Ödeme Stratejileri ve İnovasyon Lideri Mehmet Evirgen, Fintechtime Ağustos sayısı için yazdı “Kapalı Ama Güçlü: Kapalı Devre Digital Cüzdanlar Neden Tekrar Moda”.

“Kapalı devre dijital cüzdanlar, yalnızca belirli bir platform, mağaza zinciri veya hizmet ekosistemi içinde geçerli olan dijital ödeme araçlarıdır. Bu cüzdanlar kullanıcıların belirli bir marka veya uygulama içinde para yükleyip harcama yapmasına olanak tanır. Kredi kartları ve banka transferleri gibi açık döngü (her yerde geçerli) ödeme yöntemlerinin aksine, kapalı devre cüzdanlar sınırlı ağ içinde çalışır. Örneğin bir e-ticaret sitesinin cüzdan bakiyesi yalnızca o sitede kullanılabilir. Bu nedenle Türkiye’de 6493 sayılı Ödeme Hizmetleri Kanunu kapsamında belli şartlarda “sınırlı ağ istisnası” olarak değerlendirilir ve bazı lisans muafiyetlerine tabi olabilir. Son yıllarda, tüketicilerin dijital ödemelere alışması ve büyük şirketlerin sadakat ekosistemleri kurma isteğiyle bu kapalı devre cüzdan modelleri yeniden popülerlik kazanmaya başladı. Bu makalede Türkiye’den ve dünyadan örneklerle kapalı devre cüzdanların yükselişini, müşteri sadakati ve finansal etkilerini, mevzuat boyutunu ve açık bankacılıkla ilişkisini inceleyeceğiz. Son bölümde ise bu trendin geri dönüş nedenlerini ve arkasındaki teknolojik gelişmeleri ele alacağız.”

 

Türkiye’de Kapalı Devre Cüzdan Örnekleri

Türkiye’de özellikle perakende ve e-ticaret sektörlerinde son dönemde birçok kapalı devre dijital cüzdan uygulaması hayata geçirildi. Trendyol Cüzdan, Yemeksepeti Cüzdan, Migros MoneyPay ve Boyner Grubu’nun Hopi uygulaması bunların öne çıkan örnekleridir. Bu cüzdanlar kullanıcıların ilgili platformlarda para tutmasını, ödemelerini hızlıca yapmasını ve çeşitli kampanya/puan avantajlarından yararlanmasını sağlıyor. Aşağıda bu uygulamaların öne çıkan özelliklerine ve gelişimine değinelim.

 

Trendyol Cüzdan

Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından Trendyol, 2020 yılında dijital cüzdan hizmetini devreye aldı. Trendyol Cüzdan, kullanıcılara Trendyol hesabına bakiye yükleyip alışveriş ödemelerini bu bakiyeden yapma imkânı sunuyor. DSM Ödeme adıyla kurulan iştirak, 2022’de Merkez Bankası’ndan elektronik para kuruluşu lisansı alarak cüzdan hizmetini yasal zemine oturttu. Trendyol Cüzdan başlangıçta hızla benimsendi; örneğin market alışverişlerinde cüzdanla ödeme yapanlara harcamanın %2’si kadar geri ödeme verilmesi gibi kampanyalar kullanıcı ilgisini çekti. Cüzdan ayrıca iade süreçlerinde de kolaylık sağlıyor; ürün iadesinde tutarlar doğrudan cüzdan bakiyesine aktarılıp bir sonraki alışverişte kullanılabiliyor.

Ne var ki Trendyol Cüzdan, 2023 başında yürürlüğe giren yeni e-ticaret düzenlemesinden etkilendi. 7416 sayılı Kanun ile büyük e-ticaret platformlarının lisanssız ödeme hizmetleri sunması yasaklanınca Trendyol, cüzdana kredi kartıyla para yükleme gibi bazı fonksiyonları durdurmak zorunda kaldı. O dönemde Trendyol resmi açıklamasında yasal kısıtlar nedeniyle cüzdan hizmetini tamamen durdurmak zorunda kaldıklarını belirtmişti. Kullanıcılar bir süre sadece önceden kazanılmış hediye çeki bakiyelerini harcayabildi; cüzdanında bakiye olmayan yeni kullanıcılar bu ödeme seçeneğine erişemediler. Neyse ki Mayıs 2023’te Danıştay, söz konusu yasaklayıcı maddeyi iptal ederek büyük platformların cüzdan hizmeti sunmasının önünü tekrar açtı. Ayrıca Trendyol’un lisanslı bir elektronik para kuruluşuna sahip olması sayesinde, Merkez Bankası’nın dijital cüzdanlar için getirdiği yeni düzenlemelere de uyum sağlandı. 2024 itibarıyla Trendyol Cüzdan tekrar tam kapasiteyle kullanıcılarına hizmet veriyor. Müşteriler Trendyol Cüzdan ile hızlı ödeme, anında iade, özel indirim kuponları ve nakit yerine Trendyol Para kazanma gibi avantajlardan yararlanabiliyorlar. Trendyol’un süper uygulama stratejisinin (pazaryeri, yemek, market, seyahat vs. hepsi tek ekosistemde) merkezinde bu cüzdan altyapısı bulunuyor.

 

Yemeksepeti Cüzdan

Türkiye’de kapalı devre dijital cüzdan kavramını erken benimseyen örneklerden biri Yemeksepeti Cüzdan’dır. Yemeksepeti, 2017 yılında bu özelliği devreye alarak kullanıcıların hesaplarına ön ödeme yapıp yemek siparişlerini Yemeksepeti Cüzdan bakiyesiyle ödemesini mümkün kıldı. Cüzdana kredi/banka kartı ile istenilen tutarda para yüklenebiliyor, Yemeksepeti de kullanım kolaylığı sağlamak adına 500 TL üst limit, 1 TL alt limit gibi sınırlar belirlemişti. Bu sayede kullanıcılar her siparişte kart bilgisi girmek zorunda kalmadan, kapıda nakitle uğraşmadan ödemelerini yapabildiler. Ayrıca başkasına Yemeksepeti üzerinden yemek ısmarlama gibi sosyal özellikler de cüzdan ile pratik hale geldi.

