Figopara Kurucu Ortak ve CEO’su Koray Gültekin Bahar ile Fintechtime Haziran sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.
“Finansal teknolojiler ekosisteminde tedarik zinciri finansmanını dijitalleştiren hamleleriyle tanınan Figopara, KOBİ’lerin likiditeye erişimindeki engelleri teknoloji odaklı çözümlerle ortadan kaldırıyor. Kurucu Ortak ve CEO Koray Gültekin Bahar’ın vizyoner liderliğinde, geleneksel bankacılık sınırlarını aşan bir platforma dönüşen kurum, veriye dayalı skorlama modelleriyle finans dünyasında yepyeni bir standart belirliyor. Fintechtime okurları için bir araya geldiğimiz Koray Gültekin Bahar ile söz konusu stratejik dönüşümün kodlarını, gömülü finansın geleceğini ve Figopara’nın küresel pazarı domine etme hedeflerini konuştuk. Sektörün en deneyimli isimlerinden birinin perspektifiyle, dijitalleşen finansın rotasını mercek altına aldık.”
Koray Bey, finans dünyasında nakit akışına erişim her zaman kritikti ancak günümüzün volatil piyasa koşullarında stratejik bir zorunluluk haline geldi. Figopara’nın tedarik zinciri finansmanındaki (SCF) dijitalleşme vizyonunu, geleneksel yöntemlerin ötesine taşıyan temel teknolojik farklar nelerdir?

Küresel ölçekte yüksek enflasyon, sıkı para politikaları ve jeopolitik belirsizlikler şirketlerin nakit akışını her zamankinden daha kritik hale getirdi. Özellikle KOBİ’ler açısından finansmana hızlı, esnek ve veriye dayalı erişim artık operasyonel bir ihtiyacın ötesinde sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi.
Türkiye’de de işletmelerin en önemli gündem maddeleri arasında finansmana erişim yer alıyor. Biz Figopara’da tedarik zinciri finansmanını yalnızca bir finansman ürününün ötesinde, veri ve teknolojiyle yeniden şekillenen bir ekosistem olarak görüyoruz. Bildiğiniz gibi geleneksel tedarik zinciri finansmanını yavaşlatan üç temel konu; kâğıt bazlı süreçler, tek bir bankaya bağımlılık ve risk değerlendirmesinin geçmiş bilanço verisine dayanmasıdır. Figopara’yı kuran tezimiz ise bu üç sürtünmeyi aynı anda çözmekti. Yani geleneksel yapılarda süreçler daha manuel, belge yoğun ve zaman alan modeller üzerinden ilerlerken, biz bankaları, finans kuruluşlarını, ERP sistemlerini ve şirketleri tek platform üzerinde buluşturan dijital bir altyapı sunuyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda yabancı yatırımcılara satışımız gerçekleştirdiğimiz eski girişimimiz Foriba döneminden gelen e-fatura altyapısı tecrübemiz, Figopara’nın gerçek zamanlı ticari veriyle çalışan akıllı bir yapıya sahip olmasını sağladı. Bir KOBİ fatura kestiği anda sistemimizde finansman teklifine ulaşabiliyor. Dolayısıyla bilanço kapanışı beklemeye, fiziksel belge dolaşımına ya da manuel onay süreçlerine ihtiyaç kalmıyor. Bir diğer önemli kırılma noktamız ise çoklu finansör mimarimiz oldu. KOBİ, tek bir platform üzerinden farklı banka ve faktoring kuruluşlarının tekliflerini eş zamanlı olarak görebiliyor, hızla karşılaştırabiliyor ve ihtiyaçlarına uygun finansmana çok daha hızlı ulaşabiliyor. Bu yapı hem fiyat keşfini hızlandırıyor hem de finansör tarafında sağlıklı bir rekabet ortamı yaratıyor.
