Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Arzu Barbaros ile Fintechtime Haziran sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj şimdi yayında.
“Virgosol, yazılım kalitesi ve test otomasyonu alanında Türkiye’den çıkan teknoloji şirketlerinin küresel pazarda nasıl konumlanabileceğine dair güçlü bir örnek sunuyor. Yapay zeka destekli çözümler, ürün şirketine dönüşüm vizyonu, Avrupa ve İngiltere odaklı büyüme planı ve kadın liderliğini çeşitlilik perspektifiyle ele alan kurum kültürü; şirketin hikayesini yalnızca teknoloji başarısı olarak okumayı zorlaştırıyor. Virgosol Kurucu Ortağı ve Co-CEO’su Arzu Barbaros ile RabbitQA’nın sektörel etkisinden finteklerde kalite güvencesine, Revo Capital yatırımından global pazarlara, diversity yaklaşımından kadın liderlere önerilerine uzanan kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.”
Yapay zeka iş yapış şeklini değiştirdi
Arzu Hanım, yapay zeka ve yazılım test teknolojileri alanında küresel çapta ses getiren projelere imza atıyorsunuz. Söyleşimize başlarken Virgosol’ün güncel hizmet alanlarını, geliştirdiği çekirdek teknolojileri ve kurumların dijital dönüşüm yolculuğunda sunduğu yeni nesil çözümleri okurlarımız için detaylandırır mısınız?

Virgosol’ün bugün geldiği noktayı anlatırken önce yapay zekayı nasıl konumlandırdığımızı açmak isterim. Yapay zeka, mevcut işleri yalnızca daha hızlı yapmamızı sağlayan bir araç olarak okunursa eksik anlaşılır. Ben bunu tekerleğin icadı gibi görüyorum. Çünkü burada iş yapış şeklinin kendisi değişti. Tekerleği icat ettiğinizde yalnızca hareket etme hızınız artmaz; yol, taşıma, üretim ve iş bölümü de yeniden kurgulanır. Yapay zeka da yazılım geliştirme ve kalite süreçlerinde böyle bir kırılma yaratıyor.
“Yapay zeka, aynı şeyi daha hızlı yapmakla sınırlı bir teknoloji değil. Tekerleğin icadı gibi. İş yapış şeklinin kendisi değişti.”
Biz Virgosol’de tam olarak bu ekosistemin eksik kalan halkalarına odaklanıyoruz. Yazılım geliştirme sürecinde kodun yazılması önemli bir adım; fakat doğru fikrin tariflenmesi, o fikrin yeterince değer üretip üretmeyeceğinin anlaşılması, teknik analizin doğru yapılması, kodu üretecek yapıya doğru girdinin verilmesi, sonrasında test, kalite kontrol, performans, erişilebilirlik ve güvenilirlik gibi alanların birlikte çalışması gerekiyor. Yapay zeka üretimi hızlandırırken, onu çevreleyen bu katmanlar aynı hızda olgunlaşmazsa sistemin bütünü riskli hâle geliyor.
Bu nedenle geliştirdiğimiz yapay zeka platformu, yalnızca kod yazma adımına odaklanmıyor. Fikir aşamasından başlıyor. “Bu fikir yeterince detaylı mı, değer üretebilir mi, hangi teknik gereksinimlere sahip, hangi riskleri barındırıyor?” sorularını yapay zeka ile birlikte düşündürüyoruz. Ardından teknik analiz, kod üreten sistemlerle aynı dili konuşan çıktıların oluşturulması, test ve kalite akışları geliyor. Böylece farklı aşamalarda kopuk çalışan yapılar yerine, aynı mindset ile ilerleyen bütünsel bir sistem yaratıyoruz.
“İnsanın düşüncesiyle yapay zeka düşüncesini birleştirdiğimizde, ortaya daha bütünsel bir çıktı çıkıyor. Bu da ürüne duyulan güveni artırıyor.”
Virgosol’ün güncel çözüm ailesinde farklı olgunluk seviyelerine hitap eden ürün ve hizmetler var. Bazı kurumlar yapay zeka destekli kalite güvencesine doğrudan geçebilecek seviyede; bazı kurumlar henüz temel test süreçlerini yeterince yapılandırmamış durumda. Biz bu yüzden kurumun ihtiyacına göre esneyebilen bir yapı kurduk. Test ve kalite hizmetleri, yapay zeka destekli test otomasyonu, performans testleri, erişilebilirlik modülleri ve RabbitQA’nın merkezde olduğu yapay zeka platform yaklaşımı bu çözüm ailesinin parçaları.
Özellikle fintek, bankacılık, ödeme sistemleri, sigorta, havacılık ve yüksek operasyonel risk taşıyan dijital işlerde yazılım kalitesi artık arka planda kalan teknik bir konu olmaktan çıktı. Bir sanal POS sürecinde, bir ödeme akışında, bir mobil bankacılık ekranında ya da yüksek hacimli bir işlem sisteminde kalite; müşteri deneyimi, regülasyon, itibar ve iş sürekliliğiyle doğrudan ilişkili. Biz kurumlara yalnızca test kapasitesi sunmuyoruz; yazılım kalitesini stratejik bir risk yönetimi ve büyüme aracı hâline getiriyoruz.
Yatırım, A takımını ve global vizyonu büyütmek için kaldıraç oldu
Virgosol kısa süre önce Revo Capital’den 3,5 milyon dolarlık stratejik bir yatırım alarak küresel büyüme hedeflerini hızlandırdı. Söz konusu yatırım turunun ardından 2027 yılındaki Seri B hedefinize doğru ilerlerken, uluslararası pazarlardaki varlığınızı iki katına çıkarma vizyonunuzu hangi temel adımlarla somutlaştırıyorsunuz?
