Yapı Kredi Sınırsız Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan ile Fintechtime Ağustos sayısı için gerçekleştirdiğimiz özel röportaj yayında.

“Finans sektöründe dijitalleşmenin rotası değişiyor. Müşterinin beklentisi artık sadece işlemi hızlı ve kolay yapmak değil; ihtiyaç duyduğu anda kendisi adına düşünen, öneren, hatta harekete geçebilen bir finansal ekosistemle karşılaşmak. İşte bu dönüşümün tam merkezinde, Yapı Kredi’nin sınırsız bankacılık vizyonu yer alıyor.

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı röportajda; bireylerden kurumlara, geleneksel ürünlerden yapay zekâ destekli dijital çözümlere uzanan bankacılık evrimini konuştuk. Bankanın uzun yıllara yayılan dijitalleşme yolculuğunu, açık bankacılıkta elde edilen kazanımları, fintek ekosistemiyle kurulan iş birliklerini ve özellikle yeni lansmanı yapılan Yapı Kredi BANKO’nun iş dünyasına getirdiği somut etkileri detaylarıyla ele aldık.

Yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji değil, bütünsel bir çözüm yaklaşımı olarak ele alan Yakup Doğan, bankacılıkta yeni dönemin dört sac ayağını açıklarken, regülasyonlardan bulut bilişim kısıtlarına, müşteri davranışlarındaki dönüşümden mikro işletmelere kadar uzanan geniş bir çerçeve çiziyor.”

 

Yakup Bey, Yapı Kredi’nin sınırsız bankacılık vizyonunu sizden dinleyebilir miyiz? Bu vizyon nasıl bir yaklaşımla hayata geçirildi?

Mottomuzda “Hayat size engeller ve sınırlar koyar, Yapı Kredi o sınırları kaldırmak için var.” diyoruz. Aslında bunu hayata geçirecek çok şey yaptık.

En büyük değişim biliyorsunuz, eskiden müşteri olmak için şubeye gidilirdi. Biz bunu ortadan kaldırdık. Oradaki sınırlar gerçekten çok büyüktü. Hesap cüzdanı, bankacılık sözleşmesi değişikliği, Mali Suçları Araştırma Kurulu işlemleri, beyanlar, ıslak imzalar, Kimlik Tespit Kuralları gibi tüm süreçleri uçtan uca dijitalleştirdik. Tüm dünyadaki örnekleri göz önünde bulundurarak bunu gerçekleştirdik. Sınırsız bankacılık vizyonumuz, bundan yaklaşık on yıl önce tüm engelleri kaldırmak amacıyla oluşturuldu. Bugün uzaktan müşteri ediniminde üç milyona yaklaştık ve edinim süresi ortalama sekiz dakikadır. Bunun avantajı çok büyük. Fiziksel bir yere gitme zorunluluğunun ortadan kalkması hem karbon ayak izini azaltıyor hem de zaman ve maliyet açısından ciddi tasarruf sağlıyor. Üstelik daha güvenli.

Müşteri şubeye gittiğinde şu an videosunu alabiliyoruz. Bu nedenle Mali Suçları Araştırma Kurulu’nu da bu dijital modele ikna ettik. Bugün geldiğimiz noktada, bu süreç sektörde bir standart hâline geldi. Örneğin, eskiden insanlar ATM’den para çekmek için mutlaka kart taşırlardı. Ben 2016 yılının Kasım ayından beri ATM kartı kullanmıyorum. O günden bu yana paramı yalnızca QR kod ile çekiyorum. Başka bankaların ATM’lerinden de bu şekilde para çekemediğimizi fark ettik ve hizmetimizi tüm bankalara açtık. O an kendi bankanızın ATM’si olmayabilir, para olmayabilir; Yapı Kredi olarak diğer bankalardan da QR ile para çekilebilmesini önerdik.

Dolayısıyla vizyon olarak sınırları ortadan kaldırmayı benimsedik. Açık bankacılık bu sürecin önemli bir parçası. Açık bankacılık servislerini ilk kullanan banka Yapı Kredi oldu çünkü bu, vizyonumuzla çok örtüşüyordu.

Fiziksel dünyaya ait pek çok işlemi de dijital ortama taşıdık. Artık belgeleri şubeye götürmek gerekmiyor. Fotoğrafını çekip PDF ya da JPEG formatında yükleyerek işlemler gerçekleştirilebiliyor. Bu dönüşümün önemli bir aşaması mobil ve dijital taraflarda daha önce yalnızca bireysel müşteriler için yapılan çalışmalardı. Ama bu kez ticari tarafı da dönüştürdük.

