Erciyes Anadolu Holding Bilgi Teknolojileri Operasyon Direktörü Mert Çakar, Fintechtime Mayıs sayısı için yazdı “Finansal Teknolojinin Dikiz Aynası ve B2B Uygulanabilirlik Yaklaşımı”.
“Fintek dünyasında asıl dönüşüm, yüksek sesle konuşulan tüketici uygulamalarında değil; şirketlerin finansal omurgasında, görünmeden ama derinden yaşanıyor. B2B fintekler; nakit akışını hızlandıran, riski ölçülebilir hale getiren ve finansı operasyonun doğal bir parçasına dönüştüren çözümleriyle sessizce güç kazanıyor. Bu noktada son dönemdeki beklenti aslında sunumlarda iyi görünen fikirler yerine; operasyonel olarak çalışan, regülasyonla uyumlu ve gerçek değer üreten “uygulanabilir teknoloji çözümlerinden” oluşmaktadır. Kurumsal finansın geleceği, tam da bu sessiz ama kalıcı dönüşümde şekillenecektir.”
Finansal Teknolojinin Dikiz Aynası ve B2B Uygulanabilirlik Yaklaşımı
Fintek ekosistemi, daha önemli ses getireceği ve ortalama bir deneyim sunularak daha fazla müşteriye ulaşılabileceği düşünülerek uzun süre boyunca daha çok bireysel kullanıcı deneyimi üzerinden öne çıkarıldı. Mobil uygulamalar, dijital cüzdanlar, hızlı para transferleri ve kullanıcı dostu arayüzler; sektörün bir nevi vitrini haline getirildi. Bu süreçte büyük bir dönüşüm yaşanmakla birlikte bugün geldiğimiz noktada, fintek ekosisteminin gerçek ağırlık merkezinin yavaş ama kararlı biçimde daha çok B2B’ye kaydığını net biçimde görüyoruz. Üstelik bu dönüşüm, manşetlerle, yüksek sesli pazarlama kampanyalarıyla ya da agresif büyüme söylemleri yerine ayakları daha çok yere basan yaratılan ölçülebilir faydayı, sadeleşen operasyonel süreçleri ve finansal model çeşitliliğini odağına alan bir mimaride ele alınmaktadır.
Benim yazılarımı takip eden değerli okuyucularımızın da dikkatini çektiğini düşündüğüm üzere tarafım bu dönüşümü uzun süredir “uygulanabilir teknoloji” kavramı üzerinden okumayı tercih etmektedir. Zira teknoloji; sunumlarda iyi göründüğü için değil, sahada çalıştığı ölçüde değer görmektedir. B2B fintek ekosisteminin sessiz yükselişi de tam olarak burada anlam kazanmaktadır. Çünkü bu alanda başarı, kullanıcı indirme sayıları yerine; entegrasyonların çeşitlenmesi sayesinde otonom hale getirilen iş aktivitelerinin sayısının artması, çoklu finansal çözüm yaklaşımının düstur kabul edilmesi, tahsilat yapılarının çeşitlenmesi ve kabuller çerçevesinde günlerinin kısalması, mutabakat yapılarının insan eli değmeyen mükemmeliyetçi yapıya evrilmesi, süreçsel hatalarının azalması, nakit akışının öngörülebilir hale gelmesi ve finans ekiplerinin stratejik karar alma kabiliyetinin artmasıyla ölçülmektedir.
Sessizliğin Arkasındaki Gerçek : Ölçülebilir Değer Yaratma ve Sürdürülebilirlik
B2C finteklerde büyüme çoğu zaman görünür olmakla birlikte; kullanıcı sayıları, kampanyalar ve işlem adetleri üzerinden ele alınmaktadır. B2B dünyasında ise odak nokta çok daha farklıdır. Burada karar verici tek bir kullanıcı yerine; kurumsal bir organizasyonun parçaları olan finans, satın alma, hukuk, iç denetim ve bilgi teknolojileri gibi çok sayıda paydaştır. Dolayısıyla “iyi fikir” tek başına yeterli olmayıp, çalışan sistem beklentisi ön plandadır.
Türkiye’de kurumsal şirketlerin B2B fintekten temel beklentisi açısından bakarsak resmi çok daha net görebiliriz. Zira bu noktada temel beklenti, mevcut regülasyonlarla uyumlu, bankalarla sorunsuz entegre olan, ERP ve muhasebe sistemleriyle uyum içerisinde çalışabilen çözümlerin oluşturulmasıdır. Bu nedenle B2B finteklerin büyümesi nispeten daha sessiz, daha az görünen ama bir o kadar da süreklilik arz eden türdedir. Çünkü bu noktada değer, sürekli en ile başlayan pazarlama güdülü yaklaşımla değil; sürekliliği en iyi ifade eden yaşatılan müşteri deneyimi ve finansal tabloların satır aralarında ortaya çıkmaktadır.