Bu yatırım bizim için yalnızca finansal bir kaynak anlamına gelmiyor. Revo Capital ile aynı vizyona, aynı dile ve aynı değer setine sahip olmak bizim adımıza çok kıymetli. Biz büyük bir yatırım turuna çıkmadık; sınırlı sayıda görüşme yaptık. Çünkü şirketi yatırım almayı önceliklendirerek kurmadık. Yatırım alsak da almasak da yola devam edecek bir yapı kurmuştuk. Doğru yatırımcıyla karşılaşınca da bunu büyüme yolculuğumuzu hızlandıracak stratejik bir ortaklık olarak gördük.
“Yatırımcıyla ilişkiyi hesap verme tonu üzerinden kurmuyoruz. Aynı vizyona inanan ortaklar olarak birlikte düşünüyoruz.”
Yatırım sonrasında en çok odaklandığımız konulardan biri A takımını kurmak oldu. Bir şirketin ölçeği, kurduğu takımın potansiyeli kadar büyür. Global bir zeminde var olmak istiyorsanız, yalnızca iyi ürün geliştirmek yetmiyor; o ürünü anlatacak, satacak, destekleyecek, doğru pazarlara taşıyacak ve global dilde konumlandıracak güçlü bir ekibe ihtiyacınız var. Bu nedenle içeride hem teknoloji hem satış hem strateji hem de pazarlama tarafında takımı güçlendiriyoruz.
İkinci önemli başlık, yurt dışındaki Türkiye komünitesini aktif bir güç olarak kullanmak. Dünyanın çok farklı noktalarında çok iyi pozisyonlarda çalışan Türk teknoloji liderleri, mühendisler ve yöneticiler var. Türk mühendisliği globalde ciddi bir saygınlık kazanmış durumda. Burada güçlü bir güven köprüsü kurulabileceğini düşünüyorum. Türkiye’den çıkan bir ürünün dünyada kabul görmesi için yalnızca iyi olması yetmiyor; doğru referanslarla, doğru network ile, doğru güven ilişkileriyle pazara girmesi gerekiyor.
Üçüncü başlık, servis şirketinden ürün şirketine dönüşümü hızlandırmak. Türkiye’de az sayıda şirketin gerçekten başarabileceği zorlu bir dönüşüm bu. Biz şirketi kurarken bir product company olma vizyonumuz vardı. Sıfır sermaye ile başladık; servisle kazandığımızı Ar-Ge’ye yatırdık. Altı yıl yatırım almadan ilerledik. Bugün geldiğimiz noktada ürün şirketi olarak partner modeliyle ölçeklenmek, global MSP’ler ve büyük teknoloji servis sağlayıcılarıyla birlikte büyümek istiyoruz.
“Şirketi kurarken bir ürün şirketi olma vizyonumuz vardı. Servisle kazandığımızı Ar-Ge’ye yatırdık. Altı yıl yatırım almadan ilerledik.”
Avrupa’yı ve İngiltere’yi büyümenin ilk ana zemini olarak seçtik. Amerika pazarı çok büyük bir fırsat; fakat çok hızlı büyümenin aynı hızda risk yaratabileceğini de biliyoruz. Önce Avrupa ve İngiltere’de kontrollü, kaliteli ve sürdürülebilir bir büyüme yaratmak istiyoruz. Ardından Amerika’da büyümeyi başlatmak bizim için daha sağlıklı bir yol olacak. Çünkü bizim için büyümek kadar, o büyümeyi itibarlı ve kaliteli şekilde sürdürmek de önemli.
Türkiye’den global bir ürün şirketi çıkabileceğine inanıyoruz
Geride bıraktığımız 2025 yılında ihracat gelirinizi üç katına, ürün satışlarınızı ise iki katına çıkararak muazzam bir ivme yakaladınız. Ölçeklenme hızının katlanarak arttığı anılan süreçte, yerel pazardaki gücünüzü küresel standartlara taşırken arkanızdaki en güçlü stratejik motivasyon neydi?
Bizim en güçlü stratejik motivasyonumuz başından beri aynı: Türkiye’den global ölçekte kabul gören bir ürün şirketi çıkarabileceğimize inanıyoruz. Şirketi kurarken yalnızca servis veren bir yapı olmayı hedeflemedik. Servisle kazandığımızı ürüne, üründe öğrendiğimizi pazara, pazarda duyduğumuz ihtiyacı yeniden Ar-Ge’ye taşıdık. Bu döngü bize çok büyük bir saha deneyimi kazandırdı.
Altı yıldır pazarı, kurumların ihtiyaçlarını, kalite güvencesi tarafındaki gerçek acıları ve test otomasyonunun neden sürdürülebilir çalışmadığını çok yakından dinledik. Bu deneyim bize ürün ailemizi parça parça ama bütünsel bir stratejiyle kurma imkanı verdi. Her kuruma devasa bir platformla gitmek her zaman anlamlı olmuyor. Bazı kurumların yalnızca kalite raporlamasına, bazılarının performans testine, bazılarının erişilebilirlik modülüne, bazılarının ise uçtan uca yapay zeka destekli platform yaklaşımına ihtiyacı var.
“Her kuruma devasa bir çözüm taşımak zorunda değilsiniz. İhtiyacın yüzde 80’ini doğru karşılayan ürün, kurum için gerçek değeri yaratır.”
Yerel pazardaki gücü küresel standarda taşırken en önemli motivasyonlardan biri de referans değeri oldu. Türkiye’de büyük kurumlarla çalışmak, zorlu dönüşümlerde sorumluluk almak ve başarılı sonuçlar üretmek bize çok güçlü bir zemin sağladı. Örneğin tenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan Türkiye’nin lider bankalarından birinde üstlendiğimiz geçiş süreci bizim için önemli bir başarı hikayesi oldu. Büyük bir core banking dönüşümünde kalite sorumluluğunu ilk günden itibaren üstlendik. Canlıya geçiş sonrasında ekibin eve gidip uyuyabildiği, hata çıkmadan tamamlanan bir geçişten söz ediyoruz. Bu, yurt dışında benzer projeler yöneten profesyonellerin dikkatini çeken bir başarı oldu.