Bugün geldiğimiz noktada 2026 yılının ilk 4 ayında Figopara üzerinden toplam yaklaşık 20 Milyar TL finansman hacmi yönetildi. Yapay zekâ ve alternatif veri analitiği destekli altyapımız sayesinde daha doğru risk analizi ve daha kapsayıcı finansman modelleri de oluşturabiliyoruz. Özellikle KOBİ’lerin dijital ayak izlerini analiz eden yapılar, finansal sisteme erişimi daha demokratik hale getiriyor. KOBİ’lerin finansal görünürlüğünü güçlendirmek için ticari ilişkiler, fatura akışları ve ödeme davranışları gibi çok katmanlı veri setlerini analiz ediyoruz. Geliştirdiğimiz skorlama modelleri çift taraflı bir değer yaratıyor. Finansal kuruluşların daha isabetli ve veri odaklı kararlar almasına katkı sağlarken, KOBİ’lerin finansmana erişimini de daha hızlı ve kolay hale getiriyor.
Sonuç olarak Figopara, dijitalleşmiş bir geleneksel faktoring kuruluşu değil, baştan dijital olarak tasarlanmış, BDDK lisansı altında faaliyet gösteren bir finansman ağıdır. Bunun en somut göstergesi insan gücüne oranımız. Şöyle ki; 95 çalışanla sektör ortalamasının çok üzerinde bir verimlilikle iş üretiyoruz.
Fintek ekosistemi içinde Figopara, bankalarla rakip olmak yerine bankacılık sistemine nitelikli veri akışı sağlayan bir köprü görevi üstleniyor. Söz konusu sinerjinin finansal sistemin bütününe sağladığı katma değeri ve kurumunuzun sektördeki konumlandırmasını nasıl tanımlarsınız?
Türkiye’de bankaların bilanço gücü tartışılmaz ancak belli ölçekteki faktoring işlemleri için doğal olarak pahalı kalabiliyor. Figopara’nın değer önerisi tam burada başlıyor. Biz, bankaların odağı dışında kalan KOBİ tabanını ulaşılabilir kılarken, üzerine zenginleştirilmiş veri katmanı bindiren bir altyapı sağlıyoruz.
Platforma giren her fatura tek başına bir veri olmanın ötesinde alıcı-satıcı ilişkilerinin, ödeme davranışlarının ve sektörel yoğunlaşmaların oluşturduğu bir ağın parçası. Bu ağ bilgisini bankalara açtığımızda, onların kendi başına ulaşamayacağı ölçekte bir risk görünürlüğü sunmuş oluyoruz. Dolayısıyla burada klasik anlamda aracıları veya komisyoncuları işlemden kaldırarak (disintermediation) değil, aksine bankacılık sisteminin KOBİ’lere açılan kapasitesini büyütüyoruz.
Bugün finans dünyasında en değerli unsurlardan biri veri. Özellikle KOBİ’ler tarafında şirketlerin finansal davranışlarını, ticari ilişkilerini ve nakit akış dinamiklerini doğru analiz edebilmek daha sağlıklı kredi kararlarının alınmasını sağlıyor. Figopara’nın burada yarattığı temel katma değer, bankalar ile reel sektör arasında dijital bir köprü görevi üstlenmesi. İş Bankası, Akbank, Garanti, Yapı Kredi, Fibabanka, Hayat Finans ve Türkiye Ekonomi Bankası gibi 20’nin üzerinde banka ve finans kuruluşuyla geliştirdiğimiz iş birliklerimizi, finansman sağlamanın dışında finansal kapsayıcılığı artıran, verimliliği destekleyen ve KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandıran bir ekosistem modeli olarak değerlendiriyoruz.
Konumlandırmamız net: Kendimizi rakip değil, finansal ekosistemi güçlendiren bir taşıyıcı altyapı olarak görüyoruz. TOBB Finansal Teknolojiler Sektör Meclisi’nde 900’ü aşkın fintek şirketinin koordinasyonunu yürütürken de aynı yaklaşımı savunuyorum; Türkiye’de fintek ekosistemi, bankacılığa alternatif oluşturmaktan çok onu tamamlayan ve kapasitesini artıran bir yapı niteliği taşıyor.