Yemeksepeti Cüzdan’ın bir diğer inovatif yönü Kurumsal Cüzdan çözümünü sunmasıdır. Özellikle pandemiyle yaygınlaşan evden çalışma düzeninde, şirketlerin personel yemek haklarını dijital ortamda karşılaması ihtiyacı doğdu. Yemeksepeti Kurumsal Cüzdan tam da bu soruna çözüm getirdi: Şirketler çalışanlarının Yemeksepeti Cüzdan’larına aylık yemek bütçesi yükleyebiliyor, çalışanlar da fiziksel yemek kartı olmaksızın bu bakiyeyi Yemeksepeti’nde 30 bini aşkın restoranlık geniş ağda kullanabiliyor. 2021 itibarıyla 7 binin üzerinde şirket, Yemeksepeti Kurumsal Cüzdan ile uzaktan çalışan personeline yemek siparişi imkânı sunmaya başlamıştı. Bu model, geleneksel yemek kartlarına alternatif bir “bulut yemekhane” olarak görülüyor. Standart kullanıcılar için de Yemeksepeti cüzdanı cazip kılan unsurlar mevcut: İptal edilen bir siparişin iadesi otomatik olarak cüzdan bakiyesine yatırılıyor (tercih değişikliği yapılmazsa) ve bir sonraki siparişte kullanılabiliyor. Ayrıca dönemsel kampanyalarla cüzdanla ödemeye özel indirimler sağlanabiliyor. Tüm bunlar, Yemeksepeti’nin hem müşteri sadakatini artırmasına hem de para akışını kendi sistemi içinde tutarak komisyon maliyetlerini düşürmesine katkı sağlıyor.

 

Migros MoneyPay

Perakende sektöründen gelen önemli bir örnek ise Migros MoneyPay dijital cüzdanıdır. Migros, 2021 yılında MoneyPay uygulamasını devreye alarak büyük bir süpermarket zincirinin müşterilerine finansal hizmetler sunabileceğini gösterdi. MoneyPay, klasik kapalı devre cüzdanların ötesine geçerek adeta bir fintech platformu gibi tasarlandı. Uygulama üzerinden Migros müşterileri anında QR kod ile ödeme, fatura ödeme, 7/24 para transferi, ön ödemeli sanal kart çıkarma, online alışveriş kredisi (BNPL) ve hatta yatırım işlemleri yapabiliyor. MoneyPay, Migros’un Money sadakat programı ile entegre çalışıyor; kullanıcılar alışverişlerinden Money puan kazanıp harcayabiliyor, MoneyPay bakiyelerini Migros kasalarında veya Migros Sanal Market’te kullanabiliyor.

Migros bu cüzdan hamlesini gerçekleştirmek için finansal teknoloji altyapısını da güçlendirdi. Colendi ve Param gibi fintech iş birlikleriyle başlayıp ardından Moneypay Ödeme ve Elektronik Para Hizmetleri A.Ş. adıyla bir elektronik para kuruluşu lisansı aldı. Ağustos 2022’de Merkez Bankası’ndan lisans onayı alan şirket, Migros’un cüzdanını tamamen yasal bir zemine oturtmuş oldu. Bu lisans sayesinde MoneyPay, yalnız Migros’ta değil, anlaşmalı diğer işyerlerinde de geçerli finansal hizmetler sunabilecek esnekliğe kavuştu. Nitekim MoneyPay uygulamasında görülen “Hazır Limit” özelliğiyle kullanıcılar elektronik ürün alışverişlerinde taksitli kredi imkânı bulabiliyor; yine uygulama içinden sigorta poliçeleri dahi satın alınabiliyor. MoneyPay örneği, perakende devlerinin müşteri tabanını kullanarak nasıl bir süper uygulama vizyonuna yönelebildiğini gösteriyor. Migros, cüzdan uygulamasıyla müşterinin alışveriş öncesi-finansman (kredi), sırası (ödeme) ve sonrası (para iadesi, puan) tüm süreçlerini kendi kontrolüne almayı hedefliyor. Bu da hem müşteri bağlılığını artırıyor hem de Migros’un finansal işlemlerde dış kurumlara ödediği komisyonları azaltıyor.

 

Hopi ve Hopipay (Boyner Grubu)

Moda perakende sektöründen Boyner Grubu’nun Hopi uygulaması da kapalı devre mantığını başarıyla uygulayan öncüllerden. 2015’te bir sadakat uygulaması olarak başlayan Hopi, farklı marka ve mağazalardan alışveriş yaptıkça Paracık adlı puan kazandıran ve bu puanların yine anlaşmalı markalarda harcanabildiği bir platformdu. Kısa sürede 10 milyonu aşkın kullanıcıya ulaşan Hopi, bu sadakat ekosistemini bir dijital cüzdana dönüştürme adımı attı. Hopipay adıyla 2022’de kullanıma sunulan cüzdan ve ön ödemeli kart çözümleri, Hopi uygulamasını gerçek bir fintek aracına çevirdi. Hopi uygulamasına giriş yapıldığında artık Hopi (sadakat), Hopishop (alışveriş) ve Hopipay (cüzdan) olmak üzere üç ana bölüm görülüyor. Hopipay altında kullanıcıların Paracık bakiyesi, TL bakiyesi ve kayıtlı kartları yer alıyor. TL bakiyesi, Birleşik Ödeme altyapısıyla çalışan bir sanal ön ödemeli kart sayesinde yüklenip harcanabiliyor. Kullanıcılar Hopipay kartlarını Masterpass’e ekleyerek farklı işyerlerinde de kullanabilecek hale getirebiliyor.

Hopi’nin cüzdana evrilmesinin belki de en çarpıcı yanı, sadakat puanlarının değer önerisini genişletmesi oldu. Paracık’lar artık sadece giyim-kuşam mağazalarında değil, İstanbulkart entegrasyonu sayesinde toplu taşımada bile kullanılabiliyor. 2021’de yapılan bu işbirliği ile Hopi kullanıcıları biriken Paracık’larını İstanbulkart’larına yükleyerek otobüs, metro vb. ulaşım harcamalarında değerlendirmeye başladılar. Hopi CEO’su Yalın Özcan bu adımın, Hopi’yi “sadece alışverişin değil, yaşamın her alanında kullanılan” bir uygulamaya dönüştürme hedeflerinin parçası olduğunu vurguluyor. Gerçekten de Hopi, moda odaklı bir sadakat programından, finansal hizmetler (cüzdan, ön ödemeli kart), mobil ödeme, şehir içi ulaşım entegrasyonu ve e-ticaret (Hopishop) barındıran bir süper-app’e doğru evrildi. Bu dönüşümde kapalı devre cüzdan yaklaşımı kritik bir rol oynadı: Müşterilerin Paracık veya TL bakiyelerini Hopi’de tutmaları, Boyner ekosistemine bağlılığı artırdı ve elde edilen zengin müşteri verisi ile daha kişiselleştirilmiş kampanyalar yapılmasının yolunu açtı.