 

Genel Müdür Yardımcımız Cahit Erdoğan ile birlikte 11 yıl boyunca bu dönüşüm üzerinde çalıştık. Gerçekten çok keyifliydi. Kendisi daha sonra kariyerinde farklı bir yön çizerek ticari bankacılık tarafına geçti. Bu bence sektör adına da çok önemli bir kazanım oldu. Çünkü dijital dönüşüme hâkim, süreçleri bilen, operasyon deneyimi olan bir isim. Türkiye’de ticari ve küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik bankacılığa geçmesi ülkemiz için de bir şans oldu. Bugün tanıttığımız Yapı Kredi BANKO da bu ortak çabanın bir sonucu.

 

Bu dönüşüm süreci yalnızca bireysel müşteri tarafında değil, tüzel ve ticari tarafta da etkili oldu. Burada özellikle ticaretin yapısını nasıl değiştirdiğinizi düşünüyorsunuz?

Ortaya koyduğumuz onlarca yenilik, tüzel taraftaki dönüşümle mümkün oldu. Ticari hayatın ülkemizdeki ekonomik katkısı çok büyük. Öyle işler var ki, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne dahi etki edebilecek nitelikte. Tahsilat garantisi ve ödeme çözümleriyle firmaların iş yapış şeklini tamamen değiştiriyoruz. Bu yalnızca bireylerin mobil cihazlardan yaptığı işlemlerle sınırlı değil, iş dünyasında verimliliği doğrudan artırıyor. Örneğin bir ödeme işlemini birden fazla kişiye devrettiğiniz anda bu Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya da katkı sağlıyor. İşletme sermayesi finansmanı ve ödeme ürünleriyle hayatı gerçekten kolaylaştırıyoruz.

 

Sınırsız bankacılık vizyonu içerisinde, ödeme sistemleri ve müşteri edinimi tarafında hangi çözümleriniz öne çıkıyor?

World Pay entegrasyonu üzerinden kullanıma sunduğumuz QR ile yaklaşık 9 milyonluk işlem hacmine ulaştık. Bu alanda yapılan toplam 42 milyon işlem üzerinden bakıldığında oldukça önemli bir paya sahibiz. Müşterilerimiz mobil uygulamamız ve web arayüzümüz üzerinden hem fiziki hem de sanal ödeme kaydedici cihaz başvurusu yapabiliyorlar. Hem elektronik ticaret hem de kapıda ödeme gibi müşterilerimizin anlık ihtiyaçlarını karşılayan ödeme çözümlerimiz bulunuyor.

Nakdi krediler konusunda çok güçlü bir altyapımız var. Müşterilerimizin kredibilitesini hızlıca analiz ederek, birkaç saniye içerisinde kredi kullandırabiliyoruz. Aynı zamanda bunu gayrinakdi olarak da sağlayabiliyoruz. Dijital teminat mektuplarını oluşturabiliyor, isteyen müşterilerimiz bunu fiziksel olarak şubeden de teslim alabiliyor.

Ticaretin önemli unsurlarından biri olan “Cepte Senet” çözümümüzde ise müşterilerimiz senetlerinin fotoğrafını çekip mobil uygulama üzerinden yükleyebiliyor. Vade ve diğer takip işlemlerini yine mobil uygulama üzerinden sürdürebiliyor. Bunlar, müşterilerimizin günlük hayatını kolaylaştıran uçtan uca çözümlerimizden sadece birkaçı. Bu çözümler, firmaların nakit akış dengelerine doğrudan yansıyor.

Uzaktan müşteri edinimini Türkiye’de ilk başlatan banka biziz. QR ile para çekme hizmetinde ise 10. yılımızı doldurduk. Türkiye’de QR kod ile ilk para çekme hizmetini sunan bankayız. Bireysel uzaktan müşteri edinimine kıyasla firmaların uzaktan müşteri edinimi daha karmaşık bir süreç. Bir ilk olarak mobil üzerinden uzaktan tüzel müşteri edinimini hayata geçirdik. Bugüne kadar 1.000 firmayı bu yöntemle müşterimiz olarak kazandık.

