Ak Lease Genel Müdür Eser Okyay ile Fintechtime Temmuz sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj yayında.
“Türkiye leasing sektörünün yenilikçi oyuncularından Ak Lease, finansman şirketi kimliğini sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve mobilite ekseninde daha geniş bir ekosistem yaklaşımına taşıyor. Ak Lease, ECOLease ile reel sektörün yeşil dönüşümüne kaynak sağlarken; yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi ve su yönetimi alanlarındaki yatırımlara sunduğu destek sürdürülebilir finansmanda güçlü bir referans oluşturuyor.
Dijitalleşme yatırımlarıyla müşteri deneyimini daha hızlı ve erişilebilir hale getiren Ak Lease, kısa süre önce duyurduğu Ak Lease Filo hamlesiyle operasyonel kiralama ve mobilite alanında da yeni bir büyüme sayfası açıyor. Fintechtime okurları için bir araya geldiğimiz Ak Lease Genel Müdürü Eser Okyay ile şirketin 2026 vizyonunu, ECOLease’in yeşil finansmandaki etkisini, dijital dönüşüm ajandasını, Ak Lease Filo’nun mobilite hedeflerini ve leasing sektörünün finansal teknolojilerle kesiştiği yeni büyüme alanlarını konuştuk.”
Eser Bey, küresel ve yerel piyasalardaki sıkılaşma adımlarının gölgesinde geride bıraktığımız dönem, alternatif finansman kanallarının önemini bir kez daha kanıtladı. Söz konusu makroekonomik dinamikler ışığında Ak Lease olarak 2026 yılında nasıl bir vizyonla ilerliyorsunuz? Sektörel daralma beklentilerine karşı büyüme stratejinizi hangi temeller üzerine inşa ediyorsunuz?

Küresel ve yerel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, işletmeler açısından finansmana erişimin stratejik önemini daha da artırıyor. Bu dönemde leasing, yatırım kararlarının ertelenmesini önleyen, şirketlere nakit akışlarını koruyarak büyüme imkânı sunan önemli bir finansman modeli olarak öne çıkıyor. Ak Lease olarak söz konusu gelişmeleri yakından takip ederek dinamik stratejiler oluşturuyoruz. Özellikle yenilenebilir enerji, imalat sanayi, altyapı ve inşaat gibi Türkiye’nin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü destekleyen alanlarda önemli bir potansiyel görüyoruz. Büyüme stratejimizi, müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına uygun esnek finansman çözümleri geliştirmek, dijitalleşme yatırımlarımızı sürdürmek ve sürdürülebilir finansman alanındaki iddiamızı güçlendirmek üzerine kuruyoruz. Önümüzdeki dönemde yatırımların yeniden hız kazanacağına ve leasing sektörünün bu süreçte önemli bir rol üstleneceğine inanıyoruz.
Türkiye leasing sektörünün ilk sürdürülebilirlik temalı ürünü ECOLease ile yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerine sağladığınız kaynak 500 milyon doları aştı. Yeşil dönüşüm yolculuğunda reel sektöre sunduğunuz katkıyı nasıl tanımlarsınız?
Sürdürülebilirlik bugün iş dünyasında yatırım kararlarını şekillendiren temel unsurlardan biri haline geldi. Enerji maliyetlerinin yönetimi, karbon emisyonlarının azaltılması, ulusal ve uluslararası regülasyonlara uyum gereklilikleri, şirketleri yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla yönlendiriyor. Ak Lease olarak biz de bu dönüşümü uzun yıllardır stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyoruz. Türkiye leasing sektörünün tescilli ilk sürdürülebilirlik temalı ürünü olan ECOLease ile yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, atık yönetimi ve su yönetimi alanlarındaki yatırımlara özel finansman çözümleri sunuyoruz.