 

Global Örnekler: Starbucks, Amazon, Alipay, WeChat

Kapalı devre dijital cüzdanların dünya çapında da çok başarılı örnekleri var. Kimi bir kahve zincirinin sadakat programı, kimi dev bir e-ticaret platformunun hediye kart sistemi, kimisi ise başlı başına birer finansal ekosistem haline gelmiş durumda. Bu bölümde Starbucks Rewards, Amazon’un hediye bakiyesi sistemi, Çin’in Alipay ve WeChat Pay süper-cüzdanlarını inceleyelim.

 

Starbucks Rewards ve Starbucks Card:

Kahve devi Starbucks, belki de kapalı devre dijital cüzdan kavramının en başarılı uygulayıcılarından biri. Starbucks müşterileri, yıllardır Starbucks Card adıyla fiziksel veya mobil bir kartlarına önceden para yükleyip, mağazalardaki alışverişlerinde bu bakiyeyi kullanıyorlar. Ödeme yaptıkça Starbucks Rewards programı kapsamında “yıldız” puanlar kazanıyor ve bunları ücretsiz içecek gibi ödüllere dönüştürebiliyorlar. Bu model, sadakat programı ile ön ödemeli cüzdanın müthiş bir birleşimi olarak şirketin kârlılığına önemli katkı sağlıyor. Öyle ki 2018 yılı itibarıyla Starbucks müşterilerinin kullanmak üzere yükleyip henüz harcamadığı bakiye 1,6 milyar dolar gibi inanılmaz bir düzeye ulaşmıştı. Bu rakam, milyonlarca Starbucks kullanıcısının şirkete %0 faizli kredi sağlaması anlamına geliyor! Gerçekten de Starbucks, kapalı devre dijital cüzdanı sayesinde adeta müşterilerinden faizsiz borç alan bir banka gibi çalışıyor. Üstelik bu paranın bir kısmı hiç harcanmayıp şirkete kırılım geliri de yazılıyor – her yıl yüklenen bakiyelerin yaklaşık %10’u unutulup kullanılmadığından 2018’de Starbucks’ın kasasına 155 milyon dolar ek gelir kalmıştır. Bu sayede Starbucks’ın müşterilerden topladığı mevduatın fiili faiz getirisi yaklaşık %10 gibi muazzam bir oranı buluyor denebilir.

Starbucks’ın kapalı devre cüzdan modeli şirkete; faizsiz müşteri fonu, işlem komisyonu tasarrufu, hareketsiz bakiye (breakage) geliri, zengin müşteri verisi ve sadakat bağımlılığı gibi bir dizi avantaj sağlıyor.

Starbucks cüzdanının faydaları bununla da bitmiyor: Müşteriler ödemelerini Starbucks bakiyesinden yaptıklarında, şirket Visa/Mastercard gibi kart sağlayıcılara komisyon ödemekten büyük ölçüde kurtuluyor. Normalde her kartlı işlemde %2-3 aralığında komisyon maliyeti varken, Starbucks Card ile yapılan harcamalarda bu maliyet iç sistemde kaldığı için yok denecek kadar az. Ayrıca Starbucks mobil uygulaması üzerinden toplanan müşteri verileri son derece değerli; uygulama kullanıcılarının alışkanlıkları takip edilerek kişiye özel promosyonlar, konum tabanlı kampanyalar sunulabiliyor. 2017 sonunda Starbucks’ın ABD’deki satışlarının %30’u mobil uygulama ile ödenecek hale gelmişti – yani neredeyse her üç alışverişten biri Starbucks cüzdanı üzerinden dönüyor. Bu, inanılmaz bir sadakat ve kullanım sıklığı sağladı. Günümüzde Starbucks Rewards programının sadece ABD’de 34 milyon civarında aktif üyesi olduğu bildiriliyor (2024). Müşteriler düzenli olarak kartlarına para yükleyip Starbucks’tan kahvelerini almaya devam ediyorlar. Sonuçta Starbucks, dijital cüzdanı vasıtasıyla müşteriyi kendine bağlayan, nakit akışını önceden tahsil eden ve finansal aracıları minimize eden bir ekosistem kurmuş durumda.

 

Amazon (Hediye Kartı ve Bakiye Sistemi):

Dünyanın en büyük e-ticaret şirketi Amazon da fiilen kapalı devre bir cüzdan sistemine sahiptir. Amazon müşterileri, hesaplarına Amazon Gift Card (hediye kartı) bakiyesi ekleyebilir ve site üzerindeki alışverişlerinde bu bakiyeyi kullanabilirler. Özellikle hediye çeki olarak satın alınan veya promosyonlarla eklenen bu bakiyeler, Amazon’un kasasında önemli bir meblağ oluşturur. 2023 yılı sonunda Amazon’un finansal raporlarında, müşterilere ait kullanılmamış hediye kartı bakiyesi yükümlülüğünün 5,3 milyar dolar olduğu belirtilmişti. Bu inanılmaz tutar, Amazon’un da tıpkı Starbucks gibi müşterilerinden aldığı faizsiz bir mevduat gibidir. Müşteri perspektifinden bakarsak, Amazon bakiyesi kullanmanın avantajı hızlı ödeme yapabilmek ve küçük tutarlı işlemlerde kart bilgisi girmeye gerek kalmamasıdır. Ayrıca Amazon sık sık hediye kartı bakiyesi yüklemeye teşvik eden kampanyalar yapar (örneğin “$100 yükle, $5 bonus kazan” gibi), bu da kullanıcıları ön ödeme yapmaya yönlendirir. Şirket açısından ise hediye kartı bakiyesi şu faydaları getiriyor: Müşteri o parayı başka yerde harcayamaz, mutlaka Amazon’da kullanmak zorundadır – bu da müşteriyi kilitler ve yaşam boyu değerini (LTV) yükseltir. İade işlemlerinde bedelin müşterinin Amazon hesabına kredi olarak yüklenmesi de sık uygulanan bir yöntemdir; böylece para şirkette kalmaya devam eder ve müşteri yeni bir siparişte yine platformu kullanmaya teşvik edilir. Amazon her ne kadar dijital cüzdan kavramını bizim anladığımız şekilde ayrı bir uygulama olarak sunmasa da, hediye kartı ve bakiye sistemiyle devasa bir kapalı devre finansal ekosistem yaratmıştır denebilir.