“Başarı, zincirdeki bütün halkaların iyi olmasıyla mümkün. Bir halka zayıf kaldığında sonuç etkileniyor.”
Bu tür referanslar global pazarda kapı açıyor. Yurt dışındaki kurumlar kalite, sürdürülebilirlik ve stabilite konularına çok stratejik bakıyor. Türkiye’de üç ayda çalışan bir otomasyon kurabilmek büyük bir değer olarak görülürken, yurt dışında bazı pazarlarda hızdan önce sürdürülebilirlik, güven ve kalite konuşuluyor. Bu farkları öğrenmek ve stratejiyi buna göre kurmak da bizim globalleşme yolculuğumuzun önemli bir parçası.
RabbitQA kaliteyi fikrin başladığı ana taşıyor
Finansal teknolojiler ekosisteminde yazılım kalitesi ve test otomasyonu artık geliştirme aşaması kadar hayati bir önem taşıyor. Amiral geminiz RabbitQA’nın yapay zeka temelli altyapısı, finans ve bankacılık sektöründeki kurumların operasyonel verimliliğini artırırken, test otomasyonu alanında küresel pazarı domine etmek hedefinize nasıl bir boyut kazandırıyor?

RabbitQA’yı bizim açımızdan özel kılan nokta, onu yalnızca test otomasyonu platformu olarak konumlandırmamamız. RabbitQA tamamen yapay zeka platformu mantığıyla gelişiyor. Yazılım geliştirme sürecinde kodun yazıldığı anın öncesini ve sonrasını birlikte ele alıyor. Çünkü kaliteyi yalnızca en sonda “Bu olmuş mu?” diye sorulan bir kontrol noktası olarak görürseniz, hatayı geç yakalarsınız. Oysa doğru soruları fikrin başladığı anda sorabilirseniz, hem maliyeti hem zamanı hem de riski çok erken aşamada yönetebilirsiniz.
Finans ve bankacılık gibi alanlarda bunun önemi çok daha büyük. Çünkü bu sektörlerde detay fazla, paydaş fazla, regülasyon yoğun, müşteri deneyimi hassas ve operasyonel risk yüksek. Bir hata yalnızca teknik hata olarak kalmıyor; iş sürekliliğini, müşteri güvenini, uyum süreçlerini ve marka itibarını etkileyebiliyor. RabbitQA bu nedenle fintek ve finans kurumları için yalnızca hız kazandıran bir araç anlamına gelmiyor; kaliteyi, regülasyonu, performansı ve kullanıcı deneyimini aynı masada düşündüren bir karar destek yapısına dönüşüyor.
“Fintek detayı çok, paydaşı çok bir sektör. Bu nedenle kaliteyi en başta düşünmek inanılmaz bir verimlilik sağlıyor.”
Bizim yaklaşımımızda yapay zeka tek başına karar veren bir yapı olarak çalışmıyor. Her aşamada insan onayı ve insan katkısı var. Çünkü yapay zeka çok güçlü bir üretim ve düşünme desteği sağlıyor; fakat insanın deneyimi, sezgisi, önceliklendirmesi ve nihai kararı kaliteyi belirleyen kritik unsur olmaya devam ediyor. Bir işi sıfırdan yapmak 50 birim efor gerektiriyorsa, yapay zekanın ürettiği çıktıya insanın doğru noktada onay vermesi ve yön vermesi bu eforu çok daha yönetilebilir seviyeye indiriyor.
“Her aşamada insan onayı koyuyoruz. ‘Bu olmuş’ demenin eforu birse, bunu baştan yapmanın eforu elli. Yapay zekanın gücünü kullanıyor, insan katkısını da koruyoruz.”
Küresel pazarı domine etme hedefimize gelince, burada iki farklı büyüme hattımız var. RabbitQA gibi daha büyük ticket size’a sahip, stratejik dönüşüm ürünü olan yapılar daha uzun satış döngüleriyle ilerliyor. Bunun yanında RabbitQA üzerinden çalışan daha hızlı tak-çalıştır modeller, daha küçük modüller ve dijital pazarlama ile yaygınlaştırılabilecek ürünler de var. Bir tarafta büyük kurumlara uçtan uca dönüşüm sunarken, diğer tarafta new logo kazanımı ve marka bilinirliğini artıracak daha çevik ürün modelleriyle pazarda yaygınlaşmayı hedefliyoruz.
Finteklerde kalite güvencesi artık büyüme stratejisinin parçası
Fintekler Virgosol için neden öncelikli bir pazar? Bu kurumların karşılaştığı sorunlara karşı nasıl çözüm örnekleri sunuyorsunuz?
Fintek bizim için öncelikli pazarlardan biri. Çünkü para hareketi, işlem güvenliği, regülasyon, kesintisiz hizmet, kullanıcı deneyimi ve hız aynı anda yönetilmek zorunda. Bankalar ve finans kuruluşları bu alandaki acıyı uzun yıllardır deneyimledi. Bu nedenle kalite, test, performans ve güvenilirlik yatırımlarının önemini daha hızlı kavrayabiliyorlar. Fintek tarafında da hızlı aksiyon alma kültürü, yoğun ürün geliştirme temposu ve regülasyon baskısı kalite güvencesini stratejik bir konu hâline getiriyor.