KOBİ’lerin finansal sağlık durumunu analiz ederken kullandığınız FigoSkor gibi alternatif veri modelleri, kredi tahsis süreçlerinde hata payını nasıl minimize ediyor? Klasik bilanço analizlerinden sıyrılan yöntemin risk yönetimi tarafındaki başarısını hangi verilere dayandırıyorsunuz?
Klasik kredi tahsis modeli bir KOBİ’yi değerlendirirken geçen yılki bilançosuna bakar. Oysa bir KOBİ’nin aktif ticaretinde kime fatura kestiği, hangi alıcılardan kaç günde ödeme aldığı, son altı ayda ticari ağının nasıl evrildiği çok daha güçlü sinyaller sunar. Bizim anlayışımızda bilanço bir KOBİ’nin geçmiş fotoğrafıysa, fatura davranışı şimdiki nabzıdır.
Hayata geçirdiğimiz FigoSkor ve FigoSkor Pro hizmetlerimiz risk analizi süreçlerine yeni bir perspektif kazandırıyor. Ticaret sicil kayıtlarından dijital ayak izlerine kadar onlarca farklı veri noktasını analiz ediyor.
Yapay zekâ temelli yeni ürünümüz FigoSkor’un temeli bu davranışsal veriden oluşuyor. E-fatura akışı sayesinde bize alıcı yoğunlaşmasını, ödeme disiplinini, mevsimselliği ve sektörel kırılganlığı gerçek zamanlı gösteriyor. Bir KOBİ’nin ticari başarısını iki metrikle ölçüyoruz. İlki kabul edilen başvurulardaki gerçekleşen temerrüt oranı ve ikincisi karar süresi. Her iki tarafta da klasik faktoring sürecine kıyasla anlamlı bir mesafe açtık.
FigoSkor’un bir üst sürümü FigoSkor Pro’yu kurumsal alıcılara tedarikçi portföylerinin risk görünürlüğünü sunan bir yapıda ölçeklendirmeye odaklanıyoruz. Büyük üreticilerle bu konuyu masaya yatırıyoruz, çünkü onlar için tedarikçinin ticari sağlığı, kendi tedarik zincirinin sürdürülebilirliği anlamına geliyor.
Temel hedefimiz, işletmelerin hızlı nakde erişimini desteklemek, ticari risk analizlerini gerçek zamanlı verilerle daha öngörülebilir hale getirmek ve KOBİ’lerin ticaret hacmini sürdürülebilir şekilde büyütmelerine katkı sağlamak.
Veri bilimi ve yapay zekâ, finansal ürünlerin kişiselleştirilmesinde artık en güçlü enstrümanlar haline geldi. Söz konusu teknolojilerin Figopara platformundaki derinliğini ve kullanıcı deneyimini pürüzsüzleştirme aşamasındaki rolünü detaylandırır mısınız?
Figopara’da yapay zekayı iki katmanda kullanıyoruz: arka uçta karar mekanizmalarında, ön yüzde çalışan ve kullanıcı deneyiminde.
Arka uçta, FigoSkor ve FigoSkorPro’un üzerine ek tahmin modelleri çalışıyor. Örneğin bir KOBİ’nin önümüzdeki çeyrekte hangi finansman ihtiyacına gireceğini öngörebiliyoruz. Böylece teklifleri o ihtiyaç doğmadan önce sunabiliyoruz. Yani KOBİ finansmanı aramadan finansman ona ulaşıyor.
