Tam Finans CFO’su Mete Önol ile “B2B Fintek’in Sessiz Yükselişi” dosya konusu özelinde gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.
“Tam Finans CFO’su Mete Önol, finansal operasyonların sadece bir raporlama süreci olmaktan çıkıp kurumsal büyümeyi destekleyen stratejik bir kaldıraca dönüşmesi gerektiğini vurguluyor. Gelişmekte olan ekonomilerdeki dinamik piyasa koşulları, bilanço yönetiminde yüksek bir esnekliği ve uluslararası fon kaynaklarına erişimi her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Bahsedilen stratejik yaklaşım, mikro KOBİ’lerden büyük yapılara kadar uzanan geniş bir ekosistemin finansal sağlığını korurken teknoloji destekli verimlilik artışını da beraberinde getiriyor. Mete Önol, finans fonksiyonunun kurumsal vizyonla nasıl bütünleştiğini ve geleceğin finansal mimarisinde kaynak yönetiminin üstlendiği yeni rolleri paylaşıyor.”
Öncelikle sizi ve şirketinizdeki sorumluluk alanınızı kısaca tanıyabilir miyiz? Finans ve hazine tarafında nasıl bir operasyonu yönetiyorsunuz?
İsmim Mete Önol. 7.5 yıldır Tam Finans şirketinde CFO olarak görev yapıyorum. Ondan öncesinde araç kiralama sektöründe 15 yıllık CFO’luk deneyimim bulunuyor; kariyerimin başlangıcında ise uluslararası bağımsız denetim alanında 5 yıl görev aldım.
Bugün itibarıyla Tam Finans yaklaşık 800 milyon USD büyüklüğünde bilançoya ve 3 milyar USD’lik senelik ciro hacmine ulaşmış güçlü bir finans kurumu ve faktoring şirketi konumunda. Bu yapı içerisinde tüm finansal operasyonların uçtan uca yönetiminden sorumluyum. Nakit akışı yönetimi, hazine operasyonları, mali kontrol ve raporlama, muhasebe süreçleri, yatırımcı ilişkileri, bütçeleme ve stratejik planlama fonksiyonları doğrudan sorumluluk alanımda yer alıyor.
Yönettiğimiz bilanço yapısı, doğası gereği oldukça dinamik, kısa vadeli ve kaldıraçlı bir karakter taşıyor. Bu nedenle özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomide faaliyet gösterirken, piyasaların çok yakından takip edilmesi gereken, sürekli dikkat ve hazırlık gerektiren bir yönetim anlayışı söz konusu. Bu çerçevede hem iç finansal performansın anlık olarak izlenmesi hem de tüm paydaşlara doğru, zamanında ve şeffaf şekilde raporlanması kritik önem taşıyor.
Sorumluluk alanım aynı zamanda şirket ortakları başta olmak üzere tüm paydaşlara düzenli finansal sonuçların sunulmasını, gerçekleşen performans ile planlanan hedefler arasındaki sapmaların analiz edilmesini ve bu konulardaki soruların net bir şekilde yanıtlanmasını da kapsıyor.
Bununla birlikte hem yurt içi hem de yurt dışında yaklaşık 40-50 finans kurumu ve yatırımcı ile aktif ilişki yönetimi gerçekleştiriliyor. Bu paydaşlarımızla birlikte, bugün 700 milyon USD büyüklüğünde olan ve hızla büyüyen bir kaynak havuzunu yönettiğim kapsamlı bir sorumluluk alanı bulunuyor. Tam Finans’ın ileriye dönük stratejisinin oluşturulmasında CEO ve Yönetim Kurulu’na destek olma ve bunun yanı sıra şirketin yeni inisiyatiflerinin hayata geçirilmesi noktasında kurulan yeni ekiplere rehberlik etme gibi bazı ek sorumluluklarım da mevcut.
Son yıllarda ödeme, tahsilat ve nakit akışı yönetiminde sizi en çok zorlayan başlıklar hangileri oldu?

Faiz riski ve vade uyuşmazlığı nakit akışı yönetiminde bizi en çok zorlayan konular arasında yer alıyor. Özellikle yüksek volatiliteye sahip piyasa koşullarında bu iki alanı mümkün olduğunca kontrollü ve muhafazakâr bir yaklaşım ile yönetmeye çalışıyoruz. Buradaki temel öncelik, riskleri minimize etmek ve ana faaliyet alanımız olan ticaretin finansmanında kredi riskini doğru şekilde yönetebilmek oluyor.
Bir de tabii bankacılık ve finans sektöründe regülasyonların ve uygulanan kısıtların sık değişmesi de öngörülebilirliği zorlaştıran önemli bir unsur haline geldi. Bu belirsizliklerin büyük bir kısmı küresel ekonomide ve jeopolitik düzlemde yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyor. Bu durum süreklilik kazandığında, özellikle uzun vadeli planlama yapmak ve yurt dışından yabancı kaynak yaratmak daha da zorlaşan bir başlık haline geliyor.