 

Alipay ve WeChat Pay (Çin Süper-Cüzdanları):

Kapalı devre cüzdanların en uç örnekleri Çin’de görülmektedir. Alibaba Grubu’nun Alipay ve Tencent’in WeChat Pay platformları, başlangıçta kapalı birer ödeme sistemi olarak doğup zamanla tüm ülkeye yayılan süper uygulama ekosistemlerinin belkemiği haline geldiler. Alipay, 2004 yılında Alibaba’nın e-ticaret sitelerinde ödeme kolaylığı ve escrow (emanet) hizmeti sağlamak amacıyla başlamış bir dijital cüzdandı. WeChat Pay ise 2013’te Çin’in en popüler mesajlaşma uygulaması WeChat içine entegre edilmiş bir ödeme özelliği olarak ortaya çıktı. Bugün gelinen noktada, bu iki platform Çin’in dijital ekonomisinin vazgeçilmez altyapısı konumunda. Çin’de gündelik hayat neredeyse tamamen Alipay/WeChat üzerine kurulmuş durumda: Sokak pazarındaki meyve satıcısından lüks mağazalara kadar hemen her yerde QR kod ile bu cüzdanlarla ödeme yapılabiliyor. Brookings Enstitüsü verilerine göre WeChat ülke nüfusunun %97’si tarafından kullanılmakta ve kullanıcıların %87’si uygulama içinden mobil ödeme yapmaktadır. Genel olarak bakıldığında, Çin’de son bir yıl içinde yetişkinlerin %93’ü Alipay, %86’sı WeChat Pay kullanarak en az bir ödeme yapmış. Bu oranlar dijital cüzdan kullanımının toplumda ne kadar yaygınlaştığını gösteriyor.

Alipay ve WeChat Pay’in başarısının ardında, kullanıcıya sundukları inanılmaz çok yönlülük ve kolaylık yatıyor. Bu uygulamalar başlangıçta kapalı devreydi: Alipay sadece Alibaba’nın Taobao, Tmall gibi sitelerinde, WeChat Pay ise sadece WeChat uygulaması içinde arkadaşlar arası para gönderme ve birkaç hizmette kullanılabiliyordu. Fakat hızla evrilerek kendi ekosistemlerini genişlettiler. Alipay bugün bir ödeme aracından ziyade bir finans süper uygulaması: İçinde ödeme dışında tasarruf hesapları, yatırım fonları, sigorta, kredi gibi finansal ürünler de sunuyor. WeChat Pay ise WeChat içindeki binlerce mini-program (küçük uygulama) aracılığıyla alışveriş, fatura ödeme, ulaşım bileti alma gibi sayısız işlemin ödeme altyapısı oldu. Bu platformların bir başka avantajı, işletmelere düşük maliyetli ödeme çözümü sunmaları. Çin’de geleneksel kredi kartı kullanımı düşük ve kart altyapıları görece zayıf olduğundan, Alipay/WeChat ikilisi bir boşluğu doldurdu. Klasik kart sistemlerinin mağaza sahiplerinden kestiği %2-3 komisyonlar yerine, Alipay ve WeChat Pay küçük işletmelerden ya çok cüzi komisyon alıyor ya da belirli bir ciro altındakilere ücret iadesi yapıyor. Sadece bir akıllı telefon ve QR kod ile herhangi bir esnafın dijital ödemeye geçebilmesi, Çin’de nakitsiz toplum devriminin önünü açtı. Öyle ki Çin’de mobil ödemelerin toplam perakende ödemeler içindeki payı %80’leri aşmış durumda ve bu iki şirket ülke çapındaki ödeme sisteminin %90’ına hakim konumda.

Ancak Alipay ve WeChat Pay’in bu denli güçlenmesi, bankacılık sistemini aradan çıkarmaları sayesinde mümkün oldu. ABD gibi ülkelerde ödemeler hala banka ve kart şebekeleri üzerinden dönerken, Çin’de bu teknoloji devleri bankaları büyük ölçüde devre dışı bırakarak tüketici ve işyerlerini doğrudan kendi platformlarında buluşturdu. Bu durum, kullanıcılar için hızlı ve ucuz ödeme anlamına gelse de finansal sistemde verinin tekelleşmesi ve regülasyon gibi konularda soru işaretleri yaratıyor. Nitekim 2020’de Çin hükümeti Ant Group’un (Alipay’in sahibi) halka arzını durdurup şirkete yeniden yapılandırma zorunluluğu getirdi – bu da tek bir kapalı devre ekosistemin ne denli sistemik hale gelebildiğini gösteriyor. Yine de Alipay ve WeChat Pay dünyada birçok şirkete ilham kaynağı oldu. Grab, Gojek gibi Asya süper uygulamaları veya hatta Facebook/Meta gibi sosyal platformlar, bu modelleri kendi pazarlarında kopyalamaya çalışıyor.

Özetle, global ölçekte Starbucks ve Amazon gibi şirketler kapalı devre cüzdanlarıyla finansman avantajı ve sadakat sağlarken, Çin’de Alipay/WeChat gibi örnekler dijital cüzdanların bir ülkenin ekonomik dokusunu değiştirecek boyuta ulaşabileceğini kanıtladı. Bu örnekler, kapalı devre sistemlerin başarılı olduğunda ne kadar büyük değer yaratabildiğini gösteriyor.

 

Müşteri Sadakati, İşlem Maliyetleri ve “Lifetime Value” Etkileri

Kapalı devre dijital cüzdanların hem işletmelere hem müşterilere çeşitli avantajlar sağladığı görülüyor. Öncelikle bu cüzdanlar, müşteri sadakatini (loyalty) artırmada çok etkili bir araç. Kullanıcı, bir cüzdana ön ödeme yaptığında veya orada puan biriktirdiğinde, aynı platformdan tekrar alışveriş yapmaya meyilli oluyor. Örneğin Starbucks müşterileri sırf yıldız puan biriktirmek ve mevcut bakiyelerini değerlendirmek için kahve tercihini Starbucks’tan yana kullanabiliyorlar. Trendyol’da cüzdana yüklenen para, başka bir e-ticaret sitesine değil Trendyol’a harcanıyor. Bu da müşterinin rakip platformlara yönelmesini zorlaştıran bir kilitlenme etkisi yaratıyor. Müşteri yaşam boyu değeri (LTV) bu sayede yükseliyor; kullanıcı daha sık ve daha yüksek tutarlı alışveriş yapar hale geliyor. Hopi örneğinde gördüğümüz gibi, biriken Paracık’lar ulaşımda bile kullanılabildiğinde müşteri uygulamayı hayatının daha fazla alanında kullanmaya başlıyor – bu da markanın hayatındaki payını artırıyor.