Ön yüzde ise bu yıl hayata geçirdiğimiz FigoBot var. WhatsApp üzerinden çalışan bu yeni hizmetimiz, KOBİ sahibinin e-fatura verisini yorumlayan, finansal sorularını yanıtlayan bir asistan. Meta üzerindeki mesaj şablonlarımız onaylandı ve canlıda. Türkiye’de bir KOBİ sahibinin günlük arayüzü excel ya da bankacılık panellerinden daha çok WhatsApp. Biz de finansal hizmeti onun yaşadığı yere taşıyoruz. Bana göre kişiselleştirmenin gerçek anlamı da bu. Bir başka deyişle, kişiselleştirme ürünü kullanıcıya taşımakla değil, ürünü kullanıcının doğal akışına entegre etmekle mümkün oluyor. Öte yandan ekiplerimizin de yapay zekâ ile entegre çalışması ve işine adapte etmesi de çok önemli. Yazılım departmanımızdaki uygulamalardan sonra, ürün, veri, raporlama ve diğer operasyon birimlerinde yapay zekâ kullanımını etkin şekilde devreye aldık. Doğru veriye hızlı ve güvenilir biçimde ulaşmak için yapay zekânın rolü burada çok kritik hâle geldi. Önceden uzun sürede yazdığımız ve deneme-yanılma yöntemiyle oluşturduğumuz sorguları artık çok daha hızlı bir şekilde üretebiliyoruz. Bu da veri ekibinin verimliliğini ciddi anlamda artırdı.
Dünyada yükselen bir trend olan gömülü finans, Figopara’nın kurumsal iş birlikleri ve ERP entegrasyonlarıyla nasıl bir ivme kazandı? İlgili modelin, şirketlerin operasyonel süreçlerine doğrudan finansman imkânı sunması, ticari hayatın ritmini nasıl değiştiriyor?
Gömülü finansın temel vaadi KOBİ’nin finansmana erişmek için ayrı bir adım atmasına gerek kalmaması, finansmanın iş akışının bir parçası haline gelmesi. ERP entegrasyonlarımız bu vaadin teknik karşılığını oluşturuyor.
Örneğin bir üretici şirketin tedarikçisi sisteme fatura yüklediğinde, finansman teklifi otomatik tetikleniyor. Böylece tedarikçi ERP arayüzünden çıkmadan likiditeye erişiyor. Bu model klasik finansman akışını saatlerden saniyelere inmesi anlamına geliyor.
Kurumsal iş birliklerimizde son dönemde büyük üreticilerle yoğun şekilde bir araya geliyoruz. Şirketler artık bu yapıyı yalnızca tedarikçilerine sunulan bir kolaylık olarak değerlendirmiyor, tedarik zincirinin sürdürülebilirliği ve operasyonel dayanıklılığı açısından stratejik bir alan olarak konumlandırıyor. Tedarikçi tarafındaki nakit akışı sorunları üretim süreçlerini doğrudan etkileyebiliyor. Gömülü finans çözümleri ise tam bu noktada ekosistemin daha sağlıklı işlemesini destekleyen önemli bir tampon görevi görüyor.
Türkiye’de e-fatura kullanımının ulaştığı yaygınlık da bu dönüşüm açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Dijital altyapı tarafında önemli bir olgunluğa ulaşılmış durumda. Önümüzdeki dönemde asıl dönüşümün, finansman çözümlerinin bu dijital altyapılarla daha entegre çalışmasıyla gerçekleşeceğine inanıyoruz.
Sektördeki liderliğinizi pekiştiren en önemli unsurlardan biri, farklı finansal kuruluşları tek bir platformda toplama yeteneğiniz. Platformlaşma vizyonunuzun, KOBİ’lerin alternatif finansman kaynaklarına erişim hızını ve maliyet etkinliğini nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?
KOBİ’lerin alternatif finansmana erişim süreçlerinde karşılaştığı zorluklardan biri zaman ve diğeri de operasyon yükü oluyor. Farklı finans kuruluşlarıyla ayrı ayrı iletişim kurmak, her kurum için yeniden belge hazırlamak ve teklifleri karşılaştırmak işletmeler açısından ciddi bir iş gücü yükü ve zaman maliyeti yaratıyor.