Bir fintek yeni bir ödeme akışı geliştiriyorsa, yeni bir sanal POS özelliği sunuyorsa, farklı ülkelerde çalışacak bir finansal servis planlıyorsa ya da regülasyona tabi bir müşteri deneyimi tasarlıyorsa, kaliteyi en sonda ele alamaz. Çünkü süreçte bir hata yalnızca teknik problem yaratmaz; müşteri kaybı, itibar riski, operasyonel kesinti ve regülasyon uyumsuzluğu doğurabilir. Biz bu noktada kurumlara yalnızca test kapasitesi sağlamıyoruz. Ürünün fikrinden başlayarak hangi riskleri taşıdığını, hangi entegrasyonlara dokunduğunu, hangi performans ve erişilebilirlik gereksinimlerine sahip olduğunu birlikte görünür hâle getiriyoruz.
“Finteklerde hata, yalnızca teknik hata olarak kalmaz. Kullanıcı deneyimini, regülasyonu, itibarı ve iş sürekliliğini aynı anda etkiler.”
Az önce aktardığımdönüşüm örneği bu yaklaşımın iyi bir karşılığı. Süreçte kalite tarafını ilk günden itibaren üstlendik. Burada yalnızca bir test aracı koymadık; governance, ürün yaklaşımı, kalite sorumluluğu ve mentorluk tarafını birlikte ele aldık. Canlıya geçişin sorunsuz tamamlanması, hem bizim için hem de projeyi dışarıdan izleyen profesyoneller için güçlü bir referans oldu. Bu bize şunu gösterdi: Fintek ve bankacılıkta başarı, tek bir teknolojiyle gelmiyor. Zincirdeki bütün halkaların birlikte çalışması gerekiyor.
“Bizim yarattığımız fark, yalnızca ürün koymakla sınırlı kalmıyor. Governance, ürün, mentorluk ve kalite yaklaşımını aynı pakette ele alıyoruz.”
Erişilebilirlik de fintekler için giderek daha önemli bir çözüm alanı hâline geliyor. Regülasyonların etkisiyle dijital hizmetlerin herkes için erişilebilir olması zorunlu bir gündeme dönüşüyor. Bu alanda ciddi yaptırımlar var. Biz erişilebilirlik testlerini hızlı şekilde yapabiliyor, kurumlara hangi alanlarda iyileştirme gerektiğini raporlayabiliyoruz. Performans testleri, yüksek işlem hacmine sahip fintekler için bir başka kritik başlık. Yoğun kampanya dönemlerinde, ani trafik artışlarında veya yeni ürün lansmanlarında sistemin ayakta kalması ticari başarının doğrudan parçası.
Bu nedenle finteklerde kalite güvencesi artık geliştirme sürecinin yardımcı adımı gibi konumlanamaz. Büyümenin, müşteri güveninin ve regülasyona uyumun ana unsurlarından biri hâline gelir. Biz Virgosol’de tam bu noktada değer yaratıyoruz.
Pazarın olgunluğu farklı, ihtiyaçları aynı derecede kritik
Finansal teknolojiler ve yazılım ekosisteminde kalite güvencesi artık isteğe bağlı bir adımdan ziyade hayati bir zorunluluk barındırıyor. Sektörün mevcut durumunu makro bir perspektifle değerlendirdiğinizde kurumların test otomasyonu olgunluğunu hangi seviyede görüyorsunuz? Pazarı domine eden öne çıkan çözümlerinizle birlikte Virgosol’ün ana hedef kitlesine sunduğu katma değeri detaylandırır mısınız?
Pazarda çok farklı olgunluk seviyeleri görüyoruz. Bir kuruma gittiğinizde “Yapay zekayı kalite süreçlerine nasıl entegre edeceğiz?” diye konuşabileceğiniz bir seviye var. Başka bir kurumda ise temel test süreçleri henüz yeterince yapılandırılmamış olabiliyor. Hatta bazı kurumlar “Ben daha test yapmıyorum, yapay zekayla nereden başlayacağım?” noktasında duruyor. Bu yüzden pazarın en büyük konusu aslında olgunluk farkı. Herkese aynı çözümü anlatmak yerine kurumun bulunduğu noktayı doğru anlamak gerekiyor.
Biz bu nedenle çözüm ailemizi farklı ihtiyaçlara göre kurduk. Bir kurumun mevcut kalite süreçlerini dışarıdan değerlendirip raporlayabiliyoruz. “Bu yapıyı bize ver, kalitesini kontrol edelim, risklerini çıkaralım, iyileştirilmesi gereken alanları gösterelim” diyebiliyoruz. Bu özellikle insan istihdamının yüksek maliyet yarattığı ve uzman kaynak bulmanın zorlaştığı alanlarda çok değerli. Ortak kaynak havuzu ve deneyimli kalite ekibimizle, kurumların erişemediği uzmanlığı yönetilebilir bir modelle sunabiliyoruz.
Test otomasyonu tarafında pazardaki en büyük problem sürdürülebilirlik. Birçok kurum test otomasyonuna yatırım yapmak istiyor; fakat sistemin kurulması, bakımının yapılması, değişen uygulamalara adapte edilmesi ve işletilmesi en az yazılım geliştirme kadar maliyetli hâle gelebiliyor. Bizim mimarimiz ve arka plandaki teknolojimiz bu işletim yükünü azaltmaya odaklanıyor. Minimum eforla gelişen sisteme adapte olabilen, gerçek zamanlı olarak çalışabilen ve sürdürülebilirliği daha kolay yönetilen bir test otomasyon yaklaşımı sunuyoruz.