Uygulanabilir Teknoloji : Teoriden Operasyona Geçiş Sancıları
Finansal teknolojilerde en sık karşılaşılan problemlerden biri, iyi fikirlerin arkası doldurulmadan bir heyecan furyası dahilinde ele alınması nedeniyle operasyonel gerçekliğe geçişte anlamını yitirmesidir. Bununla birlikte kurumsal dünyada ise teknoloji, ancak süreçlerin içine girdiği ve ölçülebilir yarar sağladığı ölçüde kabul görmektedir. B2B finteklerin ortaya çıkış sebebi ve gerçek gücü de tam olarak buradan geçmektedir. B2B finteklerin hedeflerinde; ödeme kanalları, ödeme alternatifleri, masraf yönetimi, faturalama süreçleri, ödeme adımları, tahsilat, mutabakat ve finansman gibi temel süreçleri fikir boyutunda (teorik olarak) ele almak yerine uygulanabilir ve değer katan dönüşümler yapılması vardır. Bir başka deyişle, bir nevi teoriden çıkıp gerçekten ihtiyaç olan pratiğe geçiş aktiviteleri temel hedeftir.
Uygulanabilir teknoloji yaklaşımının temelinde ise; manuel iş yükünü azaltılması, insan hatasının minimize edilmesi, süreçlerin hızlanması ve katma değer yaratılması bulunmaktadır. Tabi bu dönüşümler gerçekleştirilirken denetlenebilir bir mimari ve ölçeklenebilir altyapılar hedeflenmelidir. Türkiye gibi ERP (Enterprise Resource Planning) kullanımının yaygın olduğu, fakat süreçler dahilindeki aktivitelerin standartlaşmadan uzak ve kurumdan kuruma değişkenliklerin çok fazla olduğu pazarlarda, B2B finteklerin başarısı büyük ölçüde bu entegrasyon ve süreç adaptasyonuna bağlıdır. Sessiz yükselişin temelinde de bu operasyonel uyumun yattığını rahatlıkla dile getirebiliriz.
Finansal Planlama : Paradan Önce Zamanı Yönetmek
Sektördeki paydaşların tümü tarafından bilindiği üzere, kurumsal finansın tam merkezinde nakit akışı vardır. Zira nakit akışını iş aktiviteleri ile yönetmek bir sanattır başka bir deyişle. Ancak günümüzdeki finansal veriler dikkate alındığında fark yaratan unsur, fonların türünden ve miktarından daha çok zamanlamasında yatmaktadır. Satışın hangi şartlarda yapıldığı, tahsilatın kaç günde yapılabildiği, tedarikçiye hangi koşullarda ve zaman dilimlerinde ödeme yapılabildiği ve erken tahsilat ve ödeme fırsatlarının ne şekilde yönetildiği; şirketlerin finansal dayanıklılığını ve itibarını doğrudan etkilemektedir.
B2B fintek çözümleri, nakit akışını statik raporlardan çıkarıp dinamik bir yönetim alanına dönüştürmekle birlikte otomatik ödeme planları, dinamik iskonto modelleri ve çeşitli tedarikçi finansmanı modelleri sayesinde, finans ekiplerini artık yalnızca gerçekleşeni raporlayan birimler olmak yerine, geleceği öngören ve strateji yaratabilen karar organizasyonlarına eviren bir dönüşümü imkanlı hale getirmektedir. Türkiye ekonomisinin KOBİ ağırlıklı yapısı düşünüldüğün ise, bu dönüşümün ekosistemin neredeyse tamamı için kritik bir kaldıraç işlevi görebileceğini ifade etmek yerinde olacaktır.
Gömülü Finans : Finansın Görünmezleştiği Nokta
B2B finteklerin sessiz yükselişini hızlandıran en önemli unsurlardan biri gömülü finans yaklaşımlarıdır. Yine yazılarımı takip eden okuyucularımızın dikkat kesileceklerini düşündüğüm ve geçmiş yazılarımda sıklıkla dile getirdiğim “Entegrasyon Katmanlı SuperApp” yaklaşımlarının yakın gelecekte çok daha çok daha fazla öne çıkacağı bir dönem yaşayacağımızı düşünüyorum. Zira finansal işlemler, artık ayrı ayrı uygulamalar yerine iş akışlarının doğal tamamlayıcısı konumunda bir aktivite olarak gerçekleşmeye başladı. Birçoğumuz fark etmeden farklı uygulamalardan mal ya da hizmet alırken, uygulamanın kendi ödeme yapısı olmaksızın başka bir servis sağlayıcının ödeme katmanı servisine yönlendiriliyor ve süreci bir bütünün parçaları gibi tamamlayabiliyoruz.