Ancak bu yolculukta rolümüzü yalnızca finansman sağlayan bir kurum olarak tanımlamıyoruz. Müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerini somut yatırımlara dönüştürmelerine destek veren, dönüşüm süreçlerinde onlara rehberlik eden bir çözüm ortağı olarak hareket ediyoruz. Bugüne kadar ECOLease kapsamında 508 milyon dolar tutarında çevreci projeye kaynak sağlayarak Türkiye’nin yeşil dönüşümüne doğrudan katkıda bulunduk. Desteklediğimiz projeler sayesinde yıllık 1.545 milyon kWh yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlanırken yaklaşık 608 bin hanenin temiz enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir kapasite oluştu. Aynı zamanda yılda 532 bin ton karbon emisyonunun önüne geçilmesine katkı sunduk. Bu da yaklaşık 24,2 milyon ağacın bir yılda tuttuğu karbon miktarına eşdeğer bir çevresel etki anlamına geliyor.
2050 yılına kadar net sıfır karbon operasyonları planlıyoruz. Bu hedefimiz doğrultusunda, reel sektörün dönüşümünü hızlandıracak finansman modelleri geliştirmeye ve müşterilerimizin sürdürülebilir büyüme yolculuklarında güvenilir iş ortağı olmaya devam edeceğiz. Bu yaklaşımın, Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde finans sektörünün üstlenmesi gereken sorumluluğun önemli bir parçası olduğuna inanıyoruz.
KOBİ’ler ve işletmeler açısından finansmana hızlı ve kolay erişim her zamankinden daha önemli hale geldi. Leasing sektöründe dijitalleşmenin müşteri deneyimi ve operasyonel verimlilik üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ak Lease olarak bu dönüşüm kapsamında hangi önceliklerle hareket ediyorsunuz?
Finans sektöründe dijitalleşmenin etkisi her geçen gün daha fazla hissediliyor. Özellikle KOBİ’ler açısından finansmana hızlı, kolay ve kesintisiz erişim büyük önem taşıyor. Biz de müşterilerimizin işlemlerini zamandan ve mekândan bağımsız şekilde yönetebilmeleri için dijital altyapılarımıza önemli yatırımlar yapıyoruz. Finansman süreçlerinin sadeleşmesi ve hızlanması, işletmelerin operasyonel verimliliğine doğrudan katkı sağlıyor. Bugün KOBİ’ler yalnızca finansman maliyetine değil, aynı zamanda süreçlerin ne kadar hızlı ve kolay yönetilebildiğine de odaklanıyor. Bu nedenle teknoloji destekli çözümlerin önümüzdeki dönemde sektördeki dönüşümün en önemli unsurlarından biri olacağını düşünüyoruz. Ak Lease olarak hedefimiz, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu finansal çözümlere daha hızlı erişebildiği, kullanıcı deneyimini merkeze alan bir yapı oluşturmak.
Kısa süre önce operasyonel kiralama sektörüne Ak Lease Filo markasıyla giriş yaptınız ve 3.500 araçlık bir filoya ulaştınız. Önümüzdeki beş yıl içinde 10 bin araca ulaşma hedefiniz doğrultusunda, söz konusu adımı yalnızca bir araç kiralama hizmetinden ziyade dijital mobilite modelleriyle entegre bir ekosistem olarak konumlandırıyorsunuz. Bahsi geçen mobilite vizyonunun, kurumunuza nasıl bir ivme kazandıracağını düşünüyorsunuz?
Operasyonel kiralama sektörünü artık yalnızca araç kiralama hizmeti olarak değerlendirmiyoruz. Dünyada ve Türkiye’de mobilite anlayışı hızla değişiyor. Araç sahipliğinden çok kullanım odaklı çözümlerin ön plana çıktığı yeni bir döneme giriyoruz. Ak Lease Filo’yu da bu dönüşümün bir parçası olarak konumlandırıyoruz. Bugün binlerce aracı yöneten bir yapıya sahibiz ve önümüzdeki beş yıl içinde filomuzu 10 bin araca ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında kısa dönem kiralama çözümleri, dijital hizmetler ve mobilite odaklı yeni iş modelleri üzerinde çalışıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını yalnızca araç teminiyle sınırlı görmeden, operasyonel mükemmellikten taviz vermeyen bir anlayışla ilerliyor, mobilite ekosisteminde öncü bir oyuncu olmayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşımın hem müşteri bağlılığını artıracağına hem de operasyonel kiralama alanındaki büyümemize önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Dijital dönüşüm ajandanızda robot teknolojileri, yapay zeka ve veri analitiği çok geniş bir yer tutuyor. Özellikle doğru ürün, fiyatlama ve risk yönetimi alanlarında büyük veriyi anlamlandırmak, Ak Lease’in karar alma mekanizmalarına nasıl bir hız katıyor? Mevcut teknolojilerinizin müşteri deneyimine yansımalarını özetler misiniz?