Bankacılıkta yaşanan hızlı dönüşümü üç başlıkta özetleyebiliriz: Müşterilerin ihtiyaçlarındaki hızlı değişim, teknolojik dönüşüm ve düzenleyici etkileri. Türkiye’de son beş-altı yılda bu alanda çok önemli adımlar atıldı. Elektronik para ve ödeme kuruluşu lisansları, dijital bankacılık, servis modeli bankacılığı, açık bankacılık lisansları gibi düzenlemeler hayata geçti. Tabana yayılma ve finansal erişim konularında ciddi ilerlemeler kaydedildi.

Açık bankacılık hem bankalar hem de kullanıcılar açısından büyük önem taşıyor. Bu model, Avrupa’da 2010’ların başında Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü kapsamında, bireylerin ya da kurumların kendi verilerini yönetme hakları çerçevesinde başladı. Ülkemizde bu uygulama Avrupa’dan biraz daha geç hayata geçse de çok daha hızlı şekilde yaygınlaştı. Avrupa’da her banka bu süreci tek tek yürütürken, biz Bankalararası Kart Merkezi çatısı altında tek bir entegratör üzerinden ilerledik. Bu da tüm bankalardaki hesapların görüntülenebilmesini ve ödeme emri başlatılabilmesini sağladı. Yıl sonu testleri hâlen devam ediyor.

2026 yılı başında ise kredi kartlarının bu sisteme entegre edilmesi bekleniyor. Kredi kartlarının sisteme dahil olmasıyla birlikte sürecin çok daha etkili bir hâl alacağı öngörülüyor. Açık bankacılık sayesinde, artık sadece kendi bankamızdaki değil, müşterinin tüm bankalardaki hesap hareketlerini bir araya getirerek 360 derece finansal görünüm elde edebiliyoruz. Müşteriden alınan izin doğrultusunda bu verileri işliyor, yapay zekâ destekli altyapımızla onlara öngörüler sunabiliyor, finansal sağlıklarını birlikte iyileştirme yolunda yol alabiliyoruz.

Önümüzdeki dönemde açık bankacılığın hayatımızda daha da büyük bir rol oynaması bekleniyor. Para transferlerinde de olumlu yönde ilerlemeler var. Bankalararası Kart Merkezi raporlarında bu alanda öncü bankalardan biri olarak yer alıyoruz.

Daha önce bahsettiğim gibi hem fiziksel hem de dijital ödeme kaydedici cihaz çözümlerimiz mevcut. Android tabanlı cep telefonlarını anında ödeme cihazına dönüştürerek güvenli işlem yapılmasını sağlıyoruz.

Bundan sonra çözümlerimizi geniş dil modelleriyle de destekleyeceğiz. Ürün ve hizmetlerin daha entegre, daha fazla üçüncü taraf hizmet sağlayıcıyla uyumlu hâle gelmesi, çok daha geniş bir ihtiyaç alanına hitap etmemizi sağlayacak. Arka planda ise bu çözümlerin tamamında akıllı sistemlerin ve yapay zekâ teknolojilerinin daha yoğun kullanıldığını konuşacağız.

 

Peki tüm bu dönüşüm adımlarının ardından sizce bankacılığın geleceğini artık ne şekillendiriyor?

Türkiye’de bugüne kadar bankacılığın geleceğini şekillendiren başlıca etken bireyin değişen ihtiyaçları oldu. Biz de teknoloji ve düzenlemeler etrafında buna uyum sağladık. Hızlı, kolay ve fonksiyonel çözümlerle müşteri memnuniyetini hedefledik. Ancak şimdi yeni bir aşamadayız.

 

Bu noktada yapay zekâya ayrı bir parantez açıyorsunuz. Yapay zekânın yeni dönemdeki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan “Ticarette hız kadar güven de önemli. Yapı Kredi BANKO ile işletmelerin tahsilat ve ödeme süreçlerini saniyeler içinde, tamamen dijital ve garantili şekilde yönetmesini sağlıyoruz.”

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan “Ticarette hız kadar güven de önemli. Yapı Kredi BANKO ile işletmelerin tahsilat ve ödeme süreçlerini saniyeler içinde, tamamen dijital ve garantili şekilde yönetmesini sağlıyoruz.”