Performans test ürünlerimiz, erişilebilirlik modülümüz ve yapay zeka destekli kalite çözümlerimiz de bu bütünün parçaları. Erişilebilirlik özellikle regülasyon etkisiyle daha kritik hâle geliyor. Bu alanda ciddi yükümlülükler ve yaptırımlar var. Biz erişilebilirlik testlerini hızlı şekilde yapabiliyor, kurumlara sonuçları ve iyileştirme alanlarını gösterebiliyoruz. Fintek ve bankacılıkta bu konu daha da hassas; çünkü dijital hizmetlerin erişilebilir, güvenilir ve kesintisiz olması kullanıcı deneyiminin yanında uyum ve itibar boyutu da taşıyor.
Ana hedef kitlemiz yalnızca bankalar ya da fintekler ile sınırlı kalmıyor; dijital ürün geliştiren, yüksek işlem hacmine sahip, müşteri deneyimi kritik olan, regülasyona tabi ya da yazılım kalitesindeki hatanın ticari riske dönüştüğü tüm organizasyonlar bizim doğal pazarımız. Fintek bizim için öncelikli pazarlardan biri; çünkü sektörde hız, güven, uyum ve kullanıcı deneyimi aynı anda yönetilmek zorunda. Bizim katma değerimiz de tam burada ortaya çıkıyor: Kurumlara yalnızca test kapasitesi sunmuyoruz; yazılım kalitesini stratejik bir risk yönetimi ve büyüme aracı hâline getiriyoruz.
Kalite, sürecin sonundaki kontrol noktası olmaktan çıkmalı
Yapay zeka destekli altyapıların test süreçlerine entegrasyonuyla birlikte yazılım dünyası yepyeni bir boyuta taşınıyor. Kalite güvencesi alanındaki teknolojik beklentilerinizi göz önüne aldığınızda, küresel rekabette hata payını sıfırlamak isteyen şirketlere inovasyon yolculuklarında hangi stratejik adımları atmalarını tavsiye edersiniz?
Şirketlere ilk tavsiyem, kaliteyi sürecin sonuna bırakmamaları olur. Eskiden yazılım dünyasında akış çoğu zaman şöyle ilerliyordu: Ürün fikri çıkıyor, analiz yapılıyor, geliştirme başlıyor, ürün ortaya çıkıyor ve en sonunda kalite ekibine “Bu olmuş mu?” diye soruluyordu. Oysa o soruyu en sonda sorduğunuzda, yanıt olumsuzsa yalnızca bir hatayı bulmuş olmuyorsunuz; aylarca emek verilmiş, bütçe harcanmış, iş birimleri zaman ayırmış ve müşteri beklentisi oluşmuş bir yatırımın yanlış yöne gittiğini de görüyorsunuz. Bu nedenle kalite güvencesini en baştan, fikir aşamasından itibaren sürecin içine almak gerekiyor.
Yapay zeka burada çok güçlü bir fırsat yaratıyor. Bir kurum yeni bir ürün fikri düşündüğünde, örneğin bir sanal POS özelliği, yeni bir ödeme akışı ya da farklı ülkelerde çalışacak bir finansal servis geliştirmek istediğinde, yapay zeka destekli sistem ona doğru soruları çok erken aşamada sordurabilir. Hangi ülkede çalışacak? Hangi regülasyonlara tabi olacak? Hangi kullanıcı gruplarına hizmet edecek? Hangi entegrasyonlara dokunacak? Hangi performans kriterlerini karşılaması gerekecek? İnsan bu başlıkların bir kısmını aylar süren toplantılarla netleştirirken, yapay zeka destekli bir kalite mimarisi düşünme sürecini çok daha hızlı ve kapsamlı hâle getirebilir.
“Kaliteyi en sonda sorduğunuzda yalnızca hatayı bulmazsınız; yanlış yöne gitmiş bir yatırımın maliyetini de görürsünüz.”
Burada kritik nokta, yapay zekanın insanın yerine geçmesi yerine insanın karar gücünü büyütmesi. Yapay zekanın gücüyle insanın deneyimini birleştirdiğinizde hem süreç ürünleşiyor hem kalite artıyor. İnsan hâlâ seçimi yapıyor, nihai kararı veriyor, öncelikleri belirliyor. Yapay zeka ise ona farklı perspektifler, risk başlıkları, alternatif senaryolar ve daha geniş bir düşünme alanı sunuyor. Bu yapı doğru kurulursa hem maliyetler düşer hem de yanlış ürüne yatırım yapma riski azalır.
Küresel rekabette hata payını sıfıra yaklaştırmak isteyen şirketler için stratejik adımlar net: Önce kaliteyi bir test departmanı meselesi olmaktan çıkarıp yönetim ajandasına almak gerekiyor. İkinci olarak, otomasyonu sürdürülebilir kurmak gerekiyor; tek sefer çalışan yapılar yerine, değişen ürünle birlikte evrilen bir test mimarisi oluşturulmalı. Üçüncü olarak, yapay zeka destekli araçlar insan onayıyla birlikte tasarlanmalı. Dördüncü olarak, regülasyon, erişilebilirlik, performans ve güvenilirlik gibi başlıklar ürünün en başından itibaren düşünülmeli. Fintek gibi paydaş sayısı yüksek, detayı çok ve riski büyük bir sektörde bu yaklaşım inanılmaz bir verimlilik yaratır.
Gerçek liderlik, çeşitliliği yönetebilme kabiliyeti
Kadın liderliğiyle başlayan konuşmanızın diversity ve kapsayıcı liderlik perspektifine uzandığını görüyoruz. Virgosol’de bu yaklaşımı nasıl bir kurum kültürüne dönüştürüyorsunuz?

Ben kadın liderliği diye başladığımız birçok konuşmada aslında konunun daha geniş bir diversity liderliğine geldiğini görüyorum. Çünkü mesele yalnızca kadınların iş hayatında daha fazla yer alması başlığıyla sınırlı kalmıyor. Kadınların masaya getirdiği perspektifin yerini başka biri dolduramaz. Aynı şekilde farklı kültürlerden, farklı şehirlerden, farklı deneyimlerden, farklı kimliklerden gelen insanların da masaya taşıdığı ayrı bir değer var. Gerçek liderlik, bu çeşitliliği yönetebilme kabiliyeti.