Dijital dönüşüm artık kurumların rekabet gücünü belirleyen en önemli başlıklardan biri haline geldi. Biz de Ak Lease olarak teknoloji yatırımlarını operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimini geliştiren stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. Veri odaklı karar alma süreçleri sayesinde müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha doğru analiz edebiliyor, süreçlerimizi daha hızlı ve etkin yönetebiliyoruz. Teknolojinin sunduğu imkânlar hem risk yönetiminde hem de müşteri taleplerine daha çevik yanıt verilmesinde önemli avantajlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde de dijitalleşmeyi iş modelimizin merkezinde tutarak süreçlerimizi daha akıllı, daha hızlı ve daha erişilebilir hale getirmeyi sürdüreceğiz.
Değişimin ve dönüşümün sürekli olduğu günümüz iş dünyasında, benimsediğiniz şeffaf iletişim kültürü, kurumun inovasyon reflekslerini nasıl besliyor?
Finans sektörü gibi değişimin çok hızlı yaşandığı alanlarda kurumların çevik kalabilmesi, güçlü bir ekip kültürü oluşturabilmesine bağlı. Ben liderliğin temelinde güven, açık iletişim ve ortak aklın yer aldığına inanıyorum. Çalışanların fikirlerini rahatlıkla paylaşabildiği, farklı görüşlerin değer gördüğü bir çalışma ortamı, yenilikçi düşüncenin gelişmesini de beraberinde getiriyor. Şeffaf iletişim kültürü, değişime uyum sağlamayı kolaylaştırırken kurum içindeki sahiplenme duygusunu da güçlendiriyor. İnovasyonun belirli bir departmanın sorumluluğunda değil, kurumun tamamına yayılan bir yaklaşım olması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle ekiplerimizin farklı bakış açılarını teşvik eden, öğrenmeye ve gelişime açık bir kültür oluşturmayı önemsiyoruz.
Son olarak, önümüzdeki 5 yıllık perspektife baktığınızda Ak Lease’i finansal teknolojiler ve geleneksel kiralama sektörünün kesişiminde nerede konumlandırıyorsunuz? Bu alanlara ilişkin hedef ve planlarınız bulunuyor mu?
Önümüzdeki beş yıllık dönemde finans sektörü ile teknolojinin birbirinden ayrılmaz hale geleceğini düşünüyoruz. Ak Lease’i de bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Bir tarafta leasing ve operasyonel kiralama alanındaki köklü uzmanlığımızı korurken, diğer tarafta dijitalleşme, sürdürülebilir finansman ve mobilite çözümlerini iş modelimizin ayrılmaz parçaları haline getiriyoruz. Gelecekte müşteriler, yalnızca finansman sağlayan kurumlar değil; ihtiyaçlarını uçtan uca karşılayan, hızlı ve dijital çözümler sunan iş ortakları arayacak. Biz de bu doğrultuda dijital platformlarımızı geliştirmeye, sürdürülebilir finansman ürünlerimizi yaygınlaştırmaya ve mobilite alanındaki yatırımlarımızı büyütmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, finansman ve hizmeti tek bir çatı altında buluşturan, müşteri deneyimini merkeze alan yenilikçi bir ekosistem oluşturarak sektörün dönüşümüne yön veren kurumlar arasında yer almak.