Artık müşterilerimizin beklentisi şu yönde: “Benim yerime düşün, hesap hareketlerime 360 derece bak ve bana önerilerde bulun. Hatta mümkünse ben sana izin vereyim, sen benim yerime bunu yap” diyor. Yeni bir döneme girdik. Burada anahtar kelime yapay zekâ.

Düzenleyiciyle özellikle bulut teknolojisi konusunda sürekli iletişim hâlindeyiz. Çünkü şu anda ülkemizde veri bulundurmanın yalnızca şirket içi sistemlerde yapılması zorunluluğu var. Ancak hem Avrupa’da hem de Amerika’da sektörel gelişmeleri yakından izliyoruz.

Bugüne kadar hep öncüydük. Her gittiğimiz yerde “Türkler neler yapmış bakalım” denirdi. Fakat son altı ayda tablo biraz değişti, buradaki değişim faktörü de yapay zekâ atılımları oldu. Türk bankacılık sektörü olarak yapay zekâ alanında çok güçlü bir kapasiteye sahibiz ve bu kapasitemizi artırıyoruz. Ancak yeni düzenlemelerin de önünün açılması gerekiyor. Geliştirdiğimiz yapay zekâyı eğitebileceğimiz ortamlar bulut üzerinde sağlanmalı. Biz de müşterilerimizin hayatını kolaylaştırmak adına birçok çözüm ürettik.

 

Yapay zekâ tarafındaki bu yeni stratejiniz hangi alanları kapsıyor, nasıl bir sistematik içinde çalışıyorsunuz?

Sınırsız bankacılık vizyonunun üç temel ayağı var. Birincisi yapay zekâ. İkincisi fintek ve girişimlerle yapılan iş birlikleri. Bu alanda Yapı Kredi FRWRD programı ile önemli adımlar attık. İnovasyon ekosisteminin içinde yer almak, hızlandırma programları gerçekleştirmek istedik. Derinleştikçe şunu gördük: Çok iyi girişimler var, biz de bunları hem süper uygulamamıza entegre ediyoruz hem de yurt dışından yatırımcılar ilgileniyor. Ancak biz yatırım yapamıyoruz. Bu eksikliği fark ettik ve bir girişim sermayesi fonu kurduk. İsmini de buradan aldı: Yapı Kredi FRWRD Girişim Sermayesi Fonu (Yapı Kredi FRWRD GSYF). Türkiye’de böyle uçtan uca bir program yok. Geçtiğimiz haftalarda Londra Teknoloji Haftası’na katıldık. Yapay zekâ çözümleri hem küçük ve orta büyüklükteki işletmeler hem de bireysel kullanıcılar için çok önemli. Bu nedenle yeni inisiyatifler başlattık.

Ekim ayında girişimlerimiz ile Dubai’de gerçekleşecek GITEX’e katılacağız. Burada fonlar, kredi skorlama sistemleri, yeni çözümler üzerine odaklanacağız. Ancak burada da kritik bir ayrım var: Fintekler çözümlerini bulutta eğitip sunabiliyor ama banka ile çalışmaya başladıklarında kullanamıyorlar. Bu da çözülmesi gereken bir konu.

 

Sınırsız bankacılık stratejimizin içinde yer alan yapay zekâ stratejimizi dört ana başlık altında topluyoruz.

Birincisi, pazarlama tarafında çok aktif şekilde kullandığımız uygulamalar. Müşterilerimize yönelik içerik üretiyoruz. Mobil kanallarda ve sunduğumuz hizmetlerde, müşterilerin dijital davranışlarını, yani tıklama akışı dediğimiz “click stream” verilerini takip ediyoruz. Bu verileri anlamlandırarak müşterilerimizi daha yakından tanıyıp, onlara özel teklifler sunabilecek altyapılar geliştiriyoruz. Bu teklifler içerisinde kullanılacak görselleri hem kendi platformlarımızda hem de üçüncü taraf platformlarda kullanmak üzere üreten pazarlama teknolojisi çözümlerimiz var. Şu anda bu sistemleri aktif olarak kullanıyoruz.