İşin finansal boyutunda, kapalı devre cüzdanlar şirketlere ciddi maliyet avantajları sağlayabiliyor. Her şeyden önce, ödeme işlem maliyetlerini düşürüyorlar. Normalde bir işyeri kredi kartıyla ödeme aldığında banka ve kart şirketine belirli oranda komisyon öder. Oysa müşteri ödemesini işletmenin kendi cüzdan bakiyesinden yaptığında aracı komisyonu ortadan kalkıyor veya en aza iniyor. Starbucks dijital cüzdanının şirketi kart işlem ücretlerinden kurtardığı biliniyor. Çin’de Alipay ve WeChat’in başarısında da düşük komisyon yapısı önemli bir faktör olmuştu; bu sayede küçük esnaf bile dijital ödemeye geçebildi. Türkiye’de de benzer şekilde, örneğin Yemeksepeti Cüzdan ile ödemelerde şirketin ödeme altyapısı maliyeti azalabilir (Yemeksepeti kendi ödeme sistemi üzerinden işlemi yönettiği için banka POS ücreti düşer). Ayrıca kapalı cüzdanlar, iade ve değişim süreçlerinde paranın yine şirkette kalmasını sağladığı için nakit çıkışını önler. Örneğin Trendyol veya Hepsiburada gibi platformlar, iptal/iade durumunda kullanıcıya para iadesi yerine cüzdana bakiye aktararak o paranın tekrar kendilerinde harcanmasını teşvik ediyorlar.

 

Kapalı devre cüzdanların bir diğer kritik faydası, işletmelere zengin müşteri verisi sunmasıdır. Kullanıcıların cüzdana para yükleme sıklığı, yüklediği tutarlar, harcama alışkanlıkları, hangi kampanyalara tepki verdikleri gibi birçok veri noktası şirkette toplanır. Bu veriler yapay zeka ve veri analitiği ile işlendiğinde, daha isabetli pazarlama stratejileri geliştirilebilir. Örneğin Hopi, kullanıcı davranışlarını analiz ederek kişiye özel kampanyalar sunabiliyor; Starbucks uygulaması, kullanıcının en çok hangi saatte kahve aldığını bilerek ona uygun teklifler gönderebiliyor. Böylece cüzdan kullanıcılarına özel indirim kuponları, cash-back (% geri ödeme) promosyonları gibi adımlar sadakati pekiştiriyor. Bu döngü, müşteriyi daha da değerli hale getiriyor – hem daha fazla harcama yapıyor hem de marka ile etkileşimi derinleşiyor.

İşletmeler açısından belki de en çarpıcı yarar, kapalı devre cüzdanların sağladığı faizsiz işletme sermayesi katkısıdır. Yukarıda Starbucks örneğinde gördük: Müşteriler önceden para yüklediğinde şirket bunu ileride bir hizmet/ürün sağlama taahhüdü karşılığında alıyor, ancak o ana dek nakdi kullanabiliyor. Bu, özellikle büyük kullanıcı tabanlarında ciddi bir fon birikimi yaratıyor. Starbucks 2022’de hediye kartlarında 1 milyar doların üzerinde kullanılmamış para taşıdığını açıkladı. Amazon’da 5,3 milyar dolarlık hediye kartı bakiyesi keza şirketin kasasında duran bir kaynak. Türkiye’de rakamlar daha küçük olsa da, Trendyol veya Migros gibi geniş müşteri kitleleri düşünüldüğünde ön ödemeli bakiyelerin şirketlere kayda değer bir finansman avantajı sağladığı söylenebilir. Üstelik bu bakiyelerin bir kısmı hiç kullanılmadığında (örneğin hediye çeki unutulması, çok küçük bakiyelerin kalması) şirket için doğrudan kâr haline geliyor. Bu olgu, finansal tablolarında “breakage (kırılım)” geliri olarak yer alıyor ve azımsanmayacak tutarlara ulaşabiliyor (Starbucks 2020’de kullanılmayan bakiyelerden $164 milyon gelir elde ettiğini bildirmiştir).

Tüm bu faydalar tablosunun yanında, kapalı devre cüzdanların akıllıca yönetilmesi gereken yönleri de mevcut. Müşteri tarafında, ön ödemeli sisteme güven duyulması kritik; kullanıcı parasını yatırıp şirketin batması veya hizmeti sonlandırması riskini düşünmek istemez. Bu nedenle büyük, güvenilir markalar cüzdan işinde daha başarılı oluyor. Ayrıca müşteri açısından paranın belirli bir yerde kilitli kalması esnekliği azaltabilir; bunu telafi etmek için şirketler cazip kampanyalarla cüzdan kullanımını ödüllendirmeli (örn. ekstra puan, indirim vs.). İşletmeler için de cüzdan bakiyeleri, iyi yönetilmezse bir yükümlülük doğurur: O paraya karşılık mal/hizmet sağlama zorunluluğu gelecekte duruyor. Bu yüzden regülasyon tarafında da bu bakiyelerin belirli güvence yöntemleriyle tutulması gerekebilir (birazdan mevzuat kısmında değineceğiz).

Özetle, doğru uygulandığında kapalı devre dijital cüzdanlar kazan-kazan durumu yaratıyor: Müşteri, daha avantajlı ve kolay bir alışveriş deneyimi yaşarken işletme de sadık müşteriler, daha düşük maliyetler ve yeni gelir kaynakları elde ediyor.

 

Regülasyon ve Mevzuat: 6493 Sayılı Kanun ve Sınırlı Ağ İstisnası

Dijital cüzdan hizmetlerinin yaygınlaşması, düzenleyici otoritelerin de bu alana özel dikkat göstermesine yol açtı. Türkiye’de ödeme hizmetleri ve elektronik para alanını düzenleyen temel yasa 6493 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler, uzun süre kapalı devre cüzdan kavramını doğrudan tanımlamamıştı. Şirketler de bu boşluktan yararlanarak “sınırlı ağ istisnası” kapsamında lisanssız cüzdan hizmetleri sunabildiler. Sınırlı ağ istisnası, bir ödeme aracının yalnız belirli bir kuruluş veya anlaşmalı dar bir işletme grubu içinde kullanılabilmesi durumunda, onun elektronik para tanımından muaf tutulmasını ifade eder. Örneğin sadece kendi mağazalarında geçerli bir hediye kartı çıkaran perakendeci, bunu elektronik para olarak adlandırmadan faaliyet gösterebiliyordu. Trendyol, Hepsiburada gibi platformlar da ilk cüzdan uygulamalarını bu mantıkla devreye aldılar.

Ancak sektör büyüdükçe ve cüzdan bakiyeleri ciddi hacimlere ulaşmaya başladıkça, düzenleyici kurumlar bu alanı kontrol altına alma ihtiyacı hissetti. 2022’de Ticaret Bakanlığı’nın yeni e-ticaret yasası değişikliği (7416 sayılı Kanun) büyük platformların ödeme hizmeti sunmasını kısıtlamaya çalıştı; Trendyol’un cüzdan fonksiyonlarını durdurmak zorunda kalması bunun sonucuydu. Fakat bu düzenleme yargı engeline takıldı ve yürürlüğü durduruldu.