“Kadınların masaya getirdiği perspektifin yerini başka biri dolduramaz. Aynı şekilde farklı kültürlerden, farklı deneyimlerden gelen insanların da masaya taşıdığı değer var. Gerçek liderlik, bu çeşitliliği yönetebilme kabiliyeti.”
Bu yaklaşımı Virgosol’de bilinçli şekilde kurum kültürünün bir parçası hâline getirmeye çalışıyoruz. İçeride farklı kültürlerden, farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen arkadaşlarımızın yer almasını önemsiyoruz. Çünkü bunun ürettiğimiz her şeye etkisi olduğunu görüyoruz. Farklı bakış açıları yalnızca temsil açısından anlam taşımıyor; karar kalitesini, problem çözme biçimini, ürün geliştirme refleksini ve şirketin adaptasyon kabiliyetini doğrudan etkiliyor.
Ben liderlik programı başlattığımda da en çok önemsediğim konulardan biri bu çeşitliliği sağlamak oldu. Çünkü şirketin buna ihtiyacı var. Herkes aynı deneyimden gelirse, aynı açıdan bakarsa, masaya gelen değer sınırlı kalıyor. Oysa farklılıklar yönetilebildiğinde performansı çarpan etkisiyle büyütüyor.
“Farklılıklar yalnızca temsil meselesi değil. Doğru yönetildiğinde performansı büyüten bir çarpan etkisi yaratıyor.”
Bu konuda sektörde de inisiyatif almaya çalıştım. YASAD Kadın Komitesi’nin kuruluş hikayesi benim için çok öğretici oldu. Virgosol henüz çok genç ve küçük bir şirketken YASAD ile tanıştım. Derneğin görünümünde kadın temsilinin çok sınırlı olduğunu fark ettim. Birkaç kez kadın komitesinin kurulup kurulmayacağını sordum. Sonunda “İzin verirseniz ben kurayım” dedim. Zor bir süreçti; çünkü çeşitliliği yönetmek kolay bir iş değil. Her kadın ayrı bir renk, ayrı bir dünya. Ama o komite ayağa kalkınca sektörün renginin nasıl değiştiğini gördük. Liselere gittik, gençlere yazılım sektörünü anlattık, etkinlikler yaptık, birçok insana dokunduk.
“Ben bu işi mağduriyet duygusuyla yapmadım. Kendimi korumak için de yapmadım. Sektörü büyütmek için yaptım. Bendeki gücü sektöre vermek istedim.”
Virgosol’de birlikte büyüme ve paylaşma kültürü de çok önemli. Sosyal sorumluluk projelerinde, sektörel etkinliklerde, müşterilerin düzenlediği toplantılarda veya toplumsal kapsayıcılık başlıklarında ekipten arkadaşlarımızın aktif rol almasını destekliyoruz. Şirket olarak bir anlayışımız var: İçinde bulunduğumuz çevreye net pozitif bir etkiyle girmek ve buna sahip çıkmak istiyoruz. Bu; çeşitlilik, kapsayıcılık, toplumsal fayda ve şirket performansı açısından aynı anda düşündüğümüz bir konu.
Ödüller bizim için kendimizi test etme alanı
The European Software Testing Awards’da küresel devleri geride bırakarak aldığınız ödülün yanı sıra, Deloitte Teknoloji Fast 50 listesinde art arda üçüncü kez yer aldınız ve Meta Teknolojide Kadın Ödülü’ne layık görüldünüz. Elde edilen uluslararası tesciller ve kadın liderliğinin inovasyona etkisi, Virgosol’ün kurum kültürünü nasıl besliyor?
Biz bu tür ödülleri yalnızca pazarlama başarısı olarak görmüyoruz. Elbette markanın bilinirliği, güvenilirliği ve global pazarda daha dikkatle dinlenmesi açısından çok önemli. Fakat bizim için daha derin anlamı şu: Kendimizi doğru yolda test ediyoruz. Şirketi kurduğumuzda iki kişiydik. Hiç paramız yoktu ama işimizi çok seviyor ve çok iyi yaptığımıza inanıyorduk. Daha o günlerde Deloitte Fast 50 gibi kredibilitesi yüksek listelerde yer almayı hedef olarak koymuştuk. Bugün o listede art arda yer almak, uluslararası ödüllerde dünya devleriyle aynı finalde anılmak bizim için “Doğru yolda mıyız?” sorusuna aldığımız güçlü bir yanıt.
The European Software Testing Awards’da global rakiplerle aynı sahnede olmak da bu nedenle çok kıymetliydi. Bizim ölçeğimizde bir şirketin, 100 milyon dolar ürün yatırımı almış dünya devi rakiplerle aynı finalde yer alması bize kendi çapımızı ve potansiyelimizi gösterdi. Bunu “Bir ödül aldık” şeklinde okumuyoruz; ürünümüzün global ölçekte değerlendirilmesi, tarafsız platformlarda görünür olması ve rakiplerimizle aynı standartlarda karşılaştırılması olarak görüyoruz.
“Ödülleri yalnızca pazarlama başarısı olarak görmüyoruz. Kendimizi doğru yolda test ediyoruz.”
Kadın liderliği ve kurum kültürü tarafında ise meseleyi daha geniş bir çeşitlilik başlığında ele alıyoruz. Kadın liderliği Virgosol’de bir vitrin unsuru gibi durmuyor; ürün geliştirmeye, ekip yapısına, toplumsal faydaya ve liderlik anlayışına dokunan bir kültür meselesi olarak gelişiyor. Kadınların, farklı geçmişlerden gelen ekip arkadaşlarının ve farklı bakış açılarının yarattığı katkıyı şirketin performansına doğrudan yansıyan bir güç olarak görüyoruz.