İkincisi, daha temkinli yaklaştığımız sohbet robotları tarafı. Burada, müşteriyle doğrudan iletişim kuracak, çözüm üretecek yapılar söz konusu. Biz bu alanda daha çok “agentik yapay zekâ” çözümlerinin içinde yer almak istiyoruz. Sohbet eden değil, iş yapan; planlama yapan ve işlemleri tamamlayan yapay zekâ çözümleri bizim için daha öncelikli. Özellikle OpenAI tarafındaki çözümler söz konusu olduğunda, sektördeki beklentiler oldukça yüksek. Bu nedenle bizim banka olarak sunacağımız bir sohbet robotu çözümünün, kullanıcıları yeterince tatmin etmeme ihtimali var. İnsanlar “Bu olmamış” diyebilir. Çünkü karşılarında ChatGPT gibi bir alternatif var. Halihazırda kullanılan bir rakibe karşı, benzer bir deneyimi sunmamız gerekiyor. Bunun için de ek yetkinlikler geliştirmemiz şart.

Üçüncü başlık ise iç kullanımımıza yönelik geliştirilen asistan hizmetleri. Bir banka çalışanı, örneğin bir müşteri temsilcisi veya şube çalışanı, kendisine gelen müşteriyle ilgili işlem yaparken dikkat etmesi gereken detaylar konusunda destek alabiliyor. Hangi soruları sormalı, hangi noktalara dikkat etmeli gibi konularda çalışanı yönlendiren asistan sistemlerimiz var. Bu sistemlerin amacı, hataları en aza indirmek, hizmet hızını artırmak ve müşteriye doğru bilgi verilmesini sağlamak. Şu anda bu asistanlarla aktif olarak çalışıyoruz.

Dördüncü başlığımız ise güvenlik. Sistemlerinizi koruyabilirsiniz ancak zincirdeki en zayıf halka genellikle müşteridir. Sosyal mühendislik saldırılarını maalesef sıkça duyuyoruz. Ancak bu tür saldırıları tespit edip engelleyecek, anormallikleri tanıyarak işlemleri bloke edebilecek çözümlerimiz mevcut. Bu çözümleri geliştirerek daha da etkin hale getirmeyi planlıyoruz.

Dolayısıyla yapay zekâ stratejimizi bu dört alanda uygulamaya alıyor, sınırsız bankacılık vizyonumuzu bu başlıklar altında hayata geçiriyoruz.

 

Dilerseniz şimdi de Yapı Kredi BANKO’ya geçelim. Lansmanını yeni yaptığınız bu ürün nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?

Yapı Kredi BANKO aslında bizim ticaretteki tüm taraflar için geliştirdiğimiz yeni nesil bir nakit yönetimi çözümü. Firmaların tahsilat, ödeme ve finansman süreçlerini dijitalleştiriyor. Yani bir yandan işletmelere ticarette güvenli bir köprü kurarken, diğer yandan tüm bu süreci uçtan uca dijital bir şekilde yönetmelerini sağlıyor.

Aslında biz burada teminat mektubu, çek, senet gibi geleneksel ürünlerle doğrudan borçlandırma sistemi, ticari kart, tedarikçi finansmanı gibi mevcut çözümlerin sunduğu tüm faydaları tek bir yerde birleştirdik. Yapı Kredi BANKO, bunları dijitalleştirip çok daha sade ve hızlı bir hale getiriyor.

 

Bu sistemin nasıl çalıştığını ve kullanıcılar açısından hangi avantajları sunduğunu biraz daha açar mısınız?

Sistemin çalışmasına gelince… Alıcı, mal ya da hizmet karşılığında Yapı Kredi BANKO üzerinden satıcıya ileri vadeli bir ödeme garantisi gönderiyor. Satıcının burada üç seçeneği var. İster vade sonunda tahsilatını yapabilir ister anında iskonto alıp nakde dönebilir, isterse bu garantiyi kendi satıcısına devredebilir. Yani zincir devam ediyor. O garantiyi devralan kişi de aynı imkanlardan faydalanıyor.

Şunu da söyleyeyim, vade geldiğinde alıcının hesabında yeterli bakiye yoksa sistem otomatik olarak kredi tanımlıyor. Yani tahsilat riski ortadan kalkıyor. Üstelik bütün bu süreç tamamen dijital. Evrakla uğraşmak yok, şubeyi ziyaret etmek yok, manuel işlem yok. Her şey saniyeler içinde tamamlanıyor.

Kimler kullanabilir derseniz, Yapı Kredi’de aktif hesabı olan herkes bu sistemden yararlanabiliyor. Süreci ister alıcı ister satıcı başlatsın, fark etmiyor. Ödeme garantisi birden fazla kişiye farklı tutarlarda devredilebiliyor.