Tam Finans olarak son bir sene içerisinde 72 bin farklı KOBİ’ye ticaretin finansmanı konusunda destek sağladık. Pozisyonumuzu ekonominin en uçtaki kılcal damarlarına benzetebiliriz. Dolayısıyla bizim kaynağa ulaşma noktasında yaşadığımız sorunlar dolaylı olarak KOBİ segmentini etkiliyor. Tahsilat ve ödeme noktasında ise son dönemde öne çıkan “konkordato” kavramını ve yine bununla ilişkili olarak ticari alacaklarla ilgili hukuki takip süreçlerinde yaşanan yavaşlama ve gecikmeleri de sektörümüzü zorlayan faktörler olarak sayabilirim.
Şirketiniz açısından en kritik ihtiyaç hangisi: hız, görünürlük, kontrol, finansmana erişim ya da operasyonel sadeleşme? Neden?
Bu değindiğiniz konuların hepsi önemli olmakla birlikte bir önceliklendirme yapmak gerekirse finansmana erişim ve hız bizim için ilk sırada yer alıyor. Çünkü iş modeli olarak mikro KOBİ’lere sunduğumuz değer önerisi bu kavramların üzerine kurulu. Türkiye gibi büyüme potansiyeli yüksek ve dinamik bir ekonomide, KOBİ’lerin finansman ihtiyacı doğal olarak çok daha hızlı artıyor. Dolayısıyla bu ihtiyacın tamamının bankacılık sistemi üzerinden karşılanmasını beklemek gerçekçi değil. Bankaların daha çok yatırım ve uzun vadeli finansman tarafında konumlandığı bir yapıda, şirketlerin günlük ticari akışlarını nakde çevirebilmesi ve kısa vadeli işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için faktoring gibi alternatif finansman yapılarının çok kritik bir rolü var. Gelişmiş ekonomilerde de bu model benzer şekilde işliyor.
Bu nedenle Tam Finans gibi kısa vadeli ve yüksek devir hızına sahip bir iş modelinde finansmana hızlı erişim ve operasyonel hız en temel ihtiyaçlar olarak öne çıkıyor. Ancak yıllık 3 milyar USD’lik bir ciroya, 800 milyon USD’lik bir bilançoya ulaştığınızda, görünürlük, kontrol ve operasyonel sadeleşme kavramları da ciddi önem kazanıyor. Çünkü bu ölçekte finansal hareketlerin içinde küçük görünen bir verimlilik artışı ya da aksama bile, nihai olarak kârlılık üzerinde ve özkaynak getirisinde anlamlı farklar yaratabiliyor. Bu noktada büyümeyi sağlıklı, açık ve sürdürülebilir şekilde yönetebilmek de stratejik bir zorunluluk haline geliyor.
B2B fintek çözümleriyle temas ettiğinizde sizin için gerçekten fark yaratan unsur ne oluyor? Saha gerçekliğinde en somut kazanımı hangi alanlarda görüyorsunuz?
Bizim için gerçekten fark yaratan unsur, KOBİ’ler için “erişilebilir” olmaktır. Mevcut çözümlere baktığımızda bu alanda güçlü bir söylem olmasına rağmen sahada KOBİ’lere veya bizim gibi bu segmentle yoğun çalışan kurumlara somut fayda sağlayabilen örneklerin sınırlı olduğunu görüyoruz.
Tam Finans olarak kendimizi bir finans kurumu olmanın ötesinde dijitalleşme ve yapay zekanın operasyonel süreçlerdeki kaldıraç etkisinden maksimum şekilde faydalanan bir şirket olarak konumlandırıyoruz. Bu yaklaşımın sahadaki en somut karşılığı ise hız, erişim ve kullanım kolaylığı oluyor.
Bugün Tam Finans Türkiye’nin neresinde olursa olsun ticari hayatın içinde yer alan “tüm KOBİ’lere 1 saat uzaklıkta olma” vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu erişimi hem fiziksel şubelerle hem de dijital kanallar ile (ERP ve mobil entegrasyonlar) destekliyoruz. Bunun da ötesinde KOBİ’lere çok net bir değer önerisi sunuyoruz: Finansmana konu alacak kalitesi uygun olduğu ve gerekli evraklar eksiksiz olduğu sürece, başvurudan itibaren 1 saat içinde finansmana erişim mümkün.
Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ segmenti açısından bu hız ve erişim seviyesi son derece kritik ve sektörde farklılaşan bir değer yaratıyor. Bu yaklaşımımızın uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu söylemek mümkün. 2024 yılında IFC’nin yan kuruluşu olan SME Finance Forum tarafından Avrupa’daki en iyi “KOBİ Finansör Kurumu” olarak platin ödüle layık görüldük. Aldığımız ödülü finansal kapsayıcılığımız ve yaklaşımımız sayesinde elde ettiğimizi özellikle vurgulamak isterim.