Asıl önemli gelişme, TCMB’nin 2023 yılında dijital cüzdanları tanımlayan ve lisansa tabi kılan düzenlemesi oldu. 7 Ekim 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile Türkiye’de ilk defa “dijital cüzdan” tanımı mevzuata girdi. Merkez Bankası, o tarihte faaliyette bulunan cüzdan sağlayıcılara 1 yıl içinde (Ekim 2024’e kadar) ödeme kuruluşu veya e-para kuruluşu lisansı almak için süre tanıdı. Yani Trendyol, Yemeksepeti, hatta bazı banka dışı fintech cüzdanlar bu süre içinde ya lisans başvurusuna yöneldi ya da lisanslı bir kuruluşla eşleşti. Eylül 2024’te ise bu geçiş süresi 6 ay daha uzatılarak Nisan 2025’e ertelendi. Bu erteleme, sektördeki oyuncuların teknik ve operasyonel uyum hazırlıklarını tamamlaması amacıyla yapıldı. Neticede 2025 itibarıyla Türkiye’de dijital cüzdan hizmeti sunan tüm kuruluşların ya kendi lisanslarına sahip olması ya da lisanslı bir finansal kurum işbirliğiyle çalışması bekleniyor.

Lisans tarafında büyük oyuncular proaktif davrandı. Trendyol 2022’de DSM Ödeme ile lisans alırken, Migros da Moneypay adlı şirketiyle aynı kararda e-para lisansını kaptı. Keza Boyner Grup, Hopi için Birleşik Ödeme gibi zaten lisanslı bir altyapıyla anlaşmıştı. Yemeksepeti ise bir lisansı olmamakla birlikte, cüzdan hizmeti yalnız kendi platformunda kullanılabildiği için sınırlı ağ kapsamında kalmaya çalışıyordu. Fakat yeni düzenlemelerle Yemeksepeti’nin de ya bir ödeme kuruluşu ile açık işbirliği yapması (örn. Papara, Paycell gibi entegrasyonlar) ya da kendi lisansını alması gerekecek.

Regülasyonun bir diğer boyutu, kullanıcı fonlarının güvenliği. Lisanslı elektronik para kuruluşları, müşterilerden aldıkları ön ödemeleri Merkez Bankası kurallarına göre koruma hesaplarında tutmak zorundadır. Böylece şirket iflas etse bile kullanıcı bakiyelerinin korunması hedeflenir. Oysa lisanssız dönemde böyle bir yasal koruma mekanizması yoktu. Bu açıdan bakıldığında Merkez Bankası’nın dijital cüzdanları lisans altına alması tüketiciler için de olumlu bir gelişme.

Özetle, Türkiye’de kapalı devre cüzdan ekosistemi artık düzenlenmiş bir piyasa haline geliyor. Sınırlı ağ istisnası eskisi kadar geniş yorumlanmayacak; büyük oyuncular finansal kuruluşlara dönüşerek yollarına devam edecekler. Bu durum rekabet dengelerini de etkileyebilir: Bankalar uzun süredir kendi dışlarında gelişen bu görece “kontrolsüz” ödeme dünyasından rahatsızdı, şimdi aynı kurallara tabi olunduğunda daha adil bir zemin oluşabilir. Elbette mevzuatın gelişimi, inovasyonu da baltalamamalı; burada dengeyi bulmak önemli olacak.

 

Açık Bankacılık ile Entegrasyon ve Çatışma Senaryoları

Açık Bankacılık (Open Banking), finansal verilerin ve ödeme işlemlerinin müşteri rızasıyla API’lar üzerinden paylaşılmasını sağlayan bir konsept olarak son yıllarda hayatımıza girdi. Bankalar, fintech girişimleriyle entegre olarak hesap bilgilerini ve ödeme başlatma yeteneklerini paylaşmaya başladılar. Peki kapalı devre cüzdanlar bu açık bankacılık dünyasıyla nasıl bir etkileşime giriyor?

İki farklı senaryo söz konusu: entegrasyon ve rekabet (çatışma). Entegrasyon tarafında, açık bankacılık aslında dijital cüzdanların kullanımını kolaylaştıran bir araç olabilir. Örneğin, açık bankacılık API’leri sayesinde kullanıcılar cüzdan uygulaması içinden doğrudan banka hesaplarından cüzdana para transferi yapabilir hale geliyorlar. Türkiye’de 2022 sonunda devreye alınan TCMB’nin FAST (Fonların Anlık ve Sürekli Transferi) sistemi ve BKM API Geçidi, fintech’lerin banka hesaplarına anlık erişimine imkân tanıyor. Bu sayede mesela Trendyol Cüzdan’a EFT yapmadan, uygulama içinden banka hesabınıza bağlanıp saniyeler içinde yükleme yapabilirsiniz. Benzer şekilde, cüzdan uygulamaları açık bankacılık sayesinde kullanıcıya tüm banka hesaplarını tek bir arayüzde gösterip finansal yönetim servisi sunabiliyor. Örneğin bir ödeme kuruluşu olan Tosla, açık bankacılık modülüyle farklı bankalardaki hesaplarınızı kendi uygulamasında görüntüleme ve ordan cüzdana aktarım yapma imkânı veriyor. Wagonn’un bir raporunda açık bankacılık ile dijital cüzdanların doğrudan banka hesaplarıyla entegre hale gelerek daha kolay ödeme imkânı sunduğu vurgulanıyor. Yani aslında uygun kullanılırsa açık bankacılık, kapalı devre cüzdanları daha kullanışlı ve kapsayıcı hale getirebilir.

Diğer yandan bir rekabet/çatışma boyutu da var. Açık bankacılıkla birlikte gelişen hesaptan hesaba (A2A) ödemeler, uzun vadede kartlı sistemlere hatta belki cüzdanlara rakip olabilir. Örneğin Avrupa’da PSD2 ile ödeme başlatma hizmetleri yaygınlaştı; bir e-ticaret alışverişinde müşteri bankasından satıcıya doğrudan havale benzeri ödeme yapabiliyor. Bu model komisyonları düşürdüğü için işyerleri tarafından tercih edilebilir. Eğer Türkiye’de de banka hesaplarından doğrudan ödeme yaygınlaşırsa, Trendyol gibi platformlar neden kendi cüzdanlarını teşvik etsin ki? Cevap: Yine sadakat ve veri avantajı. Kapalı devre cüzdan, ödeme sadece bir araç değil, aynı zamanda pazarlama enstrümanı. Banka havalesi ile ödeme yapan müşteriye kampanya tanımlamak zorken, kendi cüzdanıyla ödeyen müşteriye anında puan verip tekrar harcatabilirsiniz. Bu nedenle platformlar açık bankacılık üzerinden dahi gelse, ödemeyi kendi cüzdanlarına yönlendirmeye devam edeceklerdir. Örneğin ileride bir e-ticaret sitesinde “banka hesabından öde” seçeneği gelse bile, yanında “bizim cüzdanla öde, %X bonus kazan” gibi bir teklif sunulabilir.