Tabi yalın bir aşama olarak verdiğim örneği B2B seviyesinde ele alındığında; satın alma sürecinde tekliflerin ERP üzerinden toplanabilmesi, ödemelerin ERP üzerinden entegrasyon sağlanan banka hesapları ve kredi ağ geçitleri vasıtasıyla yapılabilmesi, tedarikçi portalında erken finansman seçeneğinin sunulabilmesi vb. yüzlerce süreç örneği sayılabilecektir. Tüm bu yapılar, finansa erişimi bir anlamda görünmez kılarken, fintek çözümlerinin etki alanlarını oldukça genişletebilmektedir.
Tabi sağlanan entegrasyonların, süreçlerin birbirini tamamlayan birer puzzle parçası gibi kusursuzca işletilebilmesi adına önemli iş birliklerinin API pazarı ve modüler çalışma ile beslenmesi gerekmektedir. Ülkemizde geliştirici kaslarımız oldukça zengin olmakla birlikte, birlikte çalışılabilirlik şartlarımızı (standardizasyon, kar paylaşımı ve birlikte iş yapma kültürü) ise iyileştirmemiz gerekmektedir. İşte bu noktada bir nevi her şeyin özeti olabilecek slogan ortaya çıkacaktır. B2B finteklerin kalıcı olabilmesi için tek başına mükemmel olmaları yerine birlikte iyi olmaları elzemdir.
Regülasyon ve Güven : Rekabetin Görünmeyen Alanı
Finansal ekosistem ele alındığında güven, her unsurun üstünde ve tartışmaya kapalı bir konumdadır. Özellikle B2B alanda; bir nevi karşıya güven ilişkisi ile tetiklenebilen sarmal yapılarda kimlik doğrulama, veri güvenliği, yetkilendirme ve denetim iz kayıtları hizmet ya da ürünün ayrılmaz parçası haline gelir. Türkiye fintek ekosistemi, BDDK, SPK, TCMB vb. gibi proaktif düzenleyici kurumlarımız sayesinde gelişmiş bir yapıda olup, bu kriterler doğru işlendiğinde bölgesel düzeyde önemli bir rekabet avantajı yaratmaktadır.
Uygulanabilir teknoloji anlayışı, regülasyonu bir engel olarak değil; tam aksine tasarımın doğal bileşeni olarak görmekte olduğundan hizalanma problemleri oluşturmamayı düstur edinmektedir. Güvenli, denetlenebilir ve sürekliliğe atıf yapan çözümler, kurumsal benimsemeyi hızlandırmaktadır. Bu eksende B2B finteklerin yükselişi nispeten yavaş ama sağlam bir karakteristik taşımaktadır.
Sessiz Kazananlar : Ekosistemle Birlikte Büyümek
Geleceğin rekabetini düşündüğümüzde göze çarpan net bir olguyu gözlemleyebiliriz. Gelecekte yalnızca sektörel iş birliklerinin yeterli olmayacağı, bununla birlikte ekosistemler arasında iş birliklerinin öne çıkacağı bir dönem yaşanacaktır.
Önümüzdeki dönemde finansal anlamdaki büyüklükleri ile öne çıkan kurumların, geniş entegrasyon ağları ile bütünleşebilecek yönetim metodolojileri sağlamaları elzemdir. Zira bu sayede ekosistem geçişkenliklerini yakalayabilecekleri ve güçlü finans yapılarını tedarikçileri ve müşterileri için avantaja dönüştürebilecekleri bir organizasyon sağlayabileceklerdir.
Bir başka deyişle, B2B finteklerin sessiz kazananları finansı yalnızca bir fonksiyon seti sunanlar yerine stratejik bir bağlayıcılık olarak konumlandıranlar olacaktır.
B2B finteklerin yükselişi; moda ikonu gibi geçici hype bir konumlanma yerine kurumsal ve tutundurucu bir finansın dönüşüme yardımcı olacaktır. Bu dönüşümün kazananları ise en çok öne çıkanlar yerine doğru teknolojiyi doğru yerde ve doğru şekilde konumlandıranlar olacaktır.