Tam Finans için “finansal kapsayıcılık” kavramı, finansal sistemin bir sebeple dışarıda bıraktığı ve ihtiyaçlarına kısmen veya tamamen çözüm yaratmadığı şirketlere finansmanı erişilir kılmaktır. Bu şirketlerin başında tahmin edersiniz ki genellikle yeni kurulan şirketler yer alıyor. Dünyada son dönemde giderek daha fazla önem kazanan “finansal kapsayıcılık” kavramı açısından biz kendimizi öncü kurumlardan biri olarak görüyoruz. Şöyle ki, Türkiye’de her sene kurulan her 10 yeni şirketten 1’i, ilk resmi finansman işlemini Tam Finans ile yapıyor. Bir anlamda finans sistemine ilk adımını bizimle atıyor. Bu veri, bizim en gurur duyduğumuz ve büyüklüğümüze bakıldığında bizim finans ekosisteminde oynadığımız rolü en güzel anlatan verilerin başında geliyor.
Önümüzdeki dönemde finans ekiplerinin gündeminde hangi başlıklar daha fazla yer alacak? ERP entegrasyonu, veri odaklı karar alma, yapay zeka destekli analiz ya da gömülü finans gibi alanları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu kavramların arasında yapay zeka destekli analiz bir adım öne çıkıyor; çünkü mevcutta işimizi yaparken veri odaklı karar alma kültürüne sahip bir şirketiz. 2026 itibarıyla yapay zekayı bir destek aracı olmanın ötesine taşıyarak ana karar verici olarak konumlandırarak 4 milyar USD’lik ciro hedefine teknoloji odaklı bir büyüme ile ulaşmayı planlıyoruz. Bunun yanı sıra gömülü finans üzerinde odaklandığımız bir diğer konsept. “Tam Birlik Tarım” adındaki kardeş şirketimiz ile tarım ekosistemine özel, finansmanın ticaretin içine gömüldüğü modeller üzerinde bir süredir çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu model üzerinden 25-30 bin çiftçiye ulaşma hedefimiz var.
Şirketinizin orta vadeli finansal dönüşüm hedeflerinde hangi alanlar öne çıkıyor? Bugün yatırım yaptığınız ya da önceliklendirdiğiniz başlıklar neler?
2024 yılından beri Mısırlı MNT-Halan şirketinin bir iştiraki olarak finansal dönüşüm hedeflerimizi artık daha geniş bir vizyon ve güçlü bir teknolojik altyapı ile ele alıyoruz. MNT-Halan, Mısır merkezli ve bölgenin tek “unicorn” finteki olma özelliği taşıyan, teknoloji odaklı dev bir platform. Şirketin vizyonu, finansal hizmetleri tamamen dijitalleştirerek ve yapay zeka entegrasyonuyla geleneksel bankacılık dışı kitleleri ekonomik ekosisteme dahil etmek üzerine kurulu. Türkiye pazarına Tam Finans’ı satın alarak giren MNT-Halan, sahip olduğu teknolojik birikimi yerel verilerle birleştirip “finansal kapsayıcılığı” küresel ölçekte artırmayı hedefliyor. Bu çatı vizyonu doğrultusunda biz de Tam Finans’ta önümüzdeki dönemde bir yandan faktoring işimizi hem fiziki hem dijital kanallarımızı kullanarak büyütmeye devam etmek için yatırım yapıyoruz. Diğer tarafta ise KOBİ’lerin ihtiyaç duyduğu ancak bugün yeterince erişemediği alanlara odaklanarak yeni ürün ve hizmet geliştirme çalışmalarını önceliklendiriyoruz.
Bu kapsamda öne çıkan başlıklardan biri sürdürülebilir tarımı desteklemek amacıyla geliştirilen tarım girdisi finansmanı çözümleri. Bunun yanı sıra KOBİ’lerin günlük operasyonlarında ihtiyaç duyduğu, ancak bugüne kadar daha çok büyük ölçekli kurumsal şirketlerin erişebildiği bazı hizmetleri, dijital bir platform üzerinden KOBİ’lerin kullanımına sunma hedefimiz bulunuyor. Yaklaşımımız finansman sağlayan ve KOBİ’nin iş yapma kapasitesini güçlendiren bütüncül bir ekosistem kurma vizyonunun parçası olarak devam ediyor.
Finansal tarafta ise bu büyüme ve dönüşümün sürdürülebilirliği açısından en kritik başlıklardan biri kaynak çeşitliliği. Bu ölçekte bir yapının ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlamak için, özellikle yurt dışı kaynaklı, güçlü ve uzun vadeli bir finansman yapısı kurgulamak büyük önem taşıyor. Bu nedenle finansman tarafında uluslararası kaynaklara erişimi artıracak, daha çeşitli ve esnek bir yapı oluşturmak şu an öncelikli gündem maddelerinden biri olarak öne çıkıyor.