Bankalar cephesinden bakarsak, kapalı devre cüzdanlar bir dönem tehdit olarak görüldü. Çünkü bu cüzdanlar kullanıcıyı bankacılık uygulamasından veya kredi kartından uzak tutuyordu. Örneğin bir müşteri Migros MoneyPay’e büyükçe bir tutar yükleyip tüm market alışverişini oradan yaparsa, banka kartı sadece o ilk yüklemede devrede oluyor, sonraki her alışverişte banka sisteminin haberi bile olmuyor. Bu da bankalar için hem kayıp kullanım (transaction kaybı) hem de veri kaybı demek. Ancak açık bankacılık bu dengeyi biraz değiştiriyor: Bankalar şimdi fintech’lerle iş birliği yaparak tekrar oyuna dahil olma peşindeler. Örneğin bir bankanın API’ları üzerinden bir cüzdan uygulaması kullanıcıya hesap bakiyesi gösterdiğinde veya ödemesini o hesaptan çektiğinde, banka arka planda kalmış olsa da tamamen oyundan çıkmamış oluyor. İleride bankalar kendi dijital para/cüzdan çözümlerini de piyasaya sürebilir (şu an Birbank, Tosla gibi örnekler var). Ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da 2023’te Dijital Türk Lirası projesini test etmeye başladı; bu gerçekleşirse kapalı devre cüzdanlar dijital parayı entegre ederek bambaşka bir boyuta geçebilir.

Özetle, açık bankacılık ve kapalı cüzdanlar arasında hem iş birliği hem rekabet dinamikleri mevcut. Açık API’lar sayesinde cüzdanların fonlanması ve fonların harcanması kolaylaşacak, ekosistem genişleyecek. Ama diğer taraftan, verinin ve müşteri arayüzünün kontrolü için büyük bir yarış olacak. Bankalar mı müşteri ödemelerinin merkezi olacak, yoksa süper-app cüzdanları mı? Çin örneğinde gördük: Orada teknoloji devleri bankaları gölgede bıraktı, bu da geleneksel finansı endişelendirdi. Avrupa’da ise tersine, açık bankacılıkla fintech’ler bankaları tamamlayan bir role soyundu. Türkiye’nin gidişatında muhtemelen her iki unsur da yer alacak. Kapalı devre cüzdanlar, açık bankacılığı kendi lehlerine kullanarak kullanıcı deneyimini iyileştirmeye odaklanacak. Bankalar ise altyapı sağlayıcı ve güvenilir taraf olmaya çalışarak bu yeni düzende pay almaya çalışacak. Kazanan taraf, tüketiciye en sorunsuz ve avantajlı deneyimi sunan olacak.

 

Trendin Geri Dönüşü: Teknolojik ve Stratejik Dinamikler

2010’ların başında ön ödemeli kartlar, mobil cüzdanlar gibi girişimler görmüştük ancak bir süre sonra bunların bir kısmı sönümlenmişti. Peki 2020’lerde kapalı devre dijital cüzdan konsepti neden yeniden yükselişe geçti? Son bölümde, bu geri dönüşün ardındaki teknolojik destekleyicileri ve stratejik nedenleri özetleyelim:

  • Süper-app Eğilimi ve Platform Stratejileri: Günümüzde pek çok büyük teknoloji ve perakende şirketi, kullanıcıyı tek ekosistem içinde tutma stratejisi güdüyor. “Süper uygulama” denilen bu konsept, alışverişten yiyeceğe, ödemeden eğlenceye kadar her şeyi tek bir uygulamada sunmayı hedefliyor. Kapalı devre cüzdanlar, süper-app stratejisinin yapı taşı haline geldi. Ödeme yeteneği olmadan bir uygulamanın ekosistemini büyütmesi zor. Trendyol, Hepsiburada gibi firmalar cüzdanlarıyla kendi mini-ekonomilerini yaratmak; kullanıcıların finansal ihtiyaçlarını dahi platform içinde çözüp rakip uygulamalara geçişi engellemek istiyorlar. WeChat ve Alipay’in Çin’deki başarısı bu yaklaşımın ne kadar etkili olduğunu tüm dünyaya kanıtladı. Bu yüzden küresel ve yerel aktörler, cüzdan trendine yeniden sarılıyorlar.
  • Tokenizasyon ve Ödeme Teknolojilerindeki Gelişim: Teknoloji cephesinde, dijital ödemelerin güvenliği ve kolaylığı konusunda büyük ilerlemeler kaydedildi. Kart tokenizasyonu, bu gelişmelerin başında geliyor. Artık Visa/Mastercard altyapıları, kart bilgilerini tokenize edip uygulamalarda güvenle saklamaya izin veriyor. Bu sayede Trendyol veya Migros gibi uygulamalara kullanıcılar kartlarını bir kere tanımlayıp cüzdana rahatça para yükleyebiliyor; her işlemde yeniden kart bilgisi girmeye gerek kalmıyor. Mobil cihazlardaki biyometrik kimlik doğrulama (parmak izi, yüz tanıma) cüzdan kullanımını hızlandırdı. Ayrıca QR kod, NFC gibi ödeme ara yüzleri konusunda da standartlar olgunlaştı. QR ile ödeme 2020’lerde, özellikle pandemi etkisiyle, çok doğal bir davranış haline geldi. Halihazırda market kasasında telefonu okutmak, kahve alırken uygulamadan ödemek kullanıcılar için sıradanlaştı. Bu altyapı ve alışkanlık olgunluğu, şirketlerin cüzdan çözümlerini sunmasını hem teknik olarak mümkün kıldı hem de kullanıcıların direnç göstermeden benimsemesini sağladı.
  • Müşteri Verisi ve Yapay Zekâ: Dijital cüzdanlar müşteri davranışlarına dair büyük veri hazineleri sunuyor. 2020’lerin trendi ise bu veriyi yapay zekâ ve makine öğrenimi ile harmanlayarak müşteri deneyimini kişiselleştirmek. Şirketler gördüler ki kendi kapalı ekosistemlerinde müşteri ne kadar çok işlem yaparsa o kadar fazla veri toplanıyor ve bu da rekabette onlara avantaj sağlıyor. Örneğin bir e-ticaret devi, cüzdan kullanan müşterinin ne sıklıkla para yüklediğini, bakiyesi düşünce alışverişini erteleyip ertelemediğini bile görebiliyor. Bu veriden yola çıkarak kişiye özel “15 gün boyunca cüzdanla öde, %5 bonus kazan” gibi kampanyalar tasarlanabiliyor. Yapay zekâ destekli öneri sistemleriyle cüzdan kullanıcılarına uygun indirimler sunulup harcama artırılabiliyor. Dolayısıyla müşteri verisini anlama ve kullanma konusundaki ilerlemeler, firmaları cüzdanlara yatırım yapmaya iten önemli bir motivasyon.
  • Regülasyon ve Güven Çerçevesi: İlginç biçimde, regülasyonlar başta sınırlayıcı gibi görünse de orta-uzun vadede sektörün önünü açabilir. Türkiye’de Merkez Bankası’nın lisans zorunluluğu getirmesi, bu işi yapabilecek finansal sağlamlığa sahip büyük oyuncuları belirledi ve tüketicinin kafasındaki güven sorununu azalttı. Artık dijital cüzdan kavramı daha resmî ve denetlenen bir hizmet olarak algılanacak. Bu da kullanıcıların daha büyük meblağları cüzdanlarda tutmasına psikolojik zemin hazırlayabilir. Ayrıca açık bankacılık regülasyonu, fintech’lerin bankalarla entegre inovasyon yapmasını kolaylaştırdı. Sonuç olarak yasal çerçeve netleşince, büyük şirketler de daha cesur şekilde cüzdan projelerine yatırım yapmaya başladılar. Önümüzdeki dönemde bankalar, telekomlar ve perakendeciler arasında çeşitli ortak cüzdan girişimleri bile görebiliriz (örn. bir telekom operatörünün sadakat puanı, bir alışveriş cüzdanında geçerli olabilir gibi).
  • Pandemi ve Dijitalleşme İvmesi: Covid-19 pandemisi, dijital ödeme ve temassız alışverişe küresel çapta eşi görülmemiş bir ivme kazandırdı. Bu dönemde nakit para kullanımından kaçınılması, online alışveriş patlaması, restoranların online siparişe yüklenmesi gibi değişimler yaşandı. İşte bu atmosfer, dijital cüzdanların benimsenmesini hızlandırdı. İnsanlar ilk defa online ödemeye adım attılar, yemek kartlarının dijital versiyonlarına aşina oldular, süpermarket alışverişlerini bile uygulamalardan yapmaya alıştılar. Örneğin Yemeksepeti Kurumsal Cüzdan, pandemi sayesinde kullanımını katladı çünkü uzaktan çalışan on binlerce çalışan için yemek kartı alternatifi haline geldi. Aynı şekilde, temassız ödeme alışkanlığı MoneyPay gibi uygulamaların “cep telefonunla öde” mesajını cazip hale getirdi. Yani zamanlama olarak da kapalı devre cüzdanlar çok doğru bir dönemde yeniden yükselişe geçti.