Figopara olarak geliştirdiğimiz platform yapısı, bu süreci daha hızlı, güvenli, sade ve erişilebilir hale getiriyor. Tek bir başvuru üzerinden birden fazla finans kuruluşundan eş zamanlı teklif alınabilmesi, KOBİ’lerin finansmana erişim sürecini önemli ölçüde hızlandırıyor. Aynı zamanda finans kuruluşları açısından daha şeffaf ve rekabetçi bir yapı oluşmasını sağlıyor. Bu rekabet ortamı da işletmelerin daha avantajlı finansman koşullarına ulaşmasına katkı sunuyor.
Platformlaşma vizyonumuz kapsamında bir sonraki adımımız finansman ürün yelpazesini genişletmek. Faktoring ötesinde işletme kredileri, KGF destekli ürünler, ihracat finansmanı ve farklı ticari finansman modellerini de aynı çoklu finansör yapısı altında sunmayı hedefliyoruz. KOBİ’lerin tüm finansman ihtiyaçlarını tek bir dijital yapı üzerinden yönetebildiği, arka planda ise güçlü bir finans ekosisteminin çalıştığı bir model inşa ediyoruz.
Şirketinizin yatırım yolculuğunda ulaştığı başarılar, yerli fintek ekosistemi için de önemli bir referans oluşturuyor. Önümüzdeki süreçte planlanan yatırım turları ve sermaye piyasalarıyla entegrasyon hedefleriniz ekseninde 2026-2027 ajandanızda hangi öncelikler yer alıyor?
03
2026-2027 ajandamızın öncelikleri arasında 3 temel eksenimiz var. KOBİ’lere aracılık ettiğimiz finansmanın hacmini büyütmek, ürünlerimizi derinleştirmek ve hedefli satın almalarla Türkiye pazarındaki konumumuzu güçlendirmek.
İlk eksende hem Figopara platformu hem de iştirakimiz FigoFinans aracılığıyla KOBİ’lere aracılık ettiğimiz finansman hacmini önemli ölçüde büyütmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de KOBİ’lerin likidite eksikliği yapısal bir sorun. Biz bu alanı sadece dijitalleştirmekle kalmıyoruz, aynı zamanda kaynağı da çoğaltıyoruz. L2G Ventures, Dünya Bankası üyesi IFC, İş Bankası, Sabancı Ventures, Eczacıbaşı Momentum, Finberg, Logo Yazılım, ScaleX Ventures, TechOne Venture Capital, Türkiye Kalkınma Fonu çatısı altındaki TKYB Sermaye Fonu’nda aralarında bulunduğu çok değerli yatırımcılarımızdan oluşan güçlü paydaş yapımız da bu büyümenin altını dolduran sermaye gücünü temsil ediyor. Öte yandan 2026 yılına bizim için çok önemli olan bir yatırımı kapattık. 2026 yılının başında Azimut Portföy’den 10 milyon dolarlık yatırım aldık. Özellikle hızlı büyüdüğümüz bu dönemde hem yerli hem de yabancı birçok fonun yatırım yapmak istediği bir dönemin içindeyiz.
İkinci eksende, ürün tarafında FigoSkor ve FigoSkorPro’yu kurumsal alıcılar için kapsamlı bir tedarikçi risk yönetimi aracına dönüştürürken, FigoBot deneyiminin üzerine kuracağımız yeni nesil yapay zekâ tabanlı KOBİ asistanıyla işletme sahibinin gündelik finansal kararlarını kolaylaştıracağız. Amacımız, KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırırken iş süreçlerini daha verimli, sürdürülebilir ve rahat yönetmelerine destek olmak.
Üçüncü eksende, Türkiye pazarında organik büyümenin yanı sıra hedefli stratejik satın almalar yer alıyor. Türkiye pazarında doğru kurumlarla bir araya gelmenin hem ölçeğimizi hem de KOBİ’ye sunduğumuz değer önerisini güçlendireceğine inanıyoruz.
Tüm bu adımların merkezinde büyümeyi sürdürülebilir birim ekonomisiyle kurma disiplinimiz yer alıyor.