Ayrıca bu alandaki etkinliklere, global programlara ve araştırma gündemlerine de daha fazla katkı sunmak istiyoruz. Çünkü elimizde yeterince veri olmadığını düşünüyorum. Sektör çeşitlilik konusunda gerçekten ne yaşıyor, kadınlar hangi aşamalarda zorlanıyor, teknoloji ekiplerinde temsil nasıl değişiyor, liderlik hattında hangi eşikler var? Bu soruları veriyle konuşmak, farkındalığı daha kalıcı hâle getiriyor. Türkiye’de ve globalde bu alanda daha fazla araştırma yapılması gerektiğine inanıyorum.
Globalleşmenin ilk stratejisi doğru insanlardır
Geçtiğimiz mart ayında global satış stratejilerinize yön vermesi amacıyla Tankut Tümay gibi deneyimli bir ismi kadronuza kattınız. Avrupa ve İngiltere odaklı hedefleriniz çerçevesinde, bahsi geçen transferin 2026 yılındaki küresel genişleme ajandanıza ve müşteri edinimi stratejilerinize yapacağı katkıyı nasıl özetlersiniz?
Globalleşmenin ilk stratejisinin doğru insanlar olduğunu düşünüyorum. Tankut Tümay’ın ekibe katılması da bu nedenle bizim için çok değerli. Avrupa’da özellikle yapay zeka çözümleriyle ilgilenmiş, çok büyük global şirketlerle çalışmış ve bu tip pozisyonlarda uzun yıllar deneyim kazanmış bir isimden söz ediyoruz. Bu deneyim, yalnızca satış bilgisi anlamına gelmiyor; hangi pazarda kiminle, hangi dille, hangi gündemle ve hangi öncelikle konuşulacağını bilmek anlamına geliyor.
“Globalleşmenin ilk stratejisi doğru insanlardır. Doğru insan, şirketin vizyonunu global zeminde vücut bulabilir hâle getirir.”
Bizim için bu transferin önemli taraflarından biri de değer ortaklığı. Tankut Bey de “Burada Türkiye’den çıkan çok güçlü bir şey var, bunu dünyaya mal edelim ve globalde ses getirelim” vizyonuna inanıyor. Bu inanç, şirket vizyonuyla birleştiğinde çok aksiyonlu bir yapı ortaya çıkıyor. Global büyüme hedeflerinde lokasyon, network, doğru temas ve güven ilişkisi çok önemli. Tankut Bey’in Avrupa ve İngiltere hattındaki konumlanması, bu açıdan stratejik bir katkı sağlıyor.
Kısa sürede çok değerli bağlantılar kurdu. Hem direct sales tarafında hem de partnership tarafında güçlü bir pipeline oluşmaya başladı. Benim ilk deneyimlediğim şey, networkünün çok geniş olmasıydı. İş dünyasında geçmişte nasıl bir kimlik oluşturduğunuz, yıllar sonra global büyüme sürecinde büyük bir avantaja dönüşebiliyor. Ben kendi yolculuğumda da bunu yaşadım. Yirmi yıl önce birlikte çalıştığım bir insanla konuştuğumda “Bunu yaparsa sen yaparsın” diyebilmesi, aslında yıllar içinde oluşan güvenin sonucudur. Tankut Bey’in de taşıdığı bu güven, Virgosol’ün global pazarda daha hızlı ve doğru kapılar açmasına katkı sağlıyor.
Avrupa ve İngiltere odaklı büyümede yalnızca satış ekibi kurmakla yetinmiyoruz. Ticari yapıyı, partner modelini, product company olarak konumlanmayı, dijital pazarlama stratejisini ve büyük kurumlarla sürdürülebilir iş birliklerini birlikte tasarlıyoruz. Yurt dışında bir ticari yapı kurma planımız da bu çerçevede ilerliyor. Product company olarak Avrupa’da daha güçlü konumlanmak, müşteri destek yapısını doğru kurmak ve operasyonel riski büyütmeden yaygınlaşmak istiyoruz.
Başarı için hayal, hedef ve planı ayırmak gerekiyor
Kadın liderlere, teknoloji alanında yükselmek isteyen kadınlara ve genç profesyonellere başarı yolculuklarında neler önerirsiniz?
Bugünlerde kendimde de en çok baktığım şeylerden biri şu: İnsanların hayal, hedef ve plan kavramlarını birbirinden ayırması gerekiyor. Hayal başka bir şey, hedef başka bir şey, plan başka bir şey. Ben beş yıl sonraki Virgosol’ü dünyanın farklı ülkelerinde izi olan, ürünleri global pazarda kullanılan bir şirket olarak hayal ediyorum. Birileri buna bugün fazla iddialı diyebilir; ama o benim hayalim. Hedefim daha somut olabilir; örneğin önümüzdeki yıl Gartner’ın ilgili listelerinde yer almak. Planım ise çok daha yakın ve uygulanabilir bir şeydir; üç ay sonra iki kişiyi daha istihdam etmek gibi.
“Hayal başka, hedef başka, plan başka. Hayal çok büyük olabilir; plan ise bugün atacağınız küçük ama stratejik adımdır.”
İnsan bu ayrımı yapabildiğinde hareket halinde kalabiliyor. Çünkü içinde yaşadığımız dünya çok belirsiz. Eski anlamda uzun vadeli, katı stratejik planlar yapmak zorlaştı. Bugün çoğu zaman yalnızca bir adım sonrasını düşünebilirsiniz. O bir adımdan sonra bir sonraki adım görünür. Liderlik yapmak, büyümek ve yolda kalmak biraz da bunu gerektiriyor.