Yapı Kredi BANKO’nun en büyük avantajlarından biri de bu: Hem alıcı hem satıcı için süreci hızlandırıyor, öngörülebilir hale getiriyor, güvenli bir ticaret ortamı sağlıyor. Satıcı vade beklemeden nakde ulaşabiliyor, alıcı da gerektiğinde finansman desteğiyle ödeme yapabiliyor. Nakit akışı daha sağlıklı ilerliyor. Parçalı tahsilatlar yapılabiliyor, her yeni devirde hem tahsilat garantisi hem iskonto hem de yeni devir hakkı korunuyor.

Açık söylemek gerekirse Yapı Kredi BANKO, işletmelerin ticarette bir adım önde olmasını sağlıyor. Tüm bu sistemin arkasında da elbette Yapı Kredi’nin güvencesi var.

 

Yapı Kredi BANKO’dan yalnızca büyük işletmeler değil, mikro işletmeler de faydalanabiliyor mu? Uygulama nasıl ölçekleniyor?

Kesinlikle. Ölçekten bağımsız olarak tüm müşterilerimizin kullanımına açık. Alıcı ve satıcının Yapı Kredi müşterisi olması yeterli. Bu ürünün altyapısını önceden tamamlamıştık. Takipli kredi, spot kredi, iskonto kredisi gibi çeşitli ürünlerin birkaç saniye içinde tanımlanması ve işlem yapılabilmesi bizim için çok değerliydi. Bu sistemin üzerine Yapı Kredi BANKO inşa edildi. Günlük hayat içerisinde firmalar bu ürünü kullanarak gerçekten ticarette bir adım öne geçebiliyor.

Bugüne kadar sektör bireysel bankacılığa odaklanmıştı. Ancak ilk kez ticari bankacılıkta da dijitalleşme yolunda bu kadar büyük adımlar atıldığını gördük. Yaklaşık on sekiz ana başlık etrafında sektörü dönüştürme şansımız oldu.

Yapı Kredi BANKO, firmaların nakit akışlarını yönetmelerini kolaylaştırırken; vadeye bağlı kalmaksızın tahsilatlarını güvence altına almalarına, erken finansman sağlamalarına ve alacaklarını devretmelerine imkân tanıyan bütüncül bir çözümü tek çatı altında, tamamen dijital olarak sunuyor.

Yapı Kredi BANKO ile birlikte kredilendirme, ileri vadede ödeme emri verme ve iskonto yapabilme yetkinliği sayesinde tahsilat problemlerini ortadan kaldırıyor; ticarette para akışını güvenle sürdürülebilir hâle getiriyoruz. Amacımız, ülkemizdeki firmaların Yapı Kredi güvencesiyle, dijital kanallar üzerinden hızlı, güvenli ve yalın bir şekilde ticaret yapabilmelerini sağlamak.

Sunduğumuz çözüm, bir işletmenin hem tahsilat hem de ödeme tarafında etkin olarak çalışmasını mümkün kılıyor. Bu açıdan gerçekten de iş dünyasına yeni bir soluk getirdiğini söyleyebiliriz. Hedefimiz, bu çözümden faydalanan işletme sayısını on binin üzerine çıkarmak. Bireysel bankacılık tarafındaki gibi büyük kullanıcı sayıları olmayabilir, ancak işlem hacmi açısından ticari taraf çok daha yüksek. Bu nedenle kârlılık anlamında da asıl değer bu tarafta oluşuyor.

 

Fintek ekosistemiyle iç içe yürüttüğünüz çalışmalardan da söz ettiniz. Bugünkü konjonktürde finteklerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan “Yapay zekâda, Avrupa’nın gerisinde gibi görünsek de biz Türkler hızlı adapte oluruz. Sorunlarımız çok ama çözüm üretme hızımız da öyle.”

Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Yakup Doğan “Yapay zekâda, Avrupa’nın gerisinde gibi görünsek de biz Türkler hızlı adapte oluruz. Sorunlarımız çok ama çözüm üretme hızımız da öyle.”

Bu şirketlerin çoğu zaten bankalarla birlikte çalışıyor. ATM altyapımızı, para transfer sistemlerimizi kullanıyorlar. Yaklaşık elli şirketin lisans aldığını biliyoruz. Elbette sektörde bir ayıklanma süreci yaşanıyor. Ancak bu biraz hızlı ve üst üste geldiği için fintek sektörü güven açısından sıkıntı yaşıyor. Ama çok güzel çözümler de var.

