriyorum.”
Kripto varlıklarda vergi düzenlemesi geliyor
Kripto varlıkların vergisel düzenlemesi, muhasebe uygulamaları ve denetimi noktasında on yıl önce bir yazı yazmıştım, neler olabileceğine dair.
Aradan çok zaman geçti, SPK bir düzenleme yaptı, TCMB/BDDK kendi yaklaşımlarını söyledi, MASAK bazı kısıtlayıcı önlemler duyurdu. Ama vergi için hep gözler Maliye’de oldu. Bakanlık uzunca bir süre sessiz kaldıktan sonra bir düzenleme Torba Kanun şeklinde geldi. 2 Mart 2026 tarihinde Meclis’e sunulan Torba Kanun ile bu konuda vergisel düzenlemeler öngörülmüşken ay sonuna doğru yapılan istişareler sonucunda düzenleme Genel Kurul’da geri çekildi. Bu yazıda bu konuya değineceğiz.
Dijital ekonomi olanca hızıyla gelişiyor. Asırlık dev global firmalar, bankalar ve konvansiyonel kurumlar artık daha çok dijital dönüşümün içindeler ve kendilerini ve klasik iş modellerini sorgulamaya ve değişimi sert bir şekilde yaşamaya başladılar. “Siz banka değilsiniz, aslında teknoloji şirketisiniz sözü bir motto değil, realize oluyor.” Finansal Teknoloji inanılmaz bir yolda ilerliyor. Bu trendin bir parçası da blockchain teknolojisi ve daha da özelinde dijital paralar ve kripto varlıklar.
Türkiye de bu alanda geçen yıl SPK ile yasal adımlar attı. Yapılan yasal ve ikincil düzenlemeler sonrasında SPK faaliyette bulunan kurumları listelemeye başladı. Üzerinden hayli uzun zaman geçmiş olmasına rağmen ülkemizde ve Dünya’da genel olarak dijital para (cryptocurrency) olarak adlandırılan ürünlerin muhasebe, hukuk ve vergi açısından değerlendirilmesi yavaş ilerledi.
Özellikle muhasebe ve vergi uygulamaları açısından işlemin defterlere kayıt zamanı, değer artış ve azalışları, değerleme hükümleri, değer düşüklüğü hesabı gibi bilanço ve gelir tablosunu ilgilendiren konular çok önemli. Ayrıca işlem yapan kimselerin yapılan işin (ticari) boyutuna ve ortaya çıkan kar/zarar durumuna göre gelir vergisi (kurumlar vergisi veya gelir vergisi), yapılan her bir işlemde ise KDV ve BSMV açısından aydınlanması ve risklerin minimize edilmesi anlamında bu anlamda yasal düzenleme veya idari bir izahat yapılmasında büyük fayda olacağı yıllardır söylendi.
Çok uzun zaman bu konuda pek bir düzenleme yapılmadı. TCMB’nin bir Yönetmeliği, Maliye Bakanlığı’nın verdiği bir özelge dışında KGK tarafından yayımlanan bir uluslararası muhasebe standardı ve MASAK düzenlemeleri oldu.
Bunun dışında vergi tarafında yıllardır üzerinde çalışılan arada Meclise sunulan ve geri çekilen düzenlemeler oldu. Bu kez 2 Mart 2026 tarihinde TBMM’ye sunulan yasa ile bu konuda bir adım atılmış oldu. Yasa bu haliyle kabul edilseydi;
- Kripto varlıkların alım ve satımı üzerinden onbinde 3 işlem vergisi alınması (BSMV Kanunu),
- Kripto varlık alım satımından doğan kazançların gelir vergisi kapsamına girdiğinin kabul edilmesi ve tevkifat kapsamına alınması (%10 stopaja tabi olacak, bu vergi tam mükellef kurumlar ve ticari kazanç hariç nihai vergi olacaktı)
- SPK’ya tabi olanlar dışındaki platformlardan elde edilen kripto varlık kazançları ise herhangi bir tevkifat olmadığı için yıllık beyana tabi olacaktı.
- Kriptoya ilişkin söz konusu işlemlerin neredeyse tüm dünyada olduğu gibi katma değer vergisinden (KDV) istisna edilmesi (KDVK) mümkün olacaktı. Bu düzenlemede, transfer kavramının genişliği ve sebep olacağı mükerrer vergileme, FIFO yönteminin zorluğu, işlem vergisinin niteliği ve KDV istisnasının yazım tarzıyla, stopaj ve işlem vergisi oranının yüksekliği konuşuldu.
- Meclis görüşmelerinde anlaşıldığı kadarıyla bu işte sadece işlem vergisi olarak 4,2 milyar TL gelir bekleniyordu.
Vergi İdaresi uzunca bir zaman bu konuda sessiz kalmıştır. Kripto varlıklar ve özellikle kripto paraların vasfının tayiniyle ilgili başta söylediğimiz veraset ve intikal vergisine tabi olması hususu dışında bir açıklama yapmamayı tercih etmiştir. Bunların kategorik olarak bir emtia, para veya gayrimaddi hak olarak görülebileceğine dair söylemlerde bulunulmuş fakat nihai bir duyuru yapılmamıştı. TBMM’ye sunulan Kanun Teklifine göre bu tür şeylerin bir gayrimaddi varlık olarak sayılıyor olmasının gelir vergisi, katma değer vergisi ve tek düzen muhasebe sistemi açısından da önemli sonuçları olacaktı.
Kripto varlıkların üretilmesi aşamasında açık bir ticari kazanç oluşacağı, yerine göre kurumlar vergisi ve gelir vergisinin konusuna gireceği konusunda tereddüt yok. Önümüzdeki dönemlerde gayrimaddi varlık olarak sınıflanıp SPK tarafından regüle edilmesiyle işlem vergisi alınması, yurt dışında olduğu gibi KDV’ye tabi tutulmaması, elde edenler açısından ise kurumlar vergisine ve gelir vergisine tabi tutulacağı anlaşılıyor. Yapılan açıklamada “sektördeki hızlı değişim ve gelişmelerin göz önünde bulundurularak yeninden değerlendirilmek üzere geri çekildiği” ifade edilmiş. İleride tekrar gelir vergisinde çok düşük oranlı da olsa bir stopaj ve belli limit üzeri yıllık kazançta yıllık beyanname verilmesi gündeme gelebilir. İzleyip göreceğiz, çekirge misali, bir sıçradı, iki sıçradı, üçüncüye hazır olunmalı. Sektör reaktif olmayı bırakıp proaktif bir şekilde, dünya uygulamalarını rapor olarak sunmalı ve en adil ve verimli vergilendirme rejimini tartışmalı.
