Innovance Kurucusu Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin geliştirdiği bankacılık teknolojileriyle sınırları aştıklarını belirtti. Şirket, Avrupa ülkelerine uçtan uca dijital bankacılık altyapıları ihraç ediyor.
Finans teknolojilerinde yepyeni bir döneme adım atan Türkiye, bankacılık altyapılarını millileştirme konusunda önemli bir başarı hikayesine imza atıyor. OYAK’ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, Türk mühendislerinin geliştirdiği uçtan uca çözümlerle ülkenin finans teknolojilerindeki yükselişine öncülük ediyor. Şirket, yüz tanıma sistemlerinden elektronik cüzdan uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede dünya devleriyle rekabet ederken, sıfırdan kurduğu banka teknolojileriyle Almanya ve İtalya gibi ülkelere teknoloji ihraç etme başarısı gösterdi.

Türk mühendislerinin yüksek yetkinliğine dikkat çeken Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Avrupa pazarındaki genişleme hedeflerini paylaşıyor. Klasik banka, yatırım bankası, dijital banka ve katılım bankası ayrımı gözetmeksizin tüm banka türlerini sıfırdan ve son derece hızlı bir şekilde kurabildiklerini vurgulayan Ürey, bu yeteneği yalnızca Türkiye ile sınırlı tutmayıp dünyanın birçok ülkesine taşıdıklarını ifade ediyor. Mobil bankacılık, ATM, çağrı merkezi, yüz tanıma, e-Cüzdan ve KYC (Müşterini Tanı) gibi sektörün tüm temel ihtiyaçlarını kapsayan kurum, aynı zamanda kendi veri tabanı sistemlerini geliştirerek rekabette önemli bir avantaj yakalıyor.
Tek Sözleşme Modeliyle Entegrasyon Zorlukları Aşılıyor
Büyük ölçekli projelerin en büyük sancısı olan entegrasyon süreçlerine yenilikçi bir çözüm getiren şirket, “Tek Sözleşme” modeliyle sektöre yön veriyor. Geleneksel sistemlerde birçok firmanın ürününü entegre etmenin zorluğuna ve sorumluluk paylaşımındaki pürüzlere değinen Ürey, veri tabanından temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstlendiklerini aktarıyor. Müşterinin tek bir şirketle muhatap olmasının operasyonel hız kazandırdığına işaret eden deneyimli yönetici, zaman tasarrufunun doğrudan maliyet avantajına dönüştüğünü sözlerine ekliyor.
Türkiye Teknoloji Üretiminde Güçlü Konumda
Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında kaydettiği gelişimin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa pazarıyla yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir ara farkla önde olduğunu belirtiyor. Hizmet kalitesi, teknolojik altyapı ve bilgi birikimi açısından güçlü bir pozisyonda bulunduklarını vurgulayan Ürey, Avrupa’daki köklü sistemlerin dönüşümünün zaman aldığını, buna karşılık Türkiye’nin çevik yapısıyla yeni teknolojilere çok daha hızlı adapte olduğunu ifade ediyor. Adaptasyon kabiliyetini sürdürülebilir başarının sırrı olarak tanımlayan Ürey, Türk mühendislerinin esneklik gücüne güvenilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Dışa Bağımlılık Milli Güvenlik Sorunudur
Milli yazılımların stratejik önemine vurgu yapan Ürey, veri güvenliği ve bağımsızlık konularına da değiniyor. Devletin kritik birimlerine yaptıkları projelerle yabancı ürünlere olan ihtiyacı azalttıklarını belirten Ürey, verinin ve güvenliğin yerli imkanlarla kontrol edilmesinin hayati bir gereklilik olduğunu savunuyor. Küresel gelişmelerin dışa bağımlılığın risklerini daha görünür kıldığını ifade eden Ürey, kritik sistemlerde yerli teknoloji geliştirmenin bir zorunluluk olduğunu paylaşıyor. Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını hatırlatan kurum, elde ettiği Avrupa bankacılık deneyimiyle Hollanda ve İtalya’daki yeni operasyonlarıyla Türkiye’nin teknoloji ihracatına sunduğu katkıyı büyütmeye hazırlanıyor.
BaaS (Banking as a Service) Ekosisteminde Yerli Rekabet Gücü
Finansal teknolojiler ekosistemine baktığımızda, uçtan uca bankacılık mimarilerinin “Servis Modeli Bankacılık” (Banking as a Service – BaaS) vizyonuyla şekillendiğini görüyoruz. Geçmişte aylar süren entegrasyonlar ve farklı tedarikçilerle boğuşmak zorunda kalan finansal kuruluşlar, Innovance gibi tek noktadan çözüm sunan altyapı sağlayıcıları sayesinde dijital dönüşüm süreçlerini saniyeler seviyesine indiriyor. Geleneksel bankacılık platformlarının hantal (legacy) kodlarından kurtularak çevik, bulut tabanlı ve modüler çekirdek bankacılık (core banking) sistemlerine geçiş, sadece operasyonel verimlilik değil aynı zamanda müşteri deneyimini (CX) pürüzsüzleştirme noktasında en büyük rekabet avantajını yaratıyor. KYC ve biyometrik doğrulama sistemlerinin kendi iç süreçlerinde kurgulanması, açık bankacılık regülasyonlarının dayattığı hızlı güvenlik standartlarını karşılamak adına kritik bir öneme sahip. Önümüzdeki süreçte, bankacılık altyapılarını tek bir API seti üzerinden ihraç edebilen teknoloji şirketleri küresel fintek pazarını doğrudan domine edecek.