Yapı Kredi FRWRD Girişim Sermayesi Fonu’nun yatırım komitesinde yer alıyorum. Yeni girişimleri dinlemek gerçekten çok keyifli. Avrupa’da yapay zekâ konusunda çıkarılan yasaların etkilerini görüyoruz. Bu mevzuat sayesinde veriden içgörü çıkararak yönlendirme yapan çözümler geliştiriliyor. Bizde ise henüz bu yasal çerçeve oluşmadığı için geride kaldık. Ancak yakalayacağımıza inanıyorum.

 

Yapay zekâ alanında Avrupa ile Türkiye arasında oluşan farkları nasıl değerlendiriyorsunuz? Düzenlemeler açısından Türkiye’nin önündeki fırsatlar ve zorluklar neler? Bu alanda Türk finansal teknolojiler ekosisteminin önümüzdeki dönemde nasıl konumlanacağını öngörüyorsunuz? 

Yapay zekâ bir ürün değil, bir çözüm yaklaşımıdır. Çok sayıda güçlü kullanım senaryomuz var. Bu senaryoların bir kısmı üzerinde aktif olarak çalışıyoruz ve her biri müşterilere doğrudan fayda sağlayacak nitelikte. Düzenleyici kurumlar da bu senaryoları dinlediklerinde, nasıl bir mevzuat gereksinimi olduğunu çok daha net şekilde kavrayabiliyorlar. Doğru kullanım senaryosunu bulan ve bunu uygulamaya geçiren kurumlar, gerçekten ciddi bir fark yaratacak. Türkler olarak bu alanda oldukça yaratıcıyız.

Yapay zekâ tarafında Avrupa Birliği’nin geçen yıl çıkardığı Yapay Zekâ Yasası ve Avrupa Birliği Cloud Yasası gibi iki önemli düzenleme var. Avrupa’nın bu düzenlemelerin avantajlarını şimdiden kullandığını gördüm. Bizde henüz bu kapsamda bir düzenleme oluşturulmadığı için aynı avantajlardan yararlanamıyoruz. Oysa bu düzenlemeler sayesinde müşteri verilerinden içgörüler çıkartılarak oldukça etkili yönlendirmeler yapılabiliyor. Biz de teknik olarak bunu yapabiliyoruz aslında, ancak yasal zeminde ihtiyaç duyduğumuz esnekliğe henüz sahip değiliz. Dolayısıyla bu noktada Avrupa bizden daha ileride. Yapay zekâ alanında bu nedenle liderliği onlara devretmiş gibiyiz.

Ama biz Türkler, bu yarışta her zaman hızlı adapte oluruz. “Çılgın Türkler” olarak elimizde çok güçlü çalışmalar var. Çünkü yapay zekâ çözümleri, belirli kullanım senaryoları üzerine inşa ediliyor. Şu anda bile çok farklı kullanım senaryoları üzerinde çalışıyoruz. Detaylarını paylaşamıyorum çünkü hâlâ geliştirme sürecinde olan bu senaryolar, gerçekten müşterilere çok net fayda sağlayacak çözümler sunuyor.

Ben bu senaryoları düzenleyici kurumlarla da paylaşıyorum çünkü onlar da kullanım senaryosu duymak istiyorlar. Bunu duyduklarında, hangi alanlarda düzenleme yapılması gerektiği zihinsel olarak çok daha netleşiyor. Dolayısıyla burada önemli olan, doğru kullanım senaryosunu bulan ve onu hayata geçirenin fark yaratması. Bu noktada biz Türkler, gerçekten çok yaratıcıyız.

Ülkemizde sorunların sayısı Avrupa’ya kıyasla daha fazla olabilir. Ancak bu, çözüm üretme kapasitemizi de artırıyor. O nedenle bizim tarafımızdan çıkan çözümler, çok daha gerçekçi, etkili ve hayatın içinden oluyor. Biz yapay zekâyı bir ürün olarak değil, ciddi problemlere çözüm üreten bir süreç olarak değerlendiriyoruz.

Önümüzdeki dönemde müşterilerimizin hayatını kolaylaştıracak çok güçlü çözümler sunacağız. Agentik yapay zekâ ve öngörüye dayalı yapay zekâ (predictive AI) ile gerçekten fark yaratacak uygulamalar geliştirme sürecindeyiz.