Sonuç olarak, kapalı devre dijital cüzdanların geri dönüşü bir rastlantı değil; teknoloji, pazar dinamikleri ve tüketici davranışlarındaki değişimler tarafından körüklenen bir trend. Bu cüzdanlar, şirketler için sadece bir ödeme aracı değil, birer müşteri ilişki platformu haline geldi. Müşteri sadakatini arttıran, veriyi zenginleştiren, kârlılığı iyileştiren bir yapı sunuyorlar. Elbette her trendde olduğu gibi burada da dengenin iyi kurulması gerekiyor: Kapalı devre sistemler büyüdükçe finansal sistemde parçalanma riskine karşı açık standartlar ve birlikte çalışabilirlik tartışmaları da gündeme gelebilir. Ancak şurası net ki, 2025 itibarıyla hem Türkiye’de hem dünyada pek çok kullanıcı cüzdanında taşıdığı nakit yerine telefonundaki uygulamada taşıdığı bakiyeyi harcıyor olacak. FintechTime dergisinin Ağustos 2025 sayısında ele aldığımız bu konu, muhtemelen önümüzdeki yıllarda da finans ve teknoloji dünyasının kesişim noktasında önemini koruyacak.

 

Kaynaklar
  • Gözde Ulukan, “Trendyol, yeni e-ticaret yasası nedeniyle Trendyol Cüzdan hizmetine devam etmeme kararı aldı” – Webrazzi, Kasım 2022.
  • Gözde Ulukan, “E-ticaret yönetmeliğinde Danıştay tarafından yürütmesi durdurulan maddeler” – Webrazzi, Mayıs 2023.
  • Ali Altuğ Koca, “Trendyol dahil 16 şirket Elektronik Para Kuruluşu olarak faaliyet göstermeye hak kazandı” – Webrazzi, Ağustos 2022.
  • Fırat Demirel, “Yemeksepeti kullanıcıları artık ‘Cüzdan’dan harcama yapabilecek” – Webrazzi, Nisan 2017.
  • Candeğer Muradoğlu, “Yemeksepeti Kurumsal Cüzdan ile uzaktan çalışan şirketler için bulut yemekhaneler yaratıyor” – Webrazzi, Eylül 2021.
  • Arden Papuççiyan, “Hopi, Hopipay Cüzdan ve Hopipay kart çözümlerini kullanıma sundu” – Webrazzi, Ocak 2022.
  • Anadolu Ajansı, “Hopi, İstanbulkart ile iş birliğine gitti” – Haziran 2021.
  • FinTech Istanbul, “Bir Kahveden Ötesi: Starbucks’ın FinTech Serüveni” – Eylül 2019.
  • Mary Meisenzahl, “Starbucks customers have more than $1 billion sitting on gift cards” – Business Insider, Mayıs 2022.
  • Morningstar/MarketWatch, “Starbucks customers are giving the company over $200 million of free money” – Nisan 2025. Morningstar Kaynak
  • Amazon 2023 Yıllık Raporu – Unredeemed Gift Card Liabilities, sayfa 84. Amazon Raporu
  • 8Asians Blog, “WeChat Pay, Alipay, and the Future of Digital Payments in China” – Aralık 2024. 8Asians Kaynak
  • Junjie Yang (Brookings & SPGlobal verileriyle), Visa Navigate: The secret to SuperApp success – Ocak 2021. Visa Navigate Kaynak
  • Wagonn Blog, “Open Banking Nedir ve Türkiye’deki Çözümleri” – Mart 2025. Wagonn Kaynak
  • ProCompliance, “BKM API Geçidi ve Dijital Cüzdan için Uyum Süreleri Uzatıldı” – Eylül 2024. ProCompliance Kaynak