Kadınlar açısından bu konu daha da önemli. Çünkü kadınlara giydirilen çok fazla kalıp var. Bu kalıplar bazen insanın kendi iç sesini duymasını zorlaştırıyor. Ben genç kadınlara ve liderlik yolculuğundaki kadınlara önce kendi iç seslerine ulaşmalarını öneririm. İnsan önce kendi duygusunu görebilmeli. Korkuyor muyum, heyecanlanıyor muyum, gerçekten ne istiyorum, hangi cümleyi kurmaktan çekiniyorum? Bunları kendine itiraf edebilmek çok güçlü bir başlangıç.
“Liderlik, bir ortamda ilk samimi olmaya cesaret edebilen insan olabilmektir.”
Ben liderliği biraz da böyle tanımlıyorum. Bir ortamda ilk samimi olmaya cesaret edebilen insan liderdir. Herkesin içinde korku olabilir, kaygı olabilir, belirsizlik olabilir. “Ben de korkuyorum, ellerim titriyor ama bunu yapalım” diyebilmek, duyguyu masaya koyabilmek ve sonra arkasından cesareti çağırabilmek çok değerli. Samimiyetin arkasından cesaret geliyor.
Kadınların duygularını saklamak zorunda hissetmemelerini de önemsiyorum. Yönetim kurulu toplantılarında ağladığım zamanlar oldu. Duygularımı tutamadığım ama konuyu da anlatmaya devam ettiğim zamanlar oldu. Kadınsan kadınlığını da yaşayacaksın; ama gücünü de masaya koyacaksın, cesaretini de koyacaksın. Kendine samimi olmak, iç sesini duymak, küçük stratejik adımlarla harekette kalmak ve hayal kurmaktan vazgeçmemek başarı yolculuğunda çok kıymetli.
Beş yıl sonra dünyanın her yerinde ışığı yanan bir Virgosol hayal ediyorum
Kurucu Ortağı ve Co-CEO şapkanızla teknoloji ihracatının geleceğine baktığınızda, Türkiye’den çıkan bir girişim olarak global arenada yeni standartlar belirleme yolculuğunuzda önümüzdeki beş yılın en heyecan verici kilometre taşı ne olacak?
Önümüzdeki beş yıl için benim zihnimde çok net bir resim var. Türk Hava Yolları’nın dünyanın farklı noktalarına uzanan rota haritaları vardır ya; ben Virgosol için de böyle bir resim hayal ediyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde ürünlerimizin kullanıldığını, her ülkede bir izimizin olduğunu, yeni bir satış yapıldığında o haritada bir ışığın yandığını görmek istiyorum. Bu bana yalnızca ticari büyüme gibi gelmiyor. Türkiye’den çıkan bir teknoloji ürününün dünyada kabul görmesi, kullanılması ve güven yaratması anlamına geliyor.
“Dünyanın her yerinde ürünlerimizin kullanıldığı, her ülkede izimizin olduğu ve her yeni satışta haritada bir ışığın yandığı bir Virgosol hayal ediyorum.”
Business plan açısından baktığımızda, beş yıl içinde Avrupa ve İngiltere pazarında güçlü bir varlık yaratmış, Türkiye’den daha fazla global gelir üreten ve Amerika pazarında büyümeyi başlatmış bir şirket olmak istiyoruz. Amerika çok büyük bir fırsat ve orada büyümeyi başlatmak bizim için önemli bir kilometre taşı olacak. Fakat bunu aceleyle, kontrolsüz ve operasyonel kaliteyi riske atarak yapmak istemiyoruz. Bizim için itibar, kalite ve sürdürülebilirlik hızlı büyüme kadar değerli.
Global arenada yeni standartlar belirleme yolculuğunda önemli gördüğüm bir diğer kilometre taşı, Gartner gibi uluslararası otoritelerin radarında daha güçlü yer almak. Gartner ile çalışmaya başladık. Kuadrantlara girebilmek için ciro gibi bazı eşikler var; bugün orada olmayabiliriz ama analistlerle konuşmak, cool vendor listeleri gibi farklı platformlarda değerlendirilmek, global ödüllerde ve listelerde görünür olmak bizim için kendimizi test etme alanları. Biz bu tip listeleri ve ödülleri görünürlüğün yanında, ürünümüzün doğru yolda olup olmadığını anlamak için de kullanıyoruz.
Büyük global brandlerle çalışmak da önümüzdeki dönemin kritik kilometre taşlarından biri olacak. Türkiye’de güçlü referanslarla pazara çıkmak bize nasıl kredibilite sağladıysa, yurt dışında da benzer referanslar yaratmak istiyoruz. Bugün büyük bankalarla, büyük telekom operatörleriyle ve global partnerlerle görüşüyoruz. Bu referanslar cebinizde olmadan yeni bir pazara girmek çok zor. O nedenle her doğru müşteri, her doğru proje ve her başarılı dönüşüm bizim için global büyüme yolculuğunun yapı taşı.
Benim kişisel olarak en çok önemsediğim nokta ise şu: Hiçbir zaman “mış gibi” yapmak istemiyoruz. Yoksa yok deriz. Varsa da global standartta var olmasını isteriz. Bir müşterimizin ürünümüzü global bir ürün zannedip sonradan Türkiye’den çıkan bir ürün olduğunu öğrenmesi ve bundan gurur duyması bizim için çok değerli bir geri bildirimdi. İşte tam olarak bu algıyı büyütmek istiyoruz. Türkiye’den çıkan, kalitesiyle dünya standardında kabul edilen, farklı ülkelerde güvenle kullanılan ve teknoloji ihracatında yeni bir hikaye yazan bir Virgosol görmek, önümüzdeki beş yılın en heyecan verici resmi.