Finansal okuryazarlık ve kapsayıcılık, Figopara’nın toplumsal fayda odaklı vizyonunun bir parçası. KOBİ’lerin finansal farkındalığını artırmak ve onları daha dayanıklı yapılar haline getirmek adına üstlendiğiniz sosyal sorumluluğu nasıl tanımlıyorsunuz?
Türkiye’de KOBİ’lerin temel kırılganlığı sermaye yetersizliği kadar bilgi asimetrisidir. Hangi finansman ürününün kendilerine uygun olduğu, kredi puanını hangi faktörlerin etkilediği, faturalarını ne zaman tahsil etmesi gerektiği gibi sorular çoğu KOBİ sahibi için halâ belirsizliğini koruyor. Bu belirsizlik de işletmelerin ekonomik dayanıklılığını doğrudan zayıflatıyor.
Figopara’nın toplumsal sorumluluk yaklaşımı bu noktada başlıyor. Bloomberght.com’daki köşe yazılarımda ve sosyal mecralardaki paylaşımlarımda Türkiye fintek ekosistemini ve KOBİ finansmanını mümkün olduğunca anlaşılır şekilde aktarmaya çalışıyorum. FigoBot da aslında bu vizyonun ürünleşmiş hali. Bir KOBİ sahibinin WhatsApp’ta sorduğu “bu ay nakit akışım nasıl görünüyor?” sorusuna anlamlı bir cevap vermek, finansal okuryazarlığın en pratik ve erişilebilir halidir.
TOBB Finansal Teknolojiler Sektör Meclisi Başkanlığı görevimde de aynı yaklaşımı sürdürüyorum. Amacımız regülasyon yapıcılarla KOBİ tarafını ortak bir dilde buluşturmak ve fintek sektörünün toplumsal faydasını politika düzeyinde görünür kılmak. Çünkü kapsayıcılık ancak bu ekosistem bütünlüğüyle sağlanabilir.
Son olarak, sektördeki uzun yıllara dayanan deneyiminizle genç girişimcilere ve fintek liderlerine bir tavsiyede bulunmanızı istesek; hızla değişen teknoloji ve regülasyon evreninde değişmez olan tek başarı kriteri sizce nedir?
Teknoloji ve regülasyon evreni gerçekten hızla değişiyor ancak 25 yıl önceki girişimcilerle bugünün girişimcilerinin paylaştığı ortak payda var; o da müşterinin gerçek sorununa odaklanmak.
Önceki girişimimiz Foriba’da e-fatura altyapısını geliştirirken de Figopara’da KOBİ’lerin likiditeye erişimini dijitalleştirirken de odağı her zaman ürünün kendisinden önce probleme koydum. Çünkü belirleyici olan, pazarın teorik olarak ne istediğinden çok müşterinin günlük iş akışında gerçekten hissettiği ihtiyaç ve çözülmeyi bekleyen problemdir. Teknoloji ise bu problemi çözen araçtır, tek başına amaç değildir.
İkinci olarak, güvenin en değerli kurumsal varlıklardan biri olduğuna inanıyorum. Fintek dünyasında ürünler benzer hale gelebiliyor, fiyat avantajları değişebiliyor. Kurumsal güvenin oluşması ise uzun yıllar gerektiriyor. Kaybı ise çok daha hızlı yaşanabiliyor. BDDK lisansımız, IFC, İş Bankası ve Sabancı gibi güçlü yatırımcılarla kurduğumuz yapı ve bankalarla geliştirdiğimiz operasyonel iş birlikleri, bunların tamamı Figopara’nın yıllar içinde oluşturduğu güven sermayesinin bir parçasını temsil ediyor.
Üçüncüsü ve belki en önemli konu dayanıklılık. Türk girişimcilik ekosisteminde başarının ölçüsü sıçramak değil, ayakta kalabilmektir. Sıçramalar zaten ayakta kalanlara nasip oluyor